Arşiv logosu
  • Türkçe
  • English
  • Giriş
    Yeni kullanıcı mısınız? Kayıt için tıklayın. Şifrenizi mi unuttunuz?
Arşiv logosu
  • Koleksiyonlar
  • Sistem İçeriği
  • Analiz
  • Talep/Soru
  • Türkçe
  • English
  • Giriş
    Yeni kullanıcı mısınız? Kayıt için tıklayın. Şifrenizi mi unuttunuz?
  1. Ana Sayfa
  2. Yazara Göre Listele

Yazar "Uçar, Recep" seçeneğine göre listele

Listeleniyor 1 - 19 / 19
Sayfa Başına Sonuç
Sıralama seçenekleri
  • Küçük Resim Yok
    Öğe
    Anadolu İmam Hatip Lisesi Öğretmenlerinin Öğrencilerine İlişkin Öğrenci Vizyonunun Örtük Program Açısından Değerlendirilmesi
    (2024) Koyuncu, Mehmet; Uçar, Recep
    Bu çalışmada, Anadolu imam hatip liselerinde (AİHL) görev yapan öğretmenlerin, örtük programın önemli bir unsuru olarak öğrencilerine ilişkin görüş ve beklentilerinin neler olduğunun ortaya konması ve bunların örtük program açısından değerlendirilmesi amaçlanmaktadır. Örtük program, öğrencilerin eğitime başlarken tam olarak bilmedikleri, yönetim, öğretmen ve velilerin öğrenciye kazandırılmasını istediği değerler ve normlar ile kurumsal beklentiler olarak tanımlanmıştır. Bu tanım ve örtük programa ilişkin yapılan diğer tanımlar da dikkate alındığında örtük program, yazılı olarak resmî programda belirtilmemesine rağmen öğrencilerin, düşünme biçimlerini, davranış ve yaşantılarını toplumun norm ve değerlerine göre şekillendirmesi istenen, resmî programın dışında kalan fakat onun uygulanış biçimini de kapsayan ve onun kadar etkili olan eğitim gerçekleri olarak tanımlanabilir. AİHL’de görev yapan öğretmenlerin görüş ve beklentilerinin örtük program açısından ele alınması, bu liselerin din eğitimi veren bir okul türü olması sebebiyle örtük program-din eğitimi ilişkisine değinmeyi gerekli kılmaktadır. Bireyin dinle ilgili her türlü öğrenmesini içeren bir kavram olan din eğitimi, bireyde bilinçli ya da bilinç dışı oluşan inanç, tutum, bilgi ve beceri temelli dinî davranış değişikliklerini kapsamaktadır. Burada resmî programın bu kapsama girecek davranış değişikliklerini gerçekleştirmesi söz konusu olduğu gibi örtük programın bu kapsama girecek davranış değişikliklerinde resmî program kadar etkili olacağı da Jackson’ın örtük program tanımından hareketle söylenebilir. Bu sebeple resmî öğretim programlarında yer almadığı hâlde öğrencide istendik yönde davranış değişikliğine imkân tanıması ve örtük programın bir unsuru olması sebebiyle AİHL’de de öğretmen beklentileri önemi yadsınamaz bir eğitim gerçeği olarak varlığını hissettirmektedir. Alanyazın incelendiğinde imam hatip liseleri (İHL) bağlamında örtük program konusunun doğrudan ele alınmadığı görülmektedir. Bu çalışma, AİHL’de dinî, millî ve manevi değerlerin öğrenci tarafından içselleştirilmesi adına, örtük programın önemli bir unsuru olan öğretmen görüş ve beklentilerinin neler olduğunun ve bunların okulun örtük programına nasıl yansıdığının ortaya konması açısından önem arz etmektedir. Bu bağlamda araştırmanın, hem örtük programın din ve değer eğitimindeki işlevselliğine dikkat çekilmesi hem de alanda yapılması muhtemel çalışmalara öncülük etmesi bakımından literatürde önemli bir boşluğu dolduracağı düşünülmektedir. Bu araştırma, nitel araştırma yöntemi desenlerinden fenomenolojik (olgubilim) desen ile yürütülmüştür. Veri toplama aracı olarak görüşme tercih edilmiştir. Araştırmacılar tarafından hazırlanan görüşme formunda yer alan sorular, katılımcı öğretmenlere yöneltilerek öğretmenlerin verdikleri cevaplar formalara kaydedilmiştir. Araştırmanın çalışma grubunu, 2018-2019 eğitim öğretim yılında Konya il merkezindeki AİHL’de görev yapan gönüllü 43 öğretmen oluşturmaktadır. Toplanan veriler, çalışmanın amacına daha uygun olması sebebiyle içerik analizi yapılarak yorumlanmıştır. Katılımcılar tarafından en fazla üzerinde durulan itikadi özelliğin “Ehl-i Sünnet İtikâdı”; en fazla üzerinde durulan ahlaki özelliğin “Kur’an ve sünnet ekseninde bir İslam Ahlâkı’na sahip olma”; en fazla vurgulanan zihinsel özelliğin “Zekâsını kullanma, düşünme, üretkenlik ve çözüm odaklı olma”; en fazla vurgulanan kültürel özelliğin “Millî ve manevi kültür bilincine sahip olma”; toplumsal konumuna ilişkin en fazla vurgulanan hususun “İslamî, ahlâkî ve ilmî vb. anlamda örnek şahsiyet” olma olduğu ve bir AİHL öğrencisine kazandırılmak istenen İmam Hatipli Ruhu ile ilgili olarak öğretmenler tarafından yapılan çalışmaların başında “Millî ve manevi değerlere ilişkin öğretim programları dışı nasihatler, örnekler ve çeşitli programlar” gelmekte olduğu, ulaşılan bulgulardır. Araştırmanın sonucunda ise katılımcı öğretmenlerin, imam hatip lisesi öğrencilerine, dinî, millî ve manevi değerlerin temsili açısından özgün bir misyon yükledikleri görülmüştür. Bu bağlamda, AİHL’de görev yapan öğretmenlerin öğrenci vizyonu, örtük program açısından değerlendirilmeye çalışılmıştır.
  • Küçük Resim Yok
    Öğe
    Din Eğitiminde İnsanın Ontolojisine Kierkegaardcı Bir Bakış
    (2024) Uçar, Recep; Kurt, Tuba
    Ülkemiz din eğitiminde insana bakış, teolojisini İslam’a, felsefesini ilerlemeci-hümanist çizgide olan modern eğitim anlayışına dayandıran yaklaşımlara göre şekillenmektedir. Dolayısıyla din eğitiminde insanın ontolojisinin teorik arka planını, İslam düşüncesi ile ilerlemeci-hümanist geleneğin insan tasavvuru oluşturmaktadır. İslam düşüncesinin temelinde varlık âleminin merkezine cüz’i iradesi oranında özgür ve sorumlu bir insan tasavvurunun yerleştirildiği görülmektedir. İlerlemeci-hümanist paradigma ekseninde yürütülen modern eğitim sisteminde ise insana bakış, onun ilgi, ihtiyaç ve deneyimlerini merkeze alarak, bireyin kendini tanımasını ve kendini gerçekleştirmesini temel amaç olarak görmek şeklindedir. Bu durumda din eğitiminin insana bakışının eklektik bir ontolojiye dayandığı söylenebilir. İslam düşüncesinin ve günümüzün modern eğitim anlayışının insanı anlamaya, tanımaya ve eğitimi insanileştirmeye yönelik çabaları büyük bir bilgi birikimi olarak görülse de insanın kendi varlığına yönelik farkındalığı her iki yaklaşımın da eksik yönleri olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu durumda din eğitiminde insanın varoluşuna yönelik farkındalığın nasıl sağlanacağı, temel kaynaklarının, referanslarının ve insana bakışın hangi zemin üzerinden inşa edileceği sorusu, din eğitiminin ontolojisi için temel bir problemdir. Araştırmanın amacı, din eğitiminde insanın ontolojisine bakışı, İslam düşüncesinin ve modern eğitim anlayışının eksik yönlerinden yola çıkarak ele almak ve bunu varoluşçuluğun temellerini atan Kierkegaard’ın somut insan anlayışına ulaştıran varoluş süreçleri temelinde şekillendirmeye çalışmaktır. Çalışmada kişinin birey olarak varoluşunun farkına varmasında din eğitiminin nasıl bir ışık tutacağının cevabı da aranmaya çalışılmıştır. Çalışmanın sonucunda din eğitiminde insanın ontolojisini yatay ve bireysel düzeyde değil, dikey ve metafizik olanla ilişkili bir zemin üzerinden oluşturmak gerektiği görülmüştür. Din eğitiminde bunu gerçekleştirmek, bireyin aklını ve kalbini tatmin etmek, öğretilenlerin yaşamda bir karşılığının olmasını sağlamak, öznel ve içsel dindarlık anlayışını oluşturmakla mümkün olacaktır.
