Arşiv logosu
  • Türkçe
  • English
  • Giriş
    Yeni kullanıcı mısınız? Kayıt için tıklayın. Şifrenizi mi unuttunuz?
Arşiv logosu
  • Koleksiyonlar
  • Sistem İçeriği
  • Analiz
  • Talep/Soru
  • Türkçe
  • English
  • Giriş
    Yeni kullanıcı mısınız? Kayıt için tıklayın. Şifrenizi mi unuttunuz?
  1. Ana Sayfa
  2. Yazara Göre Listele

Yazar "Torun, Abdullah" seçeneğine göre listele

Listeleniyor 1 - 4 / 4
Sayfa Başına Sonuç
Sıralama seçenekleri
  • Yükleniyor...
    Küçük Resim
    Öğe
    BÖLGESEL HEGEMONYANIN BİR ARACI OLARAK KOLEKTİF GÜVENLİK ANTLAŞMASI ÖRGÜTÜ
    (Orta Asya ve Kafkasya Araştırmaları, 2015) Torun, Abdullah
    Öz: Soğuk Savaş sonrasında yaşadığı kısa şaşkınlık dönemini atlatan Rusya Federasyonu (RF), 2000 li yılların başlarından itibaren eski SSCB toprakları üzerindeki etkisini yeniden kazanabilme gayreti içerisine girmiştir. Bu amaçla RF uyguladığı diğer politikalar yanında, Kolektif Güvenlik Antlaşması Örgütü nü (KGAÖ) bölgesel hegemonyasının bir aracı olarak kullanmaktadır. Bu nedenle çalışmamız, RF nin bölgesel hegemonyasını sürdürebilmek için KGAÖ yü araçsallaştırdığı argümanına dayanır. Başka bir deyişle, KGAÖ nün kurulmasının ve 2000 li yıllarda işlevsel hale getirilmesinin ardındaki temel itki, RF nin bölgesel hegemonyasının sürdürülmesine sağlayacağı katkıdır. RF nin 2000 li yıllardan itibaren gerek KGAÖ yü bölgesel düzeyde etkinleştirme ve militaristleştirme çabası, gerekse bölge ülkelerinin, konjonktürel sapmalar hariç tutulursa, RF nin bölgesel hegemonya stratejisine rıza göstermeleri bu çalışmanın temel argümanını destekler niteliktedir.
  • Küçük Resim Yok
    Öğe
    MEARSHEIMER’IN OFANSİF NEOREALİZMİ KAPSAMINDA SIRP CUMHURİYETİ’NİN BAĞIMSIZLIK AMAÇLI POLİTİKALARI HAKKINDA BİR İNCELEME
    (2023) Torun, Abdullah; Kuzucanlı, İbrahim
    Literatürde John J. Mearsheimer tarafından “The Tragedy of Great Power Politics” adlı çalışmasında ana esaslarının belirlendiği kabul edilen ofansif neorealizm, devletlerin uluslararası sistem içerisindeki davranışlarına karamsar ve klasik realizme yakın bir perspektif sunmaktadır. Bu teori, bu çalışmanın kuramsal temelini meydana getirmektedir. Çalışmada; ofansif neorealizm kapsamında, Bosna-Hersek’te anayasal olarak entite statüsüne sahip olan Sırp Cumhuriyeti’nin bağımsızlık amaçlı politikaları ele alınmıştır. Soğuk Savaş sonrası dönemde uluslararası ilişkiler disiplinin en çok yoğunlaştığı coğrafyalardan biri olan Bosna-Hersek’te Dayton Antlaşması ile kurulan anayasal düzen, hem ülkenin kaderini etkileyen hem de uluslararası toplumu yakından ilgilendiren problemli bir düzen meydana getirmiştir. Bosna-Hersek’in anayasal düzeni ve ülkeyi oluşturan etnik unsurların birbirlerine karşı hissettikleri güvensizlik, ülkedeki önemli sorunlardır. Bunlara ek olarak, Sırp Cumhuriyeti tarafından, Sırp milliyetçiliğinin giderek artan bir şiddette vurgulandığı görülmektedir. Milorad Dodik başta olmak üzere Sırp Cumhuriyeti’nin politika yapıcılarının, bu tutumlarını gelecekte de sürdürmeye devam edeceği öngörülmektedir. Bu düzen içerisinde, Sırp Cumhuriyeti’nin bağımsızlık amacıyla izlediği politikaların, Mearsheimer’in ofansif neorealist varsayımlarını büyük ölçüde doğruladığı sonucuna ulaşılmıştır.
  • Yükleniyor...
    Küçük Resim
    Öğe
    Türkiye’de ulusal güvenliğin yasal ve kurumsal mekanizması: milli güvenlik kurulu
    (İnönü Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, 2017) Torun, Abdullah
