Sosyal Bilimler Enstitüsü Tez Koleksiyonu
Bu koleksiyon için kalıcı URI
Güncel Gönderiler
Öğe SOSYAL MEDYA VE SİYASAL AYRIŞMA: 14-28 MAYIS 2023 CUMHURBAŞKANLIĞI SEÇİMİ SÜRECİNDE PROF. DR. ÜMİT ÖZDAĞ’IN TWİTTER MESAJLARININ İNCELENMESİ(İnönü Üniversitesi., 2025) Kara, MuhammetTwitter, günümüzde siyasetçilerin kamuoyuyla doğrudan iletişim kurduğu önemli bir platforma dönüşmüştür. Bu dönüşüm, siyasi süreçlerin işleyişini de önemli ölçüde değiştirmiştir. Bu çalışma, 14-28 Mayıs 2023 tarihleri arasında Türkiye’de yapılan Cumhurbaşkanlığı seçimleri sürecinde, Prof. Dr. Ümit Özdağ’ın Twitter üzerinden yaptığı paylaşımların siyasal ayrışma üzerindeki etkilerini incelemeyi; sosyal medyanın siyasi iletişimdeki artan etkisini ortaya koymak ve bu etkilerin siyaset alanındaki dönüşüme nasıl katkı sağladığını amaçlamaktadır. Ayrıca bu çalışmanın amacı, sosyal medyada paylaşılan mesajların insanlar tarafından nasıl algılandığını ve bu algının bireylerin siyasal katılımına nasıl etki ettiğini incelemektir. Bu kapsamda araştırma, sosyal medyanın özellikle siyasal iletişimdeki rolünü ve ayrışmayı nasıl etkilediğini ortaya koymayı hedeflemektedir. Niteliksel yöntemle yürütülen bu çalışmada, Prof. Dr. Özdağ’ın seçim dönemindeki Twitter paylaşımları içerik analizi yöntemiyle incelenmiştir. İnceleme sürecinde, mesajların toplumsal etkileri ve kamuoyunda nasıl karşılık bulduğu da değerlendirilmiştir. Çalışma, Özdağ’ın mesajlarında kullanılan dil ve üslubun yanı sıra, bu mesajların siyasal ayrışma çerçevesinde ele alınmış ve sosyal medya kullanıcılarının verdiği tepkiler de değerlendirilmiştir. Özetle, bu çalışma, sosyal medyanın özellikle Twitter platformunun siyasal iletişimdeki önemini ve bu mecrada paylaşılan mesajların toplum üzerindeki etkilerini ortaya koymaktadır. Prof. Dr. Ümit Özdağ’ın seçim sürecindeki paylaşımları üzerinden yapılan analiz, sosyal medyanın sadece bir iletişim aracı değil, aynı zamanda siyasal ayrışmayı besleyen ve yönlendiren güçlü bir etken haline geldiğini göstermektedir. Twitter üzerinden yürütülen siyasi söylemlerin, bireylerin düşünce biçimlerini, tutumlarını ve siyasal katılım düzeylerini etkileyebildiği görülmektedir. Bu durum, sosyal medyanın demokratik süreçler üzerindeki etkisinin daha yakından takip edilmesini ve bu alanda yapılacak araştırmaların artırılmasını gerekli kılmaktadır. Bu çalışma, sosyal medya-siyaset ilişkisine dair derinleştirici bir bakış sunarken, aynı zamanda gelecekteki benzer araştırmalar için de yol gösterici niteliktedir.Öğe DAVID HUME’UN ERDEM ETİĞİ(İnönü Üniversitesi., 2025) Kaçmaz, AyşegülOn sekizinci yüzyıl filozofu olan ve İngiliz empirizminden beslenen David Hume gerek teorik alanda gerekse etik, siyaset, din gibi pratik alanlarda çalışmalar yaparak felsefe tarihine önemli katkılarda bulunmuştur. Hume, ortaya koyduğu felsefesi ile bugüne kadar alışılagelmiş birçok kalıbı kırmış, özellikle de rasyonel metafiziğe ve teolojiye eleştirilerde bulunmuştur. Empirist kimliğiyle felsefi çalışmalarda bulunan Hume, aynı zamanda skeptik bir tavır takınarak, empirizm ve skeptisizm arasında güçlü bir sentez oluşturmuştur. Hume felsefi çalışmalarında yola bilginin sınırlarını araştırmakla başlamış ve bu araştırmaları sonucu ise ulaştığı vargı, olgu meseleleri söz konusu olduğunda deneyimleyemeyeceğimiz her alanın bilgi sınırlarımızın ötesinde kalacağıdır. Teorik alanda Hume’un ulaşmış olduğu sonuçlar onu etiğinde de görülür. Zira Hume etiğini deneyim ve gözlem üzerine temellendirir. Hume, erdem anlayışını tutkular teorisi ve duygudaşlık ilkesi eşliğinde şekillendirir. Hume’a göre erdem, kendimizin veya başka insanların niteliklerinin veya karakterlerinin bir doyum oluşturmasıdır. Bu niteliklerin veya karakterlerin rahatsızlık verici olması ise erdemsizliktir. Hume erdemleri doğal ve yapay olarak sınıflarken onun etiğinde çok önemli bir yeri bulunan adalet ve mülkiyeti ise yapay erdemler kategorisine koyar. Adalet Hume’un sisteminde öyle bir yer tutar ki o, fayda temeli üzerine inşa ettiği adaleti a priori bir kavrayışın tam karşısına koyar. Hume erdem etiğini sistematik ve tutarlı bir şekilde kurduğundan emindir.