Eğitim Bilimleri Enstitüsü Tez Koleksyionu
Bu koleksiyon için kalıcı URI
Güncel Gönderiler
Öğe Yedinci sınıf matematik dersi öğretiminde ters yüz öğrenme modelinin öğrenci başarısına etkisi(İnönü Üniversitesi, 2026) Yıldız, Burak; Susam, EzlamBu çalışmanın amacı, matematik derslerinde kullanılan ters yüz öğrenme modelinin öğrencilerin akademik başarıları üzerine etkisi ve kalıcılığının incelenmesidir. Araştırma, karma araştırma yönteminin iç içe geçmiş desenine göre tasarlanmıştır. Bu kapsamda öntest-sontest kontrol gruplu deneysel desen ile yürütülen araştırmanın nicel aşamasından elde edilen bulgular, nitel durum çalışması deseni kapsamında deney grubundaki öğrencilerle yapılan yarı yapılandırılmış görüşmeler ile desteklenmiştir. Araştırmanın çalışma grubunu, 2023-2024 eğitim-öğretim yılında Kayseri ili Mustafa Germirli İmam Hatip Ortaokulu'nda öğrenim gören toplam 54 öğrenci oluşturmaktadır. Veri toplama araçları olarak araştırmacı tarafından geliştirilen "Matematik Başarı Testi" ve "Yarı Yapılandırılmış Görüşme Formu" kullanılmıştır. Yapılan analizler sonucunda, matematik derslerinde kullanılan ters yüz öğrenme modelinin öğrencilerin akademik başarılarını istatistiksel olarak anlamlı düzeyde artırdığı görülmüştür. Kalıcılık testi sonuçları, deney grubunun akademik başarı puanlarının kontrol grubuna göre anlamlı düzeyde yüksek olduğunu göstermiştir. Nitel veriler ile öğrencilerin derslere daha aktif katıldıkları, öğrenme sürecinde daha fazla etkileşim kurdukları belirlenmiştir. Yarı yapılandırılmış görüşmelerden elde edilen bulgular, ters yüz öğrenme modeline dayalı uygulamaların öğrenciler üzerinde genel olarak olumlu etki yarattığını göstermiştir. Ancak, öğretmenin anında dönüt verememesi ve arkadaş ortamından uzak olunması gibi bazı olumsuz yönlerin de öğrenciler tarafından ifade edildiği görülmüştür.Öğe Türkiye'de rehberlik ve psikolojik danışmanlık alanında yapılan doktora tezlerinin incelenmesi (2013-2023)(İnönü Üniversitesi, 2025) Özturan, Sunay; Kutlu, MustafaAraştırmamızda 2013-2023 yılları arasında Türkiye'de Rehberlik ve Psikolojik Danışmanlık (PDR) alanında yapılan doktora tezlerinin incelenerek doktora düzeyindeki lisansüstü araştırma eğilimlerinin belirlenmesi amaçlanmaktadır. Bu amaç doğrultusunda; YÖK Ulusal Tez Veri Tabanı kullanılarak amaçlı örnekleme yöntemlerinden ölçüt örneklemeyle çalışma kapsamında değerlendirilecek 566 doktora tezine ulaşılmıştır. Çalışmada; doküman incelemesi yöntemi kullanılarak tezler içerik analizine tabi tutulmuş ve araştırmacı tarafından hazırlanan 'Tez İnceleme Formu' kullanılarak yıl, araştırmacının cinsiyeti, üniversite, enstitü, anabilim dalı, yazıldığı dil, araştırma yöntemi, ölçek çalışmaları (geliştirme & uyarlama), örnekleme yöntemi, örneklem grubu, veri toplama araçları, deneysel çalışmalarda etkililiği sınanan öğeler, istatistiksel programlar ve konu alanları olmak üzere 14 temada değerlendirilmiştir. Doktora tezlerindeki eğilimin önemli bir bölümünün 'pozitif psikoloji, kişilik, kimlik ve benlik' ve 'okul, eğitim ve gelişimsel dönemler' konu başlıklarına yöneldiği, genel tezler arasındaki önemli bir payın Ankara Üniversitesi'ne ait olduğu, araştırmacılar arasında kadınların çoğunlukta olduğu, araştırma desenlerinin nicel ağırlıkta olduğu, çalışma grubunun 'okulöncesi-ilköğretim-ortaöğretim' ve 'üniversite öğrencileri' örneklem gruplarında yoğunlaşmış olduğu, olasılıksız örnekleme yöntemlerinin ve bunlar içerisinde de uygun örnekleme yönteminin daha fazla tercih edildiği, kullanılan istatistik ve veri analiz programlarında SPSS paket programının en çok tercih edilen program olduğu ulaşılan sonuçlardan bazılarıdır. Çalışmada, bulgular ayrıntılandırılmakla birlikte bulgular ışığında görüş ve önerilere yer verilmiştir.Öğe Yüz yüze ve harmanlanmış öğrenme ile yürütülen İngilizce derslerinin öğrencilerin akademik başarısı ve doyumu açısından incelenmesi(İnönü Üniversitesi, 2025) Kılavuz, Yılmaz; Duruhan, KemalBu araştırmanın temel amacı, yüz yüze öğrenme ile harmanlanmış öğrenme modellerinin İngilizce öğretimindeki etkililiğini çok boyutlu olarak incelemek ve her iki modelin öğrenen başarısı ile öğrenci doyumu üzerindeki etkilerini karşılaştırmalı bir bakış açısıyla ortaya koymaktır. Dijitalleşmenin yükseköğretimde giderek belirginleşen etkisi, çevrim içi bileşenlerin pedagojik tasarıma entegrasyonunu zorunlu kılmakta; böylece harmanlanmış öğrenme, yalnızca teknolojik bir tercih olmaktan çıkıp öğrenme-öğretme süreçlerini yeniden yapılandıran stratejik bir model niteliği kazanmaktadır. Ancak alan yazın, bu iki modelin etkililiğini bütüncül bir yöntemle karşılaştıran ampirik çalışmaların sınırlı olduğunu göstermekte; özellikle hazırlık sınıfı bağlamında öğrenci başarısı, bilişsel alt beceriler ve öğrenci doyumuna ilişkin bulguların tutarlı bir çerçevede sunulmadığı görülmektedir. Bu gerekçeyle araştırmada karma araştırma deseni kullanılmış ve nicel bulgular nitel verilerle derinleştirilmiştir. Araştırmanın çalışma grubunu, 2023–2024 akademik yılında Muş Alparslan Üniversitesi Yabancı Diller Yüksekokulu'nda öğrenim gören 47 hazırlık sınıfı öğrencisi oluşturmaktadır. Deneysel süreçte harmanlanmış öğrenme grubu Web 2.0 araçları, çevrim içi içerikler, etkileşimli etkinlikler ve dijital öğrenme yönetim sistemiyle desteklenmiş bir öğretim sürecine katılmış; yüz yüze öğrenme grubu ise geleneksel öğretim yöntemleriyle öğrenimini sürdürmüştür. Veri toplama sürecinde İngilizce akademik başarı testi, öğrenci doyumu ölçeği ve yarı yapılandırılmış görüşmeler kullanılmış; nicel veriler parametrik istatistiksel analizler, nitel veriler ise betimsel ve içerik analiz yoluyla çözümlenmiştir. Nicel bulgular, genel akademik başarı açısından iki model arasında anlamlı bir fark bulunmadığını ortaya koymuştur. Bununla