Molla Sadrâ felsefesinde kötülük problemi
Küçük Resim Yok
Tarih
2023
Yazarlar
Dergi Başlığı
Dergi ISSN
Cilt Başlığı
Yayıncı
İnönü Üniversitesi
Erişim Hakkı
info:eu-repo/semantics/openAccess
Özet
Geçmişi insanlık tarihi kadar eski olan kötülük problemi Batı'da olduğu gibi İslam dünyasında da tartışma konusu olmuştur. Farklı coğrafyalarda ve dönemlerde yaşayan filozoflar eklektik bir çalışmayla bu probleme çeşitli yanıtlar vermişlerdir. Molla Sadrâ da kendisinden önceki filozoflar gibi öne sürdüğü teodiselerin temelinde kötülüğün yokluksallığını esas alarak tasavvur edilebilecek bütün kötülük türlerinin ya cevhedeki yokluk ya da cevhere ait bir yetkinliğin yokluğu olarak tanımlamıştır. Bu yoklukların ortaya çıkmasına neden olan varlığa ilintisel kötülük adını veren Sadrâ, kötülüğün kaynağını fiziksel varlıkaların sahip oldukları mahiyet olarak belirlemiştir. Bu bağlamda kötülüklerin yaratılmadığını aksine fiziki varlıkların yaratılmasından dolayı zorunlu olarak ortaya çıktıklarını, bu yüzden İlahî adalet ile hiçbir çelişkisinin olmadığını ispatlama yoluna gitmiştir. Sadrâ'nın bu alanda ele aldığı teodise yötemleri; kötülüklerin yokluk oluşu, arızî olarak ortaya çıktığı, mahiyetin yetersizliği, az kötülüklerden dolayı maddenin yaratılmamasının daha büyük kötülüklere neden olacağını vurgulayarak, bazı kötülüklerin aslında kötü olmadığı ve insanın bigisizliğinden ya da tikel bakışlarından kaynaklandğını belirtmiştir. Son olarak filozofumuz, belirlediği tanım karşısında idrakî kötülükler adı altında büyük bir problemle karşılaşmıştır. Zira Sadrâ, bütün mevcutları zatî iyilik olarak kabul ettiğinden hiçbir valığın kötü olamayacağını savunmaktadır. Fakat insan bedeninde bulunan acı, dert, gam, keder gibi idrakî kötülükler varlık sınıfından olmalarına rağmen kötü sayılmaları filozofun kötülüğün yokluksallığı alanında ileri sürdüğü savını ciddi bir sorunla karşı karşıya getirmiştir. Buna cevap olarak Sadrâ; acılar bedendeki yoklukların idrakıdır ve bu idrak "yoklukî meleke" olduğundan bir nebze varlık sahibidir. Şeklinde yanıt vermiştir. Aynı doğrultuda nefs ve beden bütünlüğüne değinerek, ruhun bedende olan bütün aktiviteleri idrak ettiği gibi yokluk ve eksilmeleri de idrak ettiğini ve acıların o idrak sonucunda ortaya çıktığını savunmuştur. Anahtar Kelimeler: Kötülük, Molla Sadrâ, Teodise, Hikmet-i Müteâliye.
The problem of evil, whose past is as old as the history of humanity, has been the subject of discussion in the Islamic world as well as in the West. Philosophers living in different geographies and periods gave various answers to this problem with an eclectic study. Molla Sadrâ, like the philosophers before him, defined all kinds of evil that can be conceived on the basis of the non-existence of evil on the basis of the theodicy he put forward as either the absence in the substance or the absence of a perfection belonging to the substance. Sadrâ, who gave the name of "correlated evil" to the existence that caused these absences, determined the source of evil as the nature of physical beings. In this context, he tried to prove that evils were not created, on the contrary, they emerged necessarily due to the creation of physical beings, and therefore there was no contradiction with divine justice. The theodicy methods that Sadrâ dealt with in this field; Emphasizing that the absence of evils, their accidental occurrence, the inadequacy of the essence, and the fact that matter is not created due to less evils, will cause greater evils, he stated that some evils are not actually bad and arise from human ignorance or particular views. Finally, our philosopher faced a big problem under the name of cognitive evils in the face of the definition he determined. Because Sadrâ argues that no existence can be bad because he accepts all beings as inherent goodness. However, the fact that cognitive evils such as pain, trouble, sorrow, and grief in the human body are considered as bad although they are from the asset class, brought the philosopher's argument in the field of the absence of evil faced with a serious problem. In response to this, Sadrâ; Pain is the perception of absences in the body, and since this understanding is the "non-existence faculty", it has some existence. He replied in the form. In the same direction, referring to the unity of the soul and body, he argued that the soul comprehends all the activities in the body, as well as the absence and depletion, and that the pains arise as a result of that realizatîon. Keywords: Evil, Mullah Sadrâ, Theodicy, Wisdom Mutaaliy
The problem of evil, whose past is as old as the history of humanity, has been the subject of discussion in the Islamic world as well as in the West. Philosophers living in different geographies and periods gave various answers to this problem with an eclectic study. Molla Sadrâ, like the philosophers before him, defined all kinds of evil that can be conceived on the basis of the non-existence of evil on the basis of the theodicy he put forward as either the absence in the substance or the absence of a perfection belonging to the substance. Sadrâ, who gave the name of "correlated evil" to the existence that caused these absences, determined the source of evil as the nature of physical beings. In this context, he tried to prove that evils were not created, on the contrary, they emerged necessarily due to the creation of physical beings, and therefore there was no contradiction with divine justice. The theodicy methods that Sadrâ dealt with in this field; Emphasizing that the absence of evils, their accidental occurrence, the inadequacy of the essence, and the fact that matter is not created due to less evils, will cause greater evils, he stated that some evils are not actually bad and arise from human ignorance or particular views. Finally, our philosopher faced a big problem under the name of cognitive evils in the face of the definition he determined. Because Sadrâ argues that no existence can be bad because he accepts all beings as inherent goodness. However, the fact that cognitive evils such as pain, trouble, sorrow, and grief in the human body are considered as bad although they are from the asset class, brought the philosopher's argument in the field of the absence of evil faced with a serious problem. In response to this, Sadrâ; Pain is the perception of absences in the body, and since this understanding is the "non-existence faculty", it has some existence. He replied in the form. In the same direction, referring to the unity of the soul and body, he argued that the soul comprehends all the activities in the body, as well as the absence and depletion, and that the pains arise as a result of that realizatîon. Keywords: Evil, Mullah Sadrâ, Theodicy, Wisdom Mutaaliy
Açıklama
Anahtar Kelimeler
Felsefe, Philosophy