Yazar "Polat, Hüseyin" seçeneğine göre listele
Listeleniyor 1 - 9 / 9
Sayfa Başına Sonuç
Sıralama seçenekleri
Öğe Argümantasyon yöntemine dayalı laboratuvar etkinliklerinin fen bilgisi öğretmen adaylarının eleştirel düşünme eğilimi, mantıksal düşünme becerileri ve akademik başarılarına etkisi(İnönü Üniversitesi, 2019) Polat, HüseyinBu çalışmanın amacı Argümantasyon Yöntemine Dayalı Laboratuvar Etkinliklerinin Fen Bilgisi Öğretmen Adaylarının Eleştirel Düşünme Eğilimi, Mantıksal Düşünme Becerileri ve Akademik Başarılarına Etkisini incelemektir. Bu çalışma nicel bir araştırmadır. Çalışmada deneysel araştırma türü olan yarı deneysel araştırma deseni olan eşleştirilmiş desen kullanılmıştır. Bu araştırmanın çalışma grubu 2017-2018 akademik yılı bahar dönemi Fen Bilgisi Öğretmenliği Programında 1.sınıfında öğrenim gören 35'i kontrol grubunda ve 35'i de deney grubunda olmak üzere 70 öğretmen adayından oluşmaktadır. Çalışma 5 hafta sürmüştür. Çalışmada veri toplama aracı olarak UF/EMI (University of Florida Engagement, Maturity and Innovativeness) Eleştirel Düşünme Eğilimi Ölçeği, Fen Bilgisi Öğretmenliği Mantıksal Düşünme Becerileri Ölçeği, Akademik Başarı Testi, Argümantasyon Yöntemine Dayalı Etkinlik Kâğıtları ve Görüş Alma Formu kullanılmıştır. Çalışmada Genel Kimya Laboratuvarı Uygulamaları II dersi kapsamında Gazlar, Kimyasal Denge, Kimyasal Kinetik ve Termokimya konularında deneyler yapılmıştır. Kontrol ve deney gruplarında aynı konularla ilgili deneyler yapılmış ve deney föyündeki işlem basamakları takip edilmiştir. Deney grubu için ek olarak Argümantasyon Yöntemine Dayalı Etkinlik Kâğıtları kullanılmıştır. Çalışmanın başında ve sonunda kontrol ve deney gruplarına Eleştirel Düşünme Eğilimi Ölçeği, Mantıksal Düşünme Becerileri Ölçeği ve Akademik Başarı Testi ön test ve son test olarak uygulanmıştır. Kontrol ve deney gruplarının son test puan ortalamaları arasındaki farklılık için MANOVA testi yapılmıştır. Bunun için SPSS programı (21.sürüm) kullanılmıştır. Görüş alma formu 10 öğretmen adayına uygulamıştır. Verilen cevaplar birlikte değerlendirilerek benzerlik ve farklılıklarına göre sınıflandırılmıştır. Argümantasyona dayalı etkinlik kâğıtları değerlendirilirken kazanıma ulaşıp ulaşamama durumu göz önüne alınmıştır. Çalışmadan elde edilen bulgulara göre argümantasyon yöntemine dayalı laboratuvar etkinliklerinin fen bilgisi öğretmen adaylarının eleştirel düşünme eğilimi ve akademik başarıları üzerinde anlamlı etkisinin olduğu görülmüştür. Fakat mantıksal düşünme becerileri üzerinde anlamlı farklılık görülmemiştir. Öğretmen adaylarının görüş alma formuna verdikleri cevaplar incelendiğinde argümantasyon yönteminin öğretmen adaylarının sorgulama, öğrenmeyi öğrenme, düşünmeyi geliştirme, analiz etme, mantık kurma, kendini ifade etme ve yorumlama gibi beceriler üzerinde etkili olduğu görülmüştür. Argümantasyona dayalı etkinlik kağıtları incelenmiş ve çalışma süreci boyunca öğretmen adaylarının argüman oluşturma becerilerinde artış olduğu görülmüştür.Öğe Argümantasyon Yönteminin Eleştirel Düşünme Becerileri Üzerine Etkisi: Meta-Analiz Çalışması(2022) Polat, Hüseyin; Emre, Fatma BilgeBu araştırmada amaç, argümantasyon yönteminin eleştirel düşünme becerisi üzerine etkisini incelemektir. Bu araştırmanın modeli meta-analizdir. Araştırmada 2012-2022 yılları arasında argümantasyon yönteminin eleştirel düşünme becerileri üzerine etkisinin incelendiği 140 çalışmaya ulaşılmıştır. Çalışmalar içinde dahil edilme kriterlerini karşılayan 19 çalışma araştırmaya dahil edilmiştir. Araştırmada, farklı çalışmaların sonuçlarının birleştirilmesi işlemi için rastgele etkiler modeli (random effects model) kullanılmış ve bu modele göre orta büyüklüğe sahip ortalama etki büyüklüğü hesaplanmıştır. Araştırmaya dahil edilen çalışmaların kategorik değişkenlerinin etki büyüklükleri hesaplanmış ve aralarında anlamlı farklılık olmadığı görülmüştür. Çalışmalar arasında yüksek düzeyde heterojenlik olduğu görülmüştür. Meta-regresyon analizi sonucunda çalışmalar arasındaki heterojenliğin kaynağının öğretim kademesi, çalışma deseni ve çalışma süresinin birlikte ele alındığı model olduğu görülmüştür. Bu araştıramaya dahil edilen çalışmalar arasında yayın yanlılığının bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır.Öğe Atomun yapısı konusunda argümantasyon yönteminin ilköğretim 7. sınıf öğrencilerinin başarısı üzerine etkisi(İnönü Üniversitesi, 2014) Polat, HüseyinBu araştırmanın amacı argümantasyon yönteminin atomun yapısı konusunda öğrenci başarısı üzerine etkisini araştırmaktır. Bu araştırmada deneysel araştırma modeli kullanılmıştır. Araştırmanın temelini teşkil eden problem aşağıda belirtilmiştir: "İlköğretim 7. sınıf atomun yapısı konusunda, öğrenci başarısı üzerine argümantasyon yönteminin etkisi var mıdır?" Bu probleme bağlı olarak belirlenen alt problemler ise; • Kontrol ve deney grubu arasında bir fark var mıdır? • Kız ve erkek öğrenciler arasında bir fark var mıdır? Araştırmanın örneklemini 2013-2014 Eğitim-Öğretim yılının 2. döneminde Malatya İli Doğanyol İlçesinde eğitim gören bir ilköğretim okulunun 7. sınıfındaki 12 erkek, 13 kız olmak üzere toplam 25 öğrenciden oluşturmaktadır. Kontrol grubu 6 erkek, 6 kız toplam 12 öğrenciden oluşmaktadır. Deney grubu ise 6 erkek, 7 kız toplam 13 öğrenciden oluşmaktadır. Veri toplama aracı olarak 30 sorudan oluşan çoktan seçmeli başarı testi kullanılmıştır. Bu başarı testi çalışmanın başında ön test, sonunda ise son test olarak kullanılmıştır. Ön test sonucunda başarı ve cinsiyet açısından homojenlik sağlanarak iki grup oluşturulmuş ve bu gruplar rastgele seçilerek biri kontrol grubu diğeri de deney grubu olarak kullanılmıştır. Çalışma toplam 10 ders saati sürmüştür. Kontrol grubunda ders kitabında yer alan etkinlikler yapılırken, deney grubunda araştırmacı tarafından argümantasyon yöntemine göre geliştirilen güvenirlik ve geçerliğe sahip çalışma yaprakları kullanılmıştır. Çalışmanın verileri SPSS 21 programı ile analiz edilmiştir. Ön test sonucunda kontrol ve deney grubu arasında anlamlı bir farklılık oluşmadığı gözlenmiştir. Son test sonucuna göre ise kontrol ve deney grubu arasında deney grubu lehine anlamlı bir farklılığın olduğu gözlenmiştir.Öğe CUMHURİYET DÖNEMİNDE YÜKSEK İSLAM ENSTİTÜLERİNDE ARAPÇA ÖĞRETİMİ(2024) Polat, HüseyinDil, insanlık tarihinin başlamasıyla birlikte, iletişime ihtiyaç duyulduğu günden beri iletişim ihtiyacına cevaben ortaya çıkmış ve giderek gelişmiş, geliştirilmiş bir iletişim sistemidir. İnsanoğlunun derdini, meramını, duygu ve düşüncelerini ifade edebilmek, ihtiyaçlarını temin etmek üzere gerekli taleplerde bulunmasının aracı olarak başvurduğu bir iletişim öğesidir. İnsan ile hayvan arasındaki en önemli farklarından biri olarak değerlendirilen dil, insanın yaratıldığı dönemden beri var olmuş ve insanoğlunun tarihî gelişimiyle birlikte gün geçtikçe gelişmeler kaydederek günümüze kadar önemli evrelerden geçmiş, ciddi mesafeler kat etmiş ve çeşitlenmiştir. Yeryüzünde insan nüfusunun artması, insanın yaşam coğrafyasının gelişmesi ve yaşam alanlarının birbirinden uzaklaşmasıyla birlikte farklı diller ortaya çıkmış ve dünyanın farklı yerlerinde yaşayan insan grupları birbirinin dilini anlayamaz hale gelmiştir. Bu yönüyle dil öğretimi tarihinin, insanlık tarihindeki iletişim ihtiyacıyla eş zamanlı olduğu söylenebilir. Farklı diller konuşan insan kitleleri, birbirleriyle iletişim kurabilmek ve anlaşabilmek için birbirlerinin dilini öğrenmek durumunda kalmışlardır. Başlangıçta çok temel, basit ihtiyaçların giderilmesi amacıyla basit düzeyde iletişim dizgelerinin öğrenilmesi ve öğretilmesi şeklinde gerçekleşen bu eğitim faaliyeti, insanoğlunun ihtiyaçlarının çoğalması, teknolojik gelişmelerin de sebep olduğu küreselleşmenin neticesinde ticaretin ve diğer alanlardaki alışverişin artmasıyla birlikte dil öğrenme ihtiyacı büyümüş, onun için de dil öğreten kurumlar açılmıştır. Dünyada ve Türkiye’de en çok öğretilmesine ihtiyaç duyulan dillerden biri de Arapçadır. Arapça, Birleşmiş Milletler tarafından tanınan, milyonlarca insanın konuştuğu bir dildir. Bunun yanında ticari, coğrafi ve tarihi pek çok sebepten dolayı bölgemizde ve Türkiye’de rağbet gören bir dil olmuştur. Osmanlı döneminde medreselerde, okullarda ve mekteplerde başta Arapça ve Farsça olmak üzere çeşitli dillerde yabancı dil eğitim ve öğretimi yapılmıştır. Hatta Türkiye’de İngilizceden sonra en çok öğretilen dil Arapça olmuştur. Türkiye’de bu dilin öğretimi Cumhuriyet Dönemi’nden bu yana pek çok aşamadan geçmiştir. Bazı dönemlerde öğretilmesi hususunda bazı zorluklarla karşılaşılmış olsa da Cumhuriyet Dönemi’nin tamamında hem resmî hem de gayri resmî kurumlar tarafından öğretimi gerçekleştirilmiştir. Arapça öğreten resmî kurumların başında ise 1959 yılında kurulmaya başlanan ve zamanla sayıları sekize kadar ulaşan Yüksek İslam Enstitüleri gelmiştir. Yüksek İslam Enstitüleri müfredatında yer alan İslâmî ve beşerî ilimlerin yanı sıra Arapça öğretimi de son derece önemli bir yere sahip olmuştur. Bu çalışmada özellikle Cumhuriyet Dönemi’nde kurulan Yüksek İslam Enstitülerinde gerçekleştirilmiş olan Arapça öğretimi ele alınmıştır. Çalışmada öncelikle Cumhuriyet Dönemi’nden bu yana Türkiye’de Arapça öğretimi ele alınmış akabinde ise 1959 yılında tesis edilmeye başlanan Yüksek İslam Enstitülerinde Arapça öğretimi, okutulan kitaplar ve ders hocalarından söz edilmiştir. Ayrıca bu Enstitülerde okutulan Arapça ders kitapları ve Arapça öğretimi hakkında birtakım değerlendirmelerde bulunulmuştur. Yüksek İslam Enstitülerinin nispeten yoğun sayılabilecek ders