Öğe Dış politikada ontolojik güvenlik arayışı: Türkiye örneği (2002-2023)(İnönü Üniversitesi, 2025) Atılgan, Ali; Birdişli, FikretBu çalışma, Türkiye'nin 2002–2023 dönemi dış politikasını, ontolojik güvenlik kuramı çerçevesinde analiz etmeyi amaçlamaktadır. Ontolojik güvenlik kuramı, devletlerin yalnızca fiziksel güvenliklerini değil, aynı zamanda benlik sürekliliğini ve kimliksel istikrarını koruma çabalarını da merkeze alan bir yaklaşım sunmaktadır. Bu bağlamda araştırmanın temel sorusu, Türkiye'nin bu dönemde izlediği dış politikanın hangi ontolojik güvenlik kaygılarıyla şekillendiği ve bu kaygıların dış politika söylemi ile pratiklerinde nasıl tezahür ettiği sorusudur. Çalışma, bu temel soruya ek olarak şu alt sorulara yanıt aramaktadır: Türkiye, 2002 sonrası dönemde nasıl bir kimlik anlatısı geliştirmiştir? Bu kimlik anlatısını hangi iç ve dış politika gelişmeleri tehdit etmiş veya güçlendirmiştir? Türkiye'nin dış politika söylemi ve uygulamaları, bu dönemdeki ontolojik güvenlik ihtiyacını nasıl karşılamıştır? Özellikle kriz anlarında Türkiye'nin varoluşsal yönelimi ne şekilde belirginleşmiştir? Bu sorulara yanıt aranırken, Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP) iktidarında şekillenen kimlik politikaları, dış politika tercihleri ve söylemsel yönelimler incelenmiştir. Bulgular, AKP'nin inşa ettiği ulusal benliğin ve rol kimliklerin Türk Dış Politikasına yön veren motivasyonlar olduğunu göstermektedir. Ayrıca bu dönemde dış politikadaki irrasyonel eylemlerin ardındaki motivasyonun da AKP'nin Türkiye'ye tanımladığı rollerin, uluslararası alanın diğer aktörleri tarafından tanınmaması olduğu da bulgular arasındadır.Öğe Türkiye'de Kültür Bakanlığına bağlı Türk Halk Müziği topluluklarında bulunan dilsiz kaval icracılarının yöre özelliklerine göre icra görüşleri(İnönü Üniversitesi, 2025) Çelik, Ferhat; Deniz, ÜnsalBu yüksek lisans tezi, dilsiz kaval icrasında yöresel özelliklerin nasıl yansıtılması gerektiği sorusu etrafında şekillenmektedir. Türk Halk Müziği'nin köklü üflemeli çalgılarından biri olan dilsiz kaval, Türk Musikisi Devlet Konservatuvarlarının kurulmasıyla birlikte akademik eğitimin bir parçası hâline gelmiş ve farklı icra yaklaşımlarıyla gelişimini sürdürmüştür. Özellikle Kültür ve Turizm Bakanlığı bünyesindeki Türk Halk Müziği Topluluklarında görev yapan kaval icracıları, belirli bir eğitim ve mülakat sürecinden geçerek bu gelişime önemli katkılar sunmaktadır. Araştırmada, dilsiz kaval icracılarının, ait oldukları veya temsil ettikleri yörenin müzikal kimliğini icralarına ne ölçüde yansıttıkları incelenmiştir. Bu bağlamda, bir eserin icrasında dinleyiciye o yörenin hissiyatını ve karakteristik özelliklerini aktarabilmenin yolları araştırılmıştır. Dilsiz kavalı icra eden kişilerin, Türk müziğinin tarihsel gelişimiyle birlikte Türk Halk Müziği'nin yöre özelliklerini, dilsiz kavalın yapısını ve icra şekillerini de bilmeleri gerektiği vurgulanmaktadır. Araştırmanın temelini, Kültür Bakanlığı'na bağlı topluluklarda görev yapan dilsiz kaval icracılarıyla gerçekleştirilen görüşmeler oluşturmaktadır. Bu görüşmeler sayesinde, yöreye özgü tavır, üslup ve icra anlayışlarının kaval aracılığıyla nasıl aktarılması gerektiğine dair tecrübeye dayalı bilgiye ulaşılmıştır. Bulgular, dilsiz kavalın yalnızca teknik bir çalgı değil; aynı zamanda kültürel kimlik taşıyıcısı bir anlatım aracı olduğunu ortaya koymaktadır. Tezde ayrıca Türk Müziği, Türk Halk Müziği ve dilsiz kaval enstrümanı hakkında kuramsal bilgiler sunulmuş; bu bilgiler literatür taraması ve uygulama deneyimlerine dayanan nitel görüşmelerle desteklenmiştir. Sonuç olarak, bu çalışma dilsiz kaval icrasında yöresel özelliklerin doğru, etkili ve hissedilir biçimde yansıtılmasının önemini ortaya koymakta; bu yönde müzik eğitimi, repertuvar aktarımı ve kültürel sürdürülebilirlik açısından önerilerde bulunmaktadır. Anahtar Kelimeler: Dilsiz Kaval, Yöresel İcra, Türk Halk Müziği, YöreÖğe Örgütsel maneviyatın tükenmişliğe etkisinde ruhsal liderliğin düzenleyici rolü(İnönü Üniversitesi, 2025) Güdelci, Rabia; Akdemir, BünyaminÖrgüt içerisinde yaratılacak manevi algıyla; iş kaynaklı yaşanan depresyon, stres, iş yaşamını anlamsız bulma, karşılanamamış beklentiler ve tüm bu sorunlar sonucu olarak oluşacak tükenmişliğin çözülebileceği düşünülmektedir. Çalışmanın çıkış noktasını oluşturan bu düşünce ile çalışmanın ana amacı belirlenmiş olup, ilk üç bölümde teorik olarak; örgütsel maneviyat, tükenmişlik ve ruhsal liderlik konuları incelenmiştir. Dördüncü bölümde ise çalışmanın da ana amacını oluşturan; örgütsel maneviyatın tükenmişliğe etkisinde ruhsal liderliğin düzenleyici rolünü belirlemeye ilişkin araştırma gerçekleştirilmiştir. Belirlenen amaç doğrultusunda anket tekniğinden yararlanılarak, Batman il merkezinde yer alan Kamu Hastanelerinde çalışan sağlık çalışanlarının görüşlerine başvurulmuştur. Bu kapsamda elde edilen 505 geçerli veriyi analiz etmek üzere SPSS 22.0' dan ve AMOS 23.0'dan faydalanılmıştır. Araştırma neticesinde elde edilen veriler istatistikî analizler uygulanmadan önce, ön koşul olarak geçerlilik ve güvenirlilik analizine tabi tutulmuş, ardından verilere ilişkin tanımlayıcı istatistikler belirlenmiştir. Verilerin normal dağılıma sahip olduklarının belirlenmesinin ardından ise hipotezlerin test edilme