Altıok Gürel, Pınar2019-06-272019-06-272009Altınok Gürel, P. (2009). Küreselleşen devletin yeni işlevi: Yeni-liberal ekonomi politikalarına krizler bağlamında bir bakış. 1-38 ss.https://hdl.handle.net/11616/12195Government is t he basic power which defines the dominant economic system. It accomplish the full system by applying economic policy and regacy, administrative regulations. In the ancient history of capitalization, the globalization concept has been surrounding world societies since 1980 with the difusion all over the world. As a result of globalization, improving communication technology carried society to information era and the cyberspace, in which people lives in the same time and place was accured. So, international institutions and multinational enterprises strengtlened because of the mobilization of capital. The struggling with the crisis and konjonctural situations are related with the economy policies. The decisions of the international instutions such as WB, IMF, WTO gain strength and therefore governments must realize structural transformation. Nation-states, which are forced to organize structural of the countries, became weaker after globalisation. The labor group feel the burden because government lose it‟s function and transform from social state in to minimal government. So the effects of the crisis deepen the policy makers, who introduce globalisation as a basic factor that makes states a part of world, internalized and encode this realisation in to the subconscious of societies. The opportunuties and threats, that are outcome of globalisation, has been researching for a long time. Of course it is the democracy problem.Devlet, piyasada hakim olan ekonomik sistemi belirleyici temel güçtür. Uyguladığı ekonomi politikalarıyla ve yasal, idari, sosyo-politik düzenlemelerle, mikro ve makro dengelerin kurulmasında, sistemi bir bütün olarak kotarır. Kapitalizmin kadim tarihi içerisinde, insanlığın geldiği bu son evrede,“küreselleşme” olgusu, 1980‟li yıllardan itibaren yeni-liberal iktisat politikalarının giderek yayılma alanı kazanmasıyla birlikte, dünya toplumlarını kuşatmıştır. Küreselleşmenin bir sonucu olarak, hızla gelişen iletişim teknolojisi, toplumu “bilişim çağı”na taşımış, dünya insanlarının, adeta aynı zaman ve mekan düzleminde yaşadığı bir “siber alem” oluşmuştur. Bu durum da, sermayenin akışkanlığını kolaylaştırarak, uluslararası ve hatta uluslar-üstü oluşumların güçlenmesine neden olmuştur. Krizlerin göğüsleniş biçimi ve her türlü konjonktürü karşılama kapasitesi, uygulanan ekonomi politikalarına bağlıdır. İşte, DB,IMF,DTÖ gibi çok uluslu organizasyonların kararları, ulus-devletler üzerinde bağlayıcı olmakta ve yapısal dönüşümleri mecburi hale getirmektedir. Bu da, devletin sosyal politikalarından en çok yararlanmak zorunda olan emek kesimi başta olmak üzere toplumda krizin etkilerini daha da derinleştirmektedir. İşte, küreselleşmeyi, çağdaş dünyanın doğal bir süreci olarak sunan yeni-liberal ekonomi politikalarının uygulayıcıları, krizlerin de küresel bazda yayılmasının, küreselleşmenin bir sonucu olduğunu toplumların bilinçaltlarına kodlamışlar ve içselleştirmişlerdir. Küreselleşmenin ekonomik sistemler için oluşturduğu fırsatlar ve/veya olası tehditler, uzun zamandır tartışılan bir konudur. Elbette ki, bu aynı zamanda bir “demokrasi” meselesidir.trinfo:eu-repo/semantics/openAccessUlus-DevletKrizlerKüreselleşmeYeni-Liberal PolitikalarNation-StateCrisisGlobalismNew-Liberal PoliciesKüreselleşen devletin yeni işlevi: Yeni-liberal ekonomi politikalarına krizler bağlamında bir bakış“The New Function Of The State In Globalisation:The Approach Of New-Liberal Economy Policies About The Crisis Context”Book Chapter00138