İnönü Üniversitesi Kurumsal Akademik Arşivi
DSpace@İnönü, İnönü Üniversitesi tarafından doğrudan ve dolaylı olarak yayınlanan; kitap, makale, tez, bildiri, rapor, araştırma verisi gibi tüm akademik kaynakları uluslararası standartlarda dijital ortamda depolar, Üniversitenin akademik performansını izlemeye aracılık eder, kaynakları uzun süreli saklar ve telif haklarına uygun olarak Açık Erişime sunar.

Güncel Gönderiler
SOSYAL MEDYA VE SİYASAL AYRIŞMA: 14-28 MAYIS 2023 CUMHURBAŞKANLIĞI SEÇİMİ SÜRECİNDE PROF. DR. ÜMİT ÖZDAĞ’IN TWİTTER MESAJLARININ İNCELENMESİ
(İnönü Üniversitesi., 2025) Kara, Muhammet
Twitter, günümüzde siyasetçilerin kamuoyuyla doğrudan iletişim kurduğu önemli bir platforma dönüşmüştür. Bu dönüşüm, siyasi süreçlerin işleyişini de önemli ölçüde değiştirmiştir. Bu çalışma, 14-28 Mayıs 2023 tarihleri arasında Türkiye’de yapılan Cumhurbaşkanlığı seçimleri sürecinde, Prof. Dr. Ümit Özdağ’ın Twitter üzerinden yaptığı paylaşımların siyasal ayrışma üzerindeki etkilerini incelemeyi; sosyal medyanın siyasi iletişimdeki artan etkisini ortaya koymak ve bu etkilerin siyaset alanındaki dönüşüme nasıl katkı sağladığını amaçlamaktadır. Ayrıca bu çalışmanın amacı, sosyal medyada paylaşılan mesajların insanlar tarafından nasıl algılandığını ve bu algının bireylerin siyasal katılımına nasıl etki ettiğini incelemektir.
Bu kapsamda araştırma, sosyal medyanın özellikle siyasal iletişimdeki rolünü ve ayrışmayı nasıl etkilediğini ortaya koymayı hedeflemektedir. Niteliksel yöntemle yürütülen bu çalışmada, Prof. Dr. Özdağ’ın seçim dönemindeki Twitter paylaşımları içerik analizi yöntemiyle incelenmiştir. İnceleme sürecinde, mesajların toplumsal etkileri ve kamuoyunda nasıl karşılık bulduğu da değerlendirilmiştir.
Çalışma, Özdağ’ın mesajlarında kullanılan dil ve üslubun yanı sıra, bu mesajların siyasal ayrışma çerçevesinde ele alınmış ve sosyal medya kullanıcılarının verdiği tepkiler de değerlendirilmiştir.
Özetle, bu çalışma, sosyal medyanın özellikle Twitter platformunun siyasal iletişimdeki önemini ve bu mecrada paylaşılan mesajların toplum üzerindeki etkilerini ortaya koymaktadır. Prof. Dr. Ümit Özdağ’ın seçim sürecindeki paylaşımları üzerinden yapılan analiz, sosyal medyanın sadece bir iletişim aracı değil, aynı zamanda siyasal ayrışmayı besleyen ve yönlendiren güçlü bir etken haline geldiğini göstermektedir. Twitter üzerinden yürütülen siyasi söylemlerin, bireylerin düşünce biçimlerini, tutumlarını ve siyasal katılım düzeylerini etkileyebildiği görülmektedir. Bu durum, sosyal medyanın demokratik süreçler üzerindeki etkisinin daha yakından takip edilmesini ve bu alanda yapılacak araştırmaların artırılmasını gerekli kılmaktadır. Bu çalışma, sosyal medya-siyaset ilişkisine dair derinleştirici bir bakış sunarken, aynı zamanda gelecekteki benzer araştırmalar için de yol gösterici niteliktedir.
DOĞA TEMELLİ SES FARKINDALIK PROGRAMININ, ERKEN OKURYAZARLIK VE ERKEN MATEMATİK BECERİLERİ ÜZERİNE ETKİSİNİN İNCELENMESİ
(İnönü Üniversitesi, Sağlık Bilimleri Enstitüsü, 2025) Açar,Davut
Doğa Temelli Ses Farkındalık Programının, Erken Okuryazarlık ve Erken Matematik Becerileri Üzerine Etkisinin İncelenmesi
Amaç: Bu araştırmanın amacı, okul öncesi dönemde uygulanan doğa temelli ses farkındalık programının çocukların erken okuryazarlık ve erken matematik becerilerine etkisini incelemektir.