sürecine geçilmiştir. Yapılan Pearson Korelasyon Analizi neticesinde; örgütsel maneviyat ile tükenmişlik arasında negatif yönlü ve güçlü düzeyde, örgütsel maneviyat ile ruhsal liderlik arasında pozitif yönlü güçlü düzeyde, tükenmişlik ile ruhsal liderlik arasında ise negatif yönlü ve orta şiddette istatiksel açıdan anlamlı ilişkiler tespit edilmiştir. Araştırmada değişkenler arasındaki etki boyutunu belirlemek üzere ise yol analizi gerçekleştirilmiş olup, örgütsel maneviyatın tükenmişlik üzerinde yüksek düzeyde, negatif yönlü ve istatiksel açıdan anlamlı bir etkisinin bulunduğu sonucuna ulaşılmıştır. Ayrıca örgütsel maneviyatın tükenmişlik üzerindeki etkisinde ruhsal liderliğin düzenleyici rolü de ulaşılan analiz verileri ışığında desteklenmiştir. Son olarak ise örgütsel maneviyatın anlamlı iş boyutunun tükenmişliğin tüm alt boyutları üzerinde negatif yönlü ve anlamlı bir etkisinin bulunduğu ve bu etkinin tükenmişliğin bir sonraki basamağına geçildikçe (tükenmişlik ilerledikçe) azaldığı da belirlenmiştir. Ulaşılan bu sonuçlara bağlı olarak araştırmamız amacına ulaşmıştır. Anahtar Kelimeler: Maneviyat, Örgütsel Maneviyat, Tükenmişlik, Liderlik, Ruhsal LiderlikÖğe Gavur Hacı örnekleminde barak yöresi keman icrasına yönelik tespitler(İnönü Üniversitesi, 2025) Sağlam, Zeki; İmik, ÜnalBu araştırmada, Gavur Hacı örnekleminde Barak yöresi keman icrasına yönelik tespitler yapılmıştır. Kemanın Türk halk müziğindeki farklı tavırlarla icrası, özellikle Barak yöresinde önemli bir üslup farkı yaratmaktadır. Gavur Hacı'nın icrasındaki özgün tekniklerin belirlenmesi ve bu tekniklerin genç kuşaklara aktarılması çalışmanın temel amacını oluşturmaktadır. Araştırma, bölgesel müzik kültürünün kayıt altına alınması ve keman eğitimine katkı sağlamak amacıyla önem taşımaktadır. Araştırmada nitel yöntem kullanılmış, kaynak tarama tekniğiyle mevcut literatür incelenmiştir. Araştırma modeli olarak durum çalışması tercih edilmiş ve betimsel yöntem benimsenmiştir. Evren olarak Gaziantep ve Adıyaman'daki Barak kültürü ele alınmış, örneklemde ise yöresel icracılar değerlendirilmiştir. Veriler hem görsel hem de metinsel kaynaklardan toplanmış ve analiz edilmiştir. Araştırma sonucunda Gavur Hacı'nın keman icrasında özgün arşe teknikleri (col legno, martelé, staccato), özgün akort sistemleri (örneğin sol-re-sol-re gibi) ve doğaçlamaya dayalı çalma biçimleri tespit edilmiştir. Bu tekniklerin yöreye özgü tınıları yansıttığı ve öğrenci motivasyonunu artırdığı belirlenmiştir. Barak müziğine özgü tutuş, duruş, parmak pozisyonları ve keman tellerinin seçimi de detaylı incelenmiş, Gavur Hacı'nın bu unsurları tamamen içselleştirerek icra ettiği saptanmıştır. Araştırma, Barak yöresi keman icrası üzerine yapılan bu araştırma, yerel müzik mirasının korunmasına, keman eğitiminde farklı tavırların tanıtılmasına ve kültürel çeşitliliğin aktarılmasına katkı sağlamaktadır. Anahtar kelimeler: Keman, Keman Eğitimi, Müzik, Müzik Eğitimi, Barak YöresiÖğe Tu¨rkı·ye'de Ku¨ltu¨r Bakanlığına bağlı Tu¨rk Halk Mu¨zı·ğı· topluluklarında bulunan bağlama ı·cracılarının yo¨re o¨zellı·klerı·ne go¨re ı·cra go¨ru¨şlerı·(İnönü Üniversitesi, 2025) Bıkmaz, Cenk; Deniz, ÜnsalBu çalışmada Türkiye'de Kültür Bakanlığına bağlı bulunan Türk Halk Müziği topluluklarındaki bağlama icracılarının yöre özelliklerine göre icra görüşlerinin değerlendirilmesi hedeflenmiştir. Bu kapsamda çalışmada Türk Halk Müziğinin özellikleri, tanımı ve tarihçesine dair bilgi verilmiş, Cumhuriyet öncesi ve sonrası dönemdeki Türk Halk Müziği değerlendirilmiş, Cumhuriyet öncesi ve sonrasında yapılan derleme çalışmaları ele alınmış, Türk Halk Müziğinin genel yapısı, türleri, usulleri, sözlü ve yazılı repertuvarları, yöresellik ve aidiyetlik konularına değinilmiştir. Çalışma kapsamında Türk Halk Müziğinde kullanılan çalgılara yönelik bilgi verilmiş, bağlama ve bağlama icracılarının düşünceleri aktarılmıştır. Çalışma sonucunda Türk Halk Müziği topluluklarındaki bağlama icracılarının modern tekniklere yer yer uyum sağlamasına karşın genel olarak geleneksel özellik gösterdikleri ve yöresel özellikler barındırmayı sürdürdükleri görülmüştür. Buna ek olarak bağlama icracılarının Muzaffer Sarısözen'in liderliğinde yapılan çalışma ve uygulamaları destekledikleri, Türk Halk Müziği yönünde yapılan derleme ve notaya aktarma çalışmalarını yararlı buldukları görülmüştür. Anahtar Kelime: Türk Halk Müziği, Repertuvar, Aidiyet, Bağlama, Bağlama İcrasıÖğe Keman çalgısı ile Türk müziği transpoze icrasına yönelik problemler ve çözüm önerileri(İnönü Üniversitesi, 2024) Bozdemir, Serdar; Dursun, DoğukanAraştırmanın temel amacı, keman çalgısı ile Türk müziği transpoze icrasına yönelik problemler tespit edilerek bu problemlere