Yazar "Ünver, Zeynep" seçeneğine göre listele
Listeleniyor 1 - 7 / 7
Sayfa Başına Sonuç
Sıralama seçenekleri
Öğe 0-24 aylık çocuğu olan annelerin anne sütünü arttırmaya yönelik geleneksel uygulamaları(İnönü Üniversitesi Sağlık Bilimleri Enstitüsü, 2014) Ünver, ZeynepAraştırma 0-24 aylık çocuğu olan annelerin anne sütünü arttırmaya yönelik geleneksel uygulamalarını saptamak amacıyla tanımlayıcı olarak yapılmıştır. Bu araştırma Kasım-Aralık 2013 tarihleri arasında yapılmıştır. Araştırmanın evrenini; İnönü Üniversitesi Turgut Özal Tıp Merkezi Pediatri Poliklinikleri, Yenidoğan Yoğun Bakım Ünitesi’ne başvuran ve Anne Ünitesi’ne yatışı yapılan 0- 24 aylık çocuğu olan anneler oluşturmaktadır. Yapılan güç analizi ile belirlenen 220 anne örneklemi oluşturmuştur. Verilerin toplamasında araştırmacı tarafından oluşturulan Soru Formu kullanılmıştır. Verilerin değerlendirilmesinde yüzdelik, ortalama ve standart sapma değerleri hesaplanarak kullanılmıştır. Araştırmanın sonucunda; araştırma kapsamına alınan annelerin yaş ortalaması 23.6±6.3 yıl ve %88.6’ sının bebeklerini araştırma sırasında halen emzirmekte olduğu bulunmuştur. Annelerin %44.1’inin doğumdan sonra ilk gıda olarak anne sütü, %49.1’inin ise mama verdiği, %45.5’inin bebeklerini doğumdan sonra ilk bir saatten sonra emzirmeye başladığı, %32.3’ünün bebeğini ağladıkça emzirmekte ve %44.5’inin bebek emdiği sürece emzirmeye devam etmeyi düşündüğünü ifade etmiştir.Anneler besinler içinde en çok baklagilin (%90.0), içeceklerden ise suyun (%95.9) anne sütünü arttırdığına inanmaktadır. Anneler geleneksel uygulamalarla sütlerinin arttığına inanmaktadırlar. Çoğunlukla beslenme ve sıvı alımına yönelik uygulamalar yer almaktadır. Etkin ve daha uzun sürmesi beklenen bir emzirme dönemi için daha gebelik sırasında geleneksel yapı ve inanışlar göz önüne alınması, düzenli olarak eğitimler yapılması ve annelerin bilinçlendirilmesi önerilebilir.Öğe 0-24 Months for Increasing Breast Milk of Mothers with Traditional Applications(2021) Ünver, Zeynep; Erci, BehicePurpose: Research is made to be a descriptive study to identify traditional practices of increase breast milk of mothers with children 0-24 months. Methods: This research was conducted between November-December 2013. The universe of study is made to constitute by Inonu University Turgut Ozal Medical Center Pediatric Outpatient Clinic, newborn and mother admitted to the Intensive Care Unit admissions the mothers with children 0-24 months. It is consisted of 220 mothers determined by the power analysis sample. Mean and Standard deviation values have been calculated and this was use data for the evaluation of percentage. Results: The research covered 23.6±6.3 years, the average age of mothers and 88.6% of babies breast feeding present during the investigation was found. Mother of 44.1% give breastmilk after birth as the first breastfeed, mother of 49.1% give food, mother of 45.5% start to breast feed the babies after birth the first hour after borning, mother of 32.3% breast feed the baby when the baby cries and mother 44.5% intend to continue to breast feed in fants Mothers believe that nutrients in most legumes (90.0%), the water in all drinks (95.9%) increase in breast feeding. Mothers believe that their milk increases with traditional practices. Mostly applications for nutrition and fluid intake is located. Conclusions: For efficient and last longer than expected for the period of breastfeeding during pregnancy, traditional structures and beliefs should be taken in to consideration and training should be done regularly and mothers should be informed.