Yazar "Demir, İsmail" seçeneğine göre listele
Listeleniyor 1 - 17 / 17
Sayfa Başına Sonuç
Sıralama seçenekleri
Öğe 18650 pil hücrelerinin ısısal özelliklerinin incelenmesi(İnönü Üniversitesi, 2025) Demir, İsmail; Bulut, FatihBu tez çalışmasında Aspilsan tarafından üretilen Nikelce zengin lityum-nikel-manganez-kobalt oksit (NMC) kimyasal yapıya sahip 2800 mAh deşarj kapasitesine ve 230Wh/kg enerji yoğunluklu Lityum iyon pillerin farklı şarj ve deşarj durumlarında sıcaklık değişimleri incelenmiştir. Pillerin sıcaklık değişiminin gözlenmesi için özel bir kutu tasarlanmış ve sabit akım uygulanarak C/2, C ve 3C/2 şarj ve deşarj durumunda ve değişken akımda şarj ve deşarj durumu için sıcaklık takibi termal kamera ile gerçekleştirilmiştir. Elde edilen görüntüler sıcaklık farklarına göre analiz edilmiş, maksimum ve minimum sıcaklık değerleri her bir şarj deşarj durumu için grafiksel olarak incelenmiştir. Sonuçlar değerlendirildiğinde şarj ve deşarj durumlarının sıcaklıkla lineer değişim gösterdiği gözlenmiştir.Öğe 1992 petrol kirliliği zararının tazmini için bir uluslararası fonun kurulması ile ilgili uluslararası sözleşme’de 2003 tarihli protokol ile kabul edilen değişiklikler(İnönü Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, 2012) Demir, İsmailBu makalenin gayesi, 1992 Petrol Kirliliği Zararının Tazmini İçin Bir Uluslararası Fonun Kurulması İle İlgili Uluslararası Sözleşme’de 2003 Tarihli Protokol (Protokol) ile kabul edilen değişikliklere dair temel bilgileri vermek ve Protokol’ün milletlerarası petrol kirliliği tazmin rejimi üzerindeki etkilerini ortaya koymaktır. Çalışmada, Protokol’ün milletlerarası petrol kirliliği tazmin rejimini güçlendirmesine karşılık, rejimin sorunlarına kalıcı çözümler getirmediği tespit edilmiştir. Tamamlayıcı Fon’un sadece petrol endüstrisi tarafından finanse edilmesi, rejimin özünü oluşturan katkılar arasındaki dengeyi bozmuştur. STOPIA ve TOPIA tip sözleşmelerinin ihdası, bozulan dengenin gönüllülük temelinde yeniden tesis edilmesi arayışının bir sonucudur. Bu tip sözleşmeler, yeni ve ilginç bir yaklaşım sergilemekte iseler de milletlerarası deniz hukukunun gelişimine ters düşmektedirler. Milletlerarası petrol kirliliği tazmin rejiminin sorunlarına kalıcı ve esaslı çözümler getirilmesi için 1992 HSS ve 1992 FS’nin kapsamlı biçimde tadil edilmeleri gereklidir. Bu sözleşmelerin gelecekteki tadil çalışmalarında, kaynağına bakılmaksızın kirlenme zararları için tek bir tazmin rejimi kurulması görüşünün ve sınırsız sorumluluk fikrinin önemli bir destek bulacağı beklenmektedir. Belirtilen olumsuzluklarına rağmen Türkiye’nin Protokol’e taraf olmasında fayda bulunduğu değerlendirilmektedir.Öğe Bacillus thuringiensis cry IVA VE cry IVD genlerinin birlikte Baculovirus ekspresyon vektör sisteminde ifadesi(2000) Demırbag, Zihni; Kılıç, Ali Osman; Nalçacıoğlu, Remziye; Demir, İsmailBu çalışmada, Bacillus thuringiensis subsp. israelensis'e ait insektisidal kristal proteinlerini kodlayan crylVA ve crylVD genlerinin baculovirüs ekspresyon vektör sisteminde ekspresyonları gerçekleştirildi. crylVA ve crylVD genlerinin kodlayan DNA bölgeleri elde edilerek çoğaltıldı. Bu genleri taşıyan DNA fragmanları birlikte Autographa californica nuklear polihedrozis virüsü (AcNPV, Baculovirüs) transfer plazmıdindeki polihedrin (polh) promotorunun önüne klonlandı. Transfer plazmidi yaban tip AcNPV DNA'sı ile birlikte Spodoptera frugiperda böcek hücre kültürüne transfekte edildi. Hücre içerisinde oluşan crylVA ve crylVD genlerine sahip rekombınant AcNPV'ler "plak" yöntemiyle seçilerek saflaştırıldı. Bu genlerin kodladığı proteinler poliakrilamid jel elektroforez yöntemiyle tespit edildi.