yönelik çözüm önerileri sunmaktır. Bu çalışma, nitel araştırma yöntemlerinden biri olan durum çalışması kullanılmıştır. Araştırmada, keman çalgısı ile Türk müziği transpoze icrasına yönelik problemler ve bu problemlere yönelik çözüm önerileri incelenmiştir. Bu doğrultuda, karşılaşılan sorunların belirlenmesine ve çözüm önerilerine ilişkin bir durum tespiti yapılmıştır. Bu çalışma, transpoze icrasında karşılaşılan problemleri tespit etmeye yönelik olduğundan çok yönlü bir değerlendirme yapılabilmesi için çalışmaya keman icracıları ve keman alanında uzman kişilerin görüşleri dâhil edilmesi gerektiği düşünülmüş ve bu nedenle keman alanında uzman kişilerin ve aktif keman icracıların görüşlerine başvurulmuştur. Keman alanında uzman kişilerin ve keman icracılarının görüşlerini belirlemek amacıyla yarı yapılandırılmış görüşme tekniğinden yararlanılmıştır. Araştırmada, kemanda Türk müziği eserlerinin icrası sırasında farklı ses kararlarında, farklı anahtarların ve konumlandırmaların, icrada zenginlik sunarak, kemanda hâkimiyetin artması ve çalım zenginliğini ortaya çıkarması amaçlanmıştır. Transpoze icra gerçekleştirilirken farklı ses kararlarında icrayı kolaylaştırmak için kemandaki 1.2.3.4. pozisyonlardan ve farklı anahtarlardan yararlanılması esastır. Keman çalgısı perdesiz bir çalgı olduğundan eserleri transpoze ederken yerinde pozisyonlarla veya doğru anahtarla icrayı gerçekleştirmek çalışmanın temel hedefidir. Bu çalışma tonal müzik sesleri üzerinden yapılarak, kemanda hiçbir şekilde akort sistemiyle oynamadan tonal do dizisi tam seslerinde transpoze yaparak eserlerde icra kolaylığını sağlamayı, "La" karar üzerinden yazılan eserlerin notasyon yapısını bozmadan, transpoze edilecek karar seslerine makamın dizisi seslerinin olumlu aktarım yardımıyla pozisyonlar konumlandırılarak ve gerektiğinde farklı anahtarlar yardımıyla icracının kemana olan hâkimiyetini artırmayı amaçlamıştır. Çalınacak olan eserlerin tonal müzikte karşılığı olan tonlara göre notaları yazılarak tonal müzikle ilişkilendirilmesi sağlanmıştır. Anahtar Kelimeler: Keman, pozisyon, Transpoze, Karar, İcra, NotasyonÖğe Tu¨rkı·ye'de Ku¨ltu¨r Bakanlığına bağlı Tu¨rk Halk Mu¨zı·ğı· topluluklarında bulunan rı·tı·m ı·cracılarının yo¨re o¨zellı·klerı·ne go¨re ı·cra go¨ru¨şlerı·(İnönü Üniversitesi, 2025) Acıbucu, Yusuf Oğuzhan; Deniz, ÜnsalBu çalışmada, Türkiye'de Kültür ve Turizm Bakanlığı'na bağlı Türk Halk Müziği topluluklarında görev yapan ritim icracılarının, bulundukları yöreye özgü müziksel özelliklere göre icra yaklaşımları ve görüşleri incelenmiştir. Çalışmada öncelikle Türk Halk Müziği'nin tanımı, tarihçesi, genel yapısı, usulleri ve derleme faaliyetleri ele alınmış; sözlü ve yazılı repertuvar ile yöresellik kavramları detaylandırılmıştır. Ayrıca, geleneksel çalgı yapıları ve vurmalı çalgıların tarihçesi, türleri ve ritimdeki önemi doğrultusunda ilgili literatüre dayanılarak kavramsal çerçeve oluşturulmuştur. Araştırmanın yöntem bölümünde, nitel araştırma modeli çerçevesinde, Bakanlık korolarında görev yapan ritim icracılarıyla yapılan derinlemesine görüşmeler ve doküman incelemeleriyle veri toplanmış, betimsel analiz yöntemiyle yorumlanmıştır. Bulgular, icracıların modern tekniklere kısmen uyum sağlasa da ağırlıklı olarak geleneksel icra biçimlerini koruduklarını; yöresel vurgu ve üslup farklılıklarını sürdürdüklerini göstermiştir. Ayrıca, Muzaffer Sarısözen öncülüğündeki derleme ve notaya aktarma çalışmalarının ritim icracıları tarafından olumlu bulunduğu ve icra pratiklerine katkı sağladığı saptanmıştır. Anahtar Kelime: Türk Halk Müziği, Repertuvar, Aidiyet, Ritim, Ritim İcrasıÖğe Nâbî divânı'nda 50-100. gazellerin beyân ilmi açısından incelenmesi (Teşbih-istiâre-kinâye-mecâz-ı mürsel)(İnönü Üniversitesi, 2025) Örs, Fatma; Çaldak, SüleymanBelâgat, bir duygu veya düşüncenin yerine ve zamanına göre açık ve anlaşılır şekilde ifade edilmesidir. Kur'an-ı Kerim'in daha iyi anlaşılabilmesi amacıyla sarf edilen çabalar sonucunda sistemleşen bir ilim dalıdır. Belâgat, sonraki yüzyıllarda meânî, beyân ve bedî ilimlerini içine alan bir disiplin hâline gelmiştir. Bu çalışmada, duygu ve düşüncelerin farklı biçimlerde ifade edilmesini konu alan beyân ilmi üzerinde durulmuştur. Beyân ilmi ise, kendi içerisinde teşbih, istiâre, kinâye ve mecâz-ı mürsel olmak üzere dört temel unsur çerçevesinde ayrıntılı bir biçimde incelenmiştir. Bu çalışmada, 17. yüzyıl hikemî şiirinin önemli temsilcilerinden Nâbî'nin divânında yer alan 50 ile 100. gazeller arasındaki 51 gazel, beyân ilmi çerçevesinde incelenmiştir. Bu çalışmanın temel amacı, Nâbî'nin söz konusu gazellerinde beyân ilmi kapsamında yer alan teşbih, istiâre, kinâye ve mecâz-ı mürsel gibi sanatları nasıl kullandığını; bu