birlikte alt beceri analizleri, harmanlanmış öğrenme modelinin özellikle okuma ve dinleme becerilerinde kayda değer bir avantaj sunduğunu; buna karşın gramer başarısında anlamlı bir farklılık oluşmadığını göstermiştir. Öğrenci doyumu verileri ise harmanlanmış öğrenme grubunun genel doyum, içerik-yöntem yeterliği, erişilebilirlik ve değerlendirme boyutlarında anlamlı ölçüde daha yüksek puanlar aldığını göstermektedir. Nitel bulgular, harmanlanmış öğrenmenin öğrenen özerkliğini desteklediğini, esneklik sağladığını, öğrenme materyallerinin çeşitliliğini artırdığını ve öğrenen motivasyonunu güçlendirdiğini ortaya koymaktadır. Bununla birlikte öğrencilerin teknik erişim sorunları, internet bağlantı problemleri ve zaman yönetimi güçlükleri yaşadıkları tespit edilmiştir. Yüz yüze öğrenme modeli ise anında geri bildirim, öğretmen-öğrenci etkileşiminin yoğunluğu ve sınıf içi düzen açısından güçlü yönleriyle öne çıkmıştır. Araştırma sonuçları, harmanlanmış öğrenmenin genel başarı üzerinde yüz yüze öğrenmeye göre üstün bir etki göstermemekle birlikte, bilişsel alt becerilerde ve özellikle öğrenci doyumunda anlamlı pedagojik avantajlar sunduğunu ortaya koymaktadır. Bulgular, harmanlanmış öğrenmenin yükseköğretimde İngilizce öğretimine uyarlanmasında öğrenen özerkliği, esneklik, teknoloji entegrasyonu ve pedagojik farklılaştırma açısından önemli bir potansiyeli işaret etmektedir. Anahtar Kelimeler: Harmanlanmış Öğrenme, Yüz Yüze Öğrenme, Öğrenci Başarısı, Öğrenci Doyumu, İngilizce Öğretimi, Eğitim Teknolojileri.Öğe Okul kaygısının sınıf içi başarıya etkisinin ve çözüm yollarının öğretmen görüşlerine göre incelenmesi(İnönü Üniversitesi, 2026) Bayryyeva, Lachyn; Karalı, YalçınBu çalışmada, öğrencilerde görülen okul kaygısının sınıf içi başarıya etkisi ve çözüm yolları öğretmen görüşlerine göre incelenmiştir. Araştırma, nitel araştırma yöntemlerinden fenomenoloji deseniyle yürütülmüş; çalışma grubunu Malatya ilinde Doğa Okulları ilkokul kademesinde görev yapan 20 öğretmen oluşturmuştur. Veriler, araştırmacı tarafından geliştirilen yarı yapılandırılmış görüşme formu aracılığıyla toplanmış ve içerik analizi yöntemiyle çözümlenmiştir. Elde edilen bulgulara göre öğretmenler, öğrencilerin özellikle derslerin zorlaştığı ve değerlendirme süreçlerinin yoğunlaştığı dönemlerde daha yüksek kaygı yaşadıklarını belirtmiştir. Kaygının dikkat, motivasyon ve derse katılımı olumsuz etkilediği; bu durumun akademik performans düşüşüne yol açtığı ifade edilmiştir. Okul kaygısının göstergeleri arasında sınıf içi katılımın azalması, çekingenlik, akran etkileşimlerinde zayıflama ve pasifleşme yer almaktadır. Kaygıyla başa çıkmada rahatlatıcı etkinlikler, grup çalışmaları, bireysel iletişim, psikolojik danışmanlık hizmetlerinin güçlendirilmesi ve öğretmenlerin kaygı yönetimi konusunda desteklenmesi önemli görülmüştür. Sonuç olarak, okul kaygısının azaltılmasının öğrencilerin akademik başarısını artırabileceği; öğretmen desteği, güven ortamı ve psikolojik destek hizmetlerinin bu süreçte belirleyici rol oynadığı değerlendirilmiştir.Öğe Ay'ın evreleri ve tutulmalar konusunda modellemeye dayalı öğretimin fen bilgisi öğretmen adaylarının uzamsal yeteneklerine, zihinsel modellerine ve başarılarına etkisi(İnönü Üniversitesi, 2025) Güngör, Hülya; Ünal, İbrahimBu araştırma, modele dayalı öğretim yaklaşımının fen bilgisi öğretmen adaylarının Ay'ın evreleri ve tutulmalar konusundaki akademik başarılarına, uzamsal yeteneklerine ve zihinsel model gelişimlerine etkisini incelemek amacıyla karma yöntem deseninde yürütülmüştür. Çalışma grubunu (Deney 1, Deney 2 ve kontrol grubu) iki devlet üniversitesinde öğrenim gören toplam 64 fen bilgisi öğretmen adayı oluşturmaktadır. Deney 1 grubunda somut modeller, Deney 2 grubunda somut ve sanal gerçeklik (VR) destekli modeller, kontrol grubunda herhangi bir model kullanılmadan Ay'ın evreleri ve tutulmalar konusu işlenmiştir. Veriler, araştırmacı tarafından geliştirilen Uzamsal Yetenek Testi, Ay'ın Evreleri ve Tutulmalar Başarı Testi, Zihinsel Model Belirleme Formu ve Yarı Yapılandırılmış Görüşme Formu ile toplanmıştır. Nicel veriler analiz edilerek, ön test puanlarının kovaryant olarak kontrol edildiği Çok Değişkenli Kovaryans Analizi (MANCOVA) ile gruplar arası farklar incelenmiştir. Nitel verilerden zihinsel model değişim düzeyleri betimsel analiz ile görüşme formları ise içerik analizi ile çözümlenmiştir. MANCOVA sonuçları, modellemeye dayalı öğretimin akademik başarı ve uzamsal yetenek değişkenlerini bütüncül düzeyde etkilediğini göstermiştir. Modellemeye dayalı öğretim uygulanan gruplarda akademik başarı düzeyi anlamlı biçimde artmıştır. Ayrıca nitel bulgular, öğrencilerin zihinsel modellerinin daha bilimsel bir düzeye taşındığını açık biçimde ortaya koymuştur. Uzamsal yetenek puanlarında anlamlı farka ilişkin kanıt bulunmamasına rağmen, nitel bulgular öğretmen adaylarının üç boyutlu düşünme, mekânsal ilişkileri analiz etme ve astronomik olayları zihinde yapılandırma becerilerinde belirgin gelişmeler gösterdiğini ortaya koymuştur. Öğretmen adayları, somut model ve VR tabanlı modelin birlikte kullanımının, astronomi dersine yönelik ön yargılarını azalttığını, sanal gerçeklik destekli model sayesinde farklı referans noktalarından (Dünya'dan, uzaydan, Ay'dan) gözlem yapabilmenin kavramsal anlamayı güçlendirdiğini ve üç boyutlu düşünmeye katkı sağladığını ifade etmiştir. Araştırma bulguları doğrultusunda fen eğitiminde modellemeye dayalı öğretim yaklaşımlarının daha sistematik ve çoklu temsillere dayalı biçimde kullanılması ile uzamsal yeteneğin güçlenmesi için daha uzun süreli, strateji odaklı ve tekrara dayalı öğretim süreçlerinin programlara bütüncül biçimde entegre edilmesi önerilmektedir.