Öğe Ebelerde Mesleki Aidiyetin Profesyonel Değer Tutumuna Etkisi(2022) Ünver, Hacer; Küçükkelepçe, Didem Şimşek; Ünver, ZeynepAmaç: Araştırma, ebelerde mesleki aidiyetin profesyonel değer tutumuna etkisini belirlemek amacıyla yapıldı. Yöntem: Araştırma 15.08.2020 – 15.02.2021 tarihleri arasında, tanımlayıcı olarak yapıldı. Araştırmanın örneklemini 212 ebe oluşturdu. Verilerin toplanmasında kişisel tanıtım formu, Ebelik Aidiyet Ölçeği ve Ebelerin Profesyonel Değerleri Ölçeği kullanıldı. Bulgular: Ebelerin yaş ortalamasının 29.07±6.15 yıl, haftalık çalışma süresinin 44.38±8.75 saat olduğu ve %71.7’sinin lisans mezunu olduğu saptandı. Ebelerin mesleki aidiyeti ile profesyonel değer tutumları arasında yapılan korelasyon analizinde orta düzeyde pozitif yönde ilişki belirlenmiş olup yapılan regresyon analizinde mesleki aidiyetin ebelerin profesyonel değerleri % 41 oranında açıkladığı saptandı (r:0.646,?: 0.646, p?0.001). Sonuç: Araştırma sonucunda ebelerde mesleki aidiyetin profesyonel değer tutumunu etkileyen önemli bir değişken olduğu ve ebelerde mesleki aidiyet arttıkça profesyonel değer tutumunun da arttığı görüldü. Ebelerde mesleki aidiyetin arttırılmasının profesyonel değer tutumuna da yansıyacağı ve hasta bakım kalitesini de olumlu yönde etkileyeceği düşünülmektedir.Öğe Geri Çekildi: SAĞLIK DAVRANIŞLARININ DEĞİŞTİRİLMESİNDE TRANSTEORETİK MODEL KULLANIMI(2019) Ünver, ZeynepSağlık davranış değişikliği sürecini geliştirmek ve en etkili sağlık davranış değişikliğini elde etmek için günümüzde yaygın olarak Transteoretik Model (TTM) kullanılmaktadır. Bireyin içinde bulunduğu değişim aşamasına uygun girişim oluşturan TTM davranış değişimini kolaylaştıran bir rehber olarak kullanılmaktadır. Transteoretik Model bireyin herhangi bir davranış değişikliğinin bir anda olmadığını, davranış değişikliğinin birbirinden farklı aşamaları ve süreçleri içerdiğini kabul eden bilişsel davranışçı bir modeldir. Bu derlemenin amacı Transteoretik Model kullanımıyla davranış değişim aşamalarını tanımlayarak, modeli kullanacak araştırmacılara, hemşirelere ve diğer sağlık çalışanlarına temel bilgi ve davranış değişikliği gerçekleştirebilmek üzere kaynak sunmaktır.Öğe SAĞLIK DAVRANIŞLARININ DEĞİŞTİRİLMESİNDE TRANSTEORETİK MODEL KULLANIMI(2019) Ünver, ZeynepÖz:Sağlık davranış değişikliği sürecini geliştirmek ve en etkili sağlık davranış değişikliğini elde etmek içingünümüzde yaygın olarak Transteoretik Model (TTM) kullanılmaktadır. Bireyin içinde bulunduğu değişimaşamasına uygun girişim oluşturan TTM davranış değişimini kolaylaştıran bir rehber olarak kullanılmaktadır.Transteoretik Model bireyin herhangi bir davranış değişikliğinin bir anda olmadığını, davranış değişikliğininbirbirinden farklı aşamaları ve süreçleri içerdiğini kabul eden bilişsel davranışçı bir modeldir. Bu derlemeninamacı Transteoretik Model kullanımıyla davranış değişim aşamalarını tanımlayarak, modeli kullanacakaraştırmacılara, hemşirelere ve diğer sağlık çalışanlarına temel bilgi ve davranış değişikliği gerçekleştirebilmeküzere kaynak sunmaktır.