Materyal ve Metot: Çalışmada, öntest-sontest-kalıcılık testi içeren ve kontrol grubu bulunan deneysel bir desen kullanılmıştır. Çalışma grubu, Hakkari ili merkezinde bulunan bağımsız anaokuluna devam eden 5 yaş grubu çocuklar arasından seçilmiş; 15 çocuk deney grubuna, 15 çocuk ise kontrol grubuna dâhil edilmiştir. Veri toplama araçları olarak Anasınıfı Çocuklarına Yönelik Erken Okuryazarlık Testi (EROT) ve Anasınıfı Çocuklarına Yönelik Erken Matematik Becerileri Değerlendirme Aracı (MATBED) kullanılmıştır. Deney grubuna, 10 hafta süresince haftada iki etkinlik şeklinde doğa temelli ses farkındalık programı uygulanmıştır. Kontrol grubuna ise mevcut okul programı dışında herhangi bir uygulama yapılmamıştır. Nicel veriler, iki faktörlü ANOVA ve bağımsız örneklemler t-testi ile analiz edilmiştir. Kalıcılık etkisini değerlendirmek amacıyla deney grubunun üç zamanlı ölçümleri tekrarlı ölçümler için
ANOVA ile değerlendirilmiştir.
Bulgular: Uygulanan program sonrasında deney grubundaki çocukların hem erken okuryazarlık hem de erken matematik becerilerinde anlamlı düzeyde gelişim gösterdiği; bu gelişimin kalıcı olduğu ve öğretmen görüşlerinin programın etkililiğini desteklediği bulunmuştur.
Sonuç: Doğa temelli ses farkındalık programı, okul öncesi dönemde çocukların erken akademik becerilerini destekleyici etkiler göstermektedir. Programın, çok boyutlu gelişimi destekleyen içerik yapısıyla ilkokula hazırlık sürecine katkı sunduğu sonucuna
ulaşılmıştır.
Anahtar Kelimeler: Erken çocukluk, Doğa temelli eğitim, Ses farkındalığı, Erken okuryazarlık, Erken matematik.
DAVID HUME’UN ERDEM ETİĞİ
(İnönü Üniversitesi., 2025) Kaçmaz, Ayşegül
On sekizinci yüzyıl filozofu olan ve İngiliz empirizminden beslenen David Hume gerek teorik alanda gerekse etik, siyaset, din gibi pratik alanlarda çalışmalar yaparak felsefe tarihine önemli katkılarda bulunmuştur. Hume, ortaya koyduğu felsefesi ile bugüne kadar alışılagelmiş birçok kalıbı kırmış, özellikle de rasyonel metafiziğe ve teolojiye eleştirilerde bulunmuştur. Empirist kimliğiyle felsefi çalışmalarda bulunan Hume, aynı zamanda skeptik bir tavır takınarak, empirizm ve skeptisizm arasında güçlü bir sentez oluşturmuştur. Hume felsefi çalışmalarında yola bilginin sınırlarını araştırmakla başlamış ve bu araştırmaları sonucu ise ulaştığı vargı, olgu meseleleri söz konusu olduğunda deneyimleyemeyeceğimiz her alanın bilgi sınırlarımızın ötesinde kalacağıdır. Teorik alanda Hume’un ulaşmış olduğu sonuçlar onu etiğinde de görülür. Zira Hume etiğini deneyim ve gözlem üzerine temellendirir. Hume, erdem anlayışını tutkular teorisi ve duygudaşlık ilkesi eşliğinde şekillendirir. Hume’a göre erdem, kendimizin veya başka insanların niteliklerinin veya karakterlerinin bir doyum oluşturmasıdır. Bu niteliklerin veya karakterlerin rahatsızlık verici olması ise erdemsizliktir. Hume erdemleri doğal ve yapay olarak sınıflarken onun etiğinde çok önemli bir yeri bulunan adalet ve mülkiyeti ise yapay erdemler kategorisine koyar. Adalet Hume’un sisteminde öyle bir yer tutar ki o, fayda temeli üzerine inşa ettiği adaleti a priori bir kavrayışın tam karşısına koyar. Hume erdem etiğini sistematik ve tutarlı bir şekilde kurduğundan emindir.
BATTALGAZİ DEVLET HASTANESİNDE ÇALIŞAN HEMŞİRELERİN DEPREM SONRASI TRAVMA DÜZEYLERİ VE MESLEKİ DOYUMLARININ İNCELENMESİ
(İnönü Üniversitesi, Sağlık Bilimleri Enstitüsü, 2025) Demir,Cihan
Battalgazi Devlet Hastanesinde Çalışan Hemşirelerin Deprem Sonrası Travma Düzeyleri ve Mesleki Doyumlarının İncelenmesi
Amaç: Bu araştırma hemşirelerin deprem sonrası travma düzeylerinin ve mesleki doyumlarının incelenmesi amacıyla planlanmıştır.
