Eğitim Bilimleri Enstitüsü Tez Koleksyionu

Bu koleksiyon için kalıcı URI

Güncel Gönderiler

Listeleniyor 1 - 20 / 1029
  • Öğe
    Sosyal bilgiler öğretmen adaylarının çevre okuryazarlık düzeyleri ile sürdürülebilir çevreye ilişkin tutumları arasındaki ilişkinin incelenmesi
    (İnönü Üniversitesi, 2026) Yılmaz, Bahar
    Sosyal bilgiler öğretmen adaylarının çevre okuryazarlık düzeyleri ile sürdürülebilir çevreye ilişkin tutumları arasındaki ilişkiyi" incelemek üzere tasarlanan bu araştırmada, nicel araştırma yöntemlerinden ilişkisel tarama modeli kullanılmıştır. Araştırmanın evrenini; 2025-2026 eğitim-öğretim yılında İnönü Üniversitesi, Fırat Üniversitesi, Gaziantep Üniversitesi, Dicle Üniversitesi ve Sivas Cumhuriyet Üniversitesi eğitim fakültelerinde öğrenim gören sosyal bilgiler öğretmen adayları; örneklemini ise evren içerisinde yer alan sosyal bilgiler öğretmenliği adayları arasından "Basit Seçkisiz Örnekleme" yöntemi ile belirlenen 533 öğretmen adayı oluşturmaktadır. Araştırmanın verileri ise araştırmacı tarafından oluşturulan Kişisel Bilgi Formu", Yıldız (2011) tarafından geliştirilen "Yetişkinler için Çevre Okuryazarlığı Ölçeği" ve Atabek-Yiğit vd., (2014) tarafından geliştirilen "Sürdürülebilir Çevre Tutum Ölçeği"nden elde edilmiştir. Bu kapsamda elde edilen veriler, uygun bir analiz programı aracılığıyla çözümlenmiştir. Araştırma kapsamında, "sosyal bilgiler öğretmen adaylarının çevre okuryazarlık düzeyleri ile sürdürülebilir çevreye ilişkin tutumları arasındaki ilişki"nin yanı sıra, sosyal bilgiler öğretmen adaylarının çevre okuryazarlık düzeyleri ile sürdürülebilir çevreye ilişkin tutum düzeyleri; cinsiyet, öğrenim görülen sınıf, anne-baba eğitim durumu, kitap okuma sıklığı ve çevreyle ilgili konulara duyulan ilgi gibi demografik değişkenler açısından ele alınmıştır. Bu doğrultuda, genel olarak araştırma sonuçlarına bakıldığında sosyal bilgiler öğretmen adaylarının çevre okuryazarlık düzeylerinin yüksek olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Ayrıca öğretmen adaylarının çevre okuryazarlık düzeyleri, cinsiyet değişkeni bağlamında kadın öğretmen adayları lehine anlamlı biçimde daha yüksek bulunurken; sınıf değişkeni bağlamında herhangi bir anlamlı farklılık saptanmamıştır. Bununla birlikte, anne-baba eğitim durumu, kitap okuma alışkanlığı ve çevre konularına yönelik ilgi düzeylerindeki artışa paralel biçimde öğretmen adaylarının çevre okuryazarlık düzeylerinin de arttığı görülmüştür. Araştırmanın bir diğer önemli basamağı, sosyal bilgiler öğretmen adaylarının sürdürülebilir çevreye ilişkin tutum düzeylerinin ele alındığı bulgular kısmıdır. Bu kapsamda araştırmanın bulguları genel olarak; öğretmen adaylarının çevre okuryazarlık düzeylerinin aksine, sosyal bilgiler öğretmen adaylarının sürdürülebilir çevreye yönelik tutumlarının orta düzeyde olduğunu göstermektedir. Ayrıca cinsiyet değişkeni bağlamında sosyal bilgiler öğretmen adaylarının tutum düzeyleri, kadın öğretmen adayları lehine anlamlı biçimde daha yüksektir. Diğer taraftan sınıf düzeyi açısından genel bir farklılık gözlenmemekle birlikte, 1. sınıflar ile 2. sınıflar arasında 2. sınıfların lehine anlamlı bir farklılık bulunduğu saptanmıştır. Bunlara ek olarak, anne-baba eğitim düzeyi, kitap okuma sıklığı ve çevreyle ilgili konulara duyulan ilgi arttıkça, öğretmen adaylarının sürdürülebilir çevreye yönelik tutumlarının paralel bir şekilde da arttığı görülmüştür. Bu sonuç, önceki bulgularda çevre okuryazarlığı için gözlenen demografik göstergelerle paralellik göstermesi bakımından dikkate değerdir. Araştırmanın üçüncü ve en önemli noktalarından biri de iki ölçek arasındaki ilişkiyi gösteren bulgulardır. Bu bağlamda sosyal bilgiler öğretmen adaylarının çevre okuryazarlık düzeyleri ile sürdürülebilir çevreye yönelik tutumlarının hem ölçeklerin alt boyutları hem de genel toplam boyutlarda anlamlı ve pozitif ilişkilerin bulunduğu sonucunu ortaya koymaktadır. Bu bulgu, öğretmen adaylarının çevre okuryazarlık düzeylerinin arttıkça sürdürülebilir çevreye yönelik tutumlarının da arttığını göstermektedir. Bu noktadan hareketle sonuçlar, araştırmanın temel hipotezini destekler nitelikte güçlü kanıtlar ortaya koymaktadır.
  • Öğe
    Sınıf öğretmenlerinin mobil okuryazarlık becerilerinin incelenmesi (Manisa ili örneği)
    (İnönü Üniversitesi, 2026) Gümüş, Halil İbrahim
    The aim of this study is to examine the mobile literacy skill levels of primary school teachers based on the variables of gender, educational status, professional seniority, career stage, and school type. The study was designed using the survey model, a quantitative research approach. The study population consists of primary school teachers working in the Şehzadeler and Yunusemre districts of Manisa province during the 2024–2025 academic year. A simple random sampling method was employed for the study. After calculating the sample size, the research scale was administered to 252 classroom teachers. Data were collected using a personal information form prepared by the researcher and the data collection instrument developed by Karalı et al. (2023). Since the data did not exhibit a normal distribution, the Mann–Whitney U test was applied for variables with two categories (gender, school type), and the Kruskal–Wallis H test was used for variables with three categories (educational status, professional seniority, career stage). The results indicated that the primary school teachers' mobile literacy levels were "high" in the advanced skills sub-dimension, "very high" in the basic skills sub-dimension, and "high" overall. While significant differences were found in mobile literacy skill levels regarding gender, educational status, and professional seniority, no significant differences were observed based on career stage or school type.
