Yazar "Akkus, Berkant" seçeneğine göre listele
Listeleniyor 1 - 7 / 7
Sayfa Başına Sonuç
Sıralama seçenekleri
Öğe Birleşmiş Milletler Deniz Hukuku Sözleşmesi ve Derin Deniz Yatağı Madenciliği: Sorunlu Konular ve Değerlendirmeler(2025) Akkus, BerkantMadencilik sektörü karasal maden kaynaklarının azalması neticesinde derin deniz yatağı madenciliğine yönelmektedir. Kıyı devletlerinin ulusal deniz yetki alanına girmeyen tüm kısımlar derin deniz yatağının bir parçasını oluşturmaktadır. Bu makale, ulusal deniz yetki alanlarının ötesinde derin deniz yatağı madenciliğine uygulanabilecek uluslararası hukuk sistemini, bu sistemi yöneten organ olan Uluslararası Deniz Yatağı Otoritesi ile beraber değerlendirecektir. Derin deniz madenciliğini düzenleyen uluslararası hukuk sistemi ve devletlerin ulusal mevzuatları kusursuz değildir. Bu doğrultuda, makalede incelenmek üzere beş sorunlu konu belirlenmiştir. İlk olarak, süreçte şeffaflık eksikliği bulunmaktadır ve halkın katılımının sağlanması gerekmektedir. Sivil toplum kuruluşlarının etkisi ve gözlemci olarak oynadıkları rol dikkate alınmalıdır. Tüm paydaşlar, başvuru prosedürlerinde görüş ve itirazlarını sunabilmelidir. Hukuk ve Teknik Komisyon’un toplantıları açık gerçekleştirilmelidir. İkinci olarak, mali konular açısından, Uluslararası Deniz Yatağı Otoritesi ödeme mekanizmasının nasıl şekilleneceği belirsizliğini korumaktadır. Üçüncü olarak, derin deniz yatağı madenciliğinin çevresel etkileri ve deniz çevresinin korunmasına yönelik endişeler varlığını sürdürmektedir. Dördüncü olarak, Bileşmiş Milletler Deniz Hukuku Sözleşmesi’ne taraf olmayan devletlerin ve devlet dışı tarafların hak ve yükümlülükleri netleştirilmelidir. Beşinci olarak, forum shopping problemi yani yargılamada en lehe kararı verebilecek olan yetkili mahkeme seçimi olasılığı değerlendirilmelidir.Öğe Deepfakes and the Geneva Conventions: Does Deceptive AI-Generated Misinformation Directed at an Enemy During Armed Conflict Violate International Humanitarian Law? A Critical Discussion(Mdpi, 2025) Akkus, Berkant'Deepfakes' and other forms of digital communications disinformation are now on the virtual frontlines of many armed conflicts. Military commanders can potentially gain significant tactical advantages by misleading enemy forces, opposing governments, and civilian populations into believing X when Y is the true state of affairs. Distinct from military propaganda, deliberate deceptions and subterfuge have long been part of warfare. However, a powerful claim is advanced that deepfakes such as announcing surrender, truce declarations, or similar messages that place soldiers and civilians at greater risk are international humanitarian law (IHL) violations, notably under the 1907 Hague Convention and the 1977 Additional Protocol I to the Geneva Conventions. This four-section critical discussion considers whether, or to what extent, deepfakes are IHL compliant. Selected examples taken from the ongoing Russia-Ukraine war are highlighted to illustrate the potentially grave dangers that deepfakes represent for innocent civilian populations. IHL reform recommendations are made that would reduce deepfake harm-if such reforms are embraced by the international community (an admittedly doubtful prospect).Öğe DEVLETİN ETKİN KONTROLÜNÜN BULUNMADIĞI SİBER ALANDA İNSAN HAKLARI YÜKÜMLÜLÜKLERİ NELERDİR?