İnönü Üniversitesi Kurumsal Akademik Arşivi
DSpace@İnönü, İnönü Üniversitesi tarafından doğrudan ve dolaylı olarak yayınlanan; kitap, makale, tez, bildiri, rapor, araştırma verisi gibi tüm akademik kaynakları uluslararası standartlarda dijital ortamda depolar, Üniversitenin akademik performansını izlemeye aracılık eder, kaynakları uzun süreli saklar ve telif haklarına uygun olarak Açık Erişime sunar.

Güncel Gönderiler
Can Mean Platelet Volume be an Inflammatory Marker in Pediatric Diabetic Ketoacidosis?
(İnönü Üniversitesi, 2024) Trabzon, Gül; Çiçek, Dilek; Güllü, Şeyma Demiray; Yazarlı, Esra; Güllü, Ufuk Utku; El, Çiğdem
This study explores the association between mean platelet volume (MPV) and other hematological parameters in children with diabetic ketoacidosis (DKA), aiming to identify hematological changes and their implications for management and treatment strategies in pediatric type 1 diabetes mellitus (T1DM). In a retrospective, two-center analysis of 323 children, participants were categorized into three groups: DKA, T1DM without ketoacidosis, and healthy controls (95). Hematological parameters and HbA1c levels were collected. Blood pH levels classified DKA severity, and statistical analyses included One-way ANOVA, correlation tests, receiver operating characteristic curve analysis, and logistic regression to assess the predictive value of hematological parameters for DKA. No significant demographic differences were noted among the groups. Patients with DKA exhibited significantly lower MPV and higher neutrophil-to-lymphocyte ratio (NLR) compared with both patients with T1DM without ketoacidosis and healthy controls. Logistic regression showed MPV ≤9.35 and NLR ≥2.73 significantly increased DKA risk. This study demonstrated a significant relationship between DKA and altered hematological parameters (MPV and NLR) in pediatric patients, highlighting their potential as markers for early detection and risk assessment of DKA.
The effect of arthroscopic Bankart repair and remplissage procedure on joint range of motion and functional outcomes in anterior shoulder instability
(İnönü Üniversitesi, 2024) Yılmaz, Sinan; Bozkurt, İbrahim; Öçgüder, Durmuş Ali
This study aimed to investigate the effect of arthroscopic Bankart repair (ABR) alone and ABR with an additional remplissage procedure on joint range of motion and functional results in patients with anterior shoulder instability. Methods: This retrospective study included patients treated 1 year ago with either ABR alone or the ABR additional remplissage pro- cedure. The Bankart lesion was determined by magnetic resonance imaging, and the amount of glenoid bone loss was determined by computed tomography. Patients with glenoid bone loss <25% and on-track Hill–Sachs lesions (HSLs) were treated with ABR alone (22 females, 8 males; mean age = 27.4 ± 6.4 years). Those with off-track HSL were treated with both ABR and remplissage (20 females, 10 males; mean age = 27.5 ± 5.3 years). One year after surgical treatment, the joint range of motion of the patients was determined by a universal goniometer, and functional status was evaluated using the Rowe score. Results: Sixty shoulders of 60 patients were evaluated over an average period of 1 year. There was no difference between groups regarding age (P = .767) and gender (P = .779). There were 42 female and 18 male patients, with a mean age = 27.5 ± 5.8 years. There was a significant difference between the groups in patients’ external rotation with arm adduction (ER1) (P = .001), external rotation with arm abduction (ER2) (P = .001), forward flexion (P = .001), and abduction (P = .001) measurements between the groups (P < .05). No significant difference was found in internal rotation and Rowe scores between the groups (P= .057, P = .069). A greater improvement was seen in the Rowe score of the ABR + remplissage group (85.2 ± 8.8). No recurrence or complications were observed in any of the patients. Conclusion: The combined procedure of ABR with remplissage may limit joint mobility in patients with anterior shoulder instability. However, it provides satisfactory functional results, with patients in the ABR + remplissage group showing better overall outcomes. Level of Evidence: Level III, Therapeutic study.