sanatları işlerken hangi hususlara öncelik verdiğini; en çok hangi sanata yer verdiğini ve bu sanatları hangi temalar etrafında işlediğini ortaya koymaktır. Nâbî'nin divânında toplam 888 gazel bulunmasına rağmen, bu çalışmada derinlemesine bir analiz yapılabilmesi amacıyla yalnızca 51 gazel incelenmiştir. Edebî sanatların oldukça geniş bir alanı kapsaması nedeniyle, inceleme beyân ilmi çerçevesiyle sınırlandırılmış; yalnızca bu ilme dâhil olan sanatlar esas alınarak kapsam daraltılmıştır. Bu tercih, çalışmanın bütünlük ve derinlik açısından daha nitelikli olmasına olanak sağlamıştır. Çalışmanın temelini oluşturan analizlere geçilmeden önce belâgat ve özellikle beyân ilmi hakkında kuramsal bir çerçeve sunulmuştur. Ardından, Nâbî'nin divânında yer alan 51 gazel taranmış ve teşbih, istiâre, kinâye, mecâz-ı mürsel sanatlarını barındıran beyitler tespit edilerek tasnif edilmiş ve her bir edebî sanat türü ayrı bir bölüm başlığı altında detaylı olarak ele alınmıştır. Çalışmanın birinci bölümünde teşbih, ikinci bölümünde istiâre, üçüncü bölümünde kinâye ve dördüncü bölümünde ise mecâz-ı mürsel sanatı yer almaktadır. Çalışmanın her bir bölümünde ele alınan edebî sanatlar hakkında bilgi verilmiş ve bu sanatlar alt başlıklara ayrılarak ayrıntılı bir şekilde incelenmiştir. Daha sonra bu başlıklar altına örnek beyitler verilerek diliçi çevirisi yapılmış; her bir beyit, içerdiği edebî sanatlar bağlamında yorumlanmıştır. Her edebî sanata ayrılan bölümün sonunda o sanata dair örnek beyitler hakkında genel bir değerlendirme yapılmıştır. Çalışmada incelenen beyitler içerisinde en çok mücmel-i müekked (beliğ), kinâye, temsilî teşbih ve kapalı istiâre sanatları tespit edilmiştir. Edebî sanatlar içerisinde, teşbih kapsamında değerlendirilen sanatların diğer sanatlara oranla daha fazla kullanıldığı gözlemlenmiştir. Şair, beyitlerinde didaktik bir yaklaşım sergileyerek hikmetli anlatımlara geniş biçimde yer vermiş; aynı zamanda 17. yüzyıl Osmanlı toplumunda gözlemlenen sosyal problemleri zarif bir üslupla eleştirerek, bu olumsuzluklardan kurtuluş yollarına dair yönlendirici tavsiyelerde bulunmuştur. Anahtar Kelimeler: Nâbî divânı, beyân, teşbih, istiâre, kinâye, mecâz-ı mürsel.Öğe Deprem sonrası Malatya'da kadın girişimciliğinin mevcut durumunun incelenmesi(İnönü Üniversitesi, 2025) Bettemir, Ayşe Gül; Aladağ, Ömer FarukDoğal afetler, özellikle depremler, insanlık için en büyük tehditlerden biridir. Özellikle depremler, üretim süreçlerinin durması, altyapının zarar görmesi ve işsizlik oranlarının artması gibi nedenlerle ekonomik büyümeyi olumsuz etkiler. Afetlerin ardından iyileşme sürecinde kadın girişimciler, yenilikçi yaklaşımlarıyla, yeni iş olanakları oluşturarak ve toplulukları yeniden bir araya getirerek kritik bir rol üstlenirler. Türkiye'de yaşanan 6 Şubat 2023 Kahramanmaraş merkezli yıkıcı depremler, büyük bir can kaybına ve yaygın hasara neden olmuştur. Bu bağlamda, özellikle depremden etkilenen bölgelerde yaratıcı ve yenilikçi kadın girişimciliğinin desteklenmesi, afetin yarattığı olumsuz sonuçların hafifletilmesinde önemli katkılar sağlayacaktır. Bu açıdan çalışmanın amacı doğal afetlerin etkilerinin 6 Şubat 2023 Kahramanmaraş merkezinde yaşanan iki büyük depremin Malatya'da firma sahibi kadın girişimcilerin, depremden sonraki mevcut durumları incelenerek, girişimci faaliyetleri üzerindeki etkilerinin değerlendirilmesi ve kadınların karşılaştıkları sorunlara yönelik çözüm önerileri sunularak bu durumun araştırılması amaçlanmıştır. Malatya'da firma sahibi kadın girişimcilerin depremden sonraki mevcut durumları incelenerek depremden etkilenen girişimci kadınların karşılaştıkları zorlukların araştırılması amaçlanmıştır. Veri toplama aracı olarak mülakat yöntemi ve ses kaydı yapılmıştır. Bu çalışmadaki mülakatlar, katılımcı kadınların uygunluğu gözetilerek, iş yerlerinde ve mesai saatleri içerisinde planlanmıştır. Kadınların mahremiyetine özen gösterilerek, görüşmeler yalnızca katılımcı ve araştırmacı eşliğinde yapılmıştır. Mülakatlar sırasında katılımcıların onayı alınarak ses kayıt cihazı kullanılmıştır. Bu yöntem hem zaman tasarrufu sağlamış hem de görüşmecilerin duygusal ifadelerinin daha iyi analiz edilmesine olanak tanımıştır. Veri toplama süreci Aralık 2023 ile Temmuz 2024 arasında tamamlanmıştır. Mülakat süreleri 40 ile 75 dakika arasında değişmektedir. Mülakata verilen cevaplara ek olarak araştırmacı işletme sahibinin ve iş yeri durumunu gözlemleyerek bilgilerde tutarlılık sağlamaya çalışılmıştır. Mülakatların tamamlanmasının ardından elde edilen veriler, kelimesi kelimesine yazıya dökülmüştür. Daha sonra bu metinler, araştırmacı ve alanında uzman bir akademisyen tarafından okunarak kodlanmıştır. Her bir araştırmacı, soruların içeriğini ayrı ayrı analiz etmiştir.