Yazar "Çiftci, Nurdan" seçeneğine göre listele
Listeleniyor 1 - 5 / 5
Sayfa Başına Sonuç
Sıralama seçenekleri
Öğe Ana sınıfında veya ilkokulda okuyan tip 1 diabetes mellitus tanılı çocukların okulda hastalık yönetimi ile ilgili yaşadıkları sorunlar(2023) Çiftci, Nurdan; Çamtosun, Emine; Dündar, İsmail; Akıncı, AyşehanAmaç: Tip 1 diabetes mellitus (T1DM) tanılı çocuklar diyabet öz bakımında gözetime ihtiyaç duymaktadırlar ve günün önemli bir kısmını geçirdikleri okuldaki koşullar hastalık yönetimini etkilemektedir. Bu çalışmanın amacı, T1DM tanılı ana sınıfı ve ilkokul çağındaki çocukların okulda hastalık yönetimi ile ilgili karşılaştıkları sorunları ortaya koymaktır. Gereç ve Yöntem: Bu kesitsel çalışmaya T1DM tanılı 5-10 yaş aralığındaki 50 hasta dahil edildi. Literatür doğrultusunda araştırmacı tarafından geliştirilen okulda diyabet yönetimiyle ilgili anket, Google anket formu aracılığıyla hasta ve/veya ebeveynleri tarafından dolduruldu. Elde edilen veriler tanımlayıcı istatistiksel yöntemlerle analiz edildi. Bulgular: Hastaların ortalama diyabet süreleri 5,39±2,56 yıldı. Olguların %94’ü devlet okuluna gidiyordu. Okulların %78’inde sağlık bakım odası, %92’sinde hemşire/sağlık personeli yoktu. Olguların %86’sı okulda ana öğün alıyordu, ancak bunların büyük çoğunluğu öğününü evden getiriyor veya eve gidip yiyordu. Beslenme ile ilgili en sık sorun okulda diyete uygun olmayan gıdaların tüketilmesiydi. Çocukların %6’sında okulda kan şekeri ölçümü yapılmıyordu. Okulda hipoglisemi yaşamış olanların sıklığı %40 olup en sık müdahale eden kişi öğretmendi (%55). Okulda insülin uygulanan çocukların %77,5’inde uygulamayı anne veya baba yapıyordu. İnsülin uygulamada yaşanan en sık sorunlar okulda uygulayabilecek kişinin ve uygun ortamın olmaması idi. Beden eğitimine katılım %98’di. Çocuklar öğretmen ve okul yönetiminden yüksek oranda olumlu yaklaşım görürken, %18 çocuk, arkadaşlarının olumsuz yaklaşımına maruz kalmaktaydı. Sonuç: T1DM tanılı çocuklar okulda beslenme, kan şekeri ölçümü ve insülin uygulama konularında zorluklar yaşamaktadırlar. Okullarda sağlık bakım odası ve/veya sağlık personeli çoğunlukla bulunmamaktadır. Okulda insülin uygulama konusunda deneyimli kişi olmaması nedeniyle bunu genellikle ebeveynler yapmaktadır.Öğe Çocukluk Döneminde Hipotiroidi(İnönü Üniversitesi Tıp Fakültesi, 2020) Çiftci, NurdanSunum Planı 1- Tiroid Hormonlarının Etkileri 2- Tiroid Bezinin Embriyoloji, Histoloji ve Anatomisi 3- Tiroid Hormon Sentezi 4- Tiroid Fonksiyon Testleri 5- Hipotiroidi: 5.1.Konjenital hipotiroidi 5.2.Santral (Sekonder) hipotiroidi 5.3.Subklinik hipotiroidi 5.4.Edinsel hipotiroidiÖğe Distal Renal Tubular Acidosis can be the Cause of Hypokalemia in Graves’ Disease: A Rare Association(2023) Akinci, Aysehan; Çamtosun, Emine; Dundar, Ismail; Çiftci, Nurdan; Kayaş, LemanDistal renal tubular acidosis (dRTA) may rarely occur in the course of autoimmune diseases. We present a patient who was followed up with Graves' disease and vitiligo and who was diagnosed with dRTA upon detection of hypopotasemia. A 9.2-year-old girl presented with complaints of sweating, palpitations, and hand tremors. The patient had vitiligo on examination and was diagnosed with Graves' disease per clinical and laboratory findings. The patient, who received methimazole and was followed up as a euthyroid, was found to have hypokalemia in biochemical examinations performed at the age of 13 years. While investigating the etiology of hypokalemia, the patient was diagnosed with dRTA. Since she had two autoimmune pathologies, it was thought that the dRTA might be of autoimmune origin. Checking serum potassium levels in the follow-up of patients with Graves' disease may allow early diagnosis and treatment of accompanying dRTA.