İnönü Üniversitesi Kurumsal Akademik Arşivi

DSpace@İnönü, İnönü Üniversitesi tarafından doğrudan ve dolaylı olarak yayınlanan; kitap, makale, tez, bildiri, rapor, araştırma verisi gibi tüm akademik kaynakları uluslararası standartlarda dijital ortamda depolar, Üniversitenin akademik performansını izlemeye aracılık eder, kaynakları uzun süreli saklar ve telif haklarına uygun olarak Açık Erişime sunar.




 

Güncel Gönderiler

Öğe
Türkiye’de Gerçekleştirilen Lisansüstü Tez Çalışmalarında Pes Planuslu Bireylerde Konservatif Tedavi Yöntemlerinin İncelenmesi: Tanımlayıcı Bir Araştırma
(İnönü Üniversitesi, 2024) Ören, Aslı; Ünver, Banu
Bu çalışma, ülkemizde gerçekleştirilen lisansüstü tez ça lışmalarında pes planuslu bireylerde uygulanan konservatif tedavi yön temlerini incelemek ve bu çalışmalarda uygulanan tedavi yöntemlerinin etkinliğinin değerlendirildiği parametrelerini tespit etmek ve sonuçları güncel literatür ışığında tartışmak amacıyla planlandı. Gereç ve Yön temler: Yükseköğretim Kurulu Ulusal Tez Merkezi veri tabanında “pes planus, pes planovalgus, kalkaneovalgus, pronasyon, arka ayak eversi yonu/valgusu, düşük ark, düztaban, içe basma, ayak postürü, medial longitudinal ark, naviküler yükseklik, naviküler düşme, ayak izi, pedo barografi” anahtar kelimeleri kullanılarak 147 lisansüstü çalışmaya ula şıldı. Dâhil edilme kriterlerini sağlayan 23 lisansüstü tez çalışması incelemeye alındı. Bulgular: Pes planusta konservatif tedavi yöntemle rinde en çok araştırılan yaklaşımlar ortez, egzersiz ve bantlama yönte miydi. Bu yöntemler dışında, birer tezde manipülasyon ve miyofasyal gevşetme uygulamalarının araştırıldığı görüldü. Pes planusa yönelik konservatif tedavi yöntemlerinin etkinliğinin değerlendirmesinde sık lıkla ağrı, ayak postürüne yönelik klinik testler, pedobarografi, yaşam kalitesi/tedavi etkinliğine yönelik ölçekler, alt ekstremite performans testleri ve denge değerlendirmelerinin sonuç ölçütü olarak kullanıldığı görüldü. Sonuç: Ülkemizde gerçekleştirilmiş lisansüstü tez konularının literatürde de sıklıkla araştırılan konular bakımından paralel olduğu, ay rıca çalışma sonuçlarını son yıllarda yapılan derleme ve metaanaliz ça lışmaları ile birlikte okuyabilmenin önemli olduğu sonucuna vardık. Literatürde kanıta dayalı sonuçları yüksek konservatif tedavi yöntemle rini ve sonuç ölçümlerini kullanmak; ortak tartışma, sonuç ve uygula maları da beraberinde getirecektir.
Öğe
Yoğun Bakım Ünitesi Hastalarının Üriner Kateter Kültürlerinden İzole Edilen Myroides spp. İzolatları Enfeksiyon mu Yoksa Kolonizasyon mu? 36 Olgunun Analizi
(İnönü Üniversitesi, 2024) Duman, Yücel; Çelik, Döndü; Parmaksız, Emine Nalan; Ersoy, Yasemin; Özer, Ayşe Belin
Myroides species are mostly low-grade opportunistic pathogens and infect immunocompromised patients. Reports of Myroides spp. increased from clinical samples due to unique developments in molecular microbiology. However, clinical importance of this microorganism in intensive care units’ patients is debated. We aimed to determine whether Myroides spp. strains isolated from urinary catheter cultures of patients in intensive care units are led to an infection or colonization by examining the risk factors of the patients between January 2018 and December 2022. Materials and Methods: In a university hospital, the patients who Myroides spp. isolated from urine cultures in intensive care units between January 2018 and December 2022 were included in the study. The method and reasons of taking urine samples, the presence of a urinary catheter, blood cultures samples in terms of urinary sepsis, the antimicrobial susceptibility of the isolates, and hospital stay were evaluated retrospectively. Also, control culture samples were taken after 24 and 72 hours by changing the urinary catheters of these patients. Results: Thirty-six patients were enrolled to the study. Urine cultures were taken for investigate the source of infection in 23 patients, and nine for control urinary culture and in three patients for macroscopic urine blurred and in one patient to detect colonization before urinary surgery. There was not any blood culture positivity found. All Myroides spp. isolated patients had urinary catheter. Average length of hospital stay was determined as 41.3 days (7-355). A total 34 of the 36 isolated Myroides spp. were pan-drug resistant. Antibacterial treatment was not initiated in any of the patients. Urinary catheters change after first isolation of Myroides spp. was recommended in all patients. After the patients’ urinary catheters were changed, Myroides spp. were not grown in the control culture samples taken 24 and 72 hours after. Conclusion: As a result of our study, Myroides spp. were isolated especially in patients with long hospital stays and urinary catheters. It was determined that the patients were controlled without treatment, only with urinary catheter replacement. We believe that this agent should be evaluated as having a very high rate of urinary colonization, and the urinary catheter should be changed first, urinary symptoms should be followed up, and unnecessary antimicrobial use should be avoided.
Öğe
Relationship between trigeminal neuralgia and the C-reactive protein/albumin ratio
(İnönü Üniversitesi, 2024) Algül, Fatma Ebru; Ünver, Fatma Beyza
This study aimed to assess whether the C-reactive protein/albumin ratio (CAR) is a risk factor for trigeminal neuralgia (TN) development and the relationship between the CAR and TN pain frequency. Patients and methods: In this retrospective study, 100 patients (51 females, 49 males; mean age: 58.6±14.1 years; range, 31 to 88 years) with idiopathic TN and 70 healthy controls (38 females, 32 males; mean age: 54.1±15.7 years; range, 21 to 89 years) were included between January 2020 and December 2022. Patients were divided into two groups by weekly and monthly pain frequency. The laboratory findings and CARs were compared. Results: The CAR values were significantly different between the patient and control groups (p<0.05) and were significantly different among TN subgroups divided according to attack frequency (p<0.05). Conclusion: Since there was a significant relationship between TN and CAR as a prognostic predictor, this relationship demonstrated once again that inflammation plays a role in the etiopathogenesis of TN. As opposed to previous studies that investigated the effect of only inflammation, the effects of both inflammation and malnutrition could be investigated by evaluating CAR in this study.
Öğe
H KO-Gruplar üzerinde demetler ve bazı karakterizasyonlar
(İnönü Üniversitesi, 1983) Öcal, Ahmet Ali
Bu çalışmada, Cebirsel Topolojinin çok önemli iki konusu; Homotopi Teorisi–H Ko-grupları ve Demet Teorisi birlikte ele alınarak, H ko-grupları vasıtasıyla yeni bir cebirsel yapılı demet inşa edilmiş ve önemli cebirsel topolojik karakterizasyonlar verilmiştir. Bölüm I ve Bölüm II de çalışmanın kolay anlaşılmasını sağlamak gayesi ile Homotopi Teorisi, H ko-grupları ve Demet Teorisine ait bilgiler verilmiştir. Bölüm I de Homotopinin umumi tarifinden hareketle, konuyu H ko-gruplarına getirerek, H ko-grupları teşkil ve tetkik edilmiştir. Bölüm II de Demet Teorisine bir giriş yapılmış, Demetin tarifi ile birlikte önemli bazı tarif ve teoremler verilmiştir. Nihayet, bu bölümün sonunda, Demetlerin topolojik yapılarının yanında bir cebirsel yapıyı da haiz olabilecekleri görülmüştür. Çalışmamızın üçüncü Bölümünde, cebirsel yapılı demetlere bir misal teşkil edecek şekilde, yeni bir demet teşkil edilmiştir. Şöyle ki; taban cümle olarak bir Q topolojik uzayını alıp, farklı her qᵢ, i ∈ I noktası için (Q, qᵢ) noktalı topolojik uzayları teşkil edilmiş ve (Q, qᵢ) ile (Q, qⱼ), i, j ∈ I, noktalı topolojik uzayları aynı homotopi tipinde alındığında birisi H ko-grubu ise, diğeri de H ko-grubu olduğundan (Q, qᵢ) H ko-gruplarının herbirine, (X, x₀) herhangi bir noktalı topolojik uzay olmak üzere, farklı [ (Q, qᵢ); X ] grupları tekabül etmektedir. Herbir (Q, qᵢ) H ko-grupları için Q üzerinde H(Q) = ⋃₍q∈Q₎ [ (Q, q); X ] cümlesi teşkil edilmiş ve φ : H(Q) → Q tabii tasvir, yani her σ = [ f ] ∈ [ (Q, q); X ] = H(q) ⊂ H(Q) için φ(σ) = φ([ f ]) = q olmak üzere H(Q) üzerinde bir tabii topoloji inşa edilmiş ve bu topolojiye nazaran φ’nin lokal topolojik olduğu, H(Q)’nun saplarındaki grup operasyonunun bu topolojiye nazaran sürekliliği gösterilmiştir. Daha sonra, bu tip demetler ve altındaki topolojik uzaylar arasında bazı topolojik karakterizasyonlar verilmiştir.
Öğe
Sodyum uranatların ion ve izotop değişiminin sodyum-22 izotopu ile incelenmesi
(İnönü Üniversitesi, 1974) Dağsöz, Binay
Uranil nitrat ile sodyum hidroksitin potansiyometrik titrasyon eğrisinin infleksiyon noktalarındaki pH larda (5,6; 8,5; 11,2) farklı bileşimde sodyum uranatların çöktüğü bilinmektedir. Bu uranatlarla alkali ve toprak alkali metallerin iyonları arasındaki ion ve izotop değişimi reaksiyonları izleyici izotop olarak sodyum-22 kullanılarak gama spektrometresinde incelenmiştir. Bu üç pH de çöken sodyum uranatlar ile alkali metal iyonları arasındaki ion ve izotop değişimi kapasitelerinin pH’nın artması ile azalan yönde değiştiği gösterilmiştir. Çöktürme koşullarının değişmesi ile, sıcaklıkla, çökelti­nin eskimesi ile ion ve izotop değişimi kapasitelerinin değişmesi incelenmiştir. Fick’in difüzyon denklemi kullanılarak olayın difüzyon ile açıklanması araştırılmış ve S² (spesifik yüzey) × t (zaman) = sabit eşitliğinin deneysel olarak gerçekleşmesi sağlanmıştır. Aynı ve farklı pH’larda çöken ürünlerin spesifik yüzeyleri B.E.T. adsorpsiyon denklemi kullanılarak hesaplanmış ayrıca boya madde adsorpsiyonunun ion ve izotop değişimini azaltan yönde etkilediği görülmüştür. Reaksiyonların dengeye erişme kinetiği incelenmiş ve deneysel eğrilerin gerçekleştiği bir üstel ifade verilmiştir.