Öğe Zeybek icrasında kabak kemane kullanımı: Parmak ve yay tekniklerinin uygulamalı çözümlemesi(İnönü Üniversitesi, 2025) Tuncer, Süleyman; Deniz, ÜnsalTürkiye'de çalgı eğitiminde kullanılan metot kitaplarının ve etüt kitaplarının son dönemlerde arttığı ve çalışmaların yoğunlaştığı gözlemlenmektedir. Söz konusu Türk halk müziği olduğunda özellikle bağlama metodu adı ile yayınlanan kitapların yöntem ve teknikten çok birer repertuvar kitabı şeklinde hazırlandığı ve konuya bilimsel yaklaşımla eğilme konusunda aksaklıklar olduğu tespit edilmiştir. Bu araştırmada Türk halk müziğinin renk sazlarından biri olan kabak kemane ve yörelere göre çalım teknikleri incelenmiş, araştırmanın odak noktası olarak zeybek tavrının kabak kemaneye yay ve parmak tekniği olarak nasıl uygulanacağı ele alınmıştır. Araştırmanın odak noktasından hareketle literatür taraması yapılarak mevcut kabak kemane metotları incelenmiş bunun yanında bağlamada zeybek tavrının tezene vuruşları ve bu tezene vuruşlarının varyasyonları incelenmiştir. Bağlama icrasındaki zeybek tavrının tezene vuruşlarının kabak kemane çalgısı üzerinde nasıl uygulanacağı ve bu uygulamanın notasyona nasıl yansıtılacağı araştırılmıştır. Anahtar Sözcükler: Kabak Kemane, Zeybek, Türk Halk Müziği, Tavır, Çalgı EğitimiÖğe Alâeddin Yavaşca'nın medhal formundaki eserlerinin makam ve seyir açısından incelenmesi(İnönü Üniversitesi, 2025) Yalman, Seda; Doğan, Derya KaraburunKlâsik Türk müziği sanatçısı ve bestekârı olan Alâeddin Yavaşca'nın kendi arşivinde bulunan medhal formundaki eserleri esas alınarak makamların seyir karakterlerinin meydana çıkmasını sağlama gayesiyle yapılan bu araştırmada, nitel araştırma modeli içerisinde yer alan durumun tespitine yönelik doküman incelemesi/doküman analizi yöntemleri kullanılmıştır. Araştırmada Alâeddin Yavaşca'nın kendi arşivinde bulunan medhal formundaki eserleri üzerinde makam analizleri yapılmış, eserlere dair yeni makam ifadeleri geliştirilmiş, bu ifadelere göre seyir örnekleri yapılmıştır. Buradan hareketle çalışma, Alâeddin Yavaşca'nın yalnızca kendi döneminin değil, önceki ve sonraki dönemlerin makam anlayışlarını da yansıtarak, nazarî literatürdeki eksik ve tutarsız yönleri tamamlamaya dair yazılı bir kaynak niteliğinde olmuştur. Araştırmada ulaşılan bulgular, Alâeddin Yavaşca'nın medhal formundaki eserlerinde görülen makam işleyiş biçimlerinin, makamların anlaşılır ve tanımlanabilir hâle gelmesine imkân tanıyacağını ortaya koymaktadır. Araştırmada, problem ve alt problemlere yönelik elde edilen bulgular ile bu bulguların değerlendirilmesi biçiminde ulaşılan sonuçlar ortaya konulmuştur. Geçmiş dönem ve kendi dönemindeki makam kuramcılarının makam ve seyir tarifleri dikkate alınarak, bestekârın eserlerindeki makam ve seyirleri ele alış şekli analiz edildiğinde; söz konusu kuramcıların makam ve seyir tarifleri ile Alâeddin Yavaşca'nın perde kullanımlarının ve özellikle başlangıç seslerinin farklılıklar gösterdiği, karar sesi bakımından da genel olarak benzer olduğu neticesine varılmıştır. Buna göre; dönem kuramcılarının makam ve perde kullanımı bakımından vermiş oldukları tariflerle, bestekârın medhal formundaki eserlerindeki seyir işleyişinin sadece bazı eserlerde farklı olduğu tespit edilmiştir. Ayrıca, Arel- Ezgi nazariyatı dikkate alınarak yapılan değerlendirmelerde dizi/dörtlü-beşli gibi kavram tanımlamaları dışında bir anlayış ile seyirler analiz edildiği için örtüşmenin sağlanamadığı noktaların bu kavramlar dahilinde verilmiş olan kısımlar olduğu sonucuna varılmıştır. Anahtar Kelimeler: Alâeddin Yavaşca, Medhal, Makam, Seyir, Makam ve Seyir Analizi.Öğe Vedat Milor'un köşe yazılarında geçen mutfak kültürü ile ilgili kavramlar üzerine dil bilgisel tasnifler ve etimolojik değerlendirmeler (Hürriyet gazetesi örneği, 2018-2023)(İnönü Üniversitesi, 2025) Bildirici, Funda; Alkayış, Muhammet FatihÇalışmamızda, Vedat Milor'un Hürriyet gazetesindeki köşe yazılarında geçen mutfak kültürü ile ilgili kavramlar derlenerek bunlar üzerinde tasnifler oluşturulmuş, bazı değerlendirmeler yapılmıştır. Bu kavramlardan hareketle, dil bilgisel tasnifler ve etimolojik değerlendirmeler ortaya konmuştur. Çalışmada gazeteden alınan köşe yazıları 2018-2023 yıllarını kapsamaktadır. Yazılardan alınan malzeme; yemekler, mutfak eşyaları, içecekler, pişirme usulleri, sunum şekilleri, mutfak kültürü ve genel anlamda gastronomiye ait kavramları içermektedir. Çalışma; Giriş, İnceleme ve Sonuç olmak üzere üç ana bölümden oluşmaktadır. Giriş bölümünde çalışmanın amaç, yöntem ve kapsamına ilişkin açıklamalara yer verilmiştir. İnceleme bölümü, çalışmanın ana kısmını oluşturmaktadır. Çalışmada kavramların dil bilgisel