Öğe Lisans ve yüksek lisans öğrencilerinin matematik öğretiminde dijital etkileşimli video kullanımına ilişkin görüşleri(İnönü Üniversitesi, 2026) Aydoğan, Sümeyra; Aslaner, RecepBu çalışmada matematik eğitiminde etkileşimli video kullanımına ilişkin lisans ve yüksek lisans öğrencilerinin görüşlerinin incelenmesi hedeflenmiştir. Çalışma nitel olarak tasarlanmış olup tekli durum çalışması modeli kullanılmıştır. Öğrencilerin görüşlerini almak için bir Görüşme Formu (GF) hazırlanmıştır. Bu form öğrencilerin etkileşimli videolara ilişkin görüşlerini incelemeyi amaçlamaktadır. Form aracılığıyla etkileşimli videoların; tasarımına, temalarda kullanımına, pedagojik katkılarına ve sınırlılıklarına yönelik öğrenci görüşlerini belirlemek hedeflenmiştir. Çalışmanın katılımcıları; 4 yüksek lisans (3 kız, 1 erkek) ve 50 lisans (36 kız, 14 erkek) olmak üzere toplam 54 (39 kız, 15 erkek) kişidir. Uygulama sürecinde ilk olarak öğrencilere kısa bir anlatı yapılmış ve sonra ise hazırlanan etkileşimli videoyu bireysel olarak izlemelerine imkân verilmiştir. Bu süreçlerin ardından öğrenciler görüşme formunu doldurmuşlardır. Görüşme formundan elde edilen veriler ile tema, kategori ve kod oluşturulmuştur. Tema, kategori ve kodların oluşturma süreci Clarke ve Braun (2006)'un tematik analiz basamaklarına uygun olarak hazırlanmıştır. Elde edilen veriler tematik analiz ile analiz edilmiştir. Çalışmadaki verilerden hareketle 4 tema ve 15 kategori oluşturulmuştur. Elde edilen temaların isimleri; öğretimsel tasarım özellikleri, tema tabanlı kullanım, pedagojik katkılar ve sınırlılıklar şeklindedir. Öğrenciler etkileşimli videonun tasarımında anlaşılabilirlik, konu- kazanıma uyum, görüntü ve ses unsurlarına dikkat edilerek tasarlanması gerektiğini vurgulamışlardır. Etkileşimli video hazırlamak için etkileşim ögesi olarak çoktan seçmeli sorular, eşleştirme kullanılması gerektiğini vurgulamışlarıdır. Etkileşimli video hazırlamak için ağırlıklı olarak Genially ve Canva platformlarını tercih etmişlerdir. Öğrenciler, etkileşimli videonun motivasyonu arttırma, sağladığı çoklu ortam sayesinde kalıcılık ve etkili öğrenme, somutlaştırma ve bireyselleştirme sağlayacağını vurgulamışlardır. Matematik dersinde, etkileşimli videoların somutlaştırma sağlamasından dolayı geometrik şekiller temasında, dersin giriş kısmında ve ön hazırlık amacıyla etkileşimli videoların vii kullanılabileceğini belirtmişlerdir. Matematik öğretiminde etkileşimli video kullanmanın eğitimi destekleyerek öğretimi zenginleştireceği sonucuna ulaşılmıştır.Öğe Experiences of Turkish EFL learners and English teachers with mobile assisted language learning: Exploring the Diyalekt application(İnönü Üniversitesi, 2025) Kelepçe, Merve; Gülek, Betül KınıkMobil teknolojilerin dil öğrenmeye sunduğu destek kaçınılmazdır ve bu destek yirmi yılı aşkın çalışmaların araştırma konusu olmuştur. Bu araştırmalara ek olarak, bu çalışma, Mobil Destekli Dil Öğrenimi (MDDÖ) bağlamında İngilizceyi yabancı dil olarak öğrenen Türk öğrencilerinin ve İngilizce öğretmenlerinin deneyimlerini ve algılarını incelemeyi amaçlamaktadır. Araştırma, Türkiye Cumhuriyeti Millî Eğitim Bakanlığı tarafından geliştirilen Diyalekt uygulamasına odaklanmaktadır. Nitel araştırma yaklaşımlarından fenomenolojik desenin benimsendiği bu çalışmada, hem öğretmenlerin hem de öğrencilerin Diyalekt uygulamasını İngilizce öğretim ve öğrenim süreçlerinde nasıl deneyimledikleri ve değerlendirdikleri derinlemesine incelenmiştir. Veriler, Adıyaman ilinin Kahta ilçesindeki devlet ortaokullarında görev yapan 18 İngilizce öğretmeni ile yapılan yarı yapılandırılmış görüşmelerden ve aynı ilçede bir ortaokulda öğrenim gören 15 öğrencinin tuttukları günlüklerden elde edilmiştir. Araştırma bulguları, hem öğretmenlerin hem de öğrencilerin MDDÖ'ye karşı genel olarak olumlu bir tutuma sahip olduklarını ve Diyalekt uygulamasını kelime öğrenimi, telaffuz pratiği ve öğrenen özerkliğini destekleyen motive edici bir araç olarak gördüklerini ortaya koymuştur. Öğrenciler Diyalekt'in İngilizce öğrenimini daha eğlenceli ve erişilebilir hâle getirdiğini belirtmiş, ancak bazıları tekrar eden etkinlikler ve teknik sorunlardan bahsetmiştir. Genel olarak çalışma, mobil teknolojilerin dil eğitimine entegrasyonunun önemini vurgulamakta ve Diyalekt gibi uygulamaların etkili bir şekilde kullanıldığında geleneksel öğretimi destekleyen, öğrenen motivasyonu ve bağımsızlığını artıran değerli araçlar olabileceğini göstermektedir.Öğe Sosyal bilgiler öğretmen adaylarının politik okuryazarlık düzeyleri ile demokratik tutumları arasındaki ilişkinin incelenmesi(İnönü Üniversitesi, 2026) Artun, Mariye İrem; Aydın, MesutBu araştırma, sosyal bilgiler öğretmen adaylarının politik okuryazarlık düzeyleri ile demokratik tutumları arasındaki ilişkiyi belirlemek amacıyla yürütülmüştür. Araştırmanın evrenini Türkiye'deki eğitim fakültelerinde öğrenim gören sosyal bilgiler öğretmen adayları, örneklemini ise Afyon Kocatepe, İnönü, Dicle ve Tokat Gaziosmanpaşa üniversitelerinden toplam 510 öğrenci oluşturmuştur. İlişkisel tarama modeliyle yürütülen çalışmada veri toplamak için "Politik Okuryazarlık Ölçeği" ve "Demokratik Tutum Ölçeği" kullanılmış; veriler betimsel istatistikler, bağımsız örneklemler t-testi ve ANOVA ile analiz edilmiştir. Anlamlı farklılıklar Tukey HSD testi ile incelenmiştir. Bulgular, öğretmen adaylarının politik okuryazarlık düzeylerinin genel olarak orta-üst düzeyde olduğunu göstermiştir. En yüksek ortalama Politik Bilgi, en düşük ortalama ise Politik farkındalık boyutunda görülmüştür. Erkek öğrenciler kadın öğrencilere göre daha yüksek politik okuryazarlık puanına sahiptir. Sınıf düzeyi ve ebeveyn eğitiminin artması politik okuryazarlığı olumlu etkilemektedir. Demokratik tutum düzeyleri ise genel olarak yüksektir; duyarlı davranma en yüksek, gücü yüceltme en düşük ortalamayı vermiştir. Cinsiyete göre anlamlı bir fark yoktur; ancak sınıf düzeyi ve ebeveyn eğitim düzeyi arttıkça demokratik tutumlar da yükselmektedir. Sonuçlar, politik okuryazarlık arttıkça demokratik tutumların güçlendiğini göstermektedir.