Öğe BENİGN PAROKSİSMAL POZİSYONEL VERTİGOLU HASTALARDA REPOZİSYON MANEVRALARININ YAŞAM KALİTESİ, VERTİGO SEMPTOMLARI VE DİZZİNESS ÜZERİNE ETKİSİ(2023) Cengiz, Deniz; Tan, Mehmet; Bayındır, Tuba; Demir, Arzu Çalışkan; Çolak, Sanem Can; Demir, İsmailAmaç: Çalışmamızın amacı, BPPV tanısı alan hastalara uygulanan repozisyon manevralarının hastaların yaşam kalitesi, baş dönmesi ve dengesizlik semptomları üzerindeki etkisini incelemektir. Gereç ve Yöntem: Çalışma, 18-65 yaş arasında olan BPPV tanısı almış 67 hasta ile gerçekleştirilmiştir. Hastalara repozisyon manevrası öncesi ve sonrası olmak üzere Vertigo Dizziness Dengesizlik Ölçeği ve Baş Dönmesi Engellilik Envanteri araştırmacı tarafından doldurulmuştur. Bulgular: Vertigo Dizziness Dengesizlik Ölçeği’nin semptom skalası ve yaşam kalitesi alt boyutlarında ve Baş Dönmesi Engellilik Envanteri’nin fiziksel, duygusal ve fonksiyonel alt boyutlarında repozisyon manevrası öncesi ve sonrası değerlendirmelerinde istatistiksel açıdan anlamlı farklılık bulunmuştur (p<0.05). Repozisyon manevrası sonrası Vertigo Dizziness Dengesizlik Ölçeği'nin yaşam kalitesi alt boyut puanında farklı BPPV tanıları arasında da istatistiksel olarak anlamlı farklılık bulunmuştur (p<0.05). Sonuç: Repozisyon manevraları kişinin vertigo ve dizziness semptomlarını azaltmasının yanı sıra yaşam kalitesini de olumlu yönde etkiler.Öğe Do Lower Cervical Disc Herniations Cause Vertigo and Tinnitus?(2025) Paşahan, Ramazan; Cengiz, Deniz; Çolak, Sanem Can; Demir, İsmail; Arslan, FerhatObjectives: To evaluate the effects of lower cervical disc herniation on the cochleovestibular system. Materials and Methods: 40 patients with lower cervical disc herniation and 40 healthy individuals were included in the study. A patient demographic data form, Dizziness Handicap Inventory (DHI), Tinnitus Handicap Inventory (THI), Cervical Evoked Myogenic Potentials (c-VEMP) Test, and Pure Tone Audiometry (PTA) Test were applied to all participants. Tinnitus severity and frequency were evaluated in participants with tinnitus. Results: Of the patients diagnosed with lower cervical disc herniation, 23 (57.5%) had dizziness, and 19 (47.5%) had tinnitus. The tinnitus of the patients was found at a frequency of 6000 Hz and an intensity of 55 dB. A statistically significant difference was found between the groups both in terms of c-VEMP wave presence and in P1 latency and P1-N1 amplitude values (p<0.05). Conclusion: A positive correlation was found between lower cervical disc herniation and audiovestibular findings. The audiological evaluation of these patients, together with neurosurgical examination, is clinically important for the follow-up of the process.Öğe Ebeveyn Perspektifinden Koklear İmplant Operasyonunun Çocuk Uyum Davranışları ve Yaşam Kalitesine Etkisi(2023) Özcan, Özlem Özel; Çalışkan Demir, Arzu; Demir, İsmail; Karatas, ErkanAmaç: Sensörinöral işitme kaybı olan bireylerde koklear implant cerrahisi son yıllarda yaygın bir tedavi seçeneği olarak kullanılmaktadır. Gelişim alanlarının birbirini etkilediği düşünüldüğünde erken dönemde yapılan bu operasyon çocuğun başta dil gelişimi olmak üzere tüm gelişim alanlarını ve yaşam kalitesini destekleyebilir. Bu çalışmada koklear implant operasyonunun çocuklarda uyum davranışları ve yaşam kalitesine etkisinin incelenmesi amaçlanmıştır. Gereç ve Yöntem: Bu çalışmaya 3-15 yaşları arasında, tek taraflı koklear implantasyon yapılmış ve cihazı en az 1 yıldır düzenli olarak kullanan, ileri derecede sensörinöral işitme kaybı olan toplam 40 çocuk dahil edilmiştir. Koklear implant operasyonu öncesi ve operasyondan 1 yıl sonra çocukların ebeveynleri tarafından sosyodemografik veri formu, Çocuklar için Yaşam Kalitesi Ölçeği (ÇİYKÖ) ve Vineland Uyum Davranış Ölçeği (VUDÖ) doldurularak sonuçlar karşılaştırılmıştır. Bulgular: Katılımcıların 18'i (%45) kız, 22'si (%55) erkekti ve yaş ortalaması 6,18±3,40 