    Türkiye’nin ulusal güvenlik sisteminin merkezini oluşturan Milli Güvenlik Kurulu(MGK), konjonktürel olarak etki derecesi değişmekle birlikte, gerek iç gerekse dış politika bağlamında kurumsal bir aktör olarak etkinliğini sürdürmektedir. Ulusal güvenlik sisteminin kurumsal mekanizmasını oluşturan MGK’nın yasal statüsü ve kurumsal biçimselliği, Türkiye’nin iç ve dış politikadaki amaçları, sorunları ve tehdit algılamasına göre değişiklikler göstermiştir. 1949 yılında 5399 sayılı yasa ile kurulan Milli Savunma Yüksek Kurulu’nun, 1961 Anayasa’sında anayasal bir kurum haline dönüştürülerek MGK adını alması ile Türkiye’de ilk kez bir kavram olarak “milli güvenlik” kavramı Türk hukuk sistemine dahil olmuştur. Bu dönüşüm sadece ulusal güvenlik siteminin hukuksal statüsünde ve kurumsal mimarisinde yapılan bir dönüşümü değil, Türkiye’nim güvenlik paradigmasında da bir dönüşümün başlangıcını oluşturmuştur. 2000’li yıllara kadar devam eden süreçte, Türkiye’nin güvenlik sistemi militarist bir yapıda sürdürülmüştür. 2000’li yıllarda gerek iç siyasi yapıda meydana gelen değişiklikler, gerekse de Avrupa Birliği’ne (AB) tam üyelik sürecinde Türkiye’nin karşılaştığı zorunluluklar, MGK’nın militaristleştirilme sürecini durdurmuştur. Bu çalışmada, MGK’nın tarihsel süreci ve hukuksal statüsü incelenerek, süreç içerisinde yapılan değişikler ve bu değişiklikleri etkileyen parametreler analiz edilmeye çalışılmaktadır. Anahtar kelimeler: Milli Güvenlik Kurulu, ulusal güvenlik, tehdit, Avrupa Birliği,Türkiye.
  • Yükleniyor...
    Küçük Resim
    Öğe
    ULUSLARARASI GÜVENLİK KAPSAMINDA RİSK TOPLUMU VE FONKSİYONALİST BAKIŞ AÇISI: COVİD-19 SALGINI VE DÜNYA SAĞLIK ÖRGÜTÜ ÖRNEĞİ
    (2021) Torun, Abdullah; Şatlı, Onur
    Öz: Özellikle modern dönemin getirisi olan risk toplumu kavramı, günümüz toplumunun dabir gerçeğidir. Risk toplumu karşısında ulus-devletler, artık tekil bireyler değillerdir. Bu kapsamdaulus-devletlerin karşılıklı eşgüdüm içerisinde ortaya çıkabilecek riskleri bertaraf edebilmelerigerekmektedir. Bu duruma yönelik tarih boyunca çeşitli araştırmacılar tarafından bölgesel veküresel ölçekte uygulanabilecek bütünleşme teorileri oluşturulmuştur. Bu yaklaşımlardan birisi olanfonksiyonalizm, İkinci Dünya Savaşı sonrası dönemde David Mitrany tarafından oluşturulmuştur.Mitrany, fonksiyonalizm olarak adlandırılan bu yaklaşım ile alanında uzmanlaşmış hükümetler arasıfonksiyonel örgütler fikrinin esas alınarak uluslararası güvenlik ortamının sağlanabileceğiniönermektedir. Bu çalışma, Mitrany ile özdeşleşmiş olan fonksiyonalizm kavramı ve Ulrich Beck ileözdeşleşmiş risk toplumu kavramları açıklanarak birbirleri ile ilişkisine değinilmek amacıylayapılmıştır. Bu kapsamda çalışmanın ilk iki bölümünde her iki kavram detaylı olarak açıklanmıştır.Çalışmanın üçüncü bölümünde dünyanın halihazırda içinde bulunduğu Covid-19 salgını risktoplumuna, Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) ise hükümetler arası bir örgüt olması bakımındanfonksiyonalizm yaklaşımına bir örnek olarak sunulmuştur. Covid-19 salgını ve DSÖ örnekleri ile buiki yaklaşımın birbirleri ile olan ilişkisi çalışmanın ana odak noktasıdır. Çalışma boyunca detaylı birliteratür taraması yapılarak ilgili kavramlar açıklanmış, betimsel araştırma tekniği ana yöntemolarak seçilmiştir. Çalışma sonucunda, ulus-devletlerin ortaya çıkabilecek potansiyel risklerkarşısında kendi ulusal güvenliklerini sağlamalarının tek başlarına yapılabilecek bir durumolmaktan çıktığı görülmüştür. Artık ulus-devletler birbirleri ile etkileşim içerisinde olmalı ve ortakeşgüdüm içerisinde uluslararası ve ulusal güvenliği sağlamalıdırlar. Netice itibari ile risktoplumunda ulusal güvenlik ile uluslararası güvenlik bütünleşmiş durumdadır.

| İnönü Üniversitesi | Kütüphane | Rehber | OAI-PMH |

Bu site Creative Commons Alıntı-Gayri Ticari-Türetilemez 4.0 Uluslararası Lisansı ile korunmaktadır.


İnönü Üniversitesi, Battalgazi, Malatya, TÜRKİYE
İçerikte herhangi bir hata görürseniz lütfen bize bildirin

DSpace 7.6.1, Powered by İdeal DSpace

DSpace yazılımı telif hakkı © 2002-2026 LYRASIS

  • Çerez Ayarları
  • Gizlilik Politikası
  • Son Kullanıcı Sözleşmesi
  • Geri Bildirim