  • Küçük Resim Yok
    Öğe
    Din Öğretiminde Okul Dışı Öğrenme Ortamlarının İmam Hatip Lisesi Müfredatındaki Kazanımların Gerçekleşme Düzeyine Etkisi (Hitabet Dersi Örneği)
    (2025) Uçar, Recep; Yaman, Ahmet
    Okul dışı öğrenme, öğretim programındaki kazanımlara uygun olarak, etkili öğretim yapmak, soyut bilgileri somutlaştırmak, insan ve çevre ilişkisiyle ilgili farkındalık oluşturmak için okulun dışında yapılan eğitim olarak tanımlanabilir. Okul dışı öğrenme rastgele yapılan bir uğraş ya da eylem değil, aksine öğretim programı kapsamında öğretmen ya da rehber liderliğinde, önceden planlanmış ve yapılandırılmış eğitimsel etkinliklerden oluşan bir öğrenme şeklidir. Bu çerçevede kütüphaneler, parklar, planetaryumlar, dini mekânlar, tarihi yapılar, bilim merkezleri, müzeler, huzur evleri, sevgi evleri, insani yardım kuruluşları normal ders müfredatı kapsamında eğitim için kullanılabilen mekanlardır. Geçmişten günümüze, savaş ve avlanma eğitimi, akademik, meslek ve din eğitimi olmak üzere her alanda kullanılagelen okul dışı öğrenmenin, günümüz eğitim anlayışında da günden güne değerinin arttığı ve bir öğretim yöntemi olarak okullardaki yerini aldığı göze çarpmaktadır. Buna paralel olarak okul dışı öğrenmeyi çeşitli yönleriyle konu alan ulusal ve uluslararası düzeyde nitel, nicel veya karma yöntemde birçok araştırma yapıldığı da açıkça görülmektedir. Literatür incelendiğinde çalışmaların daha çok fen bilgisi, coğrafya, tarih gibi derslerde yoğunlaştığını söylemek mümkündür. Bu derslerde olduğu gibi din öğretiminde de okul dışı öğrenme üzerine araştırma yapmanın bir ihtiyaç olduğu kanaatine varılmıştır. Zira din öğretiminde okul dışı öğrenmenin kazanımları elde etmede anlamlı bir etkisinin olup olmadığı, uygulamalardaki olumlu ve olumsuz taraflarının ne olduğu ve ne tür öğrenmelere imkân verdiği gibi hususların bilimsel bir temelde ele alınarak araştırılması büyük önem arz etmektedir. Din öğretiminde de bazı çalışmaların yapıldığı görülmektedir ancak bunların sadece Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi dersinde olması, ayrıca çalışma alanlarının sınırlı olması hem yöntem hem de içerik olarak daha kapsamlı bir çalışmaya ihtiyaç olduğu kanaatini uyandırmış ve bu çalışmanın yapılmasına karar verilmiştir. İmam hatip lisesi meslek dersleri alanında yapılan ilk çalışma olması ve karma yöntemde yapılmasıyla diğerlerinden ayrılan bu çalışmanın, alandaki ciddi bir boşluğu doldurduğu söylenebilir. Araştırma için Hitabet ve Mesleki Uygulama dersi, içerik olarak da Hutbe ve Vaaz, Din Hizmetlerinde Cami Musikisi ve Cenaze Adabı üniteleri tercih edilmiştir. Bu çalışma, din öğretiminde okul dışı öğrenme ortamlarının, kazanımların gerçekleşme düzeyine etkisini Hitabet ve Mesleki Uygulama dersi örneğinde araştırmayı amaçlamaktadır. Araştırmanın temel problemi “İmam Hatip Lisesi Hitabet ve Mesleki Uygulama dersi örneğinde din öğretiminde okul dışı öğrenme ortamlarının kazanımların gerçekleşme düzeyine etkisi nedir?” şeklindedir. Yakınsayan paralel desene göre yürütülen çalışmada nicel veriler, bir deney ve bir kontrol grubuna uygulanan ön test, son test ve kalıcılık testlerinden; nitel veriler ise öğrenci günlükleri, öğrenci görüşme formları ve deney boyunca yapılan gözlem kayıtlarından elde edilmiştir. Araştırmanın çalışma grubu, Malatya Anadolu İmam Hatip Lisesi’nde 11. sınıfta okuyan 22’si deney, 22’si de kontrol grubu olmak üzere 44 erkek öğrenciden oluşmuştur. Okul dışı öğrenme etkinlikleri kapsamında Hutbe ve Vaaz ünitesi için Malatya Eyüp Sultan Camii, Cami Musikisi ünitesi için Malatya Kernek Karagözlüler Camii, Cenaze Adabı ünitesi için de Malatya Büyükşehir Belediyesi Şehir Mezarlığına gezi yapılmıştır. Çalışmada elde edilen nicel ve nitel veriler birleştirilerek okul dışı öğrenmenin akademik başarıya etkisi, okul dışı öğrenmenin niteliği ve okul dışı öğrenmenin psikolojik etkisi şeklinde üç başlık altında değerlendirilmiştir. Değerlendirmelerde, okul dışı öğrenmenin akademik başarıyı arttırdığı; nitelik olarak daha kalıcı, anlamlı ve etkili öğrenme sağladığı; zevkli, uygulamalı öğrenme ortamıyla derslere daha fazla odaklanma imkânı verdiği; psikolojik olarak da sevdirme, motive etme ve heyecanlandırma, uygulama konusunda cesaretlendirme ve özgüven aşılama gibi olumlu etkilerde bulunduğu sonucuna varılmıştır.
  • Yükleniyor...
    Küçük Resim
    Öğe
    DKAB öğretmenlerinin öğrencilerini motive etme durumlarına ilişkin öğretmen ve öğrenci algıları
    (İnönü Üniversitesi İlahiyat Fakültesi, 2010) Uçar, Recep
    Bu araştırmanın amacı; öğretme-öğrenme sürecinde DKAB öğretmenlerinin kullandıkları moti-vasyon yaklaşımı konusunda DKAB öğretmenleri ve onların öğrencilerinin görüşlerini belirlemektir. Araştırmanın örneklemini, Kayseri il merkezinde görev yapan DKAB öğretmenleri (n=70) ve İlköğretim 6 ve 7. sınıf öğrencileri (n=613) oluşturmaktadır. DKAB öğretmenleri ve öğrencilerin görüşlerini almak için, araştırmacı tarafından geliştirilen motivasyon yeterliklerini kapsayan bir anket uygulanmıştır. Araştırmada elde edilen bulgulara göre, DKAB öğretmenleri ile öğrencilerin verdikleri cevaplar arasın-da anlamlı farklılıklar olduğu gözlemlenmiştir. Öğrencilere göre DKAB öğretmenlerinin sınıf içi moti-vasyon uygulamaları orta düzeydedir.