  • Öğe
    Ebeveynlerin doğaya bağlılık öz yeterliliği ile ebeveynlik stresi ve çocuk ilişkileri arasındaki ilişkilerin incelenmesi
    (İnönü Üniversitesi, 2026) Küçük, Hülya
    Bu araştırma, ebeveynlerin doğaya bağlılık temelli ebeveyn öz yeterlilik düzeyleri ile ebeveynlik stresi ve ebeveyn–çocuk ilişkilerinin kalitesi arasındaki ilişkilerin incelenmesi amacıyla gerçekleştirilmiştir. Günümüzde çocukların doğayla etkileşim fırsatlarının azalması ve aile yaşamının giderek kapalı ve yapılandırılmış ortamlara kayması, ebeveynlerin doğaya ilişkin yeterlilik algılarının önemini artırmıştır. Ancak alanyazında doğaya bağlılık temelli ebeveyn öz yeterliliğinin ebeveynlik süreçleriyle birlikte ele alındığı çalışmaların sınırlı olduğu görülmektedir. Bu nedenle doğaya bağlılık temelli ebeveyn öz yeterliliğinin ebeveynlik stresi ve ebeveyn–çocuk ilişki kalitesi ile birlikte incelenmesine ihtiyaç duyulmuştur. Araştırma, nicel araştırma yöntemlerinden ilişkisel tarama modeliyle yürütülmüştür. Araştırmanın örneklemini, 2025–2026 eğitim öğretim yılında Kırşehir il merkezinde anaokuluna devam eden 48–72 aylık çocuğu bulunan toplam 255 ebeveyn oluşturmaktadır. Araştırmada veri toplama aracı olarak Doğaya Bağlılık Ebeveyn Öz Yeterlilik Ölçeği, Ebeveynlik Stresi Ölçeği, Ebeveyn–Çocuk İlişki Ölçeği ve Kişisel Bilgi Formu kullanılmıştır. Elde edilen veriler istatistiksel paket programı aracılığıyla analiz edilmiş; analiz sürecinde korelasyon analizi, regresyon analizi, bağımsız örneklemler t-testi ve varyans analizi (ANOVA) yöntemlerinden yararlanılmıştır. Araştırma bulguları, ebeveynlerin doğaya bağlılık öz yeterlilik düzeyleri arttıkça ebeveynlik stresinin azaldığını, buna karşılık olumlu ebeveyn–çocuk ilişki düzeylerinin güçlendiğini ortaya koymuştur. Ayrıca doğaya bağlılık temelli ebeveyn öz yeterliliğinin hem ebeveynlik stresi hem de ebeveyn–çocuk ilişki kalitesi üzerinde anlamlı bir yordayıcı olduğu belirlenmiştir. Demografik değişkenlere ilişkin bulgular incelendiğinde, ebeveyn cinsiyetinin yalnızca olumlu ebeveyn–çocuk ilişkileri üzerinde anlamlı bir farklılık yarattığı; ebeveynlerin eğitim düzeyi, çocuk sayısı ve aile gelir durumunun ise doğaya bağlılık öz yeterlilik düzeyleriyle anlamlı biçimde ilişkili olduğu saptanmıştır.
  • Öğe
    Türkçe ders kitaplarının mizah ögeleri ve kuramları açısından incelenmesi
    (İnönü Üniversitesi, 2026) Kaçmaz, Gökçe
    Bu araştırmanın amacı, Türkçe ders kitaplarında yer alan mizahî metinlerin mizah ögeleri ile kuramları açısından ne tür özellikler taşıdığını araştırmaktır. Bu amaç doğrultusunda, araştırmada nitel araştırma yöntemlerinden durum çalışması deseni kullanılmıştır. Araştırmanın materyalini 2023-2024, 2024-2025, 2025-2026 eğitim-öğretim yılları kapsamında devlet okullarında okutulan 5, 6, 7 ve 8. sınıf Türkçe ders kitapları ile özel okullar arasında tema, metin, etkinlik ve kazanımların işlenişi bakımından Türkçe Dersi Öğretim Programı'na uygun olduğu saptanan TED Yayınları 5, 6, 7 ve 8. sınıf Türkçe ders kitapları oluşturmaktadır. Bu araştırmada, nitel araştırma yöntemine uygun biçimde geçerlik ve güvenirlik düzeyi, güven duyulabilirlik (trustworthiness) ölçütleri üzerinden bütüncül olarak ele alınmıştır. Veri toplama süreci uzman görüşüne dayalı olarak sürdürülmüş, uzman görüşleri güven duyulabilirlik (trustworthiness) analizine tabi tutulmuştur. Güvenirliği sağlanan, bilimsel açıdan tutarlı olduğu görülen veriler, mizah ögeleri ve kuramları açısından içerik analizi teknikleri kullanılarak ayrıntılı bir şekilde çözümlenmiştir. Araştırma, Türkçe ders kitaplarında mizahın güldürü unsuru olmanın ötesinde öğrencilerin dil becerilerini, bilişsel gelişimini, motivasyonunu, eleştirel düşünme yetkinliğini, kültür aktarımını ve değerler eğitimini destekleyen çok boyutlu bir araç olarak kullanıldığını ortaya koymaktadır. Elde edilen sonuçlar, Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli kapsamında mizah temelli yaklaşımların güçlendiğini ve öğrenmeyi eğlenceli, kalıcı ve öğrenci merkezli hâle getirdiğini göstermektedir. Bu sonuçlardan hareketle, Türkçe dersi öğretim programları ve ders kitaplarında mizahın eğitsel bir araç olarak planlı ve yaygın biçimde kullanılmasının öğrencilerin dil becerilerini, motivasyonlarını ve öğrenme sürecine katılımlarını arttıracağı düşünülmektedir. Ders kitabı hazırlama sürecinde mizah ögelerinin, sınıf düzeylerinin bilişsel ve duyuşsal özellikleri dikkate alınarak kademeli bir yapı içinde planlanması, mizahî metinlerin yapılandırılmasında düşünme ve yorumlama potansiyelinin gözetilmesi önerilerinde bulunulmuştur. Anahtar Sözcükler: Mizah Kuramları, Mizah Ögeleri, Türkçe Ders Kitabı.
  • Öğe
    Müzik öğretiminde animasyon filmlerin 5. sınıf öğrencilerinin akademik başarı ve motivasyonuna etkisi
    (İnönü Üniversitesi, 2026) İnal, İlbilge
    Animasyonlar, başta çocuklar olmak üzere her kesimden insanın keyifle izlediği yapımlardır. Zihnimizi yokladığımızda küçük yaşlarda, -özellikle de- eğlenerek izlediğimiz film veya çizgi filmlerdeki karakter isimleri, olay örgüleri, jenerik müzikleri gibi ögeleri -kasıtlı bir öğrenme amacı gütmeksizin- depoladığımızı fark edebiliriz. Yapılan çalışmalar; çizgi film/ animasyon türü yapımların insan üzerinde model alma, davranış edinme, taklit etme gibi bir takım gizil öğrenmelere neden olduğunu ortaya koymaktadır. Bunun yanı sıra insanların yazılı metinlere kıyasla, görsel ve işitsel ögelerin çeşitli kombinasyonları ile oluşturulan çoklu ortam materyalleri yoluyla daha iyi öğrendikleri de bu çalışmalarla kanıtlanmıştır. Animasyonlar, keyifli bir öğretici araç olmanın yanı sıra, çağın gerektirdiği değişimlere uyum sağlama noktasında da önemli görülmektedir. Geleneksel eğitim ögelerinin "dijital kuşak" öğrencileri ile uyumlanamaması probleminden yola çıkılarak, zamanının çoğunu internetten video izleyerek geçirme eğiliminde olan dijital çağın insanlarına, sevdikleri yolla eğitim verme noktasında animasyonların önemli bir potansiyeli olduğu düşüncesi ile bu çalışma yapılmıştır. Bu doğultuda çalışmanın amacı; 5. sınıf müzik derslerinde dijital bir öğrenme materyali olarak 3B animasyon kısa filmlerin kullanımının, öğrenci başarısı ve materyale yönelik motivasyonları üzerindeki etkilerinin saptanması olarak belirlenmiştir. Literatürde 'animasyon' kavramının çeşitli materyalleri karşılamak için kullanıldığı görülmekte olup bu çalışma kapsamında animasyonlar; sinematografik ögelerle yoğrulmuş, eğlenceli bir eğitsel materyal formunda tasarlanmıştır. Araştırmanın çalışma grubu Diyarbakır Milli Eğitim Müdürlüğü'ne bağlı Cemil Özgür Ortaokulu 5. sınıflarından A,B,C ve D şubesi olmak üzere toplam 156 öğrenciden oluşmaktadır. Çalışma, nicel araştırma yöntemlerinden ön test-son test kontrol gruplu yarı deneysel desen ve tarama yöntemi kullanılarak tasarlanmıştır. Deney grubunda kullanılmak üzere 6 farklı konu tema edinilerek, 6 farklı animasyon film üretilmiştir. Bu filmler 6 hafta boyunca deney grubunu müzik dersinde destek materyali olarak derse dâhil edilmiştir. Kontrol grubunda ise animasyon desteği olmadan mevcut müfredat temel alınarak müzik dersleri işlenmiştir. Veri toplamaya yönelik olarak Müzik Dersi Akademik Başarı Testi (MDABT) ve Öğretim Materyali Motivasyon Anketi (ÖMMA) kullanılmıştır. Toplanan veriler SPPS programına işlenerek; normallik analizi, ilişkili ve ilişkisiz gruplar t testi uygulamaları yapılmıştır. Elde edilen sonuçlara göre; 3B animasyon kısa film formatındaki dijital öğretim materyallerinin, öğrencilerin müzik ders başarısı üzerinde olumlu yönde etki gösterdiği görülmüştür. Bunun yanında öğrencilerin eğitim sürecinde kullanılan öğretim materyaline yönelik motivasyon durumu incelendiğinde sonuçların yine deney grubu lehine olduğu görülmektedir. Buna göre animasyon filmlerin müzik dersinde destek materyali olarak kullanılmasının, öğrenci başarısı ve ders materyaline yönelik başarıyı olumlu yönde etkilediği sonucu elde edilmiştir.