tasnifi, tematik incelemesi ve etimolojisi ayrıntılı olarak verilmiştir. Bu kısım hazırlanırken Türkçenin yanı sıra Almanca, Arapça, Çince, Farsça, Fransızca, İngilizce, İspanyolca, İtalyanca, Japonca, Latince, Portekizce, Rusça, Yunanca gibi yabancı dillere ait sözlükler, etimolojik sözlükler ve yabancı kaynaklar kullanılmıştır. Değerlendirme yapılırken çalışmadan hareketle tasnifte kullanılan yöntem dikkate alınmıştır. Sonuç bölümünde ise tezin genelinde verilen bilgiler toparlanarak çeşitli sonuçlara ulaşılmıştır. Tezde yararlanılan tüm çalışmalar "Kaynaklar" kısmında gösterilmiştir. Anahtar Kelimeler: Vedat Milor, mutfak kültürü, kavramlar, tasnif, etimolojiÖğe Mesleki çalgı icracılığında sahne performansını etkileyen unsurlar(İnönü Üniversitesi, 2025) Yılmaz, Sergen; İmik, ÜnalMesleki çalgı icracılığı yalnızca teknik yeterlilikle sınırlı olmayıp, psikolojik, fizyolojik ve çevresel birçok faktörle şekillenmektedir. Kullanılan çalgı kalitesi, ses sistemi, dinleyici kitlesi, çalgı grubu uyumu, akademik eğitim düzeyi, mesleki deneyim gibi değişkenler, icracının sahne üzerindeki başarısını doğrudan etkilemektedir. Literatürde, bu unsurların müzikal ifade gücü ve icra kalitesi üzerindeki etkileri çeşitli araştırmalarla ortaya konmuştur. Bu bağlamda çalışma, müzikal performansın çok boyutlu yapısını anlamaya yönelik teorik bir çerçeve sunarak, profesyonel sahne pratiğine katkı sağlamayı hedeflemektedir. Araştırmanın evrenini ülkemizde mesleki çalgı icracılık yapan bireyler, örneklemini ise örneklem grubunu teşkil eden bireyler oluşturmaktadır. Araştırma sürecinde öncelikle konuya yönelik mevcut literatür taranmıştır. Daha sonra random yöntemi ile belirlenmiş olup mesleki çalgı icracılığı yapan gönüllü 40 örneklemin kişisel görüşlerine başvurulmuştur. Elde edilen nitel veriler ve tablolara dönüştürülen nicel veriler birlikte yorumlanarak sonuca ulaşılmaya çalışılmıştır. Araştırmada elde edilen sonuçlarından bazıları sıralanacak olursa, mesleki çalgı icrasında çalgı kalitesinin önemli olduğu, mevcut ses sistemi kalitesinin önemli olduğu, dinleyici kitlesinin orta düzeyde etkili olduğu, çal grubu uyumunu belirleyici rol oynadığı, akademik eğitim düzeyinin orta derece etkili olduğu ve mesleki deneyimim son derece etkili olduğu aklımıza ilk gelenlerden bazıları olacaktır.Öğe Yaşamı, sanatçı kişiliği ve eserleriyle Tanburi Necdet Yaşar(İnönü Üniversitesi, 2025) Yetkin, Atalay; İmik, ÜnalBu araştırmada, 20. yüzyıl Klasik Türk müziğinin önde gelen temsilcilerinden biri olan Tanburi Necdet Yaşar'ın müzik hayatı, sanat anlayışı, saz icrası ve besteciliği çok yönlü olarak incelenmiştir. Tanbur sazıyla özdeşleşmiş bir sanatkâr olan Yaşar'ın müzikal kimliği yalnızca virtüöz düzeyindeki icra becerileriyle değil; aynı zamanda geleneksel repertuarı çağdaş yorum gücüyle buluşturabilen sentezci yaklaşımıyla şekillenmiştir. Araştırmanın temel amacı, Necdet Yaşar'ın Klasik Türk müziğine sunduğu katkıların hem bireysel hem kurumsal boyutlarıyla tespit edilmesi ve bu katkıların günümüz müzik pratiğine etkilerinin değerlendirilmesidir. Araştırmada nitel araştırma yöntemlerinden betimsel analiz ve içerik analizi teknikleri kullanılmış; literatür taraması, arşiv belgeleri ve uzman görüşmelerinden elde edilen veriler sistematik biçimde çözümlenmiştir. Bu bağlamda, Yaşar'ın klasik repertuvar içindeki konumu, bestecilik tarzı, icra teknikleri ve sanatsal üretim süreci kapsamlı biçimde ele alınmıştır. Araştırma sonucunda elde edilen bulgular, Tanburi Necdet Yaşar'ın Klasik Türk müziği içerisinde yalnızca icracı kimliğiyle değil, aynı zamanda eğitimci, bestekâr ve kültürel elçi kimlikleriyle de çok yönlü ve kalıcı katkılar sunduğunu göstermiştir. Yaşar'ın saz semaisi formunda bestelediği eserlerde makamsal sadakat ve melodik yaratıcılığı ustalıkla bir araya getirdiği; tanbur icrasında ise teknik derinlik ve estetik dengeyi ön planda tuttuğu tespit edilmiştir. Ayrıca, yurt içi ve yurt dışındaki akademik ve sanatsal çevrelerce saygı gören bir figür olarak, Türk müziğinin uluslararası düzeyde temsilinde etkili bir rol oynadığı anlaşılmıştır. Bu çalışma, Tanburi Necdet Yaşar'ın müzikal mirasını kapsamlı biçimde ortaya koymakla kalmamakta; aynı zamanda onun temsil ettiği klasik tavır ile çağdaş yaklaşımın sentezini akademik bir düzlemde belgelemektedir. Araştırma sonucunda ulaşılan bilgiler, hem müzikoloji literatürüne katkı sunmakta hem de geleneksel müzik mirasının gelecek kuşaklara aktarımında önemli bir kaynak niteliği taşımaktadır.