  • Küçük Resim Yok
    Öğe
    İlahiyat Fakültesi Öğrencilerinin Arapça Dersine Karşı Tutumları (İnönü Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Örneği)
    (2015) Uçar, Recep
    İlahiyat Fakültesi öğrencilerinin Arapça dersine karşı tutumlarını tespit etmeyi amaçlayan bu çalışmada, “Arapça Dersine Karşı Tutum Ölçeği” kullanılmıştır. Araştırmanın örneklemini 2014-2015 öğretim döneminde İnönü Üniversitesi İlahiyat Fakültesi’nden 134 erkek, 277 bayan olmak üzere 411 öğrenci oluşturmaktadır. Araştırma sonucunda, İlahiyat Fakültesi öğrencilerinin Arapça dersine karşı tutumlarının genel ortalamalarının orta düzeyde olduğu, ölçeğin alt faktörlerine ilişkin ortalamaların farklılıklar gösterdiği belirlenmiştir. Aynı zamanda ölçeğin genel ortalamasının ve alt faktörlere ilişkin ortalamaların öğrencilerin demografik özelliklerine göre farklılaştığı tespit edilmiştir
  • Küçük Resim Yok
    Öğe
    İlahiyat Fakültesi öğrencilerinin Arapça dersine karşı tutumlarını tespit etmeyi
    (Marife Dini Araştırmalar Dergisi, 2015) Uçar, Recep
    Öz: amaçlayan bu çalışmada, "Arapça Dersine Karşı Tutum Ölçeği" kullanılmıştır. Araştırmanın örneklemini 2014-2015 öğretim döneminde İnönü Üniversitesi İlahiyat Fakültesi'nden 134 erkek, 277 bayan olmak üzere 411 öğrenci oluşturmaktadır. Araştırma sonucunda, İlahiyat Fakültesi öğrencilerinin Arapça dersine karşı tutumlarının genel ortalamalarının orta düzeyde olduğu, ölçeğin alt faktörlerine ilişkin ortalamaların farklılıklar gösterdiği belirlenmiştir. Aynı zamanda ölçeğin genel ortalamasının ve alt faktörlere ilişkin ortalamaların öğrencilerin demografik özelliklerine göre farklılaştığı tespit edilmiştir. Başlık (İngilizce): İlahiyat Fakültesi Öğrencilerinin Arapça Dersine Karşı Tutumları Öz (İngilizce): Attitudes of Divinity Faculty Students for the Arabic Course (Inonu University Faculty of Divinity Sample) In this study, aiming to determine the attitudes of Faculty of Divinity students towards the Arabic courses, "Attitude Scale for the Arabic Course" is used. Sample of research includes 470 male and 365 female, total 835 students in 2014-2015 academic years from İnönü University Faculty of Divinity. As a result of research, general average of Faculty of Divinity students' attitude towards the Arabic course being at a medium-level and the average for the sub-factors of the scale varying is decided. Also, overall average of the scale and the average for the sub-factors are cleared up to differ in accordance with the demographic characteristics.
  • Küçük Resim Yok
    Öğe
    İlahiyat Fakültesi Öğrencilerinin Dini Hitabet Öz Yeterlik Algılarına Yönelik Bir Araştırma
    (2021) Uçar, Recep; Bozkurt, Mustafa
    Yüksek din öğretimi kurumlarının temel amaçlarından biri de halka yönelik din hizmetlerinin ifasını gerçekleştirecek ve hem yaygın hem de örgün din eğitimi faaliyetlerini etkili bir şekilde yürütebilecek nitelikte din görevlisi ve din eğitimi öğretmeni yetiştirmektir. Hangi görevi ifa ederse etsin ilahiyat eğitimi almış bir eğitimcinin hedef kitleye dinî mesajları ulaştırabilmesi büyük oranda onun iletişim becerilerinin iyi olmasına bağlıdır. Zira o, farklı ortamlarda çoğunlukla çeşitli özelliklere sahip topluluklara hitap ederken, dinî mesajların alıcı olan kitleler tarafından en iyi şekilde alınması ve kavranmasını hedeflemektedir. Din eğitimcisinin ya da görevlisinin dini hitabet becerileri bu amacın gerçekleşmesini sağlayacak yeterliliklerden biridir. Dini hitabetin içeriği hazırlama, belirli aşamalara uygun olarak sunma, vurgu ve tonlamalara dikkat etme, beden dilini kullanma ve uygun örneklerle konuyu somutlaştırma gibi unsurları vardır. Ancak dini hitabetin başarıya ulaşması için hitabeti yapacak kişinin topluluk önünde konuşma kaygısının bu işi yapmaktan kaçmasına neden olacak düzeyde olmaması, kendine güvenmesi, motivasyon sahibi olması, hitabet öz yeterlik algısına sahip olması gerekmektedir. Öz yeterlik algısı bireyin yaşamda bir işi yapabileceğine ilişkin kendine olan güvenini ifade eder. Bir eylem ile ilgili öz güven düzeyi yüksek olan bireyin, o eylemi gerçekleştirme eğilimi de yüksektir. Hayatta başarılı olmanın motivasyonunu sağlayan bireyin öz güven düzeyi, dini hitabet uygulamasında ve topluluk önünde konuşma etkinliklerindeki başarının ya da başarısızlığın nedeni olabilir. Din eğitimcilerinin dini hitabet konusunda başarılı olmaları en fazla almış oldukları mesleki eğitim ile ilişkilidir. İlahiyat fakültelerinde dini hitabet ve mesleki uygulama dersi kapsamında, öğrencilere dini hitabetin nasıl yapılacağı konusunda gerekli bilgiler verilmektedir. Ancak bir dönemde iki saat olarak verilen bu derste uygulama boyutu eksik kalmakta, benzer ya da gerçek ortamlarda yeterince pratik yapma fırsatı bulamayan öğrenciler bu dersten yeterince faydalanamamakta, dolayısıyla topluluk karşısında dini hitabette bulunma konusunda kaygılarını giderip olumlu öz yeterlik algısı kazanamamaktadırlar. Bu araştırmanın amacı, ilahiyat fakültesi öğrencilerine yönelik hazırlanan “Dini Hitabet Uygulamaları”nın öğrencilerin dini hitabet öz yeterlilik algılarına etkisini belirlemektir. Bu amaç doğrultusunda çalışma, tek gruplu deneysel tasarım modeline dayanmaktadır. Veri toplama aracı olarak, bilişsel, duyuşsal ve uygulama faktörlerinden oluşan “Dini hitabet Öz Yeterlik Ölçeği” kullanılmıştır. Geliştirilen “Dini Hitabet Öz Yeterlik Algısı Ölçeği”, 40 maddeli, bilişsel, duyuşsal ve uygulama olarak 3 faktörlü, 5’li Likert tipi ifadelerden oluşmaktadır. Ölçeğe ilk test ve son test aşamalarında uygulanan güvenirlik ve geçerlilik çalışması sonucu ölçüm aracına ait geçerlilik ve güvenirlik değerleri test aşaması toplam açıklanan varyans (%81,02), KMO Bartlett’s Test Cronbach’s Alpha İlk-Test 92,7 Son-Test 89,1 olarak gerçekleşmiştir. Literatürde toplam açıklanan varyansın en az %50 olması gerektiği belirtildiği göz önüne alındığında ölçek varyans değerinin yeterli olduğu görülmüştür. KMO değerinin asgari kabul düzeyi 0,7 olduğu göz önüne alındığında, İlk-Test (0,902) ve Son-Test (0,876) aşamalarında bu değerin üzerine ulaşıldığı söylenebilir. İnönü Üniversitesi İlahiyat Fakültesi öğrencilerinden araştırmaya gönüllü olarak katılan 137 öğrenci araştırmanın örneklemini oluşturmuştur. Verilerin analizi için betimsel istatistik kapsamında Eşleştirilmiş Grup t Testi kullanılmıştır. Araştırma sonucunda ilahiyat fakültesi öğrencilerinin dini hitabet öz yeterlik algılarının ön testsonucu ölçek ortalamasının altında/düşük düzeyde olduğu, uygulama sonrası son test ortalamalarının yüksek düzeyde olduğu, tasarlanan ders uygulamasının öğrencilerin dini hitabet öz yeterlik algılarını olumlu yönde etkilediği görülmüştür. Ön test uygulamasında ölçeğin duyuşsal faktöründen alınan puan ortalamasının diğer faktörlere göre en düşük düzeyde olan faktör olduğu, son test uygulamasında ise yine duyuşsal faktörden alınan puanın en yüksek ortalama olduğu dikkat çekici bir sonuç olmuştur. Çalışma sonucunda ulaşılan bulgular ışığında, ilahiyat fakülteleri ders programında V . yarı yılda haftada iki saat teorik olarak ‘Hitabet ve Mesleki Uygulama’ adıyla dini hitabete yönelik olarak verilen derslerin daha etkili ve uygulaması olacak şekilde tasarlanması; müftülüklerle işbirliği yapılarak dersin uygulamalarının bir kısmının camiler, Kur’an kursları ve dinî sosyal hizmet alanlarında yapılması; dersin öğretim programının içeriğinde mesleğe karşı duyuşsal kazanımlara yeterince yer verilmesi; vaizlik, dinî sohbet ve konferans gibi dini hitabeti oluşturan formlar ile ders içerikleri, yöntemler ve yeterlilikler üzerine geliştirici bilimsel çalışmalar yapılması şeklinde öneriler sunulmuştur.