  • Öğe
    Beliren yetişkinlerin kariyer kaygılarına bir müdahale: Kısa yoğun acil psikoterapi uygulaması
    (İnönü Üniversitesi, 2026) Güneş, Birkan
    Bu çalışma, kariyer kaygısı yaşayan beliren yetişkinlerin sorunlarını çözmede dinamik yönelimli kısa yoğun acil psikoterapi (KYAP) prosedürünü betimlemeyi ve uygulamanın etkililiğini incelemeyi amaçlamıştır. Araştırmada, kariyer kaygısı yaşayan iki beliren yetişkin ile yürütülen KYAP süreci vaka incelemesi deseniyle ele alınmıştır. Çalışmanın verileri; SCL-90-R, Hacettepe Kişilik Envanteri (HKE), Beier Cümle Tamamlama Testi, Kariyer Stresi Ölçeği ve Gelecek Kaygısı Ölçeği'nden oluşan nicel ölçme araçları ile oturum video kayıtları, deşifre metinleri ve danışan günlüklerinden oluşan nitel veri kaynakları aracılığıyla toplanmıştır. Uygulama süreci, ön test, son test ve izleme ölçümleriyle desteklenerek analiz edilmiştir. Araştırma bulguları, KYAP müdahalesinin danışanların kariyer kaygısı ve gelecek stresi düzeylerini belirgin ölçüde azalttığını; kişisel ve sosyal uyum düzeylerini ise artırdığını ortaya koymuştur. Ayrıca nitel analizler, danışanların ego işlevselliğinin güçlendiğini, içgörü kazandıklarını ve kariyer kararlarına yönelik daha esnek ve gerçekçi bir tutum geliştirdiklerini göstermiştir. Bu çalışmanın bulgularının, başta üniversite psikolojik danışma ve kariyer merkezleri çalışanları olmak üzere, ruh sağlığı uzmanlarına ve kariyer kaygısı yaşayan beliren yetişkinlere yönelik müdahale programlarına katkı sağlayacağı düşünülmektedir.
  • Öğe
    3. sınıf hayat bilgisi dersinde oyun temelli kavram öğretiminin öğrencilerin akademik başarısına etkisi
    (İnönü Üniversitesi, 2026) Toker, Oğuzhan
    Kavramların doğru ve anlamlı bir biçimde öğrenilmesi, öğrencilerin ders süreçlerinde kazandırılması hedeflenen kazanımları etkili şekilde içselleştirmelerine katkı sağlamaktadır. Kavram öğrenme sürecinin çocukların bilişsel yapılarıyla yakından ilişkili olduğu ve bilişsel gelişimin önemli bir bileşenini oluşturduğu bilinmektedir. Yapılandırmacı öğretim anlayışı doğrultusunda ele alınan kavram öğretimi, bireyin mevcut bilişsel yapıları ile yeni öğrenilen kavramlar arasında anlamlı bağlar kurmasını esas almaktadır. Bu bağlamda, kavram öğretiminde ders kitaplarının tek başına yeterli olmadığı, öğrenciyi merkeze alan ve aktif katılımı esas alan öğrenme ortamlarına ihtiyaç duyulduğu ifade edilmektedir. Özellikle oyun çağında olan çocuklar için oyun, yalnızca eğitsel gelişimi destekleyen bir araç değil; aynı zamanda sosyal, duygusal ve bilişsel gelişimi bütüncül biçimde destekleyen temel bir öğrenme yolu olarak öne çıkmaktadır. Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli'nde de öğrenme süreci; öğrencinin aktif katılımını önceleyen, yaparak ve yaşayarak öğrenmeyi temel alan, beceri temelli ve bütüncül bir yaklaşımla ele alınmaktadır. Bu yönüyle oyun temelli öğretim, TYMM'nin öngördüğü öğrenci merkezli, anlamlı ve kalıcı öğrenmeyi destekleyen öğretim anlayışıyla örtüşmektedir. Bu araştırma, ilkokul 3. sınıf hayat bilgisi dersinde oyun temelli kavram öğretiminin öğrencilerin akademik başarısına etkisini incelemek amacıyla yürütülmüştür. Araştırma, nicel araştırma yaklaşımlarından deneysel araştırma modeli kapsamında 2023–2024 eğitim-öğretim yılında Elazığ ilinde gerçekleştirilmiştir. Çalışma grubu, uygun örnekleme yöntemiyle seçilen iki resmî ilkokulda öğrenim gören iki ayrı 3. sınıf öğrencilerinden oluşmaktadır. Araştırmada veri toplama aracı olarak, 3. sınıf hayat bilgisi dersinde yer alan üç öğrenme alanına yönelik araştırmacı tarafından geliştirilen üç farklı akademik başarı testi kullanılmıştır. Verilerin analizinde SPSS 27.0 programından yararlanılmış; yüzde, frekans, standart sapma, Shapiro–Wilk testi, ilişkili ve ilişkisiz örneklem t testleri ile iki faktörlü ANOVA testleri uygulanmıştır. Araştırmadan elde edilen bulgular, oyun temelli kavram öğretimi sürecinin öğrencilerin akademik başarılarını anlamlı düzeyde artırdığını ortaya koymuştur. Ayrıca, oyun temelli öğretim sürecinde cinsiyet değişkeninin akademik başarı üzerinde anlamlı bir etkisinin olmadığı, ancak uygulanan yöntemlerin kalıcılık düzeyi incelendiğinde oyun temelli kavram öğretiminin öğrenmenin kalıcılığını artırdığı belirlenmiştir. Elde edilen sonuçlar doğrultusunda, İlkokul Hayat Bilgisi Öğretim Programları'nda oyun temelli öğretim uygulamalarının güçlendirilmesi, sınıf öğretmenlerinin kavram öğretimi sürecinde oyun temelli yöntemleri ders planlarına entegre etmeleri ve öğrencilerin bireysel farklılıkları ile öğrenme stilleri dikkate alınarak oyun materyallerinin çeşitlendirilmesi önerilmektedir.