Öğe Eğitimde kardeş katılımı: Keşfedici bir karma yöntem araştırması(İnönü Üniversitesi, 2026) Özer, Ayşe; Şad, Süleyman NihatKardeşler aile içinde önemli bir sosyal destek kaynağı olarak görülmesine rağmen, aile katılımı ile ilgili çalışmalarda çoğunlukla ihmal edilmiştir. Bu çalışma ile eğitimde kardeş katılımı olgusunun derinlemesine incelenmesi, eğitim sürecine kardeşlerin katılımının nasıl gerçekleştiği ve kardeş katılımının ne tür etkilerinin olduğunun keşfedilmesi amaçlanmıştır. Bu amaçları gerçekleştirmek üzere araştırmada hem nitel hem de nicel yöntemlerin kullanıldığı keşfedici karma desen kullanılmıştır. Nitel araştırma yönteminin benimsendiği ilk aşamada, eğitimde kardeş katılımı olgusuna ilişkin öğrenci yaşantılarının ve deneyimlerinin neler olduğunu belirlemek üzere olgubilim deseni kullanılmıştır. Verilerin yarı yapılandırılmış görüşme formu ile toplandığı bu aşamada katılımcılar ölçüt örnekleme yöntemi ile belirlenmiştir. Veriler Malatya merkez ilçelerinde öğrenimlerine devam eden 12 öğrenci ve bu öğrencilerin aile fertleri (16 kardeş ve 19 veli) olmak üzere toplamda 47 katılımcıdan toplanmıştır. Elde edilen veriler ile yapılan içerik analizi sonucunda eğitimde kardeş katılımının gerçekleşmesinde kardeşlik bağı, ebeveynin talebi, kardeşin akademik yeterliliği, ebeveynin akademik yetersizliği ve ebeveynin zaman yetersizliği gibi nedenlerin etkili olduğu belirlenmiştir. Eğitimde kardeş katılımının akran öğretimi, deneyim aktarımı, motive etme ve rol model olma yöntemleri kullanılarak sağlandığı görülmüştür. Nicel yöntemin benimsendiği ikinci aşamada ise öncelikli olarak ilk aşamadaki nitel veriler ve ilgili literatür kullanılarak geçerliği ve güvenirliği sağlanmış "Eğitimde Kardeş Katılımı Ölçeği" geliştirilmiştir. Bu ölçek ise ölçüt örnekleme yöntemi kullanılarak belirlenen 572 ortaokul öğrencisine uygulanmıştır. Yapılan analizler sonucunda; eğitim süreçlerinde en çok desteğin büyük kardeşlerden alındığı, bazı durumlarda ise ikizlerden ve hatta küçük kardeşlerden destek alındığı belirlenmiştir. Öğrencilerin en çok desteği Matematik, Yabancı Dil, Fen Bilimleri, Türkçe, Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi ve Sosyal Bilgiler derslerinde aldıkları tespit edilmiştir. Betimsel analizler sonucunda araştırma grubunda eğitimde kardeş katılımının orta düzeyde gerçekleştiği bulunmuştur. Bağımsız değişkenler açısından yapılan analizlerde ise eğitimde kardeş katılımının cinsiyete göre farklılık göstermediği, kardeşin eğitim düzeyi arttıkça katılımın daha fazla gerçekleştiği, eğitimde kardeş katılımı ile akademik başarı arasında anlamlı bir ilişki olmadığı bulgularına ulaşılmıştır. Araştırmada ayrıca eğitimde kardeş katılımının anne eğitim düzeyine göre anlamlı farklılık gösterdiği, baba eğitim düzeyine göre ise anlamlı farklılık göstermediği belirlenmiştir.Öğe Lucy Maud Montgomery'nin Yeşilin Kızı Anne adlı kitabının dört katlı düşünme modeline göre incelenmesi(İnönü Üniversitesi, 2026) Özbay, Zeynep; Durukoğlu, SalimBu çalışmada eğitim sistemlerinin bireylere doğru düşünmeyi öğretmesini ve doğru düşünmenin eğitim sisteminin temelinde bulunması gerektiğini öne süren dört katlı düşünme modelinin alt boyutları olan eleştirel, yaratıcı, özenli ve umutlu düşünme biçimleri açısından Lucy Maud Montgomery tarafından yazılan "Yeşilin Kızı Anne" adlı eserin taşıdığı özellikleri belirlemek amaçlanmıştır. Araştırmada nitel araştırma yöntemlerinden durum çalışmasına, veri incelemesinde de doküman incelemesi ile betimsel analiz yöntemine başvurulmuştur. Çalışmada; Çocuk Edebiyatı, Çocuk Edebiyatının Tarihsel Gelişimi, Felsefe, Çocuk Felsefesi, Düşünme, Çocuk ve Düşünme, Düşünme Eğitimi, Düşünme Eğitiminin Tarihsel Gelişimi, Dört Katlı Düşünme Modeli, Eleştirel Düşünme, Yaratıcı Düşünme, Özenli Düşünme, Umutlu Düşünme başlıklarına yer verilmiş ve dört katlı düşünme modelindeki düşünme biçimlerinin özelliklerinden yararlanılarak incelenen kitabın taşıdığı nitelikler ortaya konulmaya çalışılmıştır. Araştırmanın sonucunda "Yeşilin Kızı Anne" adlı kitabın dört katlı düşünme modelinin alt boyutlarını oluşturan eleştirel, yaratıcı, özenli ve umutlu düşünme biçimlerinin örnekleri bakımından oldukça zengin bir içeriğe sahip olduğu tespit edilmiştir. Bu açıdan kitabın, geniş okur kesimlerine özellikle de çocuk okurlara ulaşabilmesi adına öğretmenler tarafından tanıtımı sağlanabilir.Öğe Partner takibinde karanlık üçlü kişilik özellikleri ve mağduru suçlama eğilimi: Partner takip mitleri ve davranışın ciddiyet algısının seri aracılık rolü(İnönü Üniversitesi, 2026) Albayrak, İbrahim; Ulusoy, YağmurBu araştırmanın temel amacı, karanlık kişilik özelliklerinin (makyavelizm, psikopati ve narsisizm) partner takibi bağlamında partner takip mitleri, takip davranışının ciddiyet algısı ve mağduru suçlama eğilimi üzerindeki doğrudan ve dolaylı etkilerini incelemektir. Ayrıca, cinsiyetin bu ilişkilerdeki olası rolü de değerlendirilmiştir. Araştırma, nicel yöntemlerden korelasyonel araştırma deseni ile tasarlanmış ve üniversite öğrencilerinden oluşan örneklem üzerinde iki aşamada yürütülmüştür. Birinci çalışmada (n = 1.324), Partner Takip Mitleri Ölçeği (PTMÖ) geliştirilmiş ve geçerlik–güvenirlik analizleri yapılmıştır. Analizler sonucunda, ölçeğin 7 maddeden ve iki alt boyuttan (normalleştirme ve mağduru suçlama) oluşan geçerli ve güvenilir bir yapıya sahip olduğu belirlenmiştir. İkinci çalışmada (n = 377), senaryo temelli olarak geliştirilen model korelasyon analizleri ve yapısal eşitlik modellemesi (YEM) ile test edilmiş; dolaylı etkiler bootstrap