Öğe Sağlık Profesyoneli Adaylarında Sosyal Medya Bağımlılığının Nomofobiye Etkisi(2021) Ünver, Hacer; Benli, Tuğba Enise; Ünver, ZeynepAmaç: Gençler arasında sosyal medya kullanımının oldukça yaygınlaştığı bilinmektedir. Bu durumun, özellikle sağlık profesyoneli adayları arasında, ileride hasta bakım kalitesinde risk oluşturması bakımından önemli olduğu belirtilmektedir. Bu nedenle sağlık profesyoneli adaylarında sosyal medya bağımlılığının değerlendirilerek, telefonsuz kalma korkusu anlamına gelen nomofobiye etkisinin belirlenmesinin gerekli olduğu görülmektedir. Araştırma, sağlık bilimlerindeki öğrencilerin, sosyal medya bağımlılığının nomofobiye olan etkisini belirlemek amacıyla yapıldı. Gereç ve Yöntemler: Tanımlayıcı tipte yapılan araştırma, İnönü Üniversitesi’nin Hemşirelik ve Sağlık Bilimleri Fakültelerinde eğitimi devam eden 580 öğrenci ile Haziran 2020 ve Temmuz 2020 tarihler arasında yapıldı. Verilerin toplanmasında kişisel tanıtım formu, sosyal medya bağımlılığı ölçeği, nomofobi ölçeği kullanıldı. Verilerin değerlendirilmesinde, tanımlayıcı istatistiksel yöntemlerin yanı sıra Pearson korelasyon analizi ve lineer regresyon analizi kullanıldı. Bulgular: Öğrencilerin yaş ortalamasının 20,56±2,03 olduğu, %42,4’ünün 2. sınıfta öğrenim gördüğü, %82,2’sinin cinsiyetinin kız olduğu, %49’unun hemşirelik bölümünde öğrenim gördüğü, %75,7’sinin çekirdek aile yapısında olduğu, %57,6’sının yaşamını en çok ilde geçirdiği, %89,3’ünün ekonomik durumunun orta düzeyde olduğu belirlendi. Araştırmada, öğrencilerin %98,6’sının sosyal medya kullandığı, %74,8’inin istediği zaman ve %93,1’inin her gün internete bağlandığı saptandı. Yapılan ileri analiz sonucunda, sosyal medya bağımlılığının nomofobiyi açıklamada istatistiksel öneme sahip olduğu (p<0,05) ve sosyal medya bağımlılığının, nomofobiyi %9 oranında açıkladığı belirlendi. Ayrıca sosyal medya bağımlılığı ile nomofobi arasında istatistiksel olarak pozitif yönde güçlü bir ilişki olduğu belirlendi (p?0,05). Sonuç: Araştırmamızda, sağlık profesyonelleri adaylarında orta düzeyde nomofobi yaşandığı ve sosyal medya bağımlılığının, nomofobiyi etkilediği belirlenmiştir. Sağlık profesyoneli adaylarında, nomofobi ve sosyal medya bağımlılığı düzeyi belirlenip, bu konuda eğitimler düzenlenerek, sağlık profesyoneli adaylarının farkındalık kazanmalarını sağlamanın önemli olacağı düşünülmektedir.Öğe Sosyal Ağ Kullanımının Akıllı Telefon Yoksunluğu Korkusu (Nomofobi) İle İlişkisi: Üniversite Öğrencileri Üzerine Bir Araştırma(2021) Taşhan, Ahmet; Ünver, ZeynepAkıllı telefonların fiziksel ve konumsal kısıtlamalar olmadan her zaman ve her yerde erişebilir olması ve aşırı kullanımı, bireyin mobil cihazına erişemediğinde yaşadığı endişeyi ifade eden nomofobi sorunun ortaya çıkmasına neden olmuştur. Akıllı telefonların aşırı kullanımında sosyal ağ sitelerinin etkisi göz önünde bulundurulduğunda, nomofobinin gelişimden sosyal ağ sitelerinin rolünün olup olmamasının sorulması önemli hale gelmektedir. Bu kapsamda, sosyal ağ kullanım alışkanlıklarının nomofobi ile olan ilişkisinin ortaya çıkarılması bu çalışmanın amacını oluşturmaktadır. Araştırmanın örneklemini Türkiye'deki bir devlet üniversitesinin sağlık yüksekokulunda öğrenim gören toplam 430 lisans öğrencisi oluşturmuştur. Araştırmada öğrencilerin nomofobi düzeyini ve sosyal ağların kullanım amaçlarını ölçmek için Sosyal Ağların Kullanım Amaçları Ölçeği ve Nomofobi Ölçeği kullanılmıştır. Elde edilen sonuçlara göre öğrencilerin yaşı, cinsiyeti ve gelir düzeyi ile sosyal ağların kullanım amaçları ve nomofobi ile ilişkisinin olmadığı tespit edilmiştir (p>0.05). Ayrıca akıllı telefon aracılığıyla interneti sınırsızca kullanma ve interneti kullanma süresi değişkenlerinin sosyal ağların kullanım amaçları ve nomofobi ile ilişkisi olduğu bulunmuştur (p