  • Öğe
    Yedinci sınıf matematik dersi öğretiminde ters yüz öğrenme modelinin öğrenci başarısına etkisi
    (İnönü Üniversitesi, 2026) Yıldız, Burak; Susam, Ezlam
    Bu çalışmanın amacı, matematik derslerinde kullanılan ters yüz öğrenme modelinin öğrencilerin akademik başarıları üzerine etkisi ve kalıcılığının incelenmesidir. Araştırma, karma araştırma yönteminin iç içe geçmiş desenine göre tasarlanmıştır. Bu kapsamda öntest-sontest kontrol gruplu deneysel desen ile yürütülen araştırmanın nicel aşamasından elde edilen bulgular, nitel durum çalışması deseni kapsamında deney grubundaki öğrencilerle yapılan yarı yapılandırılmış görüşmeler ile desteklenmiştir. Araştırmanın çalışma grubunu, 2023-2024 eğitim-öğretim yılında Kayseri ili Mustafa Germirli İmam Hatip Ortaokulu'nda öğrenim gören toplam 54 öğrenci oluşturmaktadır. Veri toplama araçları olarak araştırmacı tarafından geliştirilen "Matematik Başarı Testi" ve "Yarı Yapılandırılmış Görüşme Formu" kullanılmıştır. Yapılan analizler sonucunda, matematik derslerinde kullanılan ters yüz öğrenme modelinin öğrencilerin akademik başarılarını istatistiksel olarak anlamlı düzeyde artırdığı görülmüştür. Kalıcılık testi sonuçları, deney grubunun akademik başarı puanlarının kontrol grubuna göre anlamlı düzeyde yüksek olduğunu göstermiştir. Nitel veriler ile öğrencilerin derslere daha aktif katıldıkları, öğrenme sürecinde daha fazla etkileşim kurdukları belirlenmiştir. Yarı yapılandırılmış görüşmelerden elde edilen bulgular, ters yüz öğrenme modeline dayalı uygulamaların öğrenciler üzerinde genel olarak olumlu etki yarattığını göstermiştir. Ancak, öğretmenin anında dönüt verememesi ve arkadaş ortamından uzak olunması gibi bazı olumsuz yönlerin de öğrenciler tarafından ifade edildiği görülmüştür.
  • Öğe
    Türkiye'de rehberlik ve psikolojik danışmanlık alanında yapılan doktora tezlerinin incelenmesi (2013-2023)
    (İnönü Üniversitesi, 2025) Özturan, Sunay; Kutlu, Mustafa
    Araştırmamızda 2013-2023 yılları arasında Türkiye'de Rehberlik ve Psikolojik Danışmanlık (PDR) alanında yapılan doktora tezlerinin incelenerek doktora düzeyindeki lisansüstü araştırma eğilimlerinin belirlenmesi amaçlanmaktadır. Bu amaç doğrultusunda; YÖK Ulusal Tez Veri Tabanı kullanılarak amaçlı örnekleme yöntemlerinden ölçüt örneklemeyle çalışma kapsamında değerlendirilecek 566 doktora tezine ulaşılmıştır. Çalışmada; doküman incelemesi yöntemi kullanılarak tezler içerik analizine tabi tutulmuş ve araştırmacı tarafından hazırlanan 'Tez İnceleme Formu' kullanılarak yıl, araştırmacının cinsiyeti, üniversite, enstitü, anabilim dalı, yazıldığı dil, araştırma yöntemi, ölçek çalışmaları (geliştirme & uyarlama), örnekleme yöntemi, örneklem grubu, veri toplama araçları, deneysel çalışmalarda etkililiği sınanan öğeler, istatistiksel programlar ve konu alanları olmak üzere 14 temada değerlendirilmiştir. Doktora tezlerindeki eğilimin önemli bir bölümünün 'pozitif psikoloji, kişilik, kimlik ve benlik' ve 'okul, eğitim ve gelişimsel dönemler' konu başlıklarına yöneldiği, genel tezler arasındaki önemli bir payın Ankara Üniversitesi'ne ait olduğu, araştırmacılar arasında kadınların çoğunlukta olduğu, araştırma desenlerinin nicel ağırlıkta olduğu, çalışma grubunun 'okulöncesi-ilköğretim-ortaöğretim' ve 'üniversite öğrencileri' örneklem gruplarında yoğunlaşmış olduğu, olasılıksız örnekleme yöntemlerinin ve bunlar içerisinde de uygun örnekleme yönteminin daha fazla tercih edildiği, kullanılan istatistik ve veri analiz programlarında SPSS paket programının en çok tercih edilen program olduğu ulaşılan sonuçlardan bazılarıdır. Çalışmada, bulgular ayrıntılandırılmakla birlikte bulgular ışığında görüş ve önerilere yer verilmiştir.
  • Öğe
    Yüz yüze ve harmanlanmış öğrenme ile yürütülen İngilizce derslerinin öğrencilerin akademik başarısı ve doyumu açısından incelenmesi
    (İnönü Üniversitesi, 2025) Kılavuz, Yılmaz; Duruhan, Kemal
    Bu araştırmanın temel amacı, yüz yüze öğrenme ile harmanlanmış öğrenme modellerinin İngilizce öğretimindeki etkililiğini çok boyutlu olarak incelemek ve her iki modelin öğrenen başarısı ile öğrenci doyumu üzerindeki etkilerini karşılaştırmalı bir bakış açısıyla ortaya koymaktır. Dijitalleşmenin yükseköğretimde giderek belirginleşen etkisi, çevrim içi bileşenlerin pedagojik tasarıma entegrasyonunu zorunlu kılmakta; böylece harmanlanmış öğrenme, yalnızca teknolojik bir tercih olmaktan çıkıp öğrenme-öğretme süreçlerini yeniden yapılandıran stratejik bir model niteliği kazanmaktadır. Ancak alan yazın, bu iki modelin etkililiğini bütüncül bir yöntemle karşılaştıran ampirik çalışmaların sınırlı olduğunu göstermekte; özellikle hazırlık sınıfı bağlamında öğrenci başarısı, bilişsel alt beceriler ve öğrenci doyumuna ilişkin bulguların tutarlı bir çerçevede sunulmadığı görülmektedir. Bu gerekçeyle araştırmada karma araştırma deseni kullanılmış ve nicel bulgular nitel verilerle derinleştirilmiştir. Araştırmanın çalışma grubunu, 2023–2024 akademik yılında Muş Alparslan Üniversitesi Yabancı Diller Yüksekokulu'nda öğrenim gören 47 hazırlık sınıfı öğrencisi oluşturmaktadır. Deneysel süreçte harmanlanmış öğrenme grubu Web 2.0 araçları, çevrim içi içerikler, etkileşimli etkinlikler ve dijital öğrenme yönetim sistemiyle desteklenmiş bir öğretim sürecine katılmış; yüz yüze öğrenme grubu ise geleneksel öğretim yöntemleriyle öğrenimini sürdürmüştür. Veri toplama sürecinde İngilizce akademik başarı testi, öğrenci doyumu ölçeği ve yarı yapılandırılmış görüşmeler kullanılmış; nicel veriler parametrik istatistiksel analizler, nitel veriler ise betimsel ve içerik analiz yoluyla çözümlenmiştir. Nicel bulgular, genel akademik başarı açısından iki model arasında anlamlı bir fark bulunmadığını ortaya koymuştur. Bununla birlikte alt beceri analizleri, harmanlanmış öğrenme modelinin özellikle okuma ve dinleme becerilerinde kayda değer bir avantaj sunduğunu; buna karşın gramer başarısında anlamlı bir farklılık oluşmadığını göstermiştir. Öğrenci doyumu verileri ise harmanlanmış öğrenme grubunun genel doyum, içerik-yöntem yeterliği, erişilebilirlik ve değerlendirme boyutlarında anlamlı ölçüde daha yüksek puanlar aldığını göstermektedir. Nitel bulgular, harmanlanmış öğrenmenin öğrenen özerkliğini desteklediğini, esneklik sağladığını, öğrenme materyallerinin çeşitliliğini artırdığını ve öğrenen motivasyonunu güçlendirdiğini ortaya koymaktadır. Bununla birlikte öğrencilerin teknik erişim sorunları, internet bağlantı problemleri ve zaman yönetimi güçlükleri yaşadıkları tespit edilmiştir. Yüz yüze öğrenme modeli ise anında geri bildirim, öğretmen-öğrenci etkileşiminin yoğunluğu ve sınıf içi düzen açısından güçlü yönleriyle öne çıkmıştır. Araştırma sonuçları, harmanlanmış öğrenmenin genel başarı üzerinde yüz yüze öğrenmeye göre üstün bir etki göstermemekle birlikte, bilişsel alt becerilerde ve özellikle öğrenci doyumunda anlamlı pedagojik avantajlar sunduğunu ortaya koymaktadır. Bulgular, harmanlanmış öğrenmenin yükseköğretimde İngilizce öğretimine uyarlanmasında öğrenen özerkliği, esneklik, teknoloji entegrasyonu ve pedagojik farklılaştırma açısından önemli bir potansiyeli işaret etmektedir. Anahtar Kelimeler: Harmanlanmış Öğrenme, Yüz Yüze Öğrenme, Öğrenci Başarısı, Öğrenci Doyumu, İngilizce Öğretimi, Eğitim Teknolojileri.