yöntemiyle değerlendirilmiştir.Bu aşamada, takip davranışının ciddiyeti ve mağduru suçlama değişkenleri senaryo soruları aracılığıyla ölçülmüş; ayrıca Partner Takip Mitleri Ölçeği ve Karanlık Kişilik Özellikleri Ölçeği kullanılmıştır. Seri aracılık ilişkileri YEM kapsamında incelenmiş, cinsiyet farkları bağımsız örneklemler için t-testi ile değerlendirilmiş ve cinsiyetin düzenleyici rolü çok gruplu YEM analizi ile test edilmiştir. Bulgular, sadece makyavelizm'in partner takip mitlerini anlamlı şekilde yordadığını göstermiştir. Partner takip mitleri, takip davranışının ciddiyet algısını azalttığı ve daha düşük ciddiyet algısının mağduru suçlama eğilimini artırdığı bir seri aracılık yolu oluşturmuştur. Ayrıca erkek katılımcılar, mitleri daha fazla onaylama, takip davranışını daha az ciddi değerlendirme ve mağduru daha fazla suçlama eğilimindedir. Ancak, cinsiyetin düzenleyici etkisi modelde anlamsız bulunmuştur. Bu bulgular, partner takibine ilişkin mağduru suçlama süreçlerinin altında yatan bilişsel mekanizmaların anlaşılmasına katkı sağlamakta ve önleme ile müdahale çalışmalarına yönelik önemli çıkarımlar sunmaktadır.Öğe Türkiye'de hayat boyu öğrenme kurumlarının yapı ve işleyiş açısından analizi(İnönü Üniversitesi, 2025) Pektaş, Hacı Mehmet; Aslan, MahireBu araştırmanın amacı, Türkiye'de hayat boyu öğrenme kurumlarının (Halk Eğitimi Merkezleri ve Olgunlaşma Enstitüleri) yapı ve işleyişini yöneticiler ve eğitimcilerin algıları doğrultusunda çok boyutlu olarak incelemek; örgütlenme, liderlik, eğitim programları, kurumsallık ve insan kaynakları yönetimi boyutlarında güçlü ve geliştirilmesi gereken alanları ortaya koymaktır. Araştırma, nicel ve nitel verilerin eş zamanlı olarak toplandığı ve analiz edildiği yakınsayan karma paralel desen çerçevesinde yürütülmüştür. Nicel veriler, farklı illerde görev yapan yönetici ve eğitimcilerden geliştirilen ölçek aracılığıyla toplanmış; nitel veriler ise yarı yapılandırılmış görüşmeler yoluyla elde edilmiştir. Her iki veri türü bağımsız olarak analiz edilmiş ve bulgular karşılaştırılarak bütünleştirilmiştir. Nicel bulgular, yöneticiler ve eğitimcilerin hayat boyu öğrenme kurumlarına ilişkin beklentilerinin tüm boyutlarda yüksek olduğunu; buna karşılık mevcut duruma yönelik algıların özellikle insan kaynakları yönetimi, liderlik, örgütlenme ve kurumsallık boyutlarında daha düşük düzeyde seyrettiğini göstermektedir. Eğitim programları boyutu her iki grupta da görece güçlü bir alan olarak öne çıkmaktadır. Demografik ve mesleki değişkenlere göre yapılan analizler, bazı değişkenlerde sınırlı farklılaşmalar bulunduğunu, genel çerçevenin ise büyük ölçüde benzerlik gösterdiğini ortaya koymuştur. Nitel bulgular, nicel sonuçları destekleyici ve derinleştirici bir çerçeve sunmaktadır. Katılımcılar, hayat boyu öğrenme kurumlarının yaygın ve kapsayıcı bir yapıya sahip olduğunu; ancak insan kaynakları yönetimi, kurumsal işleyiş, liderlik uygulamaları ve program–istihdam ilişkisi açısından önemli sınırlılıklar bulunduğunu ifade etmektedir. Dijital dönüşüm potansiyelinin altyapı ve yeterlik eksiklikleri nedeniyle yeterince kullanılamadığı, öğretmen–usta öğretici yapısındaki dengesizliklerin kurumsal aidiyet ve motivasyonu olumsuz etkilediği vurgulanmaktadır. vi Sonuç olarak araştırma, hayat boyu öğrenme kurumlarının önemli güçlü yönlere sahip olmakla birlikte, özellikle insan kaynakları yönetimi, kurumsallık ve liderlik alanlarında kapsamlı iyileştirme gereksinimi bulunduğunu ortaya koymaktadır. Nicel ve nitel bulguların birlikte değerlendirilmesi, bu kurumlara yönelik bütüncül, esnek ve insan odaklı politika ve uygulamalara duyulan ihtiyacı açık biçimde göstermektedir.Öğe 21. yüzyıl matematik öğretmen adaylarının kullandıkları temsiller ve eleştirel düşünme becerileri(İnönü Üniversitesi, 2026) Karataş Maral, Nazlı; İlhan, AzizMatematik öğretiminde önemli bir rolü olan problemlerin çözüm süreçlerinde bireylerde bulunması beklenen önemli özelliklerden birisi temsil kullanma becerisi iken bir diğeri ise eleştirel düşünme becerisidir. Bu noktadan hareketle araştırmanın amacı 21. Yüzyıl matematik öğretmen adaylarının kullandıkları temsiller ve eleştirel düşünme becerilerini tespit etmektir. Bu amaç doğrultusunda matematik öğretmen adaylarının Janvier (1987) ve Lesh, Behr ve Post (1987) tarafından geliştirilen temsil sınıflamalarına ait temsilleri (Konuşma dili temsili; problem çözme sürecinde, problemin ve problemin çözümünün ifade edilmesi ve problemle ilgili akıl yürütülmesi. Cebirsel temsil; problem çözme sürecinde matematiksel sembol ya da değişkenler kullanılması. Grafiksel temsil; problem çözme sürecinde, sayı doğrusu, resim, şema veya diyagram kullanılması. Sayısal temsil; problem çözme sürecinde tablo ya da matris kullanılması) ve içinde bulunduğumuz çağın gereksinimleri neticesinde dijital temsilleriyle beraber eleştirel düşünme becerilerine ait görüşleri belirlenmiştir. Araştırma nitel desenli betimsel tarama türündedir. Araştırmanın verileri araştırmacılar tarafından geliştirilmiş görüşme formları (GF) yardımıyla toplanmış, veriler içerik analizi yöntemiyle değerlendirilmiştir. Araştırmada İnönü ve Marmara Üniversitesi Eğitim Fakültesinde 2025-2026 Güz Döneminde öğrenim gören matematik öğretmen adaylarından uygun örnekleme yöntemine göre seçilen öğretmen adaylarına görüşme formları uygulanmıştır. Araştırma verileri MAXQDA nitel veri analiz programında değerlendirilmiş, kod haritaları yardımıyla görselleştirilmiştir. Bulgular analiz edilirken kodlar yardımıyla kategoriler, kategoriler yardımıyla da temalar şekillendirilmiştir. Sonuçlar matematik öğretmen adaylarını sembolik temsillerinin işlemsel ve ölçümsel anlamda, görsel temsillerinin iki ve üç boyutlu alanlarda, sayısal temsillerinin istatistiksel ve niceliksel anlamda ve sözel temsillerinin dışa ve içe dönük alanlarda yoğunlaştığını göstermektedir. Dijital alan temsilleri dinamik yazılımlar ve sanal uygulamalar üzerinde yoğunlaşırken, yapay zekâ temsilleri araçlar ve platformlar üzerine ve sanal manipülatiflere ilişkin temsilleri ise görsel ve sayısal alanlar üzerinde yoğunlaşmıştır. Günlük yaşam temsilleri karar ve durum koşullarına göre yoğunlaşırken ve çoklu temsilleri ikili, üçlü ve dörtlü temsiller şeklinde belirlenmiştir. Ayrıca araştırmada temsillerin problem çözme sürecine ilişkin avantajları ve dezavantajları tespit edilen bir diğer koşuldur. Temsiller anlamlandırma/kolaylaştırma, somutlaştırma, farklı çözüm yolları/stratejiler, kalıcılık, zihinde canlandırma, dikkat, hızlandırma ve ilişkilendirme koşulları için avantaj sağlarken kafa karışıklığı, zaman kaybı, bağımlılık, kavram yanılgısı, yanlış anlama ve dikkat dağınıklığı noktalarında dezavantajlıdır. Araştırmada eleştirel düşünme becerilerinin zihinsel bileşenleri problem çözme süreci açısından, sorunu tanıma ve teşhis etme noktasında, verileri toplama ve seçmede, yapılandırılmış ve yapılandırılmamış varsayımları tanımada, Sonuca Götürücü Varsayımlarını Seçme ve Formüle Etmede, Geçerli Sonuçları Çıkarma ve Çıkarsamaların Geçerliğini Tartışmada üstbilişsel ve bilişsel açıdan değerlendirilmiştir. Ayrıca çalışmada eleştirel düşünme becerilerinin dijital bileşenleri uygulamalar açısından dijital platformlar ve yapay zekâ için belirlenmiştir. Araştırmada ek olarak eleştirel düşünme becerilerinin gelişimini sağlayan dijital kaynaklar; GeoGebra, Desmos, YouTube, PhET, TinkerPlots, EBA ve Wordwall gibi dijital platformlar ile ChatGPT, Khan Academy, Google Gemini ve Matific gibi yapay zekâ araçları olarak ön plana çıkmıştır.Öğe Sınıf öğretmeni adaylarına yönelik yaratıcılık algısı ölçeği geliştirme çalışması(İnönü Üniversitesi, 2026) Artan Rao, Beyza Begüm; Karalı, YalçınBu çalışmanın amacı, sınıf öğretmeni adaylarının yaratıcılık algılarını ve bu algıların eğitim uygulamalarına olan etkilerini kapsamalı bir şekilde ortaya koymak için algı ölçeği geliştirmektir. Bu amaç doğrultusunda, geliştirilmesi planlanan ölçek için ilk olarak literatür taraması yapılmış ve daha sonra uzman görüşüne başvurularak 30 maddelik bir ölçek formu oluşturulmuştur. Geliştirilen ölçek tüm öğretmen adaylarının yaratıcılık algılarını ölçebilecek kapsamda tasarlanmış ve bu nedenle ölçeğe 'Öğretmen Adaylarının Yaratıcılık Algısı Ölçeği' adı verilmiştir. Araştırmanın örneklemini 2025-2026 eğitim-öğretim yılında bir devlet üniversitesinin Eğitim Fakültesi Sınıf Öğretmenliği Bölümü'nde öğrenim gören sınıf öğretmeni adaylarından oluşturmaktadır. Açımlayıcı faktör analizi (AFA) aşamasında 224, doğrulayıcı faktör analizi (DFA) için ise AFA'da alınan örneklemden farklı olarak 130 öğrenci olmak üzere toplam 354 öğretmen adayı örnekleme dahil edilmiştir. Araştırmada öncelikle araştırmanın amacına uygun olarak madde havuzu oluşturulmuş ve kapsam geçerliği için uzman görüşü alınmıştır. Uzman görüşlerine göre düzenlenen ölçek beşli Likert tipinde hazırlanarak uygulama yapılmıştır. Ölçeğin yapı geçerliliğini belirlemek için AFA ve DFA yapılmıştır. Yapılan AFA sonucunda ölçek 13 maddeden ve 2 alt boyuttan oluşmuştur. DFA ile ölçeğin model uyum indeks değerlerini karşıladığı ve AFA'yı doğruladığı görülmüştür. Ölçeğin alt boyutları "Yaratıcılık Öz-Yeterliği" ve "Öğretimde Yaratıcılık" olarak adlandırılmıştır. Faktörler birlikte toplam varyansın %55,10'unu açıklamaktadır. Ölçeğin Cronbach Alfa güvenirlik katsayılarının "Yaratıcılık Öz-Yeterliği" alt boyutunda .85, "Öğretimde Yaratıcılık" boyutunda .81 ve ölçek genelinde ise .90 olduğu görülmektedir. Sonuç olarak öğretmen adaylarının yaratıcılık algılarına yönelik alanyazına katkı sağlayacak geçerli ve güvenilir bir algı ölçeği elde edilmiştir. Geliştirilen Öğretmen Adaylarının Yaratıcılık Algısı Ölçeğinin, farklı üniversite/fakülte ve bölgesel örneklemlerle karşılaştırılması ve bağlamsal etkilerinin test edilmesi önerilmektedir.Öğe Okul öncesi dönem çocuklarının ekran maruziyeti ve yürütücü işlev becerileri arasındaki ilişkinin incelenmesi (Bingöl ili örneği)(İnönü Üniversitesi, 2026) Keleş, Hilal; Pepele, MerveBu araştırmanın amacı, okul öncesi eğitime devam eden 5–6 yaş grubu çocuklarda ekran maruziyeti ile yürütücü işlev becerileri (YİB) arasındaki ilişkiyi incelemektir. Çalışma, nicel araştırma yaklaşımında, ilişkisel tarama modeliyle yürütülmüştür. Araştırmanın evrenini 2024–2025 eğitim-öğretim yılında Bingöl il merkezindeki MEB'e bağlı okul öncesi kurumlarına devam eden çocuklar oluşturmaktadır. Araştırmanın örneklemini ise seçilen 404 çocuğun aileleri ve öğretmenleri oluşturmaktadır. Araştırmada veri toplama araçları olarak; genel bilgi formu, Çocukluk Dönemi Yürütücü İşlev Envanteri (ÇDYİE) ve Küçük Çocuklar için Problemli Teknoloji Kullanımı Ölçeği (PTUS-YC) kullanılmıştır. Elde edilen veriler istatistiksel paket programı kullanılarak betimsel istatistikler, Bağımsız Gruplar t-Testi, Tek Yönlü ANOVA, Pearson Korelasyonu ve Çoklu Doğrusal Regresyon analizleriyle hesaplanmıştır. Araştırma sonuçlarına göre, çocukların problemli teknoloji kullanım puanlarının orta düzeyde olduğu, okul öncesine devam eden 5-6 yaş grubu öğrencilerin ekran maruziyetleri ile yaş arasında fark saptanmazken, erkek öğrencilerin kızlara göre yoksunluk-kaçış alt boyunda puanlarının daha yüksek olduğu belirlenmiştir. Anne-baba eğitim seviyesi düştükçe ekran maruziyetlerinin arttığı; kardeş sayısının arttıkça ekran sınırlamalarına karşı direncin arttığı aynı zamanda çocuklara teknolojiye erişim kısıtlaması uygulandığında aşırı duygusal tepkinin arttığı belirlenmiştir. Ailenin aylık gelir seviyesi düştükçe yoksunluk-kaçış puanlarının yükseldiği belirlenmiştir. Okul öncesi eğitime devam eden 5-6 yaş grubu çocuklarda yürütücü işlev becerileri orta düzeyde bulunmuştur. Yaş değişkenine göre anlamlı bir farklılık bulunmazken, kız çocuklarının yürütücü işlev becerilerinin erkek çocuklardan daha yüksek olduğu belirlenmiştir. Anne-baba eğitim seviyesi arttıkça yürütücü işlev becerilerinin yükseldiği; üç ve üzeri kardeş sayısına sahip çocukların yürütücü işlev becerilerinin kardeşi hiç olmayan ve bir-iki kardeşi olan çocuklardan daha düşük olduğu tespit edilmiştir. Elde edilen bulgular, okul öncesi eğitime devam eden 5–6 yaş grubu çocuklarda ekran maruziyeti ile yürütücü işlev becerileri arasında orta düzeyde ve anlamlı bir ilişki bulunduğunu belirlenmiştir. Bu ilişki, ekran maruziyetindeki artışa paralel olarak çocukların yürütücü işlev becerilerinde azalma olduğunu göstermektedir. Ayrıca problemli teknoloji kullanımının alt boyutlarının, çocukların çalışma belleği ve ketleyici kontrol becerilerini anlamlı düzeyde yordadığı belirlenmiştir. Elde edilen sonuçlar, erken çocukluk döneminde ekran maruziyetinin yürütücü işlev becerileri üzerinde belirleyici bir rol oynadığını göstermektedirÖğe Maysa ve Bulut çizgi filminin yetkinlikler ve Türkçe dersi temaları bakımından incelenmesi(İnönü Üniversitesi, 2025) Kılıç, Nur; Kavruk, HasanÇocukların çeşitli televizyon kanalları ve dijital ortamlarda karşılaştığı çizgi filmler; her zaman onların psikolojik, kültürel ve sosyal açılardan gelişimlerine katkı sağlamayacağı gibi onlara zarar da verebilir. Bu yüzden çocukları yaşlarına uygun doğru dinleme-izleme ortamlarıyla karşılaştırmak önemlidir. Devlet televizyonu TRT Çocuk kanalı bu noktada önemli bir role sahiptir. Burada günlük olarak yayımlanan birçok çizgi dizi uzman görüşleri çerçevesinde oluşturularak milli ve manevi değerleri aktarmaktadır. Bahsedilen çizgi dizilerden biri olan ve yörük bir ailenin kültürlerine bağlı olarak yaşadıkları günlük hayat mücadelelerini anlatan Maysa ve Bulut, bu çalışmanın konusunu oluşturmaktadır. Çizgi dizinin yayımlanan 120 bölümü Türkçe Dersi Öğretim Programı çerçevesinde, yetkinlikleri içermesi ve temalara uygunluğu bakımından değerlendirmek amacıyla izlenmiştir. Araştırmada nitel araştırma yöntemi kullanılmıştır. Veriler toplanırken www.trtcocuk.net.tr adresinden ilgili bölümler izlenerek yetkinlik ve temalara ait bulgular doküman incelemesi ile tespit edilmiştir. Yapılan incelemede elde edilen veriler betimsel analiz ile analiz edilmiştir. Çalışmanın geçerlilik ve güvenirliğini arttırmak için çizgi dizi araştırmacı dışında, farklı katılımcı öğretmenlerce izlenmiş ve elde edilen verilerin bir araya getirilmesiyle bulgular elde edilmiştir. Yetkinlikler ve temalarla ilgili, var olma durumlarına ait bulguların ele alındığı çalışmada, çizgi dizinin kültürel unsurların aktarımında Türkçe dersinin genel ve özel amaçları ile uyumluluğu incelenmiştir. Sonuç olarak en fazla bölümde ana dilde iletişim yetkinliğine yer verildiği görülürken dijital yetkinliklere hiçbir bölümde rastlanılmamıştır. Ayrıca çalışmada incelenen çizgi dizide "Millî Mücadele ve Atatürk" teması dışında kalan bütün temalarla ilişki tespit edilmiştir. Bölümlerle en fazla bağlantı kurulan tema ise "Erdemler" teması olmuştur. Elde edilen verilere bağlı olarak Maysa ve Bulut çizgi dizisinin dinleme ve izleme metni olarak kullanılmasıyla Türkçe ders kitaplarında metin ya da etkinlik olarak bulunmasının kültür aktarımına önemli ölçüde katkı sağlayacağı sonucuna ulaşılmıştır.Öğe Sosyal bilgiler öğretmen adaylarının küresel sorunlara yönelik tutumlarının incelenmesi(İnönü Üniversitesi, 2025) Karaoğlan, Sema; Kurtdaş, Emine MelihaBu araştırmada, "sosyal bilgiler öğretmen adaylarının küresel sorunlara yönelik tutumları" ortaya koymak amaçlanmıştır. Bu amaç çerçevesinde araştırmanın ana problem cümlesi, "öğretmen adaylarının küresel sorunlara yönelik tutumları hangi düzeydedir?" şeklinde belirlenmiştir. Bu noktadan hareketle araştırmada, nicel araştırma yöntemlerinden tarama modeli kullanılmıştır. Araştırmanın evrenini, 2024-2025 akademik yılında çeşitli üniversitelerin (Gaziantep, Kilis 7 Aralık, İnönü, Dicle, Muş Alparslan, Adıyaman, Kahramanmaraş Sütçü İmam) sosyal bilgiler öğretmenliği programında öğrenim gören öğretmen adayları oluşturmaktadır. Araştırma örneklemini ise evrende yer alan sosyal bilgiler öğretmenliği programında öğrenim gören öğretmen adayları arasından kolay ulaşılabilir örnekleme yöntemi ile belirlenen 456 öğretmen adayı oluşturmaktadır. Araştırmanın verilerini elde edebilmek için iki farklı veri toplama aracından yararlanılmıştır. Bunlar; araştırmacı tarafından geliştirilen "Kişisel Bilgi Formu" ve Kan (2020) tarafından geliştirilen "Küresel Sorunlara Yönelik Tutum Ölçeği"dir. Bu kapsamda veri toplama aracı ile elde edilen veriler uygun analiz programı kullanılarak analiz edilmiştir. Araştırma sonucunda; sosyal bilgiler öğretmen adaylarının küresel sorunlara yönelik tutumlarının yüksek düzeyde olduğu saptanmıştır. Bu sonuç, sosyal bilgiler öğretmen adaylarının küresel sorunlara yönelik hem farkındalıklarının hem de çözüm odaklı yaklaşımlarının olumlu olduğunu ve bu konulara duyarlılıkla yaklaştıklarını ortaya koymaktadır. Bununla birlikte araştırma sonuçlarına daha derinlikli bakıldığında: Sosyal bilgiler öğretmen adaylarının küresel sorunlara yönelik tutumlarında erkeklerin lehine anlamlı bir farklılık olduğu tespit edilmiştir. Ayrıca kitap okuma, küresel sorunlara yönelik ilgi ve anne-baba eğitim düzeylerinin artmasına paralel olarak sosyal bilgiler öğretmen adaylarının küresel sorunlara yönelik tutumlarının da arttığı sonucuna da ulaşılmıştır. Yine araştırma sonuçları ele alındığında, 3 ve 4. sınıf sosyal bilgiler öğretmen adaylarının küresel sorunlara yönelik tutum düzeylerinin 1 ve 2. sınıflara nazaran daha yüksek olduğu saptanmıştır. Son olarak bu sonuçların aksine sosyal bilgiler öğretmen adaylarının yaşamlarının çoğunu geçirdikleri yer değişkeninde herhangi bir anlamlı farklılığın olmadığı tespit edilmiştir.Öğe The effect of speaking club activity on ELT students' foreign language speaking anxiety(İnönü Üniversitesi, 2025) Şimşek, Basri; Ülkersoy, NamıkHem psikolojik hem de sosyolojik bir fenomen olan kaygı, kişide meydana getirdiği bazı fiziksel tepkimeler ve psikolojik etkilerle öğrenme sürecini olumlu ya da olumsuz olarak etkileyebilmektedir. Dil öğrenmede temel iletişim yöntemlerinden biri olarak önemli bir rol oynayan konuşma yeteneği, kişinin yaşadığı yabancı dilde konuşma kaygısı nedeniyle arzu edilen seviyeye ulaşamamaktadır. Karma yöntemle yapılan bu çalışmanın amacı, ana dili Türkçe olan ve İngilizceyi yabancı dil olarak öğrenen İngilizce öğretmenliği bölümü öğrencilerinin yaşadığı İngilizce konuşma kaygısının seviyesini ve İngilizce Konuşma Kulübü'nün öğrencilerin 'İngilizce Konuşma Kaygısı' üzerindeki etkilerini incelemektir. Araştırmanın evrenini Türkiye genelinde İngilizce öğretmenliği bölümünde okuyan üniversite öğrencileri oluşturmaktadır. Araştırmanın örneklemi evrendeki öğrenci grubundan kolayda örnekleme yöntemi ile belirlenen, bir devlet üniversitesinde İngilizce 1.sınıfta okuyan 61 öğrencidir. Veri toplama aracı olarak Yaikhong ve Usaha (2012) tarafından geliştirilen Sınıfta Topluluk Önünde Konuşma Ölçeği (PSCAS), demografik form, ön test ve son test, yarı yapılandırılmış mülakat ve öğrenci deneyim formları kullanılmıştır. Araştırmada nicel verilerin analizi IBM SPSS İstatistik 26 kullanılarak, nitel verilerin analizi ise sürekli karşılaştırma yöntemi kullanılarak yapılmıştır. Bulgular; deney grubunun hem müdahale öncesi hem de müdahale sonrası yabancı dil konuşma kaygısı (YDKK) seviyesinin daha düşük olduğunu, YDKK ile yaş, mezun olunan okul arasında anlamlı bir ilişkiye rastlanmazken, cinsiyet arasındaki ilişkinin anlamlı olduğunu göstermiştir. Ayrıca müdahale sonrası kontrol grubunun YDKK seviyesinde bir değişim gözlenmezken, deney grubunda azalma yönünde bir eğilim tespit edilmiştir. Son olarak uygulamanın, öğrencilerin konuşma yeteneği ve konuşma kaygısı kapsamında etkilerine dair çıkarımlara ve benzer konularda çalışacak gelecek araştırmalara tavsiyelere yer verilmiştir.Öğe Sosyal bilgiler öğretmen adaylarının küresel okuryazarlık düzeylerinin belirlenmesi(İnönü Üniversitesi, 2025) Hakverdi, Tuba; Dündar, RecepBu araştırmanın temel amacı, sosyal bilgiler öğretmen adaylarının küresel okuryazarlık düzeylerini belirlemektir. Küresel ölçekte artan karşılıklı etkileşimler, çok boyutlu vatandaşlık anlayışının ve eleştirel düşünme becerilerinin önemini artırmakta; bu durum öğretmen yetiştirme programlarında küresel okuryazarlık kavramına özel bir yer verilmesini gerekli kılmaktadır. Bu bağlamda, çalışma tarama modeli temelinde desenlenmiş olup mevcut durumu ortaya koymaya yönelik olarak yapılandırılmıştır. Araştırmanın örneklem grubunu 2024-2025 eğitim-öğretim yılı İnönü Üniversitesi ve Nizip Eğitim Fakülteleri Sosyal Bilgiler Öğretmenliği programlarında öğrenim görmekte olan toplam 205 öğretmen adayı oluşturmaktadır. Veri toplama aracı olarak, alanyazında geçerliliği ve güvenirliği kanıtlanmış olan "Küresel Okuryazarlık Ölçeği" kullanılmıştır. Ölçek aracılığıyla elde edilen nicel veriler, uygun istatistiksel analiz teknikleri doğrultusunda ve ilgili istatistik paket programları kullanılarak çözümlenmiştir. Araştırma kapsamında elde edilen bulgulara göre, sosyal bilgiler öğretmen adaylarının küresel okuryazarlık düzeylerinin yüksek olduğu tespit edilmiştir.Öğe 6 Şubat 2023 Kahramanmaraş depremleri sonrası sosyal bilgiler öğretmen adaylarının deprem bilgi düzeylerinin değerlendirilmesi(İnönü Üniversitesi, 2025) Kömürkara, Leyla; Aydın, MesutBu araştırmanın amacı, 6 Şubat 2023 Elbistan ve Pazarcık merkezli Kahramanmaraş depremleri sonrasında sosyal bilgiler öğretmen adaylarının deprem bilgi düzeylerini değerlendirmektir. Çalışmada nicel araştırma yöntemi kullanılmıştır. Veriler, ölçek üzerinden toplanmıştır. Kullanılan ölçek depremden en çok etkilenen Malatya, Adıyaman ve Kahramanmaraş illerindeki üniversitelerde okuyan 375 sosyal bilgiler öğretmen adayına yüzyüze uygulanmıştır. Toplanmış olan verilerin analiz sonuçlarını bilimsel bir şekilde açıklamak için bir veri analiz programı kullanılarak verilerin girişi ve analizi yapılmıştır. Çalışmada konunun yapısına uygun olan veri toplama aracı ankettir. Araştırmada Düzce Üniversitesinden Prof. Dr. Murat Genç ve Doç. Dr Erol Sözen'in 2022 yılındaki çalışmaları sonucunda ortaya çıkardıkları "Deprem Bilgi Düzeyi Ölçeği" kullanılmıştır. Ölçek, ülke geneli "deprem bölgeleri dağılış bilgisi", "deprem etkileri bilgisi" ve "deprem eğitimi" olmak üzere 3 alt boyutu içermektedir. Çalışma, katılımcıların söz konusu ölçek aracılığıyla elde edilen yanıtları üzerinden şekillenmiştir. Çıkan sonuçta sosyal bilgiler öğretmen adaylarının deprem bilgi düzeylerinin "Deprem Bölgeleri Dağılış Bilgisi" alt boyutunda "X ? =3,95; SS=0,629"; "Deprem Etkileri Bilgisi" alt boyutunda "X ? =4,39; SS=0,524", "Deprem Eğitimi" alt boyutunda "X ? =3,56; SS=1,026" olarak hesaplanmıştır. Deprem bilgi puanlarının toplamından elde edilen genel ortalamanın ise "X ? =4,01; SS=0,534" olarak hesaplandığı görülmektedir. Bulgulardan hareketle, sosyal bilgiler öğretmen adaylarının deprem bilgi seviyeleri 3 alt boyutta da yüksek çıkmış olmakla beraber "Deprem Etkileri Bilgisi" alt boyutunda deprem bilgi düzeyi daha yüksek olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Çalışma sosyal bilgiler öğretmen adaylarının deprem bilgi düzeyine ışık tutacağı ve bu alandaki eksikliklerin giderilmesinde yol gösterici olacağı düşünülmektedir.