Materyal ve metot: Araştırma Battalgazi Devlet Hastanesi’nde 22 Ekim 2024 ile 6 Ocak 2025 tarihleri arasında yapılmıştır. Araştırmanın evrenini Battalgazi Devlet Hastanesi’nde çalışan hemşireler, örneklemini ise örnekleme alınma kriterlerine uyan
hemşireler oluşturmuştur. Veriler kriterlere uyan 235 hemşireden toplanmıştır. Verilerin toplanmasında Tanıtıcı Kişisel Bilgi Formu ve Mesleki Doyum Ölçeği (MDÖ) ve
Deprem Sonrası Travma Düzeyini Belirleme Ölçeği (DSTDBÖ) kullanılmıştır. Veriler araştırmacı tarafından Google Formlar üzerinden yapılmıştır. Gerekli etik kurul izni ve
kurum izni alınmıştır.
Bulgular: Hemşirelerin Mesleki Doyum Ölçeği’nden aldıkları puan ortalaması ile cinsiyet, eğitim durumu ve çalıştığı birim arasındaki fark anlamlı bulunmuştur (p<0.05). Erkeklerin Mesleki Doyum Ölçeği puan ortalaması kadınlardan daha yüksek
olduğu tespit edilmiştir. Hemşirelerin Deprem Sonrası Travma Düzeyi Belirleme Ölçeği’nin uyku problemi (t=-2.034, p<0.05), bilişsel yapı (t=-3.325, p<0.01), duyuşsal yapı (t=-2.367, p<0.01) alt boyutları ve toplamından (t=-2.228, p<0.05) puan
ortalamaları ile cinsiyet arasındaki fark anlamlı bulunmuştur. Kadınların Deprem Sonrası Travma Düzeyi Belirleme Ölçeği’nin uyku problemi, bilişsel yapı, duyuşsal yapı alt boyutları ve toplam puan ortalaması erkeklerden daha yüksek olduğu tespit edilmiştir. Deprem Sonrası Traavma Düzeyi Belirleme Ölçeği’nin duyuşsal yapı alt boyutundan alınan puanların çalıştığı birime göre anlamlı olarak farklılaştığı bulunmuştur. Mesleki Doyum Ölçeği puanları ile Deprem Sonrası Travma Düzeyini Belirleme Ölçeği uyku problemi (r=-0.192, p<0.01), davranış problemi (r=-0.129, p<0.05), bilişsel yapı (r=-0.183, p<0.01) ve toplam (r=-0.167, p<0.05) puanları arasında
düşük düzeyde negatif yönlü anlamlı bir korelasyon belirlenmiştir.
Sonuç: Araştırma sonucuna göre erkeklerin mesleki doyumları kadınlarınkinden daha yüksek olduğu belirlenmiştir. Kadınların Deprem Sonrası Travma Düzeyini Belirleme Ölçeği alt boyutları toplam puanları erkeklerden daha yüksektir ve depremden çok daha fazla etkilendikleri saptanmıştır. Kadın hemşirelere yönelik hastane tarafından psikoljik destek ve eğitim etkinliklerin düzenlenmesi önerilebilir.