  • Öğe
    Okul kaygısının sınıf içi başarıya etkisinin ve çözüm yollarının öğretmen görüşlerine göre incelenmesi
    (İnönü Üniversitesi, 2026) Bayryyeva, Lachyn; Karalı, Yalçın
    Bu çalışmada, öğrencilerde görülen okul kaygısının sınıf içi başarıya etkisi ve çözüm yolları öğretmen görüşlerine göre incelenmiştir. Araştırma, nitel araştırma yöntemlerinden fenomenoloji deseniyle yürütülmüş; çalışma grubunu Malatya ilinde Doğa Okulları ilkokul kademesinde görev yapan 20 öğretmen oluşturmuştur. Veriler, araştırmacı tarafından geliştirilen yarı yapılandırılmış görüşme formu aracılığıyla toplanmış ve içerik analizi yöntemiyle çözümlenmiştir. Elde edilen bulgulara göre öğretmenler, öğrencilerin özellikle derslerin zorlaştığı ve değerlendirme süreçlerinin yoğunlaştığı dönemlerde daha yüksek kaygı yaşadıklarını belirtmiştir. Kaygının dikkat, motivasyon ve derse katılımı olumsuz etkilediği; bu durumun akademik performans düşüşüne yol açtığı ifade edilmiştir. Okul kaygısının göstergeleri arasında sınıf içi katılımın azalması, çekingenlik, akran etkileşimlerinde zayıflama ve pasifleşme yer almaktadır. Kaygıyla başa çıkmada rahatlatıcı etkinlikler, grup çalışmaları, bireysel iletişim, psikolojik danışmanlık hizmetlerinin güçlendirilmesi ve öğretmenlerin kaygı yönetimi konusunda desteklenmesi önemli görülmüştür. Sonuç olarak, okul kaygısının azaltılmasının öğrencilerin akademik başarısını artırabileceği; öğretmen desteği, güven ortamı ve psikolojik destek hizmetlerinin bu süreçte belirleyici rol oynadığı değerlendirilmiştir.
  • Öğe
    Ay'ın evreleri ve tutulmalar konusunda modellemeye dayalı öğretimin fen bilgisi öğretmen adaylarının uzamsal yeteneklerine, zihinsel modellerine ve başarılarına etkisi
    (İnönü Üniversitesi, 2025) Güngör, Hülya; Ünal, İbrahim
    Bu araştırma, modele dayalı öğretim yaklaşımının fen bilgisi öğretmen adaylarının Ay'ın evreleri ve tutulmalar konusundaki akademik başarılarına, uzamsal yeteneklerine ve zihinsel model gelişimlerine etkisini incelemek amacıyla karma yöntem deseninde yürütülmüştür. Çalışma grubunu (Deney 1, Deney 2 ve kontrol grubu) iki devlet üniversitesinde öğrenim gören toplam 64 fen bilgisi öğretmen adayı oluşturmaktadır. Deney 1 grubunda somut modeller, Deney 2 grubunda somut ve sanal gerçeklik (VR) destekli modeller, kontrol grubunda herhangi bir model kullanılmadan Ay'ın evreleri ve tutulmalar konusu işlenmiştir. Veriler, araştırmacı tarafından geliştirilen Uzamsal Yetenek Testi, Ay'ın Evreleri ve Tutulmalar Başarı Testi, Zihinsel Model Belirleme Formu ve Yarı Yapılandırılmış Görüşme Formu ile toplanmıştır. Nicel veriler analiz edilerek, ön test puanlarının kovaryant olarak kontrol edildiği Çok Değişkenli Kovaryans Analizi (MANCOVA) ile gruplar arası farklar incelenmiştir. Nitel verilerden zihinsel model değişim düzeyleri betimsel analiz ile görüşme formları ise içerik analizi ile çözümlenmiştir. MANCOVA sonuçları, modellemeye dayalı öğretimin akademik başarı ve uzamsal yetenek değişkenlerini bütüncül düzeyde etkilediğini göstermiştir. Modellemeye dayalı öğretim uygulanan gruplarda akademik başarı düzeyi anlamlı biçimde artmıştır. Ayrıca nitel bulgular, öğrencilerin zihinsel modellerinin daha bilimsel bir düzeye taşındığını açık biçimde ortaya koymuştur. Uzamsal yetenek puanlarında anlamlı farka ilişkin kanıt bulunmamasına rağmen, nitel bulgular öğretmen adaylarının üç boyutlu düşünme, mekânsal ilişkileri analiz etme ve astronomik olayları zihinde yapılandırma becerilerinde belirgin gelişmeler gösterdiğini ortaya koymuştur. Öğretmen adayları, somut model ve VR tabanlı modelin birlikte kullanımının, astronomi dersine yönelik ön yargılarını azalttığını, sanal gerçeklik destekli model sayesinde farklı referans noktalarından (Dünya'dan, uzaydan, Ay'dan) gözlem yapabilmenin kavramsal anlamayı güçlendirdiğini ve üç boyutlu düşünmeye katkı sağladığını ifade etmiştir. Araştırma bulguları doğrultusunda fen eğitiminde modellemeye dayalı öğretim yaklaşımlarının daha sistematik ve çoklu temsillere dayalı biçimde kullanılması ile uzamsal yeteneğin güçlenmesi için daha uzun süreli, strateji odaklı ve tekrara dayalı öğretim süreçlerinin programlara bütüncül biçimde entegre edilmesi önerilmektedir.
