Yazar "İnceoğlu, Feyza" seçeneğine göre listele
Listeleniyor 1 - 11 / 11
Sayfa Başına Sonuç
Sıralama seçenekleri
Öğe Adaptation of Fear of Missing Out Scale (FoMOs) to Dentistry(2021) İnceoğlu, Feyza; Demir, Pınar; Aydoğdu, HaticeBackground: The objective was to adapt the Fear of Missing Out Scale (FoMOs) Scale developed by Przybylski et al in 2013 to Turkish and to perform the validity and reliability study of this scale. Methods: This study was designed as a methodological study, and the adapted questionnaire was completed by 1142 dental students educating in 59 universities in Turkey. The answers given were evaluated according to the original scale and its validity and reliability were tested. Explanatory Factor Analysis (EFA) and Confirmatory Factor Analysis (CFA) were performed to assess the construct validity of the form. The reliability of FoMOs was tested through the Cronbach’s ? internal consistency coefficient, total item correlation, and test-retest analysis. Results: Different from the original FOMO obtained in the study, it consisted of 2 sub-dimensions and a total of 10 items. Item 10 was excluded owing to the low factor loads. Accordingly, the "10- item scale" with two sub-dimensions was obtained. The 2 sub- dimension scale structure found as a result of EFA was supported by the result obtained in DFA. The Cronbach alpha reliability coefficient was found to be 0.840 for the FoMOs total score, 0.919 for the "trait" sub-dimension, and 0.718 for the "state" sub-dimension. Conclusion: This scale was made to define and analyze the concept of FoMO in dentistry postgraduate career planning. The current scale is a valuable and reliable tool to guide the idea behind career planning and provides a great contribution to the literature.Öğe Comparative analysis of models in confirmatory factor analysis: Exploring clinical applications and interpretation(2023) İnceoğlu, Feyza; Yoloğlu, Saim; Kanık, Arzu EmineTo demonstrate the explainability of the scales with fewer dimensions instead of the number of existing dimensions by ensuring that the scale structures created by explanatory factor analysis (EFA) are verified with confirmatory factor analysis (CFA). Data from the Nutritional Behavior Scale in Children, answered by the parents of 204 children with autism spectrum disorder (ASD) were used. EFA was performed with the data obtained from the scale. In the next step, the explained variance percentages and dimensions were determined and the model goodness of fit indexes were calculated with CFA. The dimensions with the lowest explained variance percentages were removed from the model, respectively, and three different scale models were tested. The variance explanation percentage of the first eight-dimensional model created with EFA was calculated as 72.68%. The food fussiness sub-dimension was removed and CFA was applied to the model again and new indices were calculated. Finally, the emotional under-eating sub-dimension was excluded from the model, resulting in a six-dimensional Child Eating Behavior Scale (CEBS). Goodness-of-fit indices of the CFA model established with six dimensions were ?2 / df; 1.545, AIC; 715,433 and RMSEA; 0.052 was found. It has been shown that the eight, seven, and six-dimensional scale models constructed according to the percentages of variance explained for CEBS are sufficient to explain the sample and that the six-dimensional scale model can be used for CEBS. Our study is the first to use competing models in confirmatory factor analysis in reducing scale dimensions.