Öğe E-ticaret şirketlerinin web site performanslarının maxc ve coraso yöntemleriyle değerlendirilmesi(İnönü Üniversitesi, 2025) Ünver, Halime; Ulutaş, AlptekinGünümüzde teknoloji ve teknolojik gelişmeler, iş dünyasının her alanında belirleyici bir faktör haline gelmiştir. Dijitalleşme sürecinin hız kazanmasıyla birlikte, e-ticaret, hem işletmeler hem de küresel ekonomiler için vazgeçilmez bir unsur olmuştur. Özellikle Türkiye gibi dinamik bir üretici ve tüketici kitlesine sahip ülkelerde, şirketlerin başarılarını belirleyen en kritik faktörlerden biri, e-ticaret web sitelerinin performansıdır. Bir e-ticaret web sitesinin performansı, şirketlerin müşteri memnuniyetini ve rekabet gücünü doğrudan etkiler. Bu bağlamda, firmaların e-ticaret sektöründe rekabet edebilmeleri için web sitelerini sürekli olarak güncellemeleri, performanslarını iyileştirmeleri ve teknolojik gelişmelere hızlı bir şekilde adapte olmaları zorunludur. Bu sebepten dolayı, bu çalışmanın hedef noktası Türkiye'deki çoğunlukla bilenen e-ticaret firmalarının web site performanslarını değerlendirmek ve bu performansları analiz ederek bir sonuca ulaşmaktır. Araştırmalar sonucunda Türkiye'de en çok faaliyet gösteren 25 e-ticaret firması belirlenip, bu e-ticaret firmalarının web site performanslarının analiz edilmesi amaçlanmıştır. Performans değerlendirmesi için 9(dokuz) adet kriter seçilmiştir. Çok kullanılan geleneksel hale gelmiş performans ölçüm yöntemleri çoğunlukla belli bir kritere odaklanırken, Çok Kriterli Karar Verme yöntemleri daha kapsamlı bir analiz sunar. Seçilen kriterlerin değerlendirilmesi ve analiz edilmesinde ÇKKV yöntemlerinden MAXC ve CORASO yöntemlerinden faydalanılmıştır.Öğe Batman ili kına gecesi törenlerinde icra edilen müziğin geçmişten günümüze değişim süreci(İnönü Üniversitesi, 2025) Turgut, Şevval; Göktaş, UğurGeçmişten günümüze Batman yöresinde gerçekleştirilen kına gecesi törenleri, teknolojik gelişmelerin ve toplumsal dönüşümlerin etkisiyle önemli değişim süreçlerinden geçmiştir. Geleneksel tören anlayışının zamanla dönüşmesiyle birlikte, bu törenlerde yer alan birçok ritüelin ya tamamen ortadan kalktığı ya da biçim değiştirerek varlığını sürdürdüğü gözlemlenmektedir. Bu dönüşüm süreci, özellikle kına gecelerinde icra edilen müzikal gelenekleri derinden etkilemiştir. Geçmişte sözlü kültürün bir parçası olarak kuşaktan kuşağa aktarılan ve yöre halkının kimliğini yansıtan müzikler, günümüzde yerini çoğu zaman popüler müzik türlerine bırakmakta; böylece geleneksel müzik repertuvarı giderek daralmakta ve unutulma tehlikesiyle karşı karşıya kalmaktadır. Söz konusu değişim yalnızca müzikal icrayla sınırlı kalmamakta; törenlerin gerçekleştirildiği fiziksel mekânlar, bu törenlerde görev alan icracılar, kullanılan çalgı türleri ve icra edilen eserlerin biçim ve içerikleri de bu süreçten etkilenmektedir. Önceki dönemlerde doğal ortamlar veya köy evleri gibi daha samimi ve geleneksel mekânlarda gerçekleştirilen kına geceleri, günümüzde sıklıkla düğün salonları gibi modern ortamlarda organize edilmektedir. Benzer şekilde, geçmişte yöre halkı tarafından canlı olarak icra edilen müzikler yerini çoğu zaman elektronik altyapıya sahip kayıtlı müziklere bırakmıştır. Geleneksel çalgıların kullanım oranı azalmış, yerlerini daha evrensel ve ticari çalgılar almaya başlamıştır. Bu hızlı ve kapsamlı dönüşüm, Batman yöresine özgü müzikal değerlerin zamanla unutulmasında ve yerel müzik kültürünün erozyona uğramasında belirleyici bir rol oynamaktadır. Bu bağlamda, geleneksel kına gecesi ritüellerinde meydana gelen dönüşümün çok yönlü olarak ele alınması; değişimin hangi boyutlarda ve ne şekilde gerçekleştiğinin kapsamlı biçimde tespit edilmesi, kültürel mirasın korunması açısından büyük bir önem taşımaktadır. Bu araştırma, Batman yöresindeki kına gecesi törenlerinde zaman içerisinde meydana gelen kültürel ve müzikal dönüşümleri kapsamlı biçimde incelemek amacıyla yürütülmüştür. Çalışmanın yöntemsel çerçevesi, öncelikle ilgili literatürün sistematik bir şekilde taranmasıyla oluşturulmuş; bu doğrultuda daha önce yapılmış akademik çalışmalar, arşiv kayıtları ve çeşitli yazılı-görsel kaynaklar incelenmiştir. Literatür taramasının ardından sahaya inilerek alan çalışması gerçekleştirilmiş; kına gecesi törenlerine katılım sağlanmış, gözlemler yapılmış ve törenlerde yer alan unsurlar yerinde incelenmiştir. Ayrıca, alanda yaşayan yerel halk, müzisyenler, tören düzenleyicileri ve yaşlı bireylerle birebir görüşmeler yapılmış; bu görüşmeler nitel veri toplama tekniklerinden biri olan yarı yapılandırılmış görüşme formu aracılığıyla gerçekleştirilmiş ve kayıt altına alınmıştır. Böylelikle hem yazılı hem de sözlü kaynaklardan elde edilen veriler doğrultusunda çalışmanın içeriği şekillendirilmiştir. Araştırma, betimsel yöntem esas alınarak yürütülmüş olup, nitel araştırma desenine dayalı olarak veriler analiz edilmiştir. Betimsel yaklaşım çerçevesinde elde edilen bