Yazar "Sezik, Murat" seçeneğine göre listele
Listeleniyor 1 - 11 / 11
Sayfa Başına Sonuç
Sıralama seçenekleri
Öğe 6 ŞUBAT DEPREMLERİNİN ADIYAMAN KENT KİMLİĞİNE ETKİSİ(2024) Sezik, MuratKültürel ve fiziksel bir mekân olan kent kimliklidir ve kente kimlik kazandıran unsurlar çok yönlüdür. Bu kimlik unsurları arasında sivil mimari örnekleri, tarihi yapılar, kamu binaları, dini ve kültürel mekânlar gelecekle geçmiş arasında bağ kurduklarından öne çıkmaktadırlar. Günümüz dünyasında kentlerin kimlik unsurları arasında yer alan kültür varlıklarına yönelik pek çok tehdit bulunmaktadır. Bunların en tehlikelisi ise doğal afetlerdir. Meydana gelen doğal afetler ile sadece kentlerin fiziki yapısı değil; aynı zamanda kenti ve toplumu geçmişi ile bağlayan değerler de zarar görmektedir. Bu afetlerden biri de 6 Şubat 2023 Kahramanmaraş Depremleridir. Bu depremler 11 İli etkilemiş ancak Hatay, Kahramanmaraş, Malatya ve Adıyaman illeri ciddi yıkımlarla karşılaşmıştır. Bu dört ilde geniş alanlarda meydana gelen yıkımlar sonucunda özellikle kent merkezleri, kente kimliğini veren tarihi ve kültürel yapılar önemli ölçüde zarar görmüştür. Bu nedenle kentlerin yeniden inşasında ve eski yapıların yenileriyle yer değiştirmesinde kentin doğal ve yapay çevre unsurlarının (kentin morfolojisi) korunması kentin kimliğini kaybetmemesi adına önem arz etmektedir. Dikkate alınması gereken diğer önemli bir husus ise yerel halkın kente yabancılaşmasının önlenmesidir. Bu bağlamda araştırmanın amacı; Adıyaman ilinin kent kimliğini oluşturan fakat depremlerden zarar gören kültürel varlıkların tespitinin yapılması, beraberinde kültürel varlıkların yeniden ihyası, kentin sağlıklı planlanması ve yerel yönetimler için bir yol haritasının önerilmesidir. Araştırmada literatür taraması, belge toplanması, görüşmeler yapılması ve gözlemlere dayalı nitel yöntem kullanılmıştır. Araştırmanın gerçekleştirilebilmesi için İnönü üniversitesi ile Adıyaman Valiliği arasında yazışmalar yapılmış ve gerekli belge ve bilgiler resmi kanallardan toplanmıştır.Öğe 6360 Sayılı Kanun'a göre büyükşehirlerde bütünleşme sürecinin etkileri:Malatya örneği(İnönü Üniversitesi, 2015) Sezik, MuratTürk idari sisteminde reform boyutuyla gündeme gelen birçok değişiklik gerek merkezi idarede gerekse yerel yönetimlerde çok önemli sonuçlar doğurmuştur. Merkezi idarenin etkisi altından kurtarılmak istenen yerel yönetimlere ilişkin gerçekleştirilen birçok yasal düzenleme dünyadaki küreselleşmenin etkisine paralel bir seyir izlemiş ve özellikle AB ülkelerinde yaşanan yerel yönetim birim sayılarının azaltılması süreci Türkiye'de de yaşanmaya başlamıştır. 6360 sayılı Kanun, yerel yönetimler açısından şu ana kadar ortaya konulan kanunlar içerisinde en köklü değişim ve dönüşümü gerçekleştirmeyi amaçlamış bir yasal metin olarak durmaktadır. Bu kanunun getirdiği değişimleri siyasal, yönetsel ve ekonomik boyutlarıyla ele alıp inceleyen bu çalışma sahadan elde ettiği veriler ile kanunun şu ana kadarki uygulamalarını tartışmakta, kanunun genel gerekçesinde ve temel metinde ortaya konulan ilkeler ile uygulamalar arasındaki ilişkileri incelemektedir. Araştırmada dünyada başta AB ülkeleri ve ABD'de etkili olan ve etki alanını gittikçe geliştiren liberal yerel yönetim politikalarının etkilediği bu ülkelerdeki yerel yönetim ve metropol alan yönetimi üzerinde değerlendirmeler de yapılmıştır. Büyükşehirlerde yaşanan bütünleştirilme sürecinin yerel üzerindeki etkilerini Malatya örneği üzerinden ortaya koymaya çalışan bir araştırmanın, Türkiye'de büyükşehir olan bütün illeri kapsayacak bir genelleme şeklinde değerlendirilmesi elbette mümkün değildir. Fakat siyasal kültür, yönetim kültürü ve kırsal alan özellikleri açısından benzer özellikler gösteren kentlerin ortak sorun alanlarına sahip olması pekala mümkündür. Bu açıdan bakıldığında bu araştırma her ne kadar Malatya ilinde yapılan bir alan araştırması olsa da ulusal ölçekte yaşananları anlama çabasıdır.Öğe DEPREM DİRENÇLİ KENTLER İÇİN BELEDİYELERDE YENİDEN YAPILANMA(2024) Akıncı, Berat; Sezik, MuratDoğal afet olarak tanımladığımız deprem, sel, heyelan ve yangınların dünya kentleri üzerindeki tahrip edici etkisi her geçen yıl artmaktadır. Esasında kentler, sosyal, ekonomik, fiziksel ve çevresel boyutlarıyla karmaşık yapılar olduklarından, onlar için tehdit oluşturan afetler, terör saldırıları, finansal krizler, gıda güvenliği, enerji krizleri ve siyasal istikrarsızlıklar gibi riskler kentleri tehdit etmektedir. Kentlerin, gelecek herhangi bir zamanda, sosyal, ekonomik ve teknik sistemleriyle altyapısını etkileyebilecek nitelikte yaşanabileceği şok ve sorunlara karşı yapı, işlev, sistem ve kimliğini koruyabilmesi ancak olası risklere karşı direnç kapasitesini artırmasıyla mümkündür. Bu araştırmada depremlerin kentlerdeki yıkıcılığının azaltılması için genelde yerel yönetimler özelde ise belediye yönetimlerinde yeniden yapılanma gerekliliği tartışmaya açılmıştır. Türkiye’de yaşanan çok sayıda deprem kentleri tahrip etmiş fakat ne yazık ki, yapıların deprem koşulları göz önüne alınarak tasarlanması ve inşa edilmesi gerekliliği uzun yıllar boyunca anlaşılamamıştır. Ayrıca, belediyelerin kentsel alanlardaki arazi planlaması, doğal afetlerden kaynaklanan riskleri azaltmak için önemli bir araç olmasına rağmen gerektiği şekilde kullanılamamıştır. Araştırmanın amacı, kentlerde yetkili ve görevli seçilmişlerin şahsi menfaatlerini “mahalli müşterek ihtiyaçların” üstünde görmelerini engelleyecek bir sistemin oluşması için tartışma başlatmaktır. Araştırmada dirençli kentlerin inşa edilebilmesi için belediye organlarının yeniden yapılanması önerilerek başta belediye başkanının seçilme tarzı tartışmaya açılmış, güçlü tek adamlık modeli yerine, profesyonel yöneticili meclis sistemi ve kent komisyonu modeli önerilmiştir. Belediye meclisi ve ihtisas komisyonları için de meslek kriteri belirlenmesi önerilmiştir. Araştırmada nitel veri toplama teknikleri kullanılmıştır.Öğe Development And Environmental Values Conflict In The Context Of Environmental Impact And Assessment: The Case Of Malatya(2023) Sezik, MuratIn the world, where the economic system has been constantly developing and changing from the İndustrial Revolution to today, the volume of production and consumption has increased with the increasing world population, and this has brought new burdens to the ecological system. The increase in the use of fossil fuels for energy needs with the Industrial Revolution, the increase in production on a global scale with the development of international trade, while increasing wealth on the one hand, resulted in an increase in environmental problems on the other. As a result of the thesis that the world states will develop with the motto of capitalism, "more production, more consumption", the ecological system has faced a burden that it cannot bear. Environmental Impact Assessment (EIA), which was first introduced to the world within the scope of the National Environmental Policy Act, which came into force in the USA in 1970, on the necessity of ensuring development without damaging environmental values, is a process in which the significant effects of a certain project or development on the environment are determined. It was implemented as a process. This study aims to reveal how EIA applications are used as an effective mechanism in protecting environmental va- lues in Turkey and in Malatya in particular, and to reveal their deficiencies. In the study, a qualita- tive method based on literature review and observation was used.Öğe İklim Değişikliği ve Türkiye’de Kentlerin İklim Değişikliği Politikalarına Uyum Sorunları(2025) Sezik, Murat; Dokuyucu, ErkanDoğaya salınan gazların atmosferdeki oranı güvenli seviyenin üzerine çıkmış ve sera etkisi meydana gelmiştir. Sera etkisiyle birlikte atmosferden uzaya yayılamayan ısı yer kürede hapsolarak küresel çapta ısınmaya sebep olmuştur. İklim değişikliği olarak günümüz dünyasını etkileyen bu durum nedeniyle sıcaklık artışları ve azalışlarının daha sıklaşacağı, okyanusların ısınacağı, deniz seviyesinin yükseleceği, doğal afetlerde artışların görüleceği 1980’li yıllardan günümüze değin çeşitli platformlarda tartışılmaktadır. Bilim insanları tarafından çeşitli konferanslarda iddia edilen iklimsel değişikliklerin doğurduğu sonuçların birçoğu gerçekleşmiştir. Yerkürede yağış rejimi değişmiş, çölleşme gözlemlenmiş ve orman yangınları artmıştır. Olumsuz değişimlerin sonucunda; su kaynakları zarar görmüş, bitkilerin yaşam döngüleri değişmeye başlamış, iklim göçlerinin de yakın bir tarihte yaşanması olasılığı epeyce yükselmiştir. Uluslararası örgütler, devletler ve yerel yönetimler, iklim değişikliği ve sonuçlarına karşı tedbir almak, etkilerini azaltmak ve nihayetinde ortadan kaldırmak üzere uluslararası toplantılar düzenleyerek yol haritası belirlemeye çalışmışlardır. Karbon salınımının büyük bir kısmından sorumlu olan kentler ön planda tutularak kentsel alanlarda uygulanacak politikalar belirlenmiştir. Bu çalışmada temel amaç, Türkiye’de kentlerin, iklim değişikliğine karşı uluslararası kuruluşlar ve bilim dünyası tarafından benimsenen ve çok taraflı anlaşmalara konu olan politikalara uyum sorunlarını ele almaktır. Buradan hareketle basılı ve elektronik kaynak taraması yapılmış elde edilen bulgular yorumlayıcı bir yaklaşımla nitel araştırma yöntemi çerçevesinde değerlendirilmiştir. Sonuç olarak diğer dünya ülkelerindeki kentlerin çoğunda olduğu gibi Türkiye’deki kentlerde de iklim değişikliği politikaları, merkezi ve yerel yönetimlerde birtakım yetersizlikler ve isteksizlikler neticesinde tam olarak uygulama alanı bulamamıştır.Öğe Kent Güvenliğini Sağlamada Belediye-Sivil Toplum Kuruluşları: Malatya'da Çocuk ve Genç Suçluluğunun Önlenmesine Bir Örnek(2025) Sezik, MuratKent alanlarında yaşamını sürdüren insanların çok çeşitli mahalli müşterek ihtiyaçları bulunmaktadır. Bunlar arasında en öne çıkan ihtiyaç şüphesiz güvenli bir kentte yaşama ihtiyacıdır. Bir kent alt yapı ve üst yapı donanımları açısından ne kadar yeterli olsa da caddeleri, sokakları, ticari alanları, açık ve kapalı alanları o kentte yaşayanlara güven vermiyorsa o beldede sağlıklı bir sosyal düzenin oluşması mümkün değildir. Bu çalışmada kent güvenliğinin sağlanması ve güvenli bir gelecek inşa edilmesi amacına yönelik olarak Malatya Yeşilyurt Belediyesi ve Battalgazi Belediyesi’nin çeşitli sivil toplum kuruluşlarıyla girmiş olduğu iş birlikleri kapsamında kentte suça karışmış çocuk ve gençlerin rehabilite edilerek sosyal hayata katılmaları örnek olaylar üzerinden incelenmiştir. Bu konuda, Malatya’da faaliyet gösteren derneklerden Anadolu Ateşi Spor Kulübü Derneği, Yetimler Kervanı ve Ya Şam dernekleriyle görüşmeler gerçekleştirilerek, yerel yönetimlerle yaptıkları projelerin kent güvenliği üzerindeki etkileri incelenmiştir. Çalışmanın sonucunda yerel yönetimlerle STK’ların iş birliklerinin olumlu sonuçlar verdiği ve birçok gencin veya çocuğun aldığı sportif destekler, eğitim destekleri ve rehberlik hizmetlerinin artırılarak devam ettirilmesi gerekli görülmüştür. Çalışma nitel araştırma yöntemlerden fenomolojik araştırma tasarımıyla oluşturulmuş, veriler literatür taraması ve belge incelemesi ile yorumlanmıştır.Öğe KENT GÜVENLİĞİNİN SAĞLANMASI BAĞLAMINDA MAHALLE(2019) Sezik, MuratTarihten günümüze insanlığın üzerinde durduğu önemli konulardan birisi güvenlik konusu olmuştur. Tarihsel süreç içinde güvenliği sağlamak amacıyla kentlerin surlarla çevrelenmesi ve kaleler yapılması güvenlik ihtiyacının insanlık için önemini gösteren örnekler arasındadır. Önceleri dışarıdan gelen tehditlere karşı kentlileri koruyan surlar, kaleler günümüz dünyası için birer nostalji öğesi olarak turizme katkı sunmaktadır. Mahalle ise geçmişten günümüze kent düzeni içerisinde esaslı aktörlerden birisi olarak kent güvenliğinin sağlanmasında etkinliğini hala sürdürmektedir. Çünkü mahalle ortamında insanlar birbirleri ile ilişki kurmaktadır, bu ilişki tanıklık ve yakınlık ilişkisidir. Mahalle başkasıyla yüz yüze gelinen, pazarında, bakkalında, camisinde, sokağında karşılaşılan alandır. Kent yönetim sistemi içerisinde de ilk basamak olan mahalle aynı zamanda kentin özüdür ve bir bütün olarak mahalle muhtarı, sakinleri, bakkalı ve diğer ticarethaneleri ile aslında kentin gözü ve kulağıdır. Bu araştırmada kenti oluşturmada ilk basamakta yer alan mahallenin kent güvenliğinin sağlanmasında çoğu kez farkına dahi varmadığımız tanışıklık, gözetim ve temas hallerinin polisiye tedbirlerin öncesinde ve ötesinde bir etkisinin olduğu açıklanmaya çalışılmıştır. Bu nedenle araştırmada, mahalle kültürünün yaşatılması, modernleşmenin getirdiği olumsuz etkilerinden korunması, işlevlerinin devam etmesi bir bakıma kent güvenlik sisteminin insan ilişkileri üzerinden kurgulanması ve güvenliğin sağlanması sonucunu doğuracağı ifade edilmiş ve sokakları, binaları, kaldırımları ve diğer unsurları ile mahallenin kentsel güvenliğe nasıl katkı sunduğu ortaya konulmaya çalışılmıştır.Öğe Türkiye 'de Yerel Yönetimlerin Güncel Kentsel Sorunlara Yaklaşımı(2020) Sezik, MuratÖz: Demokratik ülkelerde yerel yönetimler, yönetim yapısı içerisinde her zaman önemli bir yere sahip olmuştur. Yerel yönetim organlarının seçimle iş başına gelmesi, kenti temsil eden meclislere sahip olmaları ve çeşitli siyasal katılım kanallarını açık tutmaları onları demokrasi için vazgeçilmez kılmıştır. Bu kurumlar aynı zamanda yerel siyasetin de merkezi konumunda olduklarından bunların anlaşılabilmesi için yerelde uygulanan siyasetin de bilinmesi gerekmektedir. Yani kentin sorunlarını çözmesi beklenen yerel siyasetçilerin bu sorunları bilip bilmediği, sorunların giderilebilmesi için alternatif önerilere sahip olup olamadıkları kentli insanı yakından ilgilendirmektedir. Günümüzde kentsel sorunlar olarak beliren önemli bazı konular göç, kentleşme, kentlileşme, kentsel yoksulluk, kentsel dönüşüm, kentsel gerilimler ve rant, kent konseyleri-yönetişim ve kent yönetiminde karşılaşılan sorunlar (Liyakat- Ehliyet) olarak sayılabilir. Bu sorunların sayısını artırmak mümkün olmakla birlikte bu araştırma yukarıda sayılan sorunlarla sınırlandırılmıştır. Yerel yönetimlerin sayılan sorunları, kendi imkânlarıyla çözüme kavuşturması arzu edilen bir durumdur. Fakat maddi kaynakların ve insan kaynağının yetmediği sorunlarda merkezi idareden destek alarak sorunların giderilmesi de oldukça sık rastlanılan uygulamalardandır. Bu araştırmada güncel kentsel sorunlar olarak belirlenen konuları çözmek için yasal mevzuat ve düzenlemelerin oldukça yeterli olduğu fakat yerel siyasal aktörlerin etkisi altında olan yerel yönetimlerin uygulamalarının sorunlarla baş edebilmede çoğunlukla yetersiz kaldığı, kent konseyi gibi kurumların gerektiği gibi çalıştırılmadığı, kentsel dönüşümde halkın beklentilerini karşılamak yerine rant merkezli bir yaklaşımın benimsendiği, liyakat ve ehliyetin yerini nepotizm ve kronizmin aldığı ortaya konulmaya çalışılmıştır.Öğe Türkiye ile Türk Cumhuriyetleri arasındaki ticari ilişkiler ve bölgesel bir güç olarak Türkiye'nin imkan ve hedefleri(İnönü Üniversitesi, 1998) Sezik, Murat[Abtsract Not Available]Öğe Türkiye'de Yerel Yönetimlerin Yaşanabilir Kent Oluşturma Politikaları(2019) Sezik, MuratÖz: Kentsel yaşam kalitesinin artırılması öncelikli olarak yerel yönetimlerin sorumluğundadır ve literatürde kentsel yaşam kalitesine ilişkin başlıklar güvenlikten sağlığa, fiziksel çevrenin iyileştirilmesinden kişisel gelişimin sağlanmasına kadar uzayan geniş bir yelpazede ele alınmaktadır. Kentsel yaşam kalitesinin artırılmasında kentli için sağlıklı planlama yerel yönetimlerin birincil görevleri arasındadır. Kentlerde hemen her şey yerel yönetimlerin tasarrufları ile şekillenmektedir. Dolayısıyla yerel yönetimlerin kentsel alanlara yönelik tasarrufları tutarlı olduğunda kentler yaşanabilir bir mekana dönüşmekte; tutarsız olması halinde ise çeşitli sorunlarla boğuşan yaşam alanlarına dönüşmektedirler. Konu başka bir açıdan değerlendirildiğinde kentler ve kentlerde yer alan toplumsal mekânlar sosyalliğin oluştuğu, insanların toplumla ve diğer insanlarla ilişki kurduğu, ortak kültür ve kimliğin biçimlendiği alanlar olarak da tanımlandığından bu mekânlardaki yetersizlikler ve planlama hataları sosyalleşme sorunlarına da yol açabilmektedir. Kentleşmenin sağlıksız yapılaştığı alanlarda suç oranının yüksekliği bu değerlendirmeleri doğrulamaktadır. Çalışmada literatür taraması, gözlem ve betimleme yöntemleri ile kentsel yaşam kalitesinin artırılması bağlamında yerel yönetimlerin yaklaşımları değerlendirilmiştir. Çalışmada yerel yönetimler ve bunların çeşitli uygulamaları merkeze alınarak yaşanabilir kent mekânları için güvenliğin sağlanmasından fiziksel çevrenin iyileştirilmesine kadar uzayan görev dağılımında yapılan uygulamalar incelenmiştir.Öğe VAATLER VE SLOGANLARLA MUHTARLIK YARIŞLARI: 2019 YEREL SEÇİMLERİ BROŞÜR ÇÖZÜMLEMESİ(2019) Sezik, MuratÖz: Muhtarlık kurumu Osmanlı'dan günümüze devrolan az sayıdaki kurumdan birisidir. Mahalle ve köyyönetimi denilince akla ilk gelen kurum olan muhtarlık ve ihtiyar heyeti günümüzde akademik ve siyasal tartışmalara konu olmakla beraber önemini korumaktadır. Akademide ve siyaset dünyasında muhtarlara ilişkin değerlendirmeler kendi arasında ikiye ayrılmaktadır. Bunlardan biri muhtarların merkezi idareden kaynaklanan görevlerinin, mahallelinin "e-devlet", yerel yönetimlere ilişkin görevlerinin de "e- belediye" uygulamalarıyla gerçekleştirmesinden dolayı muhtarlara artık ihtiyaç kalmadığı; diğeri ise mahallelinin merkezi yönetimlerle ve yerel yönetimlerle irtibatını sağlayan, mahallelinin taleplerini dinleyip ilgili kurumlara aktardığı ve bu bağlamda vatandaş ile devletin temasını sağlayan bir ajan görevini üstlendiği için önemli bir kurum olduğu yaklaşımıdır. Muhtarların özlük haklarının iyileştirilmesi ve Cumhurbaşkanlığı makamının muhtarlara verdiği özel önem son dönemde muhtarlığı cazip hale getirmiş ve 2019 yerel yönetim seçimlerinde muhtar adayları sayısında önemli bir artış olmuştur. Bu artış muhtarlık yarışını kızıştırarak muhtar adaylarının seçmenlerine ulaşabilecekleri çeşitli materyal arayışına itmiştir. Bu materyallerden olan aday tanıtım broşürleri adayları ve projelerini seçmenlere anlatan en önemli seçim malzemesidir. Muhtar adayları seçim öncesinde hazırladıkları broşürlerde aday oldukları mahalle için neler yapacaklarını yazmışlar ve geliştirdikleri sloganlar ile de akılda kalarak seçmenlerden oy talep etmişlerdir. Broşürlerin incelenmesinde birçok sloganın çok iddialı olduğu, vaatlerin ise muhtarların görev alanından ziyade yerel yönetimlerin görev sahasına giren işler olduğu, adayın eğitim durumu, önceki mesleki birikimi ve cinsiyetinin bu slogan ve vaatlere etki ettiği görülmektedir.