  • Yükleniyor...
    Küçük Resim
    Öğe
    İlahiyat fakültesi öğrencilerinin profili, akademik eğilimleri ve aldıkları eğitime ilişkin memnuniyet algıları (inönü üniversitesi örneği)
    (İnönü üniversitesi ilahiyat fakültesi, 2017) Uçar, Recep
    İslam eğitim tarihi boyunca genelde din eğitimi-öğretimi, özelde de yüksek din öğretimi ekseriya ideolojik-politik düzlemde ele alınmış, kurumların nasıl olması gerektiği üzerine kafa yorulmuş, ancak nesnel vakıalar üzerine çok az çalışma yapılmıştır. Bu çalışma günümüz yüksek din öğretimi kurumu olan ilahiyat fakültelerinin öğrencilerini çeşitli yönleriyle tanıma amacına yöneliktir. Özellikle öğrencilerin sosyo-ekonomik yapıları, akademik eğilimleri kuruma dair beklentileri tanınmaya çalışılmış, bunun için öğrencilere bir anket uygulanmış, elde edilen veriler daha önce farklı zamanlarda ve farklı ilahiyat fakültelerinde yapılan çalışmaların verileri karşılaştırılarak yorumlanmıştır. Buna göre ilahiyat fakültesi öğrencileri Anadolu insanının tipik özelliklerini yansıtmakta, orta-alt ekonomik gelire sahip, eğitim düzeyi düşük ailelerden gelmektedirler. Öğrencilerin çoğu ilahiyat fakültesine isteyerek gelmişlerdir, çoğunluğu öğretmenlik mesleğini yapmayı düşünmektedir, yine çoğunluğu lisansüstü eğitimi alanı olarak temel islam bilimleri alanında uzmanlaşmayı hedeflemektedir.
  • Küçük Resim Yok
    Öğe
    İlahiyat Fakültesi Öğrencilerinin Yaşam Becerileri ile Gelecek Kaygıları Arasındaki İlişkinin İncelenmesi
    (2025) Uçar, Recep; Kurt, Tuba
    Bu araştırmada, İlahiyat Fakültesi öğrencilerinin yaşam becerileri ile gelecek kaygıları arasındaki ilişkinin çeşitli değişkenler açısından incelenmesi amaçlanmıştır. Yaşam becerileri, bireylerin günlük hayatta karşılaştıkları zorlukların üstesinden gelmek için önemli bir dayanaktır. Gelecek kaygısı ise üniversite öğrencilerinin hedeflerinin gerçekleşmesi ve geleceğe yönelik beklentilerinin karşılanması yönünde minimum düzeyde olması beklenen bir duygu durumudur. Üniversite öğrencilerinin belli sebeplerle gelecek kaygısı yaşadıkları ve bu kaygının onların yaşam becerileri üzerinde etkisi olduğu söylenebilir. Ülkemizin yüksek öğretim politikaları kapsamında son yıllarda İlahiyat Fakültelerinin sayısının hızla çoğalması ve mezun olanların sayısının artması ile buralarda öğrenim gören gençlerin iş hayatındaki istihdam sorunları gelecek kaygılarına yönelik birtakım sorunların artmasına neden olmakta, bu da yaşam becerileri ile ilişkilendirilmektedir. Yaşam becerileri düşük olan İlahiyat Fakültesi öğrencilerinin gelecek kaygısının yüksek olduğu varsayılmaktadır. Ayrıca gelecek kaygısı yüksek olan bireylerin de yaşam becerilerinde aksaklıkların olması muhtemeldir. Literatürde doğrudan İlahiyat Fakültesi öğrencilerinin yaşam becerileri ile gelecek kaygısı arasındaki ilişkiyi ele alan bir çalışmaya rastlanmaması da araştırmanın ortaya çıkış nedenidir. Üniversite dönemi öğrencilerinin yaşam becerileri ile gelecek kaygısı arasındaki ilişkiyi belirlemek içinde bulundukları dönemin daha verimli geçirilmesi adına önemlidir. Bu kapsamda İlahiyat Fakülteleri öğrencilerinin yaşam becerileri ile gelecek kaygıları arasındaki ilişki; çeşitli değişkenler göz önünde bulundurularak incelenmiştir. Çalışma, nicel yöntem ve betimsel düzeyde ilişkisel tarama modeli ile yürütülmüştür. Araştırmanın verileri İnönü Üniversitesi İlahiyat Fakültesinin farklı sınıf düzeylerinde öğrenim gören 351 öğrenciden elde edilmiştir. Veri toplama araçları olarak “Yaşam Becerileri Ölçeği” ve “Üniversite Öğrencilerinde Gelecek Kaygısı Ölçeği” kullanılmıştır. Araştırmadan elde edilen verilere göre İlahiyat Fakültesi öğrencilerinin yaşam becerileri ile gelecek kaygısı arasında zayıf düzeyde ve negatif yönde anlamlı bir ilişkinin olduğu görülmüştür. Başka bir ifadeyle öğrencinin yaşam becerileri azaldıkça gelecek kaygısı da artmaktadır. Ortaya çıkan bu sonuç, gelecek kaygısının en uygun düzeyde var olmasının kişinin kaygı duyduğu unsurlara karşı yaşam becerilerini harekete geçirmesine ve çözüm üretmek için bu becerilere olan ihtiyacının artmasına neden olacağı şeklinde yorumlanmıştır. Ayrıca cinsiyet, barınma durumu ve ailenin gelir durumu değişkenlerine göre öğrencilerin yaşam becerileri ile gelecek kaygıları arasında anlamlı bir farklılık görülmezken, öğrenim görülen sınıf düzeyi ve ailenin tutumu arasında anlamlı bir farklılığın olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Gelecek kaygısının en uygun düzeyde tutulmasında yaşam becerileri etkilidir. İlahiyat Fakültesi öğrencilerinin yaşam becerileri ile gelecek kaygıları arasındaki ilişkinin belirlenmesi ile kaygıya neden olan ve yaşam becerilerini düşüren unsurların rehberlik uygulamaları ve eğitim programları ile ele alınıp çözülmesi mümkün olacaktır. Bu durum onların kapasitelerini tam anlamıyla kullanarak yaşadıkları topluma katkıda bulunmalarına yardımcı olabilecektir. Bunun için eğitim ve öğretim programlarında yaşam becerilerine daha fazla yer verilmesi gerektiği önerilmektedir.
  • Küçük Resim Yok
    Öğe
    İlahiyat Öğrencilerinin Konuşma Öz Yeterliklerinin Akademik İçsel Motivasyonlarıyla İlişkisinin İncelenmesi
    (2025) Uçar, Recep; Altun, Veysel Karani; Sezgin, Şeyma
    Bu çalışmanın amacı, ilahiyat öğrencilerinin konuşma öz yeterliliklerini akademik içsel motivasyonlarıyla olan ilişkisini incelemektir. Araştırmanın örneklemi İnönü Üniversitesi İlahiyat Fakültesinde 2021-2022 eğitim öğretim yılı bahar döneminde öğrenim gören 301 öğrenci ile oluşmaktadır. Araştırmanın verileri kişisel bilgi formuna ek olarak ‘Konuşma Becerisine Yönelik Öz Yeterlilik Ölçeği’ ve ‘Akademik İçsel Motivasyon Ölçeği’nden oluşan veri toplama aracı ile kesitsel tarama yapılarak toplanmıştır. Elde edilen veriler nicel araştırma yöntemlerinden ilişkisel tarama modeliyle karşılaştırmalı olarak incelenmiş ve literatür çerçevesinde yorumlanmıştır. Araştırmada öğrencilerin konuşma öz yeterliklerinin ve akademik içsel motivasyonlarının orta düzeyde olduğu saptanmıştır. Yine öğrencilerin akademik içsel motivasyonlarıyla akademik öz yeterlikleri arasında anlamlı bir ilişkinin olduğu sonucuna ulaşılmıştır.
