Genç, Metin FikretÇakmak, Esin2024-08-112024-08-112020https://tez.yok.gov.tr/UlusalTezMerkezi/TezGoster?key=v7BkNnnepTnbhn8rNR77LSGgWWJV1Rbb6C-AXudswgo_1BDVQFSnFdHSNdkf4Upshttps://hdl.handle.net/11616/105751Giriş ve Amaç: Son yüzyılda beklenen yaşam süresinin uzamasıyla birlikte yaşlı nüfusun toplum içindeki oransal artışı, bulaşıcı olmayan hastalıkların ön plana çıkmasına neden olmuştur. Bulaşıcı olmayan hastalıkların en önemlisi, dünyada ve ülkemizde en sık ölüm sebebi olan iskemik kalp hastalıklarıdır. İskemik kalp hastalıklarının %30'unun miyokard infarktüsü ile ilk bulgusunu verdiği bilinmektedir. Miyokard infarktüsünün tipi, tutulan koroner arter segmenti, damarın darlık derecesi gibi faktörlere bağlı olarak vakaların klinik prezantasyonu ve prognozu değişiklik göstermektedir. Bu çalışmanın amacı miyokard İnfarktüsü geçiren hastalarda var olan risk faktörlerinin, tutulan koroner damarlar ile ilişkisini incelemektir. Materyal ve Metot: Araştırma Malatya Eğitim ve Araştırma Hastanesi Kardiyoloji Kliniğinde, Ağustos 2019-Şubat 2020 tarihleri arasında miyokard infarktüsü tanısı alan hastaların dosyalarında mevcut olan risk faktörleri, lipit profili, bazı hemogram parametreleri ve D vitamini düzeyinin koroner arter tutulumuna etkisini inceleyen kesitsel tipte bir çalışmadır. Örneklem büyüklüğü analizi %95 güven aralığında %80 güçle referans çalışmanın verileri baz alınarak yapılmış, ulaşılması gereken minimum örneklem büyüklüğü 216 olarak hesaplanmıştır. Verileri değerlendirmede Ki Kare testi, bağımsız örneklem T testi, Mann Whitney U, One Way ANOVA, Kruskal Wallis ve Binominal Lojistik Regresyon Analizi kullanılmıştır. Bulgular: Vakaların %60,7'si STEMI, %39,3'ü ise NSTEMI tanısı almış olup, kardiyovasküler risk faktörleri ile miyokard infarktüsü tipi arasında anlamlı ilişki bulunmamıştır(p>0,05). Yaş, hipertrigliseridemi ve diyabet LAD tutulumunu anlamlı olarak artırmaktadır(p<0.05). Sirkumfleks arter tutulumuyla kardiyovasküler risk faktörleri arasında anlamlı ilişki bulunmamıştır(p>0,05). Total kolesterol, LDL düzeyindeki artış ve HDL düzeyindeki azalma RCA tutulumunu anlamlı olarak artırmaktadır. Hiperkolesterolemi, düşük HDL ve vitamin D düzeyi çoklu damar tutulumunu anlamlı olarak artırmaktadır(p<0,05). Sonuç: Çoklu damar tutulumuna yatkınlığın yanında LAD ve RCA tutulumunu anlamlı olarak artıran dislipidemi, üzerinde durulması gereken önemli bir önlenebilir risk faktörüdür. LAD tutulumunu anlamlı olarak artıran diyabet faktörünü ve dislipidemiyi azaltmak için obezite ile mücadele önemlidir. Yaygın görülen ve çoklu damar tutulumunu anlamlı olarak artıran vitamin D eksikliğinin önlenmesi halk sağlığı açısından önemlidir. Anahtar Kelimeler: Kardiyovasküler Risk Faktörleri, Koroner Damarlar, Miyokard İnfarktüsüIntroduction and Purpose: The proportional increase in the elderly population in the society caused non-communicable diseases to come to the forefront with the extension of life expectancy in the last century. The most important non-communicable diseases are ischemic heart diseases, which are the most common mortality reasons in the entire world and in our country. It is known that 30% of ischemic heart diseases manifest first findings with myocardial infarction. Clinical presentation and prognosis of cases vary depending on factors like myocardial infarctiontype, coronary artery segment involved, and degree of stenosis of the vessel. The purpose of this study was to examine the relations of the risk factors in patients with myocardial infarction with the coronary vessels involved. Materials and Methods: The study was in the cross-sectional fashionconductedat Cardiology Clinic of Malatya Training and Research Hospital, examining the risk factors, lipid profiles, some hemogram parameters, and the effect of Vitamin D levels on coronary artery involvement in patients diagnosed with myocardial infarction between August 2019 and February 2020. The sampling size analysis was based on the data of the reference study with 80% power in 95% Confidence Interval, and the minimum sampling size to be reached was calculated to be 216. The Chi-Square Test, Independent Samples T-test, Mann Whitney U, One-Way ANOVA, Kruskall Wallis, and Binominal Logistics Regression Analysis were used to evaluate the data. Results:A total of 60.7% of the cases were diagnosed with STEMI, and 39.3% were diagnosed with NSTEMI, and no significant associations were detected between cardiovascular risk factors and myocardial infarction types (p>0.05). Age significantly increased hypertriglyceridemia and diabetes LAD involvement (p<0.05). No significant relations were detected between circumflex artery involvement and cardiovascular risk factors (p>0.05). Total cholesterol, elevated LDL levels, and decreased HDL levels significantly increased RCA involvement. Hypercholesterolemia, low HDL and Vitamin D levels increased multi-vessel involvement significantly (p<0.05). Conclusion: Dyslipidemia, which increases LAD and RCA involvement significantly in addition to the predisposition to multi-vascular involvement, is an important and preventable risk factor, which needs to be considered. It is important to fight obesity to decrease the diabetes factors and dyslipidemia, which increases LAD involvement at significant levels. PreventingVitamin D deficiency, which is common and which increases multi-vascular involvementsignificantly, is important for public health. Keywords: Cardiovascular Risk Factors, Coronary Arteries, Myocardial Infarctiontrinfo:eu-repo/semantics/openAccessHalk SağlığıPublic HealthMiyokard infarktüsü geçiren hastalarda risk faktörleri ve laboratuvar parametrelerine göre koroner arter tutulumunun değerlendirilmesiEvaluation of coronary artery involvement according to risk factors and laboratory parameters in patients with myocardial infarctionSpecialist Thesis183681356