idi. Katılımcıların tamamının ameliyat sonrası düzenli rehabilitasyonlarına devam ettikleri görülmüştür. Operasyon öncesi ve sonrası puanlar karşılaştırıldığında ÇİYKÖ alt ölçek puanları ve VUDÖ alt ölçek puanlarının (İletişim, günlük yaşam becerileri, sosyalleşme ve motor beceriler) ameliyattan bir yıl sonra anlamlı olarak yüksek olduğu saptanmıştır. Sonuç: Bu çalışma, koklear implant uygulamasının çocuklarda yaşam kalitesi, dil becerilerinin gelişimi, motor beceriler ve sosyalleşme üzerinde olumlu etkisi olduğunu göstermektedir. İşitme kaybı olan çocuklarda koklear implant uygulaması gelişimin desteklenmesi açısından önemlidir ve çocuğun yaşam kalitesini artırır.Öğe Efficacy of antiviral therapy in the treatment of peripheral facial paralysis: A tertiary institution experience(2023) Aydın, Şükrü; Demir, İsmailAim: For the treatment of peripheral facial paralysis, the superiority of the use of steroid alone and the use of steroid + antiviral over each other has not been clarified in the liter ature. In this study, the efficacy of using steroid treatment alone and using a combination of steroid+antiviral treatment in patients we followed up with peripheral facial paralysis in our clinic was questioned retrospectively. It was aimed to clarify the efficacy and su periority of steroid alone and steroid+antiviral therapy in patients with peripheral facial paralysis. Materials and Methods: One hundred and ten patients who received only steroids and 62 patients who received combination therapy were included in the study. Age, gender, regular drug use, smoking, previous history of facial paralysis, comorbid diseases, initial stage of the disease (House-Brackman/HB staging), treatment protocol and response to treatment were recorded from the files examined. Patients with HB stage ?2 at the 6th month follow-up were considered to have responded well or completely to the treatment. Results: When the group receiving only steroid treatment and the group receiving steroid + antiviral treatment were compared in terms of age, chronic drug use, gender, and previous facial paralysis, no statistically significant difference was observed. The groups were compared in terms of response to treatment, 88.2% improvement was observed in the steroid group (HB stage ?2), and 91.9% improvement was observed in the combined treatment group. No statistically significant difference was observed (p=0.605). Conclusion: For the treatment of peripheral facial paralysis, the superiority of steroid use alone and combined antiviral + steroid use has not been proven. In the light of the literature, it is recommended that the patient be treated with steroids at the earliest stage.Öğe Evaluation of auditory brainstem responses i̇n individuals diagnosed with speech delay(2025) Demir, İsmail; Ulutas, Nihal Sumeyye; Şimşek, Agit; Koç, AyselDisruption of language skills at any stage of life can negatively affect an individual’s psychosocial development, similar to other disability groups. In some cases, even if peripheral hearing is within normal limits, language development may still be delayed. This retrospective study included 104 children aged 12 to 72 months presenting with speech delay. The Turkish Early Language Development Test (TEDIL) was used to diagnose speech delay in children whose receptive and expressive language skills were below chronological age. Auditory Brainstem Response (ABR) testing was performed to record the latencies and amplitudes of waves I, III, and V. Absolute latencies and interpeak latencies (I–III, III–V, I–V) were statistically analyzed. Statistical analysis revealed significant differences in wave latencies of the right and left ears for children aged 15–24 months when compared to normative values (p<0.05). In children aged 