ÜÇÜNCÜ KİŞİNİN SOSYAL MEDYA PAYLAŞIMINI BEĞENEN VEYA YENİDEN PAYLAŞAN İŞÇİNİN İŞ SÖZLEŞMESİNDEN DOĞAN SORUMLULUĞU
(İnönü Üniversitesi, 2024) Canpolat, Talat; Aydın, Fatih
Sosyal medya kullanımı neredeyse internet kullanımı kadar yaygın hale gelerek karşılıklı konuşmanın yerine geçmektedir. Bu durum çalışma hayatını da etkilemektedir. Sosyal medya paylaşımları, işçinin başta ifade özgürlüğü olmak üzere temel haklarının işveren menfaatleri ile dengelenmesi tartışmalarına yeni bir boyut kazandırmaktadır. Ancak sosyal medyada sadece paylaşımda bulunmak değil, bir başkasının paylaşımına gösterilen tepkiler de hukuki sonuçlar doğurmaktadır. Tek bir tıklama ile gerçekleştirilen beğeni veya yeniden paylaşım eylemleri ile asıl paylaşımın benimsendiği veya içeriğe hangi düzeyde ilgi duyulduğunu tespit etmek kolay değildir. İşçinin sorumluluğu belirlenirken, paylaşımın içeriği değerlendirilmeli ve içerikle çalışanın konumu arasındaki bağlantı ortaya konulmalıdır. Çalışmamızda beğeni ve yeniden paylaşım eylemlerinin hukuki niteliği üzerinde durulacak, iş sözleşmesinden doğan borçlar ve sosyal medyaya özgü bazı özel durumlar ülkemiz ve yabancı hukuk sistemlerinde uygulama ve doktrin görüşleri ışığında tartışmaya açılacaktır.
PIERRE BOURDIEU’NUN SERMAYE KAVRAMI ÜZERİNDEN DİJİTAL SERMAYE’YE YÖNELİK TESPİTLER
(İnönü Üniversitesi, 2024) Bektaş, Ahmet
Pierre Bourdieu çağdaş sosyolojinin önemli figürlerinden birisi olarak bilinir. Bourdieu’nun çalışmaları incelendiğinde oldukça verimli bir düşünür olduğu görülmüştür. İlk çalışma deneyimleri felsefe üzerine olmuş tur. Daha sonrasında askerlik göreviyle gittiği Cezayir deneyimiyle birlikte antrop oloji ve sosyoloji çalışmaların a yönelmiştir. Teorilerini ortaya koyarken bilimsel metodolojik unsurlara önem vermiştir. Dolayısıyla çalışmalarında metot önemlidir. O birçok çalışmaya imza atmıştır. Onun çalışmaları arasında özellikle sosyal teori, kültür, tabakalaşma, eğitim, sanat, ekonomi, siyaset ve devlet konuları yer alır. Çok kapsamlı bir araştırma analizine sahiptir. Bourdieu’nun ele aldığı konular ve araştırmalara yaklaşım tarzı onun geniş bir çalışma potansiyeline sahip olduğunu gösterir. Bourdieu , teoriye önem vermiş bir düşünürdür. Ele aldığı her çalışmanın teorik bir alt yapısı vardır. Çalışmamızda ele aldığımız habitus, alan ve sermaye kavramları bunun en iyi göstergesidir. Söz konusu bu kavramlar onun pratik teorisini oluşturmuştur. Habitus kavramının onun bütün çalışmalarında yer aldığı görülür. Kavram Bourdieu’dan öncede kullanılmıştır. Ancak Bourdieu, bunu kendi sosyal teorisinde daha belirli hale getirmiş ve sosyal ilişkileri açıklamada önemli bir role büründürmüştür. Bourdieu, ikinci olarak alanlar üzerinde durmuştur. O, alanları incelerken belirli metaforlar kullanmıştır. Özellikle oyun metaforu bunlardan birisidir. Alanlar içindeki mücadeleleri ön plana çıkarmıştır. Son olarak Bourdieu, çalışmamızın içeriğini oluşturan sermaye kavramı üzerinde