Yazar "Gürsoy, Adnan" seçeneğine göre listele
Listeleniyor 1 - 3 / 3
Sayfa Başına Sonuç
Sıralama seçenekleri
Öğe Fârâbî’de Felsefenin Dine Önceliği(2020) Gürsoy, AdnanÖz: Din, bir kutsal kitap ve onun etrafında gelişen bir hukuku içerecek şekilde müesses bir yapı olduğunda toplumun temel kabullerinin merkezinde yer alır. Bu noktada filozofun dine, kutsal kitaba ve din temelinde oluşan toplum ve hayat düzenine bakışı (din teorisi), felsefe ile din arasındaki ilişkiyi belirler. İslam filozofları arasında, din teorisinin orijinalliği ve kapsamlılığı bakımından Fârâbî’nin özel bir yeri vardır. O, felsefe ile din ilişkisini tarihsel ve epistemolojik yönleriyle ele almış ve dini, felsefenin kurduğu dünyanın önemli bir unsuru olarak konumlandırmıştır. Bu konumlandırma, dinin, felsefenin bir parçası olarak değerlendirilmesini dolayısıyla felsefe-din ilişkisinin bütün ile parça ilişkisi şeklinde ele alınmasını gerektirmektedir. Buna göre, din hem nazarî hem amelî kısımları ile felsefenin kapsamındadır ve ilkelerini felsefenin nazarî ve amelî kısımlarından alır. Felsefenin dine ontolojik ve epistemolojik önceliğinin yanı sıra zamansal önceliği de vardır. Fârâbî hem felsefenin tarihsel serüvenine ilişkin anlatısını böyle bir öncelik fikri ile sunmakta, hem de bir toplumun ya da medeniyetin ideal düzeni bakımından felsefenin dine zamansal önceliğinin önemine işaret etmektedir. Bu çalışmada, Fârâbî’nin düşünce sisteminde felsefenin dine önceliğinin çeşitli boyutlarına yer verilecek, epistemolojik öncelik ile zamansal öncelik fikirlerinin birbirini destekleyen ve bütünleyen bir temelde ele alınması gerektiğine işaret edilecektir.Öğe İbn sînâ felsefesinde sezgisel bilginin aklî karakteri(2014) Gürsoy, Adnan: İbn Sîna, bilgi ve nübüvvet teorisinin merkezî kavramlarından biri olan sezgisel bilgiyi aklî bir temelde ele almıştır. Bu aklî temeli, üç noktada ortaya koymak mümkündür. Bunlardan birincisi, filozofun varlık görüşünden kaynaklanan ve bilgi teorisinin de dayandığı temel ilkelerden biri olan, “varlığın düzeninin kıyâsî olduğu” düşüncesidir. İkinci husus, sezgisel bilginin tanımında yer alan “orta terimin bilinmesi” ve “bilinenden hareketle bilinmeyene ulaşılması” unsurlarıdır. Üçüncüsü ise, sezgisel bilginin en yüksek formu olarak görülen nebevî bilginin, peygamberin aklî gücüne ait mükemmel sezgi yetisine dayandırılmış olmasıdır. Bu makalede söz konusu üç husus, İbn Sînâ’nın eserlerinden hareketle ortaya konulup filozofun sezgisel bilgiye bakışı belirginleştirilecektir ki, bu, İbn Sînâ felsefesinin mistik boyutu ile ilgili tartışmaları değerlendirmek açısından önemli bir konumda bulunmaktadır.Öğe Kitap tanıtımı: Fahreddin er-râzî düşüncesinde ilahî adalet(İnönü üniversitesi ilahiyat fakültesi, 2015) Gürsoy, AdnanÜlkemizde son yıllarda İslâm düşüncesi alanındaki çalışmalarda, hem nitelik hem de nicelik bakımından umut verici gelişmeler görülmektedir. Doğrusu, bulunduğumuz noktanın, olmamız gereken noktaya hala çok uzak olduğunu biliyoruz. Ancak bu umut verici çalışmalar sayesinde, varisi olduğumuz büyük mirasın değeri konusundaki farkındalıklarımız artmaktadır. Din felsefesi alanında telif ve tercümeleri bulunan Hüsnü Aydeniz’in Fahreddin er‐Râzî Düşüncesinde İlahî Adalet adlı eseri, bu kapsamda değerlendirilebilir. 12. asrın müceddidi olarak görülen Fahreddin er‐Râzî (v. 606/1210), İslâm düşünce tarihinin İbn Sînâ (v. 427/1037) ve Gazzâlî (v. 505/1111) ile birlikte en büyük ve etkili düşünürlerinden biri olduğu gibi, her iki büyük düşünürün mirasçısı ve yorumcusudur. “İlahî adalet” bağlamında tartışılması gereken pek çok zor meselenin, bu büyük düşünürün sistemindeki karşılığını soruşturmak, hem meşakkatli, hem de değerli bir katkıdır.