Öğe Tip-1 Diabetes Mellitus Tanısı Alan Çocuk Hastalarda COVID-19 Aşısı Sonrası Görülen Yan Etkilerin Değerlendirilmesi(2023) Akinci, Aysehan; Çamtosun, Emine; Dundar, Ismail; Çiftci, Nurdan; Yağın, Fatma HilalAmaç: COVID-19, Mart 2020'den beri küresel bir pandemidir. Henüz COVID-19 enfeksiyonu için bir tedavi bulunmadığından aşı şarttır. Tip-1 Diabetes Mellitus (DM) da çocuklarda ağır hastalık riskini artırabilecek tıbbi durumlar arasında sayıldığından Tip-1 DM'li bireyler için aşılama önemlidir. Kronik hastalığı olan çocukların ebeveynlerinde aşı reddinin en önemli nedenlerinden biri aşı sonrası yan etkiler geliştirme kaygısıdır. Bu çalışma ile COVID-19 aşısı olan Tip-1 DM'li hasta çocukları ile herhangi bir kronik hastalığı olmayan çocuklar arasında aşının yan etkilerini karşılaştırmayı amaçladık. Gereç ve Yöntem: COVID-19 aşısı olan Tip-1 DM'li 34 çocuk ile COVID-19 aşısı olan ve herhangi bir kronik hastalığı olmayan 34 çocukta aşının yan etkilerini karşılaştırdık. Literatür doğrultusunda araştırmacı tarafından geliştirilen COVID-19 aşı sonrası oluşabilecek yan etkiler ile ilgili anket, Google anket formu aracılığıyla hasta ve/veya ebeveynleri tarafından dolduruldu. Bulgular: En sık lokal yan etki enjeksiyon yerinde %88.20 ile ağrı, şişlik %26.50 ve kızarıklık %17.60 idi. Lokal yan etkilerin görülme oranında gruplar arasında istatistiksel fark yoktu (p >0.05). Sonuç: Sonuçlarımız, COVID-19 sonrası aşı yan etkilerinin genellikle lokal, hafif ve yaygın olduğunu ve sistemik/şiddetli reaksiyonların nadir olduğunu göstermektedir. Tip 1 DM'li hastalarda COVID-19 aşısına bağlı yan etkiler kontrol grubuna benzerdi. Çalışmamız bu hasta grubunda ve ebeveynlerinde aşıya bağlı yan etki kaygısını azaltmada faydalı olabilir.Öğe Tiroid Nodülü Olan Çocuklarda Laboratuvar, Radyolojik ve Sitopatolojik Değerlendirmelerin Histopatolojik Sonuçlarla İlişkisi(2021) Çamtosun, Emine; Ayşehan, Akıncı; Çiftci, Nurdan; Gökçe, Hasan; Kayaş, LemanÖz: Amaç: Çocuklarda, tiroid nodüllerinde malignite saptanma sıklığı erişkinlerden daha yüksektir. Çalışmamızda tiroid nodülü olan çocuklarda malign nodülleri saptamada etkili faktörlerin belirlenmesi amaçlandı. Gereç ve Yöntem: Çalışmamız retrospektif, tek merkezli bir çalışmadır. Tiroid ince iğne aspirasyon biyopsisi (İİAB) uygulanan <19 yaş 92 hastanın yaş, cinsiyet, laboratuvar, görüntüleme, sitopatoloji ve cerrahi patoloji verileri kaydedildi. Sitopatolojisi benign olan hastalar benign dışı (Bethesda 3-6) olanlarla ve patolojisi malign olan hastalar benign olanlarla yaş, cinsiyet, laboratuvar ve ultrasonografi bulguları açılarından karşılaştırıldı. Bulgular: İİAB sonuçları %14,1 (13/92) tanısal olmayan, %67,4 (62/92) benign, %7,6 (7/92) önemi belirsiz atipi veya folliküler lezyon, %7,6 (7/92) folliküler tümör veya şüphesi, %2,2 (2/92) malignite şüphesi ve %1,1 (1/92) malign şeklindeydi. Benign dışı sitolojisi olanlarda nötrofil/lenfosit oranı (NLO) ve solid nodül sıklığı daha yüksekti (sırasıyla p=0,042, p=0,014). Patolojik incelemesi olan hastaların (n=21) 5’inde karsinom, 2’sinde malignite potansiyeli belirsiz tümör, 14’ünde benign durumlar saptandı. Tüm hastalar içinde malignite sıklığı %5,4 olarak saptandı. Malign patoloji saptananlarda tanı yaşı ortalaması daha düşük, NLO ve solid nodül sıklığı ise daha yüksek bulundu (sırasıyla p=0,042; p=0,016; p=0,026). İİAB’nin malign nodülü saptamadaki duyarlılığı %100, özgüllüğü %53,8, tanısal değeri %66,7 olarak belirlendi. Sonuç: NLO yüksekliği ve nodülün solid oluşu İİAB’de benign dışı sonuçlara ve histopatolojide maligniteye işaret edebilir. Tanı yaşı küçük olgularda malignite riski daha yüksek olabilir. İİAB, çocuklarda malign nodülleri saptamada yüksek hassasiyettedir, ancak özgüllüğü artırmaya yönelik çalışmalara ihtiyaç vardır.