  • Öğe
    Lisans ve yüksek lisans öğrencilerinin matematik öğretiminde dijital etkileşimli video kullanımına ilişkin görüşleri
    (İnönü Üniversitesi, 2026) Aydoğan, Sümeyra; Aslaner, Recep
    Bu çalışmada matematik eğitiminde etkileşimli video kullanımına ilişkin lisans ve yüksek lisans öğrencilerinin görüşlerinin incelenmesi hedeflenmiştir. Çalışma nitel olarak tasarlanmış olup tekli durum çalışması modeli kullanılmıştır. Öğrencilerin görüşlerini almak için bir Görüşme Formu (GF) hazırlanmıştır. Bu form öğrencilerin etkileşimli videolara ilişkin görüşlerini incelemeyi amaçlamaktadır. Form aracılığıyla etkileşimli videoların; tasarımına, temalarda kullanımına, pedagojik katkılarına ve sınırlılıklarına yönelik öğrenci görüşlerini belirlemek hedeflenmiştir. Çalışmanın katılımcıları; 4 yüksek lisans (3 kız, 1 erkek) ve 50 lisans (36 kız, 14 erkek) olmak üzere toplam 54 (39 kız, 15 erkek) kişidir. Uygulama sürecinde ilk olarak öğrencilere kısa bir anlatı yapılmış ve sonra ise hazırlanan etkileşimli videoyu bireysel olarak izlemelerine imkân verilmiştir. Bu süreçlerin ardından öğrenciler görüşme formunu doldurmuşlardır. Görüşme formundan elde edilen veriler ile tema, kategori ve kod oluşturulmuştur. Tema, kategori ve kodların oluşturma süreci Clarke ve Braun (2006)'un tematik analiz basamaklarına uygun olarak hazırlanmıştır. Elde edilen veriler tematik analiz ile analiz edilmiştir. Çalışmadaki verilerden hareketle 4 tema ve 15 kategori oluşturulmuştur. Elde edilen temaların isimleri; öğretimsel tasarım özellikleri, tema tabanlı kullanım, pedagojik katkılar ve sınırlılıklar şeklindedir. Öğrenciler etkileşimli videonun tasarımında anlaşılabilirlik, konu- kazanıma uyum, görüntü ve ses unsurlarına dikkat edilerek tasarlanması gerektiğini vurgulamışlardır. Etkileşimli video hazırlamak için etkileşim ögesi olarak çoktan seçmeli sorular, eşleştirme kullanılması gerektiğini vurgulamışlarıdır. Etkileşimli video hazırlamak için ağırlıklı olarak Genially ve Canva platformlarını tercih etmişlerdir. Öğrenciler, etkileşimli videonun motivasyonu arttırma, sağladığı çoklu ortam sayesinde kalıcılık ve etkili öğrenme, somutlaştırma ve bireyselleştirme sağlayacağını vurgulamışlardır. Matematik dersinde, etkileşimli videoların somutlaştırma sağlamasından dolayı geometrik şekiller temasında, dersin giriş kısmında ve ön hazırlık amacıyla etkileşimli videoların vii kullanılabileceğini belirtmişlerdir. Matematik öğretiminde etkileşimli video kullanmanın eğitimi destekleyerek öğretimi zenginleştireceği sonucuna ulaşılmıştır.
  • Öğe
    Experiences of Turkish EFL learners and English teachers with mobile assisted language learning: Exploring the Diyalekt application
    (İnönü Üniversitesi, 2025) Kelepçe, Merve; Gülek, Betül Kınık
    Mobil teknolojilerin dil öğrenmeye sunduğu destek kaçınılmazdır ve bu destek yirmi yılı aşkın çalışmaların araştırma konusu olmuştur. Bu araştırmalara ek olarak, bu çalışma, Mobil Destekli Dil Öğrenimi (MDDÖ) bağlamında İngilizceyi yabancı dil olarak öğrenen Türk öğrencilerinin ve İngilizce öğretmenlerinin deneyimlerini ve algılarını incelemeyi amaçlamaktadır. Araştırma, Türkiye Cumhuriyeti Millî Eğitim Bakanlığı tarafından geliştirilen Diyalekt uygulamasına odaklanmaktadır. Nitel araştırma yaklaşımlarından fenomenolojik desenin benimsendiği bu çalışmada, hem öğretmenlerin hem de öğrencilerin Diyalekt uygulamasını İngilizce öğretim ve öğrenim süreçlerinde nasıl deneyimledikleri ve değerlendirdikleri derinlemesine incelenmiştir. Veriler, Adıyaman ilinin Kahta ilçesindeki devlet ortaokullarında görev yapan 18 İngilizce öğretmeni ile yapılan yarı yapılandırılmış görüşmelerden ve aynı ilçede bir ortaokulda öğrenim gören 15 öğrencinin tuttukları günlüklerden elde edilmiştir. Araştırma bulguları, hem öğretmenlerin hem de öğrencilerin MDDÖ'ye karşı genel olarak olumlu bir tutuma sahip olduklarını ve Diyalekt uygulamasını kelime öğrenimi, telaffuz pratiği ve öğrenen özerkliğini destekleyen motive edici bir araç olarak gördüklerini ortaya koymuştur. Öğrenciler Diyalekt'in İngilizce öğrenimini daha eğlenceli ve erişilebilir hâle getirdiğini belirtmiş, ancak bazıları tekrar eden etkinlikler ve teknik sorunlardan bahsetmiştir. Genel olarak çalışma, mobil teknolojilerin dil eğitimine entegrasyonunun önemini vurgulamakta ve Diyalekt gibi uygulamaların etkili bir şekilde kullanıldığında geleneksel öğretimi destekleyen, öğrenen motivasyonu ve bağımsızlığını artıran değerli araçlar olabileceğini göstermektedir.
  • Öğe
    Sosyal bilgiler öğretmen adaylarının politik okuryazarlık düzeyleri ile demokratik tutumları arasındaki ilişkinin incelenmesi
    (İnönü Üniversitesi, 2026) Artun, Mariye İrem; Aydın, Mesut
    Bu araştırma, sosyal bilgiler öğretmen adaylarının politik okuryazarlık düzeyleri ile demokratik tutumları arasındaki ilişkiyi belirlemek amacıyla yürütülmüştür. Araştırmanın evrenini Türkiye'deki eğitim fakültelerinde öğrenim gören sosyal bilgiler öğretmen adayları, örneklemini ise Afyon Kocatepe, İnönü, Dicle ve Tokat Gaziosmanpaşa üniversitelerinden toplam 510 öğrenci oluşturmuştur. İlişkisel tarama modeliyle yürütülen çalışmada veri toplamak için "Politik Okuryazarlık Ölçeği" ve "Demokratik Tutum Ölçeği" kullanılmış; veriler betimsel istatistikler, bağımsız örneklemler t-testi ve ANOVA ile analiz edilmiştir. Anlamlı farklılıklar Tukey HSD testi ile incelenmiştir. Bulgular, öğretmen adaylarının politik okuryazarlık düzeylerinin genel olarak orta-üst düzeyde olduğunu göstermiştir. En yüksek ortalama Politik Bilgi, en düşük ortalama ise Politik farkındalık boyutunda görülmüştür. Erkek öğrenciler kadın öğrencilere göre daha yüksek politik okuryazarlık puanına sahiptir. Sınıf düzeyi ve ebeveyn eğitiminin artması politik okuryazarlığı olumlu etkilemektedir. Demokratik tutum düzeyleri ise genel olarak yüksektir; duyarlı davranma en yüksek, gücü yüceltme en düşük ortalamayı vermiştir. Cinsiyete göre anlamlı bir fark yoktur; ancak sınıf düzeyi ve ebeveyn eğitim düzeyi arttıkça demokratik tutumlar da yükselmektedir. Sonuçlar, politik okuryazarlık arttıkça demokratik tutumların güçlendiğini göstermektedir.