Öğe Doğrulayıcı faktör analizinde yarışan modeller ve klinik bir uygulaması(İnönü Üniversitesi, 2018) İnceoğlu, FeyzaDoğrulayıcı Faktör Analizinde Yarışan Modeller ve Klinik Bir Uygulaması Amaç: Açıklayıcı faktör analiziyle elde edilen anket boyutlarını doğrulayıcı faktör analiziyle doğrulmak, var olan boyut sayısı yerine daha az sayıda boyut ile modellerin açıklanabilirliğini uyum indeksleri ile karşılaştırıp göstermektir. Materyal metot: Çalışmada Ocak 2015 ile Ocak 2016 tarihleri arasında İnönü Üniversitesi Tıp Fakültesi Turgut Özal Tıp Merkezi Çocuk ve Ergen Psikiyatri polikliniğine başvuran Otizm Spektrum Bozukluğu (OSB) olan 204 çocuk hastanın anne-babasının yanıtladığı "Çocuklarda Yeme Davranışı Anketi (ÇBYD)" anketi verileri kullanıldı. Anket boyutlarını belirlemek için verilere ilk olarak açıklayıcı faktör analizi (AFA) uygulandı. Bu analizden elde edilen boyutlara doğrulayıcı faktör analizi (DFA) uygulandı. Daha sonra açıklayıcı faktör analizinde açıklanan varyans yüzdesi miktarına göre en az yüzdeye sahip boyutlar çıkarılarak yeni modeller belirlendi. Modellerin indeksleri hesaplandı. Bulgular: AFA'ya göre elde edilen sekiz boyut toplam varyansın %72.68'ini açıklamaktadır. DFA'ya göre sekiz alt boyuta ait χ2 776.775, χ2 / sd 1.417, RMSEA 0.045 ve AIC 1014.775 bulunmuştur. En düşük varyans açıklama yüzdesine sahip yemek seçiciliği boyutu çıkarılarak yedi boyutla kurulan modele ait χ2 653.720. χ2 / sd 1.462, RMSEA 0.048 ve AIC 987.720 bulunmuştur. Sonraki en düşük varyans açıklama yüzdesine sahip duygusal az yeme boyutu çıkarılarak altı boyut ile kurulan modele ait χ2 517.433, χ2 / sd 1.545, RMSEA 0.052 ve AIC 715.433 bulunmuştur. Sonuç: Kurulan 8, 7 ve 6 alt boyutlu modellere ait uyum iyiliği indeksleri karşılaştırıldığında 6 boyutlu modelin örneklemi açıklamada yeterli olduğu bulunmuştur. Anahtar kelimeler: Yapısal eşitlik modellemesi, doğrulayıcı faktör analizi, yarışan modeller, uyum iyiliği indeksleri, çocuklarda yeme davranışı ölçeğiÖğe Effect of post-acute COVID-19 on motor performance and attention in children(2025) Çiledağ Özdemir, Filiz; Sinanoğlu, Muhammed Selçuk; İnceoğlu, Feyza; Buğday, Burak; Sinanoglu, BerçemStudy was conducted to investigate motor performance and attention levels of children who had experienced post-acute coronavirus disease 2019 (COVID-19) infection. The study included children aged 6-14 years who were diagnosed with post-acute COVID-19 at least four weeks prior and had no history of orthopedic or neurological conditions (Group I). A control group (Group II), composed of children in the same age range, had never been diagnosed with COVID-19 and had no familial history of the virus, nor any orthopedic or neurological disorders. Demographic information for both groups was collected using a descriptive questionnaire. Motor performance was assessed through Timed Up and Go Test (TUG), Stair Climbing Test (SCT), while attention was measured using Conners' Parent Rating Scale-Revised, Short Form (CPRS-R:S). Difference in the CPRS-R:S scores of the participants based on their post-acute COVID-19 infection status was found statistically significant (p0.05). Accordingly, children who recover from post-acute COVID-19 would have a CPRS-R:S score 0.955 times as high as the score of those who have not had COVID-19 (OR= 0.955, 95% CI 0.919-0.993). The attention levels of children diagnosed with post-acute COVID-19 are affected negatively, considering relationship between attention and motor performance, it is needed to assess children holistically.Öğe Exploring Irisin and Nesfatin-1 in second trimester amniotic fluid: a comparative study of obese and normal weight pregnant women(2024) Kıran, Tugba Raıka; Melekoglu, Rauf; Erenler, Sebnem; İnceoğlu, FeyzaObjective: Obesity is characterized by dysregulated adipokine production patterns, leading to low-grade inflammation. Irisin has been identified as a potential target for the treatment of diabetes and obesity. Nesfatin-1, another adipokine, plays a significant role in various metabolic processes, including glucose homeostasis. This study investigated the levels of the new generation adipokines, irisin and nesfatin-1, in the amniotic fluid during the second trimester of normal and obese pregnancies. Methods: Amniotic fluid samples were collected following established protocols. The first 2 mL portion of fluid obtained during amniocentesis was retained aAfter centrifugation at 1500 g for 10 minutes, the cell-free amniotic fluid was transferred to Eppendorf tubes and quantitative measurements of irisin and nesfatin-1 levels were performed using the Enzyme-Linked Immuno Sorbent Assay (ELISA) method. Results: Our results demonstrate, for the first time in the literature, the presence of irisin and nesfatin-1 in amniotic fluid. Additionally, we found that the levels of these adipokines were significantly lower in obese pregnant women compared to the control group (both p<0.05). Conclusion: Our results demonstrate, for the first time in the literature, the presence of irisin and nesfatin-1 in amniotic fluid. Additionally, we found that the levels of these adipokines were significantly lower in obese pregnant women compared to the control group (both p<0.05).Öğe Kadınlarda Ailenin İşlevselliği, Roller ile Karşılıklı Bağımlılık Arasındaki İlişkide Gerçek ve Psikolojik Doğum Sırasının Düzenleyici Rolü(2021) Ulusoy, Yağmur; İnceoğlu, FeyzaBu araştırmanın amacı ailedeki roller, ailenin işlevselliği ile karşılıklı bağımlılık arasındaki ilişkiyi ve gerçek doğum sırası ile psikolojik doğum sırasının bu ilişki üzerindeki etkisinin farklılık gösterip göstermediğini incelemektir. Bu araştırmada ilişkisel tarama modeli kullanılmıştır. Araştırmanın örneklemini İnönü Üniversitesi Eğitim Fakültesinde okuyan, yaşları 17 ile 40 arasında değişen 501 kadın öğrenci oluşturmaktadır. Veri toplama aracı olarak Bileşik Karşılıklı Bağımlılık Ölçeği, McMaster Aile Değerlendirme Ölçeği ve White-Campbell Psikolojik Doğum Sırası Envanteri kullanılmıştır. Elde edilen veriler SPSS 25.0 ve AMOS 24 istatistik paket programları ile analiz edilmiştir. Çalışmadan elde edilen bulgular, rollerin hem genel işlevsellik hem de karşılıklı bağımlılığı pozitif yönde anlamlı düzeyde yordamaktadır. Ancak roller ile karşılıklı bağımlılık arasındaki ilişkide ailenin işlevselliğinin aracı rolü anlamlı bulunmamıştır. Psikolojik doğum sırası ile gerçek doğum sırası aynı ve farklı olanların genel işlevsellik ile karşılıklı bağımlılık arasındaki ilişkideki düzenleyici rolleri anlamlıdır. Psikolojik doğum sırası ile gerçek doğum sırası farklı olanların, aynı olanlara göre rolleri hem genel işlevsellik hem de karşılıklı bağımlılık üzerindeki düzenleyici etkisinin daha yüksek olduğu görülmüştür. Çalışmadan elde edilen bulgular alan yazın ışığında tartışılmış, araştırmacılara ve ebeveynlere çeşitli öneriler sunulmuştur.Öğe Koronavirüs Hastalığıyla İlgili Akut Solunum Yetmezliği Sendromu'nda Non İnvaziv Solunum Desteği Tedavilerinin Başarısı ve NIRS'nin Başarısını Etkileyen Faktörler Üzerine Retrospektif Gözlemsel Kohort Bir Çalışma(2025) Oterkus, Mesut; İnceoğlu, Feyza; Kasapoglu, Umut Sabri; Mızrak, Zeynep KoyluAmaç: Non-İnvaziv solunum desteği, şiddetli vakalarda tedavinin önemli bir parçası olarak yaygın olarak kullanılmaktadır. Covid-19ile ilişkili Akut Solunum Sıkıntısı Sendromu vakalarında NIRS'nin başarısını etkileyen faktörleri belirlemeyi amaçladık. AraçlarveYöntem: Ağustos 2020 ile Mayıs 2021 tarihleri arasında hastanemizin yoğun bakım ünitesinde yatan şiddetli Covid-19enfeksiyonu olan 209 hasta çalışmaya dahil edildi. Hastaların demografik bilgileri, Akut Fizyoloji ve Kronik Sağlık DeğerlendirmesiII (APACHE-II) ve Sıralı Organ Yetmezliği Değerlendirmesi (SOFA) skorları, kalp hızları, asidoz, bilinç, oksijenasyon, solunum hızları ve laboratuvar sonuçları kaydedildi ve analiz edildi. Bulgular: İleri yaş, HT, kronik obstrüktif akciğer hastalığı, yüksek APACHE ve SOFA skorları, düşük albümin seviyeleri, yüksek LDH seviyeleri ve düşük PaO2/FiO2'nin NIRS başarısını azaltan faktörler olduğu bulundu. Ek olarak, düşük PaO2/FiO2 ve SatO2 ve kan Ph'ının erken evre başarısızlığını artırdığını belirledik. Sonuç: SonuçlarımızNIRS'nin Covid-19 hastaları için etkili bir tedavi yöntemi olabileceğinive hastalığınerken evrelerinde uygulanan NIRS'nin entübasyon ve mortalite riskini azaltabileceğini göstermiştir.Öğe Oxidative Stress and Anti-Carbonic Anhydrase Antibody Levels in Early Preeclampsia: A Clinical Investigation(2024) Kıran, Tugba Raıka; Melekoglu, Rauf; Erenler, Sebnem; İnceoğlu, FeyzaAim: Preeclampsia (PE) is a dangerous condition that affects 3–5% of pregnancies and has a substantial risk of death and morbidity for both mothers and newborns. The processes behind the etiology of PE are not entirely known, despite the fact that it is the primary cause of illness and death among mothers globally. In order to further understand the correlations between these parameters, this study will look at the levels and presence of anti-carbonicanhydrase (CA) I and II antibodies, total oxidant capacity (TOC), total antioxidant capacity (T-AOC), and malondialdehyde (MDA) in early PE. Material and Method: The research analyzed 30 pregnant women with early PE and 30 normal pregnant women as the control group. Serum levels of anti-CAI (pg/mL), anti-CAII (ng/mL), MDA (nmol/mL), TOS (U/mL), T-AOC (U/mL) were measured and compared between the two groups. Results: Significant variations were noted in the amount of anti-CA I, anti-CA II, MDA, TOS, and T-AOC (both p<0.05) between the control group and the early PE group. More specifically, oxidative stress indicators were changed and increased levels of anti-CA I and anti-CA II were seen in the early PE group in comparison with the control group. Conclusion: The findings show that elevated amounts of anti-CAI and anti-CAII antibodies may serve as predictive markers for early PE. The significant differences in oxidative stress parameters further support the oxidative stress involvement in the pathogenesis of early PE. However, more extensive Research is required to validate these results and clarify the mechanisms underlying PE.Öğe PEDODONTİ PRATİĞİNDE STRES ÖLÇEĞİ"NİN GELİŞTİRİLMESİ: GEÇERLİLİK VE GÜVENİLİRLİK ÇALIŞMASI(2021) Kırmızıgül, İnci; Demir, Pınar; Botsalı, Murat Selim; İnceoğlu, FeyzaDiş hekimliği öğrencilerinin diğer bölümlere göre daha depresif, anksiyetik ve stresli olduğu yapılan araştırmalarda gösterilmiştir. Bu çalışmanın amacı Pedodonti Pratiğinde Stres (PPS) ölçeğini geliştirmektir. Bu çalışmaya, 2018-2019 ve 2019-2020 eğitim-öğretim yıllarında İnönü Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi pedodonti kliniğinde staj yapan 4. ve 5. sınıf öğrencileri dâhiledilmiştir. Pedodonti kliniğinde stres kaynağı olabilecek faktörler, uzman görüşleri de alınarak kategorize edilmiş ve 4 alt boyutlu 29 maddeden oluşan PPS ölçeği geliştirilmiştir. Formun geçerliliğini belirlemek için Açıklayıcı ve Doğrulayıcı Faktör Analizleri (DFA) ve kapsam geçerlilik indeksi yöntemleri kullanılmıştır. Ölçek güvenilirliği; Cronbach ? iç tutarlık kat sayısı, madde toplam korelasyonu, test-tekrar test analizi ile test edilmiştir. PPS ölçeği için DFA uyum indeksi değerleri istenilen aralıkta, Cronbach ? güvenilirlik katsayısı 0,915 bulunmuştur. PPS ölçeğinin pedodonti kliniklerinde oluşabilecek stresi değerlendirmek için yararlanabilecek geçerli ve güvenilir bir araç olduğu belirlenmiştir. PPS ölçeğinin kullanımı ile pedodonti kliniklerinde stres oluşturarak; hekimin verimliliği, hastanın uyumu ve dolayısıyla tedavinin etkinliğini dahi etkileyebilecek stres faktörlerinin belirlenmesi mümkün olabilecektir.Öğe Sağkalım analiz yöntemleri ve karaciğer nakli verileri ile bir uygulama(İnönü Üniversitesi, 2013) İnceoğlu, FeyzaBu çalışma Turgut Özal Tıp Merkezi Karaciğer Nakil Enstitüsünde nakil yapılan hastalardan alınan veriler yardımıyla sağkalım analizi yöntemlerinin (Yaşam Tablosu Analizi, Kaplan ? Meier Analizi, Cox Regresyon Analizi) sonuçlarını birbirleriyle karşılaştırmak amacı ile yapılmıştır. Çalışmada 2002 yılı Mart ayı ve 2012 yılı Kasım ayı arasında karaciğer nakli yapılan 894 hastaya ait bilgiler kullanılmıştır. Hastaların nakil sürelerinden sonra sağkalım süreleri 127 ay boyunca gözlemlenmiştir. Yapılan nakillerde araştırmaya alınan 894 hastanın %41,2?si ölmüş %58,8 `i ise hayatta kalmıştır. Hastaların %34,9?u verici ile akraba değilken, %64,9?u akrabadır. Vericilerin %2?si hakkında yeterli bilgi bulunmamaktadır. Yapılan nakillerde vericilerin %76,6?sı canlı ve %23,3?ü kadavradır. Alıcıların %67,7?si erkek ve %32,4?ü bayandır. Vericilerin %57,8?i erkek, %41,8?i bayan ve vericilerin %3?ünün hakkında yeterli bilgi bulunmamaktadır. Yapılan analizlerdeki sonuçlarda alıcının cinsiyeti ve alıcının ayrıntılı kan gruplaması üç analiz sonucuna göre de istatistiksel olarak anlamlı bulunmuştur. Vericinin ayrıntılı kan gruplaması, alıcı ile vericinin ayrıntılı kan gruplaması karşılaştırması, alıcının yaş gruplaması ve donör tipi ise iki analizde istatistiksel olarak anlamlı bulunmuştur.Öğe Yapay Sinir Ağı Modeli Kullanılarak Meme Kanseri Endişesi ile İlişkili Risk Faktörlerinin Tahmini(2023) Nacar, Gülçin; İnceoğlu, Feyza; Taşhan, Sermin TimurAmaç: Bu çalışmada, kadınlarda meme kanseri endişesi ile ilişkili risk faktörlerinin binary lojistik regresyon ve yapay sinir ağı (YSA) modelleri kullanılarak belirlenmesi amaçlanmıştır. Yöntem: Araştırma, bir aile sağlığı merkezinde, 18 yaş ve üzerinde olan 365 kadın ile 30 Nisan-15 Haziran 2021 tarihleri arasında yapılmıştır. Meme kanseri endişesi ile ilişkili faktörleri belirlemek için kullanılan çok katmanlı algılayıcı yapay sinir ağı modelinin performansını belirlemede, doğruluk oranı ve ROC eğrisinin altındaki alan kullanılmıştır. Araştırma verileri, Kişisel Bilgi Formu ve Meme Kanseri Endişe Skalası (MKES) kullanılarak toplanmıştır. Bulgular: Tek değişkenli örneklem testlerinde MKES puanlarının yaş, gelir durumu, menopoz ve sigara içme değişkenlerine göre istatistiksel olarak anlamlı farklılık gösterdiği bulunmuştur (p<0.05). Oluşturulan çok katmanlı algısal sinir ağı modelinin meme kanseri endişesi için doğru sınıflandırma oranları eğitim veri setinde % 90.9 ve test veri setinde % 89 olarak hesaplanmıştır. Değişkenlerin önem değerleri dikkate alındığında; meme kanseri endişesi üzerinde en yüksek düzeyde etkili faktörün eğitim durumu (%98.9) olduğu bulunmuştur. Binary lojistik regresyon analizinde ise gelir durumunun meme kanseri endişesi üzerinde 2.384 kat etkili olduğu bulunmuştur (OR= 2.384, %95 CI 1.010- 5.628). Sonuç: Binary Lojistik Regresyon modelinde gelir durumu tek değişkenli örneklem testlerinde olduğu gibi MKES üzerinde etkili bulunmuştur. YSA analizinde en yüksek risk faktörü olan eğitim durumu, parite ve meslek değişkenleri tek değişkenli istatistiksel testlerde anlamlı bulunmamıştır. YSA analizlerinin parametrik testlerde var olan veri kayıplarını önlediği saptanmıştır. Sağlık profesyonellerinin kadınların meme kanseri endişesini değerlendirirken saptanan risk faktörlerini göz önünde bulundurmaları önerilmektedir.