(2024) Akkus, BerkantBu makalede ülkesel Devletin siber alandaki, özellikle de etkin kontrolü dışındaki alanlardaki insan hakları yükümlülükleri açıklanacaktır. Bu makalede, ülkesel Devletin siber alandaki insan hakları yükümlülüklerini ortaya koymak için incelenen beş önemli konu bulunmaktadır. Birincisi, temel haklara saygı: Devlet, siber alanda bulunan veya siber alandaki eylemlerinden etkilenen bireyler için mahremiyet hakkı, ifade özgürlüğü ve ayrımcılığa uğramama gibi temel insan haklarını korumalıdır. İkincisi, gerekli özeni gösterme: Devletin, belirli alanlar üzerinde doğrudan kontrolü olmasa bile, siber alandaki insan hakları ihlallerini önleme ve azaltma konusunda gerekli özeni gösterme görevi bulunmaktadır. Devlet, bireyleri zarardan korumak için makul adımlar atmalıdır. Üçüncüsü, ülke dışı yükümlülükler: Devlet, eylemlerinin kendi kontrolü dışındaki alanlardaki bireylerin hakları üzerinde önemli bir etkiye sahip olması halinde, siber alanda insan haklarını sınırlarının ötesinde korumak için ülke dışı yükümlülüklere sahip olabilir. Dördüncü olarak, uluslararası iş birliği: Sınır ötesi siber tehditleri ele almak ve insan haklarını evrensel olarak korumak için diğer Devletler ve uluslararası örgütlerle iş birliği çok önemlidir. Beşincisi, şeffaflık ve hesap verebilirlik: Devlet siber alanla ilgili politikalarında ve eylemlerinde şeffaf olmalıdır. Ayrıca, herhangi bir ihlal için hesap verebilirlik mekanizmalarının mevcut olmasını sağlamalıdır. Bu makale güvenlik ve hakların dengelenmesinin önemli olduğu sonucuna varmaktadır. Siber alanda güvenliğin sağlanması esas olmakla birlikte, Devlet güvenlik tedbirleri ile insan haklarına saygı arasında bir denge kurmalı ve orantısız kısıtlamalardan kaçınmalıdır. Devlet, etkin kontrolü dışındaki alanlarda, ilgili paydaşlarla iş birliği içinde, siber alan yönetişiminin karmaşıklığını kabul ederken, insan hakları üzerindeki olumsuz etkileri en aza indirmek için çaba göstermelidir. Siber alanda insan haklarının korunması sadece ülkesel Devleti değil, aynı zamanda uluslararası toplumu da kapsayan ortak bir sorumluluktur.Öğe OKYANUS ALKALİLEŞMESİ: ULUSLARARASI HUKUKTA DEVLETLERİN HAKLARI VE YÜKÜMLÜLÜKLERİ(2025) Akkus, BerkantOkyanus alkalileşmesi, okyanusun karbon dioksit emme kapasitesini artırmayı ve iklim değişikliğini hafifletmeyi amaçlayan bir jeomühendislik tekniğidir ve uluslararası hukuk çerçevesinde önemli hukuki ve etik değerlendirmeleri gündeme getirmektedir. Bu makale, Birleşmiş Milletler Deniz Hukuku Sözleşmesi (BMDHS), uluslararası çevre hukuku ve uluslararası teamül hukuku bağlamında devletlerin okyanus alkalileşmesi konusundaki hak ve yükümlülüklerini incelemektedir. Devlet egemenliği ilkesi, sınır ötesi zararı önleme yükümlülüğü ve deniz çevresini koruma sorumluluğu ele alınarak, devletlerin deniz kaynaklarını kullanma hakları ile çevresel sürdürülebilirliği sağlama yükümlülükleri arasındaki olası çatışmalar değerlendirilmektedir. Hukuki emsaller, antlaşmalar ve uluslararası anlaşmalar incelenerek, bu araştırma okyanus alkalileşmesinin hukuki statüsünü netleştirmeyi ve sorumlu yönetişim için rehber ilkeler sunmayı amaçlamaktadır. Böylece, bu yöntemin uygulanmasının uluslararası hukuki standartlara uygunluğu sağlanarak küresel çevresel adaletin teşvik edilmesi hedeflenmektedir.Öğe Robotik devrim: Yapay zeka uluslararası ya da uluslararası nitelikte olmayan silahlı çatışmayı tetikler mi?(2024) Akkus, BerkantYapay zekalı askeri silahların, özellikle de otonom silah sistemlerinin yeni formlarının piyasaya sürülmesi, insan müdahalesi olmaksızın hedefleri seçebilmekte ve yok edebilmektedir. Bu nedenle modern ordular tarafından yapay zeka ile birleştirilmiş ölümcül otonom sistemlerin aktif olarak kullanılmaya başlanması silahlı çatışmalarda devrim yaratmıştır. Yapay zekanın askeri uygulamalarına ilişkin temel endişe, kuvvet kullanımının yalnızca insan askerler tarafından sürdürülmesi gerektiğidir. Yapay zekâ teknolojisinin sınır kontrolü veya gözetleme operasyonu sırasında istemeden de olsa savaşa neden