durmuş ve sermayeyi salt ekonomik tarafıyla değerlendirmemiştir. Özellikle sermayeyi birbirleriyle bağlantılı olan ekonomik, kültürel, sosyal ve simgesel sermaye etrafında ilişkilendirerek ele almıştır. Çalışmamı z ise, bunların dışında sermayenin dijital boyutu ön plana çıkarılarak açıkla nmay a çalışılmıştır. Dijital sermaye, bilgisayar ve internetin en yoğun yaşandığı bu dönemde üzerinde durulması gereken bir alan olarak sosyal bilimlerde önemli bir işlev üstlenmiştir
OSMANLI İMPARATORLUĞU’NUN XIX. YÜZYILDAKİ MODERNLEŞME ÇABALARI: SOSYAL HASTALIKLAR VE DÖNEMİN REÇETELERİ
(İnönü Üniversitesi, 2024) Alpdoğan, Fatih Furkan; Çetintaş, Ahmet
Çağdaş sosyoloji literatüründe modern, modernleşmiş ya da modernleşen gibi terimler, çeşitli kriterler üzerinden bir durum tespiti yapmak için kullanılır. Günümüz paradigması Batı modernleşmesini çeşitli esaslar üzerinden açıklar. Bu esaslar coğrafi keşifler, aydınlanma, Rönesans, Reform, Kalvinizm ve Sanayi Devrimi gibi köklü hareketler toplumla birlikteliğin bir ürünü olarak imgelenir. Her bir yenilik hareketi ise modernliğe giden önemli bir yol olarak açıklanır. Burada dikkat edilmesi gereken ana konu modernleşmenin temel dayanağı olarak neyin görüleceğidir. Batı özelinde sekülerleşme, siyasi ve sosyal gelişme gibi konular modernleşmeyi sağlayan temel saikler olarak görülebilir. Türklerin modernleşme çabalarının ise askeri alanda geri kalmışlığın bir tezahürü olarak ortaya çıktığı söylenebilir. XVII. Yüzyıl Osmanlı’sında askeri yenilgilerin artması, batının ekonomik ve askeri devrimine yetişememe durumu gücü elinde bulunduran kesimi bir değişim düşüncesi içerisine bırakır. İlk olarak III. Selim ve daha sonra halefi II. Mahmud Osmanlı İmparatorluğunun ilk köklü dönüşüm süreçlerine imza atan padişahları olarak tarihteki yerlerini aldılar. Padişahların yanı sıra devrin aydınları da “Devleti nasıl kurtarırız?” sorusu üzerine çeşitli fikirler öne sürdüler. İmparatorlukta yaşanan bütün bu gelişmelere rağmen XVII. ve XVIII. Yüzyıldaki parçalı ve bütünlük göstermeyen modernleşme çabaları Batı kültürünün şekilsel yönüne öykünmeci bir tavrın ötesine geçemedi. Bu iki yüzyıl imparatorluğun dağılmaması adına çeşitli sosyal değişim modellerini de beraberinde getirdi. Bunlardan ilki Gülhane Hattı Hümayunu ya da diğer adıyla Tanzimat Fermanı iken Islahat Fermanı da sorunları çözmek ve imparatorluğun dağılmasını önlemek adına ortaya atılmış modellerdi. Bu çalışmanın amacı sosyolojinin temel araştırma konularından biri olan modernleşmey i Osmanlı İmparatorluğunun yapısal unsurları bağlamında ele almaktır. Çalışmanın temel varsayımı ise Osmanlı’nın tarihsel süreçte modernleşmeye duyduğu ilginin padişahların girişimleriyle, dönem dönem ve parçalı olduğu yönünd edir. Osmanlı modernleşmesinin tarih disiplininin yanı sıra sosyolojik bağlamda ele alınacak olması, bu çalışmay ı literatürdeki diğer çalışmalardan ayıran ve makaleyi özgün kılan en önemli unsurdur.



