25–36 months, both wave and interpeak latencies were significantly different from normative values (p<0.05). Similar significant differences were observed in children older than 36 months (p<0.05). However, no significant difference was found in wave I of the left ear and in the interpeak latencies between waves III–V in either ear (p>0.05). The study demonstrated latency delays in waves I, III, and V in individuals diagnosed with speech delay. These delays in auditory brainstem responses may be indicative of underlying cognitive processing deficits contributing to delayed language development.Öğe Hukuki sorumluluk ve tazminat esasları açısından deniz çevresinin petrol ve değer zararlı maddelerle kirlenmesinde acil durumlarda müdahale ve zararların tazmini esaslarına dair kanunun değerlendirilmesi(İnönü Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, 2011) Demir, İsmailAdından da anlaşılacağı üzere “Deniz Çevresinin Petrol ve Diğer Zararlı Maddelerle Kirlenmesinde Acil Durumlarda Müdahale ve Zararların Tazmini Esaslarına Dair Kanun”, hem kirlenmeye karşı acil durumlarda müdahale, hem de oluşan zararlar dolayısıyla hukuki sorumluluk ve tazminat esaslarını düzenlemeyi amaçlamaktadır. Çalışmamızda, öncelikle denizlerin gemiler tarafından kirletilmesi sebebiyle hukuki sorumluluğa dair mevzuat ortaya konulmaya çalışılmıştır. Bilahare, Kanun’un hukuki sorumluluk ve tazminat hükümleri, ayrıntılı olarak incelenmiştir. Kanun’un, 1992 HSS ve 1992 FS’lerinin bir uygulama kanunu olmadığı saptanmıştır. Keza, Kanun, müstakil ve kendine özgü bir hukuki sorumluluk sistemi oluşturmamıştır. Kanun’un asıl hareket noktası ve odağındaki konu, acil müdahale ve hazırlıklı olmadır. Hukuki sorumluluk ve tazminat meselelerinin acil müdahale ile birlikte düzenlenmesi isabetsiz bulunmuştur. İncelememizde Kanun’un uluslararası hukukla uyumlu olmadığı tespit edilmiştir. Ayrıca, Kanun çok sayıda belirsiz hüküm içermektedir ve sistematiği bozuktur. Dolayısıyla, Kanun’un uygulanmasında bir hayli sorun yaşanacağı kuvvetle muhtemeldir. Sonuç olarak Kanun’un kapsamı, acil müdahale ile sınırlı tutulmalı ve denizlerin gemiler tarafından kirletilmesi sebebiyle hukuki sorumluluk ve tazminata dair hükümler Kanun’dan çıkartılmalıdır.Öğe Investigation of the prognostic value of blood parameters in patients with rinoserebral mucormycosis(2023) Burulday, Veysel; Aydin, Sukru; Demir, İsmail; Bayar Muluk, Nuray; Yalçın, Muhammed ZekiMucormycosis is a rapidly invasive, life-threatening opportunistic fungal infection, usually in immunocompromised patients. Suspicion, early diagnosis, debridement and anti-fungal treatment are important prognostic factors. The most common clinical manifestations of rhinocerebral mucormycosis are fever, headache, facial and ocular oedema. Invasion of surrounding tissues, the eye, skull base and brain is critical for disease progression. The purpose of this study was to investigate the predictive value of blood parameters in patients with mucormycosis. The preoperative 10-day blood parameters of 23 patients with clinical, radiological and pathological diagnoses of mucormycosis were compared in terms of etiology, gender and site of involvement. When the results were compared, the neutrophil-lymphocyte ratio (NLR) on days 1, 2, 5, 7, 8, 9, and 10 was significantly higher in patients with skull base involvement compared to those without skull base involvement (p<0.05). When comparing the regions of involvement, a significant correlation was found between cranial and turbinate involvement and between lamina papricea and ocular involvement (p<0.05). It was suggested that the NLR rate could be predicted as a poor prognostic factor in patients with mucormycosis.