  • Yükleniyor...
    Küçük Resim
    Öğe
    İmam hatip lisesi öğrencilerinin arapça dersine karşı tutumlarının değerlendirilmesi
    (İnönü üniversitesi ilahiyat fakültesi, 2016) Uçar, Recep; Polat, Hüseyin; Altun, Veysel Karani
    Bu çalışmada İmam Hatip Lisesi öğrencilerinin Arapça dersine karşı tutumları incelenmiştir. Bu araştırmanın örneklemini, 2015-2016 eğitim-öğretim yılında Malatya İli Büyükşehir Belediyesi sınırları içerisinde yer alan İmam Hatip Liselerinden 210 erkek, 242 bayan olmak üzere 452 öğrenci oluşturmaktadır. Öğrencilerin demografik özellikleri ve Arapça dersine karşı tutumları tarama modeliyle ortaya konmuştur. Araştırma sonucunda, İmam Hatip Lisesi öğrencilerinin Arapça dersine karşı tutumlarının genel ortalamalarının orta düzeyde olduğu, ölçeğin alt faktörlerine ilişkin ortalamalarda farklılıklar olduğu tespit edilmiştir.
  • Yükleniyor...
    Küçük Resim
    Öğe
    İŞBİRLİKLİ ÖĞRENME YÖNTEMİNİN İLAHİYAT FAKÜLTESİ ÖĞRENCİLERİNİN ARAPÇA DERSİNE YÖNELİK TUTUMLA- RINA ve BAŞARILARINA OLAN ETKİSİ
    (Dinbilimleri Akademik Araştırma Dergisi, 2015) Uçar, Recep; Türkmen, Sabri
    Öz: Bu araştırma ile İlahiyat Fakültesi Arapça hazırlık sınıfı öğrencilerine alt ve orta düzeyde konuşma becerileri kazandırarak, klasik öğretmen merkezli yönteme karşı işbirlikli öğrenme metodunun uygulanmasında kullanılan birleştirme tekniğinin öğrencilerin Arapça'ya karşı tutumlarına ve ders başarılarına olan etkisini araştırmak, nihai hedefte Arapça'nın öğrenilmesi güç bir dil olduğu yönündeki yaygın inancı yıkmak amaçlanmaktadır. Araştırmada ön test-son test kontrol gruplu yarı deneysel desen kullanılmıştır. Deneye konu olan öğrencilerin Arapça dersine karşı olan tutumlarının başarılarının geliştirilmesine yönelik İşbirlikli Öğrenme Yöntemi Birleştirme Tekniği ile yapılandırılmış diyalog etkinlikleri düzenlenmiş ve 36 kişilik deney ve 36 kişilik kontrol grupları 7 haftalık işlem sürecinde gözlemlenerek, Arapça Dersine Karşı Tutum Ölçeği ve başarı testi uygulanmıştır. İşbirlikli Öğrenme Yöntemi Birleştirme Tekniğinin uygulandığı deney grubundaki öğrencilerin hem öntest ve sontest tutum ve başarı puan ortalamaları arasında hem de kontrol ve deney gruplarındaki öğrencilerin sontest başarı puan ortalamaları arasında anlamlı bir farklılık olduğu görülmüştür. Sonuç olarak yapılan bu araştırma, İşbirlikli Öğrenme Yöntemi Birleştirme Tekniğinin geleneksel öğretim yöntemine göre Arapçaya karşı tutum ve ders başarısını arttırmada daha etkili sonuçlar verdiğini göstermiştir. Başlık (İngilizce): The Effect of Co-Operative Learning Method on Attitudes and Suc- cess of Divinity Faculty Students in Arabic Öz (İngilizce): The aim of this study is to help Divinity Faculty Arabic preparatory class students improve beginning and intermediate level speaking skills; instead of classical teacher centered education to employ incorporation technique of cooperative learning method and thereby investigate the attitudes of students towards Arabic and their success in Arabic with the ultimate aim of showing that Arabic is not difficult to learn. This is a quasi experimental study with a pre-test and post-test design. The participants, 36 control group students and 36 experimental group students, took part in structured dialogue activities designed in accord with Cooperative Learning Method Incorporation Technique. Following the 7 week treatment period the participants were administered Attitude Toward Arabic Inventory and Arabic test. There were significant differences between control group students' pre-test and post-test grades; and between control group students' post-test grades and experimental students' post-test grades. In conclusion the study has shown that Co-operative Learning Method Incorporation Technique is more helpful than classical methods in improving students' attitudes and success in Arabic.
  • Küçük Resim Yok
    Öğe
    Lisansüstü Eğitim Alan Diyanet Personelinin Akademik Eğitim İhtiyaçları
    (2025) Uçar, Recep; Kurt, Tuba
    Bu araştırmanın amacı, Diyanet İşleri Başkanlığı bünyesinde çeşitli pozisyonlarda görev yapan ve lisansüstü eğitim alan din görevlilerinin akademik eğitim ihtiyaçlarını, beklenti ve görüşlerini incelemektir. Mevcut literatürde Diyanet personelinin lisansüstü eğitimdeki akademik ihtiyaçlarını derinlemesine ele alan çalışmaların sınırlı olduğu görülmektedir. Yapılan bu çalışma, literatürdeki boşluğu doldurmayı ve bu ihtiyaca katkıda bulunmayı amaçlamaktadır. Diyanet İşleri Başkanlığı personelinin lisansüstü eğitim ihtiyaçlarının belirlenmesinin, günümüz toplumunda nitelikli din hizmeti sunulması ve insan kaynağı kalitesinin artırılması açısından önemli olduğu düşünülmektedir. Bu bağlamda çalışmada, Diyanet İşleri Başkanlığı personeli için lisansüstü eğitimin öneminin vurgulanması, bu eğitime ilişkin ihtiyaçların çerçevesinin belirlenmesi ve çözüm önerilerinin geliştirilmesine bilimsel katkıda bulunması amaçlanmaktadır. Ayrıca, personel görüşleri doğrultusunda lisansüstü eğitim veren ilahiyat fakültelerinin programlarının gözden geçirilmesinin Diyanet İşleri Başkanlığının hizmet alanlarına olumlu katkılarda bulunacağı öngörülmektedir. Araştırmada nitel araştırma yöntemlerinden durum çalışmasının iç içe geçmiş tek durum deseni kullanılmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu maksimum çeşitlilik örneklemesine göre belirlenen, Diyanet İşleri Başkanlığında görev yapan ve lisansüstü eğitim alan personelden 18 kişi oluşturmaktadır. Araştırmaya ilişkin veriler pilot uygulaması ve geçerlik güvenirlik çalışması yapılan yarı yapılandırılmış görüşme formuyla elde edilmiştir. Verilerin çözümlenmesinde içerik analizi yöntemi kullanılmıştır. Araştırma sonuçlarına göre Diyanet personelinin kişisel gelişimi sağlamak, mesleğe bağlılık ve hizmet kalitesini artırmak gibi gerekçelerle lisansüstü eğitimi tercih ettikleri belirlenmiştir. Diyanet personeli için lisansüstü eğitime teşvikin sağlanması bireysel ve kurumsal düzeyde önemli bir ihtiyaç olarak görülmüştür. Personelin almış olduğu lisansüstü eğitim, beklentilerini karşılamaktadır. Lisansüstü eğitim veren kurumlar ile Diyanet arasında güven ve iletişimin olduğu görülmüştür. Lisansüstü eğitimin katılımcıların bireysel beklentilerine, mesleki ihtiyaçlarına ve eğitim aldıkları kuruma bağlı olarak farklı algılandığı belirlenmiştir. Diyanet personelinin almış olduğu lisansüstü eğitimin kişisel gelişimlerine katkılarının olduğu görülmüştür. Eğitim sürecinde öğrendikleri yöntemler ve öğretim biçimleri öğrencilerin lisansüstü eğitim derslerinden aldıkları verimi etkilemektedir. Ayrıca Diyanet personelinin lisansüstü eğitimde fiziksel, kurumsal ve zamana bağlı sorunlar yaşadıkları görülmüştür. Bu sorunların çözümünde kurumsal ve mevzuata bağlı düzenlemelerin yapılması gerektiği ortaya konulmuştur. Araştırmada elde edilen sonuçlara göre ilahiyat fakültesi lisansüstü eğitim programlarının ve ders içeriğinin, Diyanet İşleri Başkanlığı ile iş birliği içerisinde personelin hizmet alanlarına katkıda bulunacak şekilde yapılandırılması gerektiği önerilmektedir. Ayrıca yapılacak bilimsel çalışmalarda toplumu dinî konularda aydınlatma ve rehberlik hizmetlerinde teorik-pratik dengesinin gözetilmesi, beklenti ve ihtiyaçların göz önünde bulundurulması tavsiye edilmektedir. Diyanet personeline lisansüstü eğitimin yaygınlaştırılması amacıyla bazı teşviklerin ve imkânların sunulması, nitelikli din görevlilerinin istihdam edilmesi için personelin mesleki yeterliklerini geliştirmeye yönelik performans ve kariyer sisteminin geliştirilmesi de öneriler arasında yer alabilir. Diyanet personelinin lisansüstü eğitim ihtiyaçlarının belirlenmesinin, günümüz toplumunda nitelikli din hizmeti sunulması ve insan kaynağı kalitesinin artırılması açısından önemli olduğu düşünülmektedir.
  • Küçük Resim Yok
    Öğe
    Montessori’de Erken Çocukluk Dönemi Din Eğitimi
    (2023) Uçar, Recep; Sezgin, Şeyma
    Birey yaşamı boyunca bebeklik döneminden başlayarak bilişsel, duyuşsal ve psikososyal olarak değişim evrelerine sahiptir. Bunlardan en önemlisi ve birey yaşamının diğer tüm aşamalarını da etkileyen bebeklik ve erken çocukluk dönemidir. Erken çocukluk, çocukluğun ilk yıllarından başlayarak okulöncesi evresinin tamamını kapsamaktadır. 0 - 72 ayı kapsayan bu evrede bireyin fiziksel, sosyal, duygusal ve zihinsel gelişiminin en hızlı olduğu bilinmektedir. Son dönemde tüm dünyada olduğu gibi ve Türkiye’de de okulöncesi bireylerin eğitiminin önemi gözeltilmeye başlanmış, nicelik ve nitelik bakımından okul öncesi eğitim geliştirilmeye çalışılmıştır. Bu dönemdeki bireylerin duygusal gelişimleri ve manevi bir takım ihtiyaçları da göz önüne alınarak Ratcliff ve Damon’ın çalışmaları incelendiğinde erken çocukluk dönemi maneviyatının biyolojik bir gerçek olduğu ortaya konmuştur. Ayrıca Fowler, Oser ve Elkind’in araştırmalarına bakıldığında yine aynı dönemin manevi gelişim basamaklarının detaylarının açığa çıkarıldığı bilinmektedir. Böylelikle erken çocukluk dönemi bireyleri için din eğitiminin varlığı ve zorunluluğu akademik zemine oturtulmuştur. Erken çocukluk dönemi eğitim yaklaşımları incelendiğinde Montessori önemli bir isim olarak göze çarpmaktadır. Doktor olmasının yanı sıra eğitimci kimliğiyle de ön plana çıkan Montessori, özellikle erken çocukluk dönemi bireyleri için geliştirdiği eğitim yaklaşımıyla tüm dünyada yankı uyandırmıştır. Ona göre erken çocukluk dönemi kritik dönem kabul edilmekle birlikte 0-3 (bilinçaltı gelişimi) ve 3-6 yaş (bilinç gelişimi) aralıklarına tekabül etmektedir. Bu dönemde edinilen tüm kazanımların bireyin sonraki evrelerdeki yaşamını etkilediğini bilimsel olarak ortaya koyan Montessori, geliştirdiği eğitim yaklaşımıyla bu yaş aralıklarındaki bireylerin kazanımlarını zenginleştirmeye çalışmıştır. Montessori açtığı eğitim kurumlarıyla, geliştirdiği materyallerle, öğretmenlere yönelik oluşturduğu kurslarla, kendi klinik psikoloji deneysel çalışmalarını eğitim bilimlerine entegre eden araştırma yöntemleriyle eğitime farklı bir bakış açısı getirerek döneminin tek düze yaklaşımlarından ve geleneksel eğitim anlayışından sıyrılmayı başarmıştır. Yine Montessori bireyin erken çocukluk döneminde manevi gelişiminin var olduğuna inanarak bu evredeki gelişimsel ihtiyaçlarının karşılanması gerektiğine vurgu yapmıştır. Manevi gelişimi, Tanrı’yla olan ilişki ve ahlaki gelişim bağlamında ele alan Montessori, bu dönemdeki bireylerin din eğitimine de farklı bir bakış açısı getirmiştir. Bu araştırmanın amacı erken çocukluk dönemi çocuğu için Montessori’nin din eğitimi anlayışını incelemektir. Montessori eğitim metodu Türkiye’deki eğitim bilimleri çalışmalarında etkili bir şekilde kullanılmış, hem teori hem de uygulamalı araştırmalara konu olmuştur. Ancak Türkiye’de yapılan bilimsel çalışmalarda Montessori’nin din eğitimi anlayışının aynı oranda dikkate alınmadığı göze çarpmaktadır. Bu araştırma Montessori’nin erken çocukluk dönemi din eğitimi metodunu doğrudan kendi eserlerinden ve bazı yorumcularının eserlerinden hareketle teorik olarak ele almaktadır. Çalışmada birincil kaynaklara ulaşılmaya gayret edilmiş daha sonra ilgili kitap, makale ve tezlere yer verilmiştir. Montessori’nin erken çocukluk dönemi din eğitimi anlayışı nitel araştırma yöntemlerinden döküman analizine tabi tutularak incelenmiştir. Montessori eğitimi metodunun genel ilkeleri için temalara ayrılarak kategoriler oluşturulup, bu temalara uygun belirli başlıklar altında incelemeye tabi tutulmuştur. Bu araştırmanın sonucunda, Montessori erken çocukluk dönemi eğitim yaklaşımının çağdaş eğitim sistemine uygunluk gösterdiği görülmüştür. Montessori’de erken çocukluk dönemi din eğitimi anlayışının Montessori eğitimi metoduna paralelliği doğrultusunda Montessori metodunda kullanılan tüm unsurlar ve ilkelerin Montessori’nin din eğitimi yaklaşımında kullanıldığından hareketle çağdaş din eğitimi yaklaşımlarına da uygunluk gösterdiği sonucuna ulaşılmıştır.
  • Küçük Resim Yok
    Öğe
    Öğrencilerin İlahiyat Fakültesini Tercih Etme Nedenleri ve Aldıkları Eğitim Hakkındaki Görüşlerine Dair Nitel Bir Araştırma
    (2025) Uçar, Recep; Süleymanoğlu, Nurcan
    İlahiyat fakülteleri kuruldukları tarihten itibaren öğrenciler tarafından üniversite eğitimi için tercih edilen bölümler arasında yer almaktadır. Son yıllarda fakülte ve öğrenci sayılarının artışı ile beraber ilahiyat fakülteleri bazı sıkıntılar ile karşılaşmaktadır. Bu sıkıntılardan biri fakülte ve öğrenci sayısının artışının neden olduğu düşünülen öğrenci memnuniyetsizliğidir. Dolayısıyla öğrencilerin ilahiyat fakültesi hakkındaki görüşlerinin bilinmesi ve bu görüşler ışığında problemlere çözüm üretilmesi önem arz etmektedir. Bu araştırmanın amacı ilahiyat fakültesi öğrencilerinin ilahiyat fakültesi hakkındaki görüşlerini ortaya koymaktır. Nitel yöntemin fenomenoloji deseni ile tasarlanan araştırmanın çalışma grubu, 2023-2024 öğretim yılında İnönü Üniversitesi İlahiyat Fakültesi’nde öğrenim görmekte olan ve ölçüt örneklem modeline göre seçilen 10 öğrenciden oluşmaktadır. Araştırmada veri toplama aracı olarak araştırmacılar tarafından geliştirilen görüşme formu kullanılmıştır. Elde edilen veriler Maxqda nitel veri analiz programı kullanılarak çözümlenmiştir. Araştırmada öğrencilerin bazı kişisel ve çevresel nedenlerden dolayı ilahiyat fakültesini tercih ettikleri, ilahiyat fakültesinin kendilerine bazı konularda kişisel ve akademik beceriler kazandırdığını düşündükleri, üniversitenin kendilerine sunduğu bazı sosyal yardım ve akademik faaliyet olanaklarından yararlandıkları tespit edilmiştir. Ancak kendilerine başka bölüm tercih etme şansı verildiğinde öğrencilerin çoğunun bölüm değişikliği yapmak istedikleri de görülmüştür. Bu bulgulardan hareketle araştırmaya katılan öğrencilerin çoğunun ilahiyat fakültesinde öğrenim görmekten memnun olmadıkları sonucuna ulaşılmıştır.
  • Küçük Resim Yok
    Öğe
    Sosyal Medyada Değişen Mahremiyet Algısı: Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi Öğretmenleri Üzerine Fenomenolojik Bir Araştırma
    (2024) Uçar, Recep; Yiğit, Dilek Gürbüz
    Davranışlarına yön vermede temel referans noktası olarak kabul edilen değerlerin, gerçek hayattaki belirleyici rolünün sosyal medya paylaşımları üzerinde de etkili olması beklenmektedir. Ancak sosyal medyanın kullanıcılarına sunduğu olanakların artması ve çeşitlenmesiyle toplumda önemli değerlerden olan mahremiyete yönelik algının değişime uğraması ve mahremiyetin kişisel rızaya dayalı olarak ifşası söz konusudur. Literatürde artan sosyal medya kullanımının mahremiyet algısı üzerindeki olumsuz etkilerine yönelik çalışmalar bulunmasına rağmen konunun değerler eğitimi çerçevesinde Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi (DKAB) öğretmenlerinin bakış açısıyla incelendiği bir çalışma bulunmamaktadır. Bu çalışmada değerlerin yaşamdaki belirleyici rolünün sosyal medya kullanımının yaygınlaşmasıyla değişip değişmediği ve ne yönde değiştiği mahremiyet değeri örnekliğinde DKAB öğretmenlerinin görüşlerine dayalı olarak incelenmektedir. Araştırmanın amacı DKAB öğretmenlerinin mahremiyete ve mahremiyetin dönüşümüne ilişkin görüşlerini sosyal medya paylaşımları bağlamında incelemektir. Bu doğrultuda; DKAB öğretmenlerinin mahremiyet algılarının; mahremiyetin tanımı, mahrem olarak değerlendirilen durumlar, mahremiyeti ihlal eden sosyal medya paylaşımları ve bu paylaşımlarda olması gereken ölçüt açılarından belirlenmesi, sosyal medya ve mahremiyet konusunda öğrencilere nasıl bir eğitim verilebileceğine ilişkin görüşlerinin derinlemesine incelenmesi amaçlanmaktadır. Araştırma nitel araştırma yönteminde fenomenoloji desenine göre tasarlanmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu çeşitli illerde görev yapan 19 DKAB öğretmeni oluşturmaktadır. Veriler yarı yapılandırılmış görüşmeler yoluyla toplanmış, içerik analizi yöntemi ile tema, kategori ve kodlara ayrılarak analiz edilmiştir. Araştırma sonucunda mahremiyetin sosyal medya paylaşımları yoluyla ihlal edildiği, mahremiyet algısının ise sosyal medyayla ilişkili birçok faktöre bağlı olarak değişime uğradığı sonucuna ulaşılmıştır. Günümüzde oluşan paylaşım kültürünün mahremiyet algısını olumsuz etkilediği ortaya konulmuştur. Araştırma sonuçlarının ilgili araştırmacı, öğretmen, ebeveyn ve yetkililer açısından önemli çıkarımlara sahip olduğu düşünülmektedir. Bu çalışmada değerlerin yaşamdaki belirleyici rolünün sosyal medya kullanımının yaygınlaşmasıyla değişip değişmediği ve ne yönde değiştiği mahremiyet değeri örnekliğinde Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi öğretmenlerinin görüşlerine dayalı olarak incelenmektedir. Araştırmanın amacı DKAB öğretmenlerinin mahremiyete ve mahremiyetin dönüşümüne ilişkin görüşlerini sosyal medya paylaşımları bağlamında incelemektir. Bu amaçtan hareketle; DKAB öğretmenlerinin mahremiyet algılarının; mahremiyetin tanımı, mahrem olarak değerlendirilen durumlar, mahremiyeti ihlal eden sosyal medya paylaşımları ve bu paylaşımlarda olması gereken ölçüt açılarından belirlenmesi, sosyal medya ve mahremiyet konusunda öğrencilere nasıl bir eğitim verilebileceğine ilişkin görüşlerinin derinlemesine incelenmesi ve ortaya konulması amaçlanmaktadır. Araştırma nitel araştırma yönteminde olgubilim desenine göre tasarlanmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu çeşitli illerde görev yapan 19 DKAB öğretmeni oluşturmaktadır. Veriler yarı yapılandırılmış görüşmeler yoluyla toplanmış, içerik analizi yöntemi ile tema, kategori ve kodlara ayrılarak analiz edilmiştir. Araştırma sonucunda mahremiyetin sosyal medya paylaşımları yoluyla ihlal edildiği, mahremiyet algısının ise sosyal medyayla ilişkili birçok faktöre bağlı olarak değişime uğradığı sonucuna ulaşılmıştır. Günümüzde oluşan paylaşım kültürünün mahremiyet algısını olumsuz etkilediği ortaya konulmuştur. Araştırma sonuçlarının ilgili araştırmacı, öğretmen, ebeveyn ve yetkililer açısından önemli çıkarımlara sahip olduğu düşünülmektedir.
  • Küçük Resim Yok
    Öğe
    TÜRK İŞARET DİLİ EĞİTİMİNİN İLAHİYAT FAKÜLTESİ ÖĞRENCİLERİNİN İŞİTME ENGELLİ BİREYLERE KARŞI TUTUMLARINA ETKİSİ
    (2024) Uçar, Recep
    Dünyada olduğu gibi Türkiye’de de ‘engellilik’ sosyal bir gerçeklik olarak çeşitli yönleriyle araştırma konusu olmaktadır. Doğuştan veya sonradan herhangi bir nedenle bedensel, zihinsel, ruhsal, duyusal ve sosyal yeteneklerini çeşitli derecelerde kaybetmesi nedeniyle toplumsal yaşama uyum sağlama ve günlük gereksinimlerini karşılama güçlükleri olan ve korunma, bakım, rehabilitasyon, danışmanlık ve destek hizmetlerine ihtiyaç duyan kişi olarak tanımlanan engellinin bazı yeteneklerini kaybederek toplumsal yaşama uyumunun güçleşmesi öne çıkarılmakta, uyum sorunları için onun desteğe ihtiyacı olduğu belirtilmektedir. Bugün bazı ülke ve bölgelerde engelliler, engeli olmayan insanlarla yaşam biçimi ve standardı yönünden farklılıklarını en aza indirmişken, bazı ülkelerde toplum dışına itilmişlikten kurtulamamışlardır. Ne var ki engellinin karşılaştığı en önemli engellerden birini de toplumun engellilere karşı geliştirmiş olduğu olumsuz tutumlar oluşturmaktadır. İşitme engelli bireylerin topluma olan uyumunu gerçekleştirmenin yollarından biri de eğitimdir. Ülkemizde işitme engellilere yönelik eğitimler halk eğitim kursları kapsamında ve Millî Eğitim Bakanlığına bağlı özel gereksinimli bireylere yönelik açılan özel eğitim okullarında sağlanmaya çalışılmaktadır. Söz konusu engel sahiplerinin din eğitimine yönelik ihtiyaç ve taleplerinin giderilmesi, Millî Eğitim Bakanlığı tarafından Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi dersleri ve Diyanet İşleri Başkanlığının yaygın din eğitimi kapsamında yerine getirilmeye çalışılmaktadır. Ancak bu alanda işaret dili ve dini kavramların öğretiminde uzmanlaşmış öğretici elemanlarının yeterince bulunmaması, bu eğitimin hizmet içi kurslarla verilmeye çalışılması büyük bir uzman öğretici açığını doğurmuştur. Bu çalışmada lisans düzeyinde eğitici eğitimine yönelik olarak bir eğitim programı tasarlanmış; bu program ile İlahiyat Fakültesi öğrencilerinin işitme engelli bireylere karşı olan olumlu tutumlarının ve duyarlılıklarının artırılmasını sağlamak, ilerleyen süreçte İlahiyat Fakültesi seçmeli dersler kapsamında işaret dilinde dini kavramlar öğretimi derslerinin açılması, lisansüstü düzeyde akademik çalışmaların zeminini hazırlamak, ilgili kurumlara uzman eğitici veya öğretmen yetiştirmek gibi yakın ve uzun vadeli hedeflere ulaşılması planlanmıştır. Araştırmanın bilimsel çıktıları olarak, din eğitimcisi adaylarının engellilere yönelik tutumlarının ölçülmesi yanında, işitme engellilerin din eğitimi ihtiyaçlarının tespitine yönelik araştırma projeleri de tasarlanacaktır. Bu çalışmanın amacı, İlahiyat Fakültesi öğrencilerinin engelli bireylere karşı tutumlarını tespit etmek ve onlara Türk İşaret Dili eğitimi vererek engelli bireylere karşı tutum geliştirme çalışmalarına katkı sunmaktır. Buradan hareketle nihai amaç, İlahiyat eğitimi kapsamında engelli bireylere karşı duyarlı ve donanımlı din eğitimcisi yetiştirmeye yönelik önerilerde bulunmaktır. Araştırma nitel destekli nicel yöntemle elde edilen bulgulara dayanmaktadır. Bu bağlamda, açılan işaret dili kurslarına gönüllü olarak katılmış olan 103 öğrenciye ‘Özürlülere Yönelik Tutum Ölçeği’ uygulanarak öntest-sontest sonuçları elde edilmiş, böylece engelli bireylere karşı öğrencilerin tutumları tespit edilmiş, uygulamalar sonunda da tutumların değişimi ve gelişimi görülmüştür. Öğrencilerin engelli bireylere karşı tutumlarını ve bunları değişiminin nasıl gerçekleştiğini anlayabilmek amacıyla kurslara katılan 15 öğrenciyle yarı yapılandırılmış görüşme yapılmıştır. Elde edilen sonuçlara göre, araştırmaya katılan öğrencilerin engelli bireylere karşı tutumlarının yüksek düzeyde olduğu; düzenlenen etkinlikler sonunda İlahiyat Fakültesi öğrencilerinin engelli bireylere karşı tutumlarının anlamlı bir şekilde olumlu yönde geliştiği görülmüştür. Elde edilen sonuçlardan hareketle tutum geliştirme önerileri yanında İlahiyat Fakültesi öğrencilerinin eğitimci niteliklerinin geliştirilmesi kapsamında, İlahiyat Fakültesi öğretim programları seçmeli ders havuzunda okutulmak üzere bir ders önerilmiştir. Araştırma sonucunda, çalışmaya katılan öğrencilerin engellilere yönelik tutumlarında olumlu yönde anlamlı düzeyde bir artış görülmekle birlikte, nitel olarak öğrencilerin engellilik olgusuna duyarlılıklarının arttığı tespit edilmiştir.
  • Yükleniyor...
    Küçük Resim
    Öğe
    Türkiye’de laiklik tartışmaları çerçevesinde din kültürü ve ahlak bilgisi derslerinin zorunlu hale gelişi ve din eğitimi uygulamalarına yansıması
    (İnönü üniversitesi ilahiyat fakültesi, 2017) Uçar, Recep; Sayın, Gülşen
    Bu araştırmada 1982-1995 yılları arasında Türkiye’de laikliğin dönüşümü bağlamında Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi dersinin zorunlu dersler arasına alınışı ve ilk ve ortaöğretim kurumlarında din eğitimi uygulamalarına yansıması konu edinilmiştir. Türkiye’de din eğitimi uygulamaları laiklik anlayışına paralel olarak değişiklik göstermiştir. Bu anlamda 1982 yılında Din Kültürü ve Ahlak Bil-gisi derslerinin zorunlu hale getirilmesi ve bu dönemde din eğitimi uygulamaları Türkiye’de laiklik anlayışının dönüşümü bağlamında ilişkisel olarak ele alınmaya çalışılmıştır. 1982-1995 yılları arasında laiklik anlayışının dışlayıcı laiklik anlayışından pasif laiklik anlayışına ev-rildiği ulaşılan bir sonuç olmuş ve bu bağlamda din eğitimi uygulamalarında da değişimin olduğu görülmüştür. Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi dersinin zorunlu hale getirilişini de bu kapsamda değer-lendirmek mümkündür.
  • Küçük Resim Yok
    Öğe
    Üniversite Öğrencilerinin İlahiyatçı Kavramına Yönelik Metaforik Algılarının İncelenmesi
    (2025) Uçar, Recep; Yiğit, Dilek Gürbüz
    Toplumda ‘ilahiyatçı’ kavramının nasıl algılandığını belirlemek, onların sosyal konumlarının anlaşılması açısından önemlidir. Bu çalışmada üniversite öğrencilerinin, ilahiyatçı kavramına ilişkin algılarının metaforlar aracılığıyla incelenmesi amaçlanmaktadır. Betimsel nitel yaklaşıma uygun olarak tasarlanan araştırmanın çalışma grubunu, 2018-2020 yılları arasında Malatya ili İnönü Üniversitesi’nde öğrenim gören 287 öğrenci oluşturmaktadır. Araştırma kapsamında üniversite öğrencilerinin ilahiyatçı kavramına ilişkin metaforik algılarının ortaya konulması için; “İlahiyatçı … gibidir, çünkü…….” şeklinde oluşturulan form kullanılarak ilahiyatçılara yönelik hangi metaforlar üretildiği, bu metaforların hangi kategoriler altında değerlendirilebileceği araştırılmıştır. Buna göre katılımcılar 238 farklı metafor geliştirmiştir. Bu metaforlar Toplumsal Roller, Kişilik Özellikleri, Olumsuz İfadeler, Dini Özellik ve Roller, Eğitim ve Bilim, Herhangi Bir Farklılığı Olmayan, Anlaşılamayan ve Beklentiler olarak 8 kategori altında incelenmiştir. Araştırma sonucunda katılımcıların genel olarak ilahiyatçılara yönelik olumlu bir algıya sahip olduğu; çoğunlukla ilahiyatçılara toplumsal, dini ve eğitimsel roller yüklediği; bazı katılımcılar tarafından ilahiyatçıların olumlu kişilik özelliklerinin öne çıkarıldığı görülmüştür. Bazı katılımcılar ilahiyatçıların diğer insanlardan farklı olmadığını ve onların anlaşılamayan kişiler olduğunu düşünmektedir. Katılımcıların küçük bir kısmı ise metaforlar yoluyla ilahiyatçılara yönelik birtakım beklentilerini dile getirmiştir. Bu bulgular literatürde yer alan çalışmaların sonuçlarıyla benzerlik göstermektedir. Bu sonuç ilahiyatçılara yönelik çok yönlü bakış açılarının varlığına işaret etmektedir. Ortaya konulan algıların nedenlerinin, özellikle de olumsuz algıların oluşma nedenlerinin araştırılması gerekmektedir.

| İnönü Üniversitesi | Kütüphane | Rehber | OAI-PMH |

Bu site Creative Commons Alıntı-Gayri Ticari-Türetilemez 4.0 Uluslararası Lisansı ile korunmaktadır.


İnönü Üniversitesi, Battalgazi, Malatya, TÜRKİYE
İçerikte herhangi bir hata görürseniz lütfen bize bildirin

DSpace 7.6.1, Powered by İdeal DSpace

DSpace yazılımı telif hakkı © 2002-2026 LYRASIS

  • Çerez Ayarları
  • Gizlilik Politikası
  • Son Kullanıcı Sözleşmesi
  • Geri Bildirim