Anahtar Kelimeler: Deprem, Travma, Doyum, Hemşire
65 yaş ve üzeri akut myeloid lösemi hastalarında geriatrik beslenme risk indeksinin prognoza etkisi
(İnönü Üniversitesi, 2025) Göksel, Ahmet Nuri; Kaya, Emin
Giriş: Akut miyeloid lösemi (AML), kemik iliğinde malign hematopoietik öncü hücrelerin klonal genişlemesinden kaynaklanan heterojen bir grup agresif kan hücresi kanserini içerir. Lösemik hücreler normal kan hücrelerinin üretimine müdahale ederek zayıflığa, enfeksiyona, kanamaya ve diğer semptomlara ve komplikasyonlara neden olur. AML yetişkinlerde en sık görülen akut lösemidir. Bu yaş grubundaki vakaların yaklaşık yüzde 80'ini oluşturur. İnsidans yaşla birlikte artar ve tanı anında ortalama yaş 68'dir. Kansere bağlı ölümlerin yaklaşık yüzde 1'ini oluşturur. Normal yaşlanmayla ilişkili değişiklikler yaşlı yetişkinler için beslenme riskini artırır. Yaşlanma, azalan organ sistemi rezervleri ve zayıflamış homeostatik kontrollerle karakterize edilir. Yaşlı yetişkinlerde akut hastaneye yatış çalışmalarından elde edilen veriler, yüzde 71'e varan oranda beslenme riski altında olduğunu veya yetersiz beslendiğini göstermektedir. Malnütrisyon artan mortalite riski ile ilişkilidir. Bu çalışmadaki amacımız malnütrisyonun bir göstergesi olan geriatrik beslenme risk indeksinin (GNRI) 65 yaş ve üzeri AML tanılı hastalarda prognoza etkisini araştırmaktır. Gereç ve Yöntem: İnönü Üniversitesi Turgut Özal Tıp Merkezi Hematoloji Kliniğinde Ocak 2010 ile Aralık 2023 tarihleri arasında 65 yaş ve üzeri akut miyeloid lösemi (AML) tanısı alan ve tedavi edilen 139 hasta dahil edildi. Taranan hastaların tanı anındaki yaş, cinsiyet, boy, kilogram, vücut kitle indeksi, total protein, albümin, laktat dehidrogenaz, aspartat aminotransferaz, alanin aminotransferaz, kan üre azotu, kreatinin, alkalen fosfataz, gamma-glutamil transferaz, total bilirubin, direkt bilirubin, lökosit, hemoglobin, hematokrit, nötrofil, monosit, lenfosit, trombosit, total sağkalım süresi, progresyonsuz sağkalım süresi, enfeksiyonun olup olmadığı, aldığı kemoterapi ve komorbid hastalıkları incelendi. Bulgular: Bu çalışmada yaş ortalaması 75,92 olan 139 AML hastası incelenmiştir. Hastaların %39,6'sı kadın, %60,4'ü erkektir. Ortalama boy 163,54 cm, kilo 70,08 kg ve VKİ 26,23 kg/m² olarak belirlenmiştir. Geriatrik Beslenme Risk İndeksi (GNRİ) ortalaması 91,30'dur. Hastaların %27,3'ünde beslenme riski yokken %13,7'sinde yüksek beslenme riski vardır. Hastaların %97,8'inde enfeksiyon ve %77,7'sinde komorbiditeler tespit edilmiştir. En sık görülen komorbiditeler hipertansiyon (%63), koroner arter hastalığı (%39,8) ve benign prostat hiperplazisi (%22,2) olmuştur. Hastalara çeşitli tedavi yöntemleri uygulanmış ve %87,8'i yaşamını yitirmiştir. GNRİ ile kilogram, VKİ, protein, albümin ve hematokrit arasında pozitif korelasyon; yaş, LDH, AST, bilirübin ve WBC ile negatif korelasyon bulunmuştur. KOAH hastalarında GNRİ değerleri anlamlı şekilde daha düşük çıkmıştır. Yoğun tedavi gören hastaların GNRİ değeri, düşük doz tedavi görenlere göre daha yüksek bulunmuştur. Ölen hastaların GNRİ değerleri hayatta kalanlara göre anlamlı şekilde daha düşük bulunmuştur. ROC analizine göre GNRİ cut-off değeri 89 olup, mortaliteyi predikte etmede %49,2 sensitivite ve %88,2 spesifite göstermiştir. Tartışma: Bulgular, GNRI'nin düşük olmasının kötü prognozla, yüksek mortalite oranları ve organ disfonksiyonu ile ilişkili olduğunu göstermektedir. GNRI, kilogram, VKİ, albümin ve hematokrit ile pozitif, LDH, AST, bilirübin ve WBC gibi parametrelerle negatif korelasyon göstermiştir. Özellikle albümin ve total protein düzeyleri, GNRI ile güçlü bir ilişki göstermiş ve GNRI'nin beslenme durumu hakkında güvenilir bilgi sağladığı belirtilmiştir. Ayrıca, AML hastalarının %97,8'inde enfeksiyon görülmüş, ancak GNRI ile enfeksiyon varlığı arasında anlamlı bir fark bulunmamıştır. GNRI'nin mortaliteyi öngörmede güçlü bir belirteç olduğu ve KOAH gibi komorbiditelerin GNRI'yi olumsuz etkileyerek prognozu kötüleştirdiği vurgulanmıştır. Yoğun tedavi gören hastalarda GNRI'nin daha yüksek olduğu ve bu durumun beslenme durumu ile tedaviye yanıt arasında bir ilişki olabileceğini gösterdiği belirtilmiştir. Anahtar kelimeler: Yaşlı AML, AML, Geriatrik beslenme risk indeksi



