olma olasılığı nedeniyle uluslararası silahlı çatışmayı tetikleme eşiğinin yeniden yorumlanmasına acil ihtiyaç vardır. Bu makale ağırlıklı olarak, insan unsurunun belirli kuvvet kullanma uygulamalarından çıkarılmasını ifade eden tam otonom silah sistemlerine odaklanmaktadır. Bu makalenin temel araştırma soruları şunlardır: Birincisi, otonom bir silah sisteminin tek başına uluslararası bir silahlı çatışmaya yol açarak uluslararası insancıl hukukun uygulanmasını sağlaması mümkün müdür? İkinci olarak, otonom silah sistemleri devlet dışı silahlı aktörler tarafından kontrol edildiğinde uluslararası nitelikte olmayan silahlı çatışmalara yol açan silahlı grubun örgütlenme ve yoğunluk kriterleri karşılanabilir mi? Bu çalışma otonom silah sistemleri hakkında uluslararası hukuk alanında yürütülen ana tartışma alanları olan yapay zekanın insancıl hukuk ilkeleriyle uyumluluğu ve uluslararası sorumluluğun belirlenmesi, etik problemler tartışmalarına da odaklanarak araştırma sorularına yanıt aramaya çalışacaktır.Öğe Uluslararası Hukukta Yeni Bir Kavram Veri Elçiliği: Ütopya ve Gerçeklik(2024) Akkus, BerkantBu makale, uluslararası kamu hukuku çerçevesinde veri elçiliği kavramını incelemektedir. Veri elçiliği terimi, hassas dijital bilgilerin korunması ve yönetilmesi temel amacıyla, geleneksel bir elçiliğe benzer şekilde, yabancı bir yargı alanında bulunan güvenli ve egemen veri depolama tesislerinin kurulmasını ifade eder. Uluslararası hukuk ilkelerine dayanan bu makale, veri elçiliklerinin diplomatik misyonlara benzer şekilde ayrı bir hukuki statüye sahip kuruluş- lar olarak tanınmasının fizibilitesini değerlendirmekte ve faaliyetlerini yönetmek için teamül ve andlaşma temelli normların uygulanmasını araştırmaktadır. Makale ayrıca, ev sahibi devletlerin veri elçiliklerini kendi hukuk sistemleri içinde barındırmadaki rolünü ve gönderen ve kabul eden devletler arasındaki ilişkileri düzenlemek için ikili veya çok taraflı anlaşmaların potansiyelini değerlendirmektedir. Bu makale, veri elçiliklerini çevreleyen yasal çerçeveye ilişkin gelişen söyleme katkıda bulunmayı amaçlamaktadır. Nihayetinde, giderek daha fazla birbirine bağlanan ve veriye bağımlı hale gelen küresel ortamda veri güvenliği, egemenlik ve diplomatik ilişkilerin zorunluluklarını dengeleyen tutarlı ve uluslararası kabul görmüş bir yasal çerçevenin geliştirilmesine yönelik içgörü sağlamayı amaçlamaktadırÖğe Veriden Yıkıma: Büyük Veri Saldırılarının Hukuki Zorlukları(2025) Akkus, BerkantTeknolojinin hızlı gelişimi büyük olumlu sonuçlar doğurmuş olsa da, bu tür faydalar teknolojinin uygunsuz kullanım tehdidiyle gölgelenmektedir. Siber saldırılarla ilgili olaylar, silahlı kuvvet ve meşru müdafaa hakkı konusundaki geleneksel uluslararası hukuka meydan okumaktadır. Bu çalışma, mevcut yasal çerçevenin siber operasyonlara nasıl uygulandığını ve bu durumun ortaya çıkardığı zorluklar ile sorunları ele alarak bu konuyu eleştirel bir şekilde değerlendirmektedir. Çalışma, siber operasyonların hangi koşullar altında kuvvet kullanımı olarak değerlendirilebileceğini ve meşru müdafaa hakkını doğurduğunu araştırmaktadır. Büyük veri saldırılarına atıfta bulunarak, yeni bir uluslararası hukuk aracı uygulama fikrinin çekici bir çözüm gibi görünse de, aslında düzelttiğinden daha fazla sorun yaratacağını savunmaktadır. Buna göre, silahlı kuvvet bağlamının ötesinde var olan büyük veri saldırıları, makul bir şekilde silahlı kuvvet eşiğine ulaştığı düşünülemez. Ayrıca, mevcut yasal çerçevenin siber operasyonlara genişletilmesi, zorluklar barındırsa da, şu ana kadar sorunlardan çok fayda sağlamıştır. Mevcut sorunların, pratik durumlar ortaya çıktıkça kademeli olarak çözüleceği öngörülmektedir.