  • Öğe
    Eğitimde kardeş katılımı: Keşfedici bir karma yöntem araştırması
    (İnönü Üniversitesi, 2026) Özer, Ayşe; Şad, Süleyman Nihat
    Kardeşler aile içinde önemli bir sosyal destek kaynağı olarak görülmesine rağmen, aile katılımı ile ilgili çalışmalarda çoğunlukla ihmal edilmiştir. Bu çalışma ile eğitimde kardeş katılımı olgusunun derinlemesine incelenmesi, eğitim sürecine kardeşlerin katılımının nasıl gerçekleştiği ve kardeş katılımının ne tür etkilerinin olduğunun keşfedilmesi amaçlanmıştır. Bu amaçları gerçekleştirmek üzere araştırmada hem nitel hem de nicel yöntemlerin kullanıldığı keşfedici karma desen kullanılmıştır. Nitel araştırma yönteminin benimsendiği ilk aşamada, eğitimde kardeş katılımı olgusuna ilişkin öğrenci yaşantılarının ve deneyimlerinin neler olduğunu belirlemek üzere olgubilim deseni kullanılmıştır. Verilerin yarı yapılandırılmış görüşme formu ile toplandığı bu aşamada katılımcılar ölçüt örnekleme yöntemi ile belirlenmiştir. Veriler Malatya merkez ilçelerinde öğrenimlerine devam eden 12 öğrenci ve bu öğrencilerin aile fertleri (16 kardeş ve 19 veli) olmak üzere toplamda 47 katılımcıdan toplanmıştır. Elde edilen veriler ile yapılan içerik analizi sonucunda eğitimde kardeş katılımının gerçekleşmesinde kardeşlik bağı, ebeveynin talebi, kardeşin akademik yeterliliği, ebeveynin akademik yetersizliği ve ebeveynin zaman yetersizliği gibi nedenlerin etkili olduğu belirlenmiştir. Eğitimde kardeş katılımının akran öğretimi, deneyim aktarımı, motive etme ve rol model olma yöntemleri kullanılarak sağlandığı görülmüştür. Nicel yöntemin benimsendiği ikinci aşamada ise öncelikli olarak ilk aşamadaki nitel veriler ve ilgili literatür kullanılarak geçerliği ve güvenirliği sağlanmış "Eğitimde Kardeş Katılımı Ölçeği" geliştirilmiştir. Bu ölçek ise ölçüt örnekleme yöntemi kullanılarak belirlenen 572 ortaokul öğrencisine uygulanmıştır. Yapılan analizler sonucunda; eğitim süreçlerinde en çok desteğin büyük kardeşlerden alındığı, bazı durumlarda ise ikizlerden ve hatta küçük kardeşlerden destek alındığı belirlenmiştir. Öğrencilerin en çok desteği Matematik, Yabancı Dil, Fen Bilimleri, Türkçe, Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi ve Sosyal Bilgiler derslerinde aldıkları tespit edilmiştir. Betimsel analizler sonucunda araştırma grubunda eğitimde kardeş katılımının orta düzeyde gerçekleştiği bulunmuştur. Bağımsız değişkenler açısından yapılan analizlerde ise eğitimde kardeş katılımının cinsiyete göre farklılık göstermediği, kardeşin eğitim düzeyi arttıkça katılımın daha fazla gerçekleştiği, eğitimde kardeş katılımı ile akademik başarı arasında anlamlı bir ilişki olmadığı bulgularına ulaşılmıştır. Araştırmada ayrıca eğitimde kardeş katılımının anne eğitim düzeyine göre anlamlı farklılık gösterdiği, baba eğitim düzeyine göre ise anlamlı farklılık göstermediği belirlenmiştir.
  • Öğe
    Lucy Maud Montgomery'nin Yeşilin Kızı Anne adlı kitabının dört katlı düşünme modeline göre incelenmesi
    (İnönü Üniversitesi, 2026) Özbay, Zeynep; Durukoğlu, Salim
    Bu çalışmada eğitim sistemlerinin bireylere doğru düşünmeyi öğretmesini ve doğru düşünmenin eğitim sisteminin temelinde bulunması gerektiğini öne süren dört katlı düşünme modelinin alt boyutları olan eleştirel, yaratıcı, özenli ve umutlu düşünme biçimleri açısından Lucy Maud Montgomery tarafından yazılan "Yeşilin Kızı Anne" adlı eserin taşıdığı özellikleri belirlemek amaçlanmıştır. Araştırmada nitel araştırma yöntemlerinden durum çalışmasına, veri incelemesinde de doküman incelemesi ile betimsel analiz yöntemine başvurulmuştur. Çalışmada; Çocuk Edebiyatı, Çocuk Edebiyatının Tarihsel Gelişimi, Felsefe, Çocuk Felsefesi, Düşünme, Çocuk ve Düşünme, Düşünme Eğitimi, Düşünme Eğitiminin Tarihsel Gelişimi, Dört Katlı Düşünme Modeli, Eleştirel Düşünme, Yaratıcı Düşünme, Özenli Düşünme, Umutlu Düşünme başlıklarına yer verilmiş ve dört katlı düşünme modelindeki düşünme biçimlerinin özelliklerinden yararlanılarak incelenen kitabın taşıdığı nitelikler ortaya konulmaya çalışılmıştır. Araştırmanın sonucunda "Yeşilin Kızı Anne" adlı kitabın dört katlı düşünme modelinin alt boyutlarını oluşturan eleştirel, yaratıcı, özenli ve umutlu düşünme biçimlerinin örnekleri bakımından oldukça zengin bir içeriğe sahip olduğu tespit edilmiştir. Bu açıdan kitabın, geniş okur kesimlerine özellikle de çocuk okurlara ulaşabilmesi adına öğretmenler tarafından tanıtımı sağlanabilir.
  • Öğe
    Partner takibinde karanlık üçlü kişilik özellikleri ve mağduru suçlama eğilimi: Partner takip mitleri ve davranışın ciddiyet algısının seri aracılık rolü
    (İnönü Üniversitesi, 2026) Albayrak, İbrahim; Ulusoy, Yağmur
    Bu araştırmanın temel amacı, karanlık kişilik özelliklerinin (makyavelizm, psikopati ve narsisizm) partner takibi bağlamında partner takip mitleri, takip davranışının ciddiyet algısı ve mağduru suçlama eğilimi üzerindeki doğrudan ve dolaylı etkilerini incelemektir. Ayrıca, cinsiyetin bu ilişkilerdeki olası rolü de değerlendirilmiştir. Araştırma, nicel yöntemlerden korelasyonel araştırma deseni ile tasarlanmış ve üniversite öğrencilerinden oluşan örneklem üzerinde iki aşamada yürütülmüştür. Birinci çalışmada (n = 1.324), Partner Takip Mitleri Ölçeği (PTMÖ) geliştirilmiş ve geçerlik–güvenirlik analizleri yapılmıştır. Analizler sonucunda, ölçeğin 7 maddeden ve iki alt boyuttan (normalleştirme ve mağduru suçlama) oluşan geçerli ve güvenilir bir yapıya sahip olduğu belirlenmiştir. İkinci çalışmada (n = 377), senaryo temelli olarak geliştirilen model korelasyon analizleri ve yapısal eşitlik modellemesi (YEM) ile test edilmiş; dolaylı etkiler bootstrap yöntemiyle değerlendirilmiştir.Bu aşamada, takip davranışının ciddiyeti ve mağduru suçlama değişkenleri senaryo soruları aracılığıyla ölçülmüş; ayrıca Partner Takip Mitleri Ölçeği ve Karanlık Kişilik Özellikleri Ölçeği kullanılmıştır. Seri aracılık ilişkileri YEM kapsamında incelenmiş, cinsiyet farkları bağımsız örneklemler için t-testi ile değerlendirilmiş ve cinsiyetin düzenleyici rolü çok gruplu YEM analizi ile test edilmiştir. Bulgular, sadece makyavelizm'in partner takip mitlerini anlamlı şekilde yordadığını göstermiştir. Partner takip mitleri, takip davranışının ciddiyet algısını azalttığı ve daha düşük ciddiyet algısının mağduru suçlama eğilimini artırdığı bir seri aracılık yolu oluşturmuştur. Ayrıca erkek katılımcılar, mitleri daha fazla onaylama, takip davranışını daha az ciddi değerlendirme ve mağduru daha fazla suçlama eğilimindedir. Ancak, cinsiyetin düzenleyici etkisi modelde anlamsız bulunmuştur. Bu bulgular, partner takibine ilişkin mağduru suçlama süreçlerinin altında yatan bilişsel mekanizmaların anlaşılmasına katkı sağlamakta ve önleme ile müdahale çalışmalarına yönelik önemli çıkarımlar sunmaktadır.
  • Öğe
    Türkiye'de hayat boyu öğrenme kurumlarının yapı ve işleyiş açısından analizi
    (İnönü Üniversitesi, 2025) Pektaş, Hacı Mehmet; Aslan, Mahire
    Bu araştırmanın amacı, Türkiye'de hayat boyu öğrenme kurumlarının (Halk Eğitimi Merkezleri ve Olgunlaşma Enstitüleri) yapı ve işleyişini yöneticiler ve eğitimcilerin algıları doğrultusunda çok boyutlu olarak incelemek; örgütlenme, liderlik, eğitim programları, kurumsallık ve insan kaynakları yönetimi boyutlarında güçlü ve geliştirilmesi gereken alanları ortaya koymaktır. Araştırma, nicel ve nitel verilerin eş zamanlı olarak toplandığı ve analiz edildiği yakınsayan karma paralel desen çerçevesinde yürütülmüştür. Nicel veriler, farklı illerde görev yapan yönetici ve eğitimcilerden geliştirilen ölçek aracılığıyla toplanmış; nitel veriler ise yarı yapılandırılmış görüşmeler yoluyla elde edilmiştir. Her iki veri türü bağımsız olarak analiz edilmiş ve bulgular karşılaştırılarak bütünleştirilmiştir. Nicel bulgular, yöneticiler ve eğitimcilerin hayat boyu öğrenme kurumlarına ilişkin beklentilerinin tüm boyutlarda yüksek olduğunu; buna karşılık mevcut duruma yönelik algıların özellikle insan kaynakları yönetimi, liderlik, örgütlenme ve kurumsallık boyutlarında daha düşük düzeyde seyrettiğini göstermektedir. Eğitim programları boyutu her iki grupta da görece güçlü bir alan olarak öne çıkmaktadır. Demografik ve mesleki değişkenlere göre yapılan analizler, bazı değişkenlerde sınırlı farklılaşmalar bulunduğunu, genel çerçevenin ise büyük ölçüde benzerlik gösterdiğini ortaya koymuştur. Nitel bulgular, nicel sonuçları destekleyici ve derinleştirici bir çerçeve sunmaktadır. Katılımcılar, hayat boyu öğrenme kurumlarının yaygın ve kapsayıcı bir yapıya sahip olduğunu; ancak insan kaynakları yönetimi, kurumsal işleyiş, liderlik uygulamaları ve program–istihdam ilişkisi açısından önemli sınırlılıklar bulunduğunu ifade etmektedir. Dijital dönüşüm potansiyelinin altyapı ve yeterlik eksiklikleri nedeniyle yeterince kullanılamadığı, öğretmen–usta öğretici yapısındaki dengesizliklerin kurumsal aidiyet ve motivasyonu olumsuz etkilediği vurgulanmaktadır. vi Sonuç olarak araştırma, hayat boyu öğrenme kurumlarının önemli güçlü yönlere sahip olmakla birlikte, özellikle insan kaynakları yönetimi, kurumsallık ve liderlik alanlarında kapsamlı iyileştirme gereksinimi bulunduğunu ortaya koymaktadır. Nicel ve nitel bulguların birlikte değerlendirilmesi, bu kurumlara yönelik bütüncül, esnek ve insan odaklı politika ve uygulamalara duyulan ihtiyacı açık biçimde göstermektedir.
  • Öğe
    21. yüzyıl matematik öğretmen adaylarının kullandıkları temsiller ve eleştirel düşünme becerileri
    (İnönü Üniversitesi, 2026) Karataş Maral, Nazlı; İlhan, Aziz
    Matematik öğretiminde önemli bir rolü olan problemlerin çözüm süreçlerinde bireylerde bulunması beklenen önemli özelliklerden birisi temsil kullanma becerisi iken bir diğeri ise eleştirel düşünme becerisidir. Bu noktadan hareketle araştırmanın amacı 21. Yüzyıl matematik öğretmen adaylarının kullandıkları temsiller ve eleştirel düşünme becerilerini tespit etmektir. Bu amaç doğrultusunda matematik öğretmen adaylarının Janvier (1987) ve Lesh, Behr ve Post (1987) tarafından geliştirilen temsil sınıflamalarına ait temsilleri (Konuşma dili temsili; problem çözme sürecinde, problemin ve problemin çözümünün ifade edilmesi ve problemle ilgili akıl yürütülmesi. Cebirsel temsil; problem çözme sürecinde matematiksel sembol ya da değişkenler kullanılması. Grafiksel temsil; problem çözme sürecinde, sayı doğrusu, resim, şema veya diyagram kullanılması. Sayısal temsil; problem çözme sürecinde tablo ya da matris kullanılması) ve içinde bulunduğumuz çağın gereksinimleri neticesinde dijital temsilleriyle beraber eleştirel düşünme becerilerine ait görüşleri belirlenmiştir. Araştırma nitel desenli betimsel tarama türündedir. Araştırmanın verileri araştırmacılar tarafından geliştirilmiş görüşme formları (GF) yardımıyla toplanmış, veriler içerik analizi yöntemiyle değerlendirilmiştir. Araştırmada İnönü ve Marmara Üniversitesi Eğitim Fakültesinde 2025-2026 Güz Döneminde öğrenim gören matematik öğretmen adaylarından uygun örnekleme yöntemine göre seçilen öğretmen adaylarına görüşme formları uygulanmıştır. Araştırma verileri MAXQDA nitel veri analiz programında değerlendirilmiş, kod haritaları yardımıyla görselleştirilmiştir. Bulgular analiz edilirken kodlar yardımıyla kategoriler, kategoriler yardımıyla da temalar şekillendirilmiştir. Sonuçlar matematik öğretmen adaylarını sembolik temsillerinin işlemsel ve ölçümsel anlamda, görsel temsillerinin iki ve üç boyutlu alanlarda, sayısal temsillerinin istatistiksel ve niceliksel anlamda ve sözel temsillerinin dışa ve içe dönük alanlarda yoğunlaştığını göstermektedir. Dijital alan temsilleri dinamik yazılımlar ve sanal uygulamalar üzerinde yoğunlaşırken, yapay zekâ temsilleri araçlar ve platformlar üzerine ve sanal manipülatiflere ilişkin temsilleri ise görsel ve sayısal alanlar üzerinde yoğunlaşmıştır. Günlük yaşam temsilleri karar ve durum koşullarına göre yoğunlaşırken ve çoklu temsilleri ikili, üçlü ve dörtlü temsiller şeklinde belirlenmiştir. Ayrıca araştırmada temsillerin problem çözme sürecine ilişkin avantajları ve dezavantajları tespit edilen bir diğer koşuldur. Temsiller anlamlandırma/kolaylaştırma, somutlaştırma, farklı çözüm yolları/stratejiler, kalıcılık, zihinde canlandırma, dikkat, hızlandırma ve ilişkilendirme koşulları için avantaj sağlarken kafa karışıklığı, zaman kaybı, bağımlılık, kavram yanılgısı, yanlış anlama ve dikkat dağınıklığı noktalarında dezavantajlıdır. Araştırmada eleştirel düşünme becerilerinin zihinsel bileşenleri problem çözme süreci açısından, sorunu tanıma ve teşhis etme noktasında, verileri toplama ve seçmede, yapılandırılmış ve yapılandırılmamış varsayımları tanımada, Sonuca Götürücü Varsayımlarını Seçme ve Formüle Etmede, Geçerli Sonuçları Çıkarma ve Çıkarsamaların Geçerliğini Tartışmada üstbilişsel ve bilişsel açıdan değerlendirilmiştir. Ayrıca çalışmada eleştirel düşünme becerilerinin dijital bileşenleri uygulamalar açısından dijital platformlar ve yapay zekâ için belirlenmiştir. Araştırmada ek olarak eleştirel düşünme becerilerinin gelişimini sağlayan dijital kaynaklar; GeoGebra, Desmos, YouTube, PhET, TinkerPlots, EBA ve Wordwall gibi dijital platformlar ile ChatGPT, Khan Academy, Google Gemini ve Matific gibi yapay zekâ araçları olarak ön plana çıkmıştır.