programında, Kur’ân-ı Kerîm, Vücûh İlmi, Tefsir, Belâgat-ı Kur’âniyye, Hadis, Siyer, İlm-i Tevhîd, Kelâm, İslâm Hukuku, Fıkıh ve Usûl-i Fıkıh, İslâm Dini ve Mezhepleri Tarihi, Mukayeseli Dinler Tarihi, İslâmî Türk Edebiyatı Tarihi, Tasavvuf Tarihi, Ahlâk, İslâm Felsefesi Tarihi, Mantık, İslâm Tarihi, Muasır İslâm Ülkeleri Tarih ve Coğrafyası, Dinî Psikoloji, Dinî Pedagoji, İslâm Sanatları Tarihi, Hitabet ve İrşad, Dinî Mûsiki, Yabancı Dil (Almanca, Fransızca, İngilizce), İnkılâp Tarihi gibi derslerin yanı sıra Arap Dili ve Edebiyatı dersi de yer almaktaydı. Yüksek İslam Enstitüleri ders programında Arapça öğretimine yönelik sadece Arap Dili ve Edebiyatı dersi bulunuyordu. Başlangıçta, Arap Dili ve Edebiyatı dersi birinci sınıfta 6 saat, ikinci sınıfta 5 saat, üçüncü ve dördüncü sınıflarda ise 4’er saat, yıllık bazda düşündüğümüzde toplam haftada 19 ders olarak görülmekte idi. 1978-1979 eğitim-öğretim yılında programda yapılan değişiklikle bu derslerin sayısı 23’e çıkarıldı. Arapça dersinde birinci sınıfta genellikle sarf konuları öğretilirdi. İkinci sınıfta nahiv konuları işlenirdi. Üçüncü sınıfta belâgat, dördüncü sınıfta ise Arap edebiyatı üzerinde durulurdu. Fakat her okulda farklı kitap veya doküman takip edilirdi. Ders işleme yöntemine gelince genellikle önce öğretim elemanı bir kez metni okur, öğrenciler de metin üzerine hareke koyar, öğretim elemanı tercüme ederdi ve öğrenciler kelimelerin anlamlarını not ederlerdi, dersin tam olarak anlaşılması için daha sonra bazı öğrenciler de metni tercüme ederlerdi. Ondan sonra da hoca ilgili gramer konusunu anlatıp, örneklerle izah ederdi.Öğe el-Burhân fî ulûmi’l-Kur’an’da Hakikat ve Mecâz(2021) Polat, HüseyinBu çalışmamızda VIII. yüzyıl İslam âlimlerinden Zerkeşî’nin (öl. 794/1392), tefsir usulü alanında telif ettiği el-Burhan fî ulûmi’l-Kur’an isimli kitapta, belagat ilminin iki konusu olan hakikat ve mecazı nasıl ele aldığını incelemeye çalıştık. Zerkeşî, tefsir alanındaki boşluğu doldurmak ve hadis usulüne benzer sistematik bir usul kitabı olması amacıyla yazdığı el-Burhan fî ulûmi’l-Kur’an kitabında genelde dil öğelerine özelde ise belagat sanatlarına büyük önem vermiştir. Çünkü Zerkeşî’ye göre Kur’an bir dil ve belagat mucizesidir ve Kur’an’ın anlaşılması, dilinin anlaşılmasına bağlıdır. Onun için kitabının büyük bir kısmını bu hususlara ayırmıştır. Zerkeşî, mecâzın Kur’an’da varlığının İslam âlimleri tarafından tartışıldığını belirtir. Kur’an’da mecâzın olduğunu kabul edenlerle etmeyenlerin görüşleri ve kısaca delillerinden bahsettikten sonra, eğer Kur’an’da mecâz yoksa hazf, te’kîd ve kıssaların tekrarı gibi konuların da bir anlamı kalmaz, diyerek kendi görüşünü açıklamaktadır. Bu kısa girişten sonra, şunu söyleyebiliriz: Zerkeşî, mecâz konusunu, detaylı şekilde ele almaktadır. Belagat kitaplarında anlatılan mecâzın kısımları olan mecâz-ı aklî, mecâz-ı lugavî ve bunların alt kısımlarını genişçe anlatarak her birine Kur’an’dan değişik örnekler vermektedir. Ele aldığı konularla ilgili muhakkik âlimlerin düşünce ve görüşlerini de sağlıklı bir şekilde aktararak bir araştırmacının Kur’ân ilimleriyle ilgili asla müstağni kalamayacağı bir çalışma ortaya koymuştur. Bu çalışmada Zerkeşî’nin Kur’an’ın bu belagat yönü ile ilgili yaptığı kapsamlı çalışması tanıtılmaya ve ortaya konulmaya çalışılacaktır.Öğe Filistinli Şair Abdurrahim Mahmûd ve Direniş Şiirleri(2024) Meşe, Ramazan; Polat, HüseyinFilistinli halkı bir asırdan fazla bir zamandır işgale karşı özgürlük mü-cadelesi vermektedirler. Filistinliler tarafından sürdürülen bu mücadele, Fi-listin edebiyatı ve şiirini derinden etkilemiştir. Bir asırdan fazla süren bağım-sızlık mücadelesi Filistin edebiyatı ve şiiri için önemli bir konu haline gelmiş-tir. Filistin topraklarında yaşanan baskı ve zulme karşı olan direniş, Filistin şiirinde işlenen önemli konulardan biridir. Klasik Arap şiirinde işlenen vasıf, gazel, mersiye, medih gibi konuların yanında bu şiirlerde üzerinde durulan en önemli konular arasında vatan, vatan özlemi, göç, gurbet, savaş, şeha-det, insanî ve içtimaî konularla direniş ve direnişe çağrı vardır. Filistin dire-niş şairleri bu konuları şiirlerinde gerçekçi duygularla sade ve anlaşılır bir dille anlatmışlar ve halkı bu konuda sürekli direnmeye ve mücadele etmeye çağırmışlardır. Bu temayı ele alan Filistinli şairlerden birisi de şehit Abdur-rahîm Mahmûd’tur. 35 yıllık kısa hayatında gerisinde pek çok şiir bırakmış-tır. Bu şiirlerde üzerinde durduğu en önemli konular arasında vatan, vatan özlemi, gurbet, savaş, şehadet, insanî ve içtimaî konularla direniş ve direnişe çağrı vardır. Bütün bu konuları realist bir çerçevede ele alarak işlemiştir. Filistin halkını ve gençleri direnişe ve mücadele etmeye çağırmıştır. Siyonist Yahudilerin ancak güçten ve savaştan anlayacaklarını, müzakere etmenin fayda vermeyeceğini sürekli vurgulamıştır. Bu uğurda şehit olmayı yücelt-miş ve şehadete olan özlemini dile getirmiştir. Şiirlerinde sadeliğe ve anlaşı-lırlığa dikkat etmiştir. Zor, karmaşık, anlaşılmayan ifade ve söz sanatların-dan uzak durmuştur. Bu da şiirini halkın her kesimden insanların okuması-nı sağlamış ve şairin asıl gayesi olan halkı direniş ve özgürlük için uyarma gayesine hizmet etmiştir. Bu çalışmada Filistin şiirinde önemli bir yere sahip olan Filistinli direniş şairi Abdurrahîm Mahmûd’un hayatı ve şiirindeki di-reniş konusu incelenmiştir. Abdurrahîm Mahmûd’un kısa ömrüne sığdırdığı kocaman bir direniş öyküsü ve yine bu kısa hayatında geride bıraktığı şiirle-rinden direnişle ilgili olan bazı kısımları ele alınarak işlenmiş ve şairin muha-taplarına söylemek istedikleri açıklanmaya çalışılmıştır.Öğe İmam hatip lisesi öğrencilerinin arapça dersine karşı tutumlarının değerlendirilmesi(İnönü üniversitesi ilahiyat fakültesi, 2016) Uçar, Recep; Polat, Hüseyin; Altun, Veysel KaraniBu çalışmada İmam Hatip Lisesi öğrencilerinin Arapça dersine karşı tutumları incelenmiştir. Bu araştırmanın örneklemini, 2015-2016 eğitim-öğretim yılında Malatya İli Büyükşehir Belediyesi sınırları içerisinde yer alan İmam Hatip Liselerinden 210 erkek, 242 bayan olmak üzere 452 öğrenci oluşturmaktadır. Öğrencilerin demografik özellikleri ve Arapça dersine karşı tutumları tarama modeliyle ortaya konmuştur. Araştırma sonucunda, İmam Hatip Lisesi öğrencilerinin Arapça dersine karşı tutumlarının genel ortalamalarının orta düzeyde olduğu, ölçeğin alt faktörlerine ilişkin ortalamalarda farklılıklar olduğu tespit edilmiştir.Öğe Kur’an âyetleri ışığında iman-ilim ilişkisi(İnönü Üniversitesi İlahiyat Fakültesi, 2010) Polat, HüseyinÂyetler ışığında imân-ilim ilişkisi tetkik edildiğinde, Kur’an-ı Kerim’in imân-ilim veya imân-bilgi ilişkisi üzerinde hassasiyetle durduğu ve konuyu aklî açıdan temellendirdiği kolayca fark edilebilir. Kur’an’ın birçok âyetinde bilgisizlik, çoğu zaman nankörlük ve inkârın; bilgi ise inanmanın sebebi ola-rak öne çıkarılmıştır. Kur’an, inanç prensiplerini kabul edenleri; aklını kullanan, onu işlevsel hale geti-ren, ibret alan, ahlâklı, üstün meziyetli kişiler olarak yüceltmektedir. Buna karşın küfrü cehâlet, akılsız-lık, beyinsizlik, şirki ise en büyük zulüm olarak nitelemekte; imânın mantığını kavrayamayanları hay-vanlardan daha aşağı kabul ederek şiddetle yermektedir. Buradan hareketle imânın, bilgi ile doğrudan irtibatlı olduğunu söyleyebiliriz. Ancak imânın, yalnızca ilimden ibaret olmadığını da belirtmeliyiz. Çünkü bilgiye rağmen, farklı sebepler imânı engelleyebilir; imânı engelleyen faktörler, bilgiye rağmen inkârın devamını sağlayabilirler. O halde imân ve ilmi ya da imân ve bilgiyi birbirinin zıddıymış gibi göstermek, birinin bulunduğu yerde diğerinin bulunamayacağını varsaymak, Kur’an’ın insanlardan istediği imân açısından kesinlikle doğru değildir.Öğe Türkçe öğrenen Rusların yazılı anlatımlarında yaptıkları dil yanlışları üzerine bir araştırma(İnönü Üniversitesi, 2014) Polat, HüseyinBu araştırmanın amacı, Rusların Türkçe öğrenmede karşılaştıkları sorunları tespit edip değerlendirmektir. Bu nedenle tarama modeli kullanılmıştır. Araştırmanın çalışma evrenini, Ankara Üniversitesi TÖMER, Gazi Üniversitesi TÖMER, Kırgızistan-Türkiye Manas Üniversitesi Yabancı Diller Yüksek Okulunun Hazırlık Sınıfı oluşturmaktadır. Veri toplamak amacı ile görüşme yöntemi kullanılmıştır. Türkçe öğrenen evrendeki bireylerin yazılı ve dil bilgisi anlatım sınavlarının yanı sıra, uzman görüşleri alınarak araştırmacı tarafından örneklemdeki Türkçe öğrenim düzeylerine göre hazırlanmış olan yazılı anlatım soruları da kullanılmıştır. Araştırmada çalışmaya katılan örneklemdeki bireylerin eğitim düzeyi, cinsiyeti, milliyeti, ana dili, ikinci dili, yaşı ve Türkçe öğrenme düzeylerinin tespiti yapılmıştır. Genel olarak Türkçenin yabancılara öğretimi konusunda hâlihazırda bulunan kaynakların az olması bu konunun tarih boyunca ihmal edildiğini göstermiştir. Özel olarak ise Türkçenin Ruslara öğretimi konusunda Avrupa Dil Portföyüne uygun dil öğretim setinin bulunmaması ve bu konudaki araştırmaların az olması nedeniyle Rusların Türkçeyi öğrenirken özellikle yazılı anlatımda zorlandıkları gözlemlenmiştir. Araştırmanın sonucunda, Rusların Türkçeyi öğrenmede anlatma dil becerilerinin hepsinde özellikle de yazılı anlatımda zorlandıkları tespit edilmiştir. Türkçe ve Rusçanın hem yapı bakımından hem de kaynak bakımından farklı dil aile gruplarından olmasından dolayı Rusların ayrıca; kelime bilgisi, fiillerin farklı hâl ekleri almaları, sesletim ve telaffuz gibi konularda da zorlandıkları tespit edilmiştir. Araştırmadan elde edilen sonuçlara dayalı olarak çeşitli önerilerde bulunulmuştur.