Öğe Koklear implant kullanan çocuklarda dil gelişimi, motor becerisi ve yaşam kalitesinin değerlendirilmesi(İnönü Üniversitesi, 2017) Demir, İsmailDoğuştan veya dil öncesi dönemde ortaya çıkan işitme kaybı, çocuğun dil gelişimini olumsuz yönde etkileyerek gelişiminin yaşıtlarından geride seyretmesine neden olabildiğinden ve yaşam kalitesini önemli ölçüde etkilediğinden koklear implant operasyonunun önemi gün geçtikçe artmaktadır. Bu çalışmada Vineland Uyum Davranış Ölçeği ve Çocuklar İçin Yaşam Kalitesi Ölçeği (ÇİYKÖ) uygulanarak koklear implantlı hastalaların yaşam kalitesi ve dil gelişiminin değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Gereç ve Yöntem: Bu çalışmada İnönü Üniversitesi Tıp Fakültesi Turgut Özal Tıp Merkezi Kulak Burun Boğaz Anabilim Dalı'nda Mayıs 2014 – Eylül 2015 tarihleri arasında koklear implantasyon operasyonu uygulanan 40 hasta incelendi. Koklear implant operasyonundan sonra cihazını düzenli olarak en az 1 yıl kullanıp, eğitimlerine düzenli devam eden hastalara operasyon öncesi ve operasyon sonrası 297 maddeden oluşan; iletişim, günlük yaşam, sosyalleşme ve motor becerileri olmak üzere dört alt alandan meydana gelen Vineland Uyum Davranış Ölçeği ve yaşam kalitelerinin belirlenmesi için 23 maddeden oluşan ÇİYKÖ uygulanmıştır. Bulgular: 3-15 yaş arasında koklear implant uygulanan toplam 40 kişi bu çalışmaya dahil edildi. Operasyon öncesi ve sonrası yaşam kalitesi verileri değerlendirildiğinde operasyon sonrası puanlarında anlamlı oranda artış saptandı. Vineland Uyum Davranış Ölçeği uyguladığımız hastalarımızın operasyon öncesine göre iletişim becerileri toplam puanında, yaşam becerileri toplam puanında ve motor becerileri toplam puanında anlamlı bir şekilde artış olduğunu görüldü. Sonuç: Koklear implantasyonun çocuklarda yaşam kalitesi üzerine pozitif etkisi olmakla birlikte hastaların ailelerinde operasyon öncesinde ve sonrasında bazı endişeler bulunmaktadır. Ebeveynlerin endişelerinin azaltılması için bu konu ile ilgili olarak daha ayrıntılı bilgilendirilme gerekebilir. Koklear implantasyonun çocukların alıcı ve ifade edici dil becerilerinin gelişmesine, yaşam kalitesinde artışa, kişilerarası iletişimlerinin güçlenmesine ve sosyalleşmelerine katkısı görülmektedir.Öğe Kıyı ötesi (offshore) tesislerin sebep olduğu kirlenme zararları dolayısıyla hukuki sorumluluk ve tazminat meselesi üzerine değerlendirmeler(İnönü Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, 2015) Demir, İsmailBu makalenin gayesi, kıyı ötesi tesislerce yürütülen petrol ve diğer deniz yatağı mineral kaynaklarının araştırılması ve işlenmesi faaliyetlerinden kaynaklanan sınır aşan kirlenme zararları dolayısıyla hukuki sorumluluk ve tazminat meselelerini incelemek ve çözüm önerilerini tespit etmektir. Çalışmada mesele, milletlerarası deniz hukuku çerçevesinde ele alınmıştır. Öncelikle sınır aşan kirlenme zararları sorunu ortaya konulmuştur. Bilahare, milletlerarası hukukta meseleye dair düzenlemeler ile IMO tarafından yürütülen çalışmalara temas edilmiştir. Meselenin iyi anlaşılması bakımından IMO Hukuk Komitesi müzakerelerine yer verilmiştir. Çalışmamızda meseleye dair milletlerarası hukukta ciddi boşlukların olduğu tespit edilmiştir. Sorunun çözümü hususunda en doğru yolun müstakil bir milletlerarası sözleşmenin geliştirilmesi olduğu, karşılıklı veya bölgesel bir sözleşme modeli ihdas edilmesinin yeterli olamayacağı sonucuna varılmıştır.Öğe Metakaolin ve Uçucu Kül İçerikli Geopolimer Malzeme Üretiminde Termal Kür Prosesinin Optimizasyonu ve Karışım Dizayn Metodolojisinin Geliştirilmesi(2016) Kürklü, Gökhan; Görhan, Gökhan; Başpınar, Mustafa Serhat; Demir, İsmailBu projede, puzolanik özelliklere sahip olan uçucu kül (UK) ve metakaolin (MK) malzemeleri ile birlikte bazı alkali aktifleştiricilerin kullanılmasıyla geopolimer yapı malzemeleri (pasta, harç ve beton) sentezlenmiştir ve üretilmiştir. UK ve MK gibi puzolanlar ile sodyum silikat solüsyonu (cam suyu (SS)) ve NaOH gibi alkali aktifleştiriciler kullanılarak farklı termal kür prosesleri (kür sıcaklığı ve kür süresi) doğrultusunda geopolimer malzeme üretimi gerçekleştirilmiştir. UK ve MK, bünyelerinde bulundurdukları silis ve alümina içeriklerinden dolayı geopolimer malzeme sentezlemesinde kullanılabilen malzemelerin başında gelmelerine rağmen, geopolimerizasyon sürecinde gösterdikleri davranışlar hala tam olarak açıklık kazanmamıştır. MK, kaolinin kalsinasyonu ile elde edilen yapay bir puzolandır ve bu çalışmada 600 ? 1000 oC gibi geniş bir kalsinasyon sıcaklık aralığında optimize edilerek elde edilmiştir. Bu çalışmada kür prosesinin optimize edilmesi üzerine bazı çalışmalar yürütülmüştür. Geopolimer malzemelerden optimum özelliklerin alınabilmesi adına, tüm malzemelerin üretiminde karışım dizayn metotları üzerinde durulmuş ve her bir malzeme grubu için karışım dizaynlarının optimize çalışmaları yürütülmüştür. Geopolimer malzeme sentezlemesinde örneklere termal kür olarak, etüv kürü (70 ? 90 oC) yöntemi 5, 24 ve 48 saat süre ile uygulanmıştır. Örnekler termal kür işlemlerinin ardından laboratuvar ortamında 7 gün bekletildikten sonra ilgili deneyler ve testler uygulanmıştır. Geopolimer pasta ve harçlardan ayrı olarak geopolimer betonlar, termal kür işleminden sonra basınç dayanım testlerinin yapılacağı güne (7 ve 28 gün) kadar su içerisinde bekletilmiştir. Örnekler, UK, MK, SS ve NaOH içerikli; geopolimer pasta, geopolimer harç ve geopolimer beton olmak üzere üç farklı grupta sentezlenmiştir. Harç karışımlarında bahsedilen malzemelere ilaveten standart rilem kumu, beton karışımlarında ise 0-5 mm, 5-15 mm, 15-25 mm aralıklarında olmak üzere üç tip agrega ve CEM I 42.5 R tipi portland çimentosu ilaveleri yapılmıştır. Sonuç olarak, uçucu kül ve metakaolin içerikli geopolimer malzemelerin optimum basınç dayanımlarının 30 MPa ? 40 MPa arasında değiştiği, fiziksel ve mekanik özellikler bakımından ise geopolimer betonların normal betonlarla benzer özellikler gösterdiği belirlenmiştir.Öğe TEK TARAFLI VESTİBÜLER ZAYIFLIĞI OLAN HASTALARDA KALORİK TEST DEĞERLENDİRME PARAMETRELERİ ARASINDAKİ İLİŞKİNİN TANISAL ÖNEMİ: BİR VAKA-KONTROL ÇALIŞMASI(2025) Cengiz, Deniz; Çolak, Sanem Can; Birişik, Sümeyye Demirel; Demir, İsmailAmaç: Tek taraflı vestibüler zayıflığı olan hastalarda kalorik test değerlendirme parametreleri arasındaki ilişkiyi incelemek. Yöntem ve Gereçler: Çalışmaya hasta grubunda 28, kontrol grubunda ise 28 birey dâhil edildi. Tüm bireylere hava irrigatörü kullanılarak bitermal kalorik test uygulandı. Yavaş faz hızı, latent süre, nistagmusun maksimum yavaş faz hızına ulaşma süresi ve maksimum yavaş faz hızına ulaşma süresi ile latent süre arasındaki fark ölçüldü. Bulgular: Hasta grubunun sağlıklı kulakları ile kıyaslandığında patolojik kulaklarında, soğuk ve sıcak uyarılar altında yavaş faz hızında azalma, latent sürede uzama ve nistagmusun maksimum yavaş faz hızına ulaşma süresi ile latent süre arasındaki farkta azalma gözlendi (p<0.05). Ayrıca kontrol grubu ile kıyaslandığında hasta grubunun patolojik kulaklarında, soğuk ve sıcak uyarılar altında yavaş faz hızında azalma ve maksimum yavaş faz hızına ulaşma süresinde azalma gözlendi (p<0.05). Kontrol grubu ile kıyaslandığında hasta grubun sağlıklı kulaklarında, soğuk uyarı altında yavaş faz hızında artma ve soğuk ve sıcak uyarılar altında latent sürede azalma gözlendi (p<0.05). Kalorik testin değerlendirme parametreleri arasında ise pozitif ve negatif korelasyonlar gözlemlendi. Sonuçlar: Kalorik nistagmusun maksimum yavaş faz hızı dışında, diğer değerlendirme parametreleri de tanı sürecinde rol oynayabilir. Ayrıca, düşük frekanslı vestibülo-oküler refleksin değerlendirildiği kalorik test parametreleri ile hız depolama mekanizması arasındaki ilişki dikkat çekicidir.Öğe THE IMPACT OF EARTHQUAKES ON CHILDREN’S LANGUAGE AND SPEECH DEVELOPMENT: THE CASE OF THE FEBRUARY 6, 2023 EARTHQUAKE(Inonu University, 2025) Demir, İsmail; Şimşek, AgitThis study aims to evaluate the impact of earthquakes on the language and speech development of children. Traumatic effects of earthquakes on children may negatively influence language acquisition and speech development. The stress and insecurity experienced during such disasters can lead to delays or disorders in children's language learning abilities. Our research was conducted in the cities of Malatya, Adıyaman, Kahramanmaraş, and Hatay, which were affected by the earthquake centered in Kahramanmaraş on February 6, 2023. A total of 145 children receiving speech and language therapy were included in the study. A 25-question survey was administered to gather sociodemographic data and evaluate earthquake-related changes in language and speech abilities. While 60% of participants believed their child’s language development regressed after the earthquake, 32.4% did not observe any regression. Communication with the child increased in 73.2% of families, while 11.7% reported no change. A lack of self-confidence was observed in 53.1% of children, and 26.9% did not exhibit any notable difference. Among children, 58.6% were described as understanding events and asking questions, while 29.7% did not. Use of earthquake-related vocabulary in peer communication increased in 63.4% of children. The ability to express emotions through language was negatively affected in 55.1% of cases, and 73.1% of parents observed the impact of stress on language development. Children with speech and language disorders living in disaster zones were evidently affected by this crisis. Disruptions in both psychological and educational processes resulted in psycholinguistic impairments. This study emphasizes the necessity for support mechanisms and targeted interventions to mitigate these effects. © 2025, Inonu University. All rights reserved.Öğe THE ROLE AND ASSESSMENT OF SYSTEMIC IMMUNE-INFLAMMATION INDEX AS A NOVEL INFLAMMATORY MARKER IN PERIPHERAL AND CENTRAL FACIAL PARALYSIS(Inonu University, 2023) Demir, İsmail; Adigüzel, AhmetSystemic immune-inflammation index (SII) is a novel inflammatory marker and is commonly used in clinical management such as prognosis and response to therapies. In this study, the outcomes and correlations of inflammatory markers in central and peripheral facial paralysis were evaluated. The study was planned retrospectively and cross-sectionally. Totally 133 patients (group 1; 53, group 2; 80) were included in the study. The neutrophil counts were 4.7 ± 1.6 and 3.7 ± 1.6 (p=0.001), and the lymphocyte counts were 2.8 ± 0.8 and 3.3 ± 1 (p=0.007) in groups 1 and 2, respectively. While Neutrophil lymphocyte ratio (NLR) was 1.8 ± 0.9 in patients with central facial paralysis, NLR was analysed as 1.4 ± 1 in patients with peripheral facial paralysis (p=0.001). Systemic immune-inflammation index was determined as 529.5 ± 297.4 in the first group and 408.2 ± 228.1 in the second group (p=0.029). There was a positive correlation between NLR and SII (r:0.787, p<0.001). Peripheral facial paralysis was evaluated according to the H-B scale [(median:3, min-max:2-6)]. In conclusion, an elevated level of inflammatory markers was remarkable in pathologies affecting the central nervous system. NLR and SII values were increased in central facial paralysis. © 2023, Inonu University. All rights reserved.Öğe Unusual cause of dysphagia: Endodontic canal file in the posterior wall of hypopharynx(2019) Demir, İsmail; Toplu, Yüksel; Özcan Küçük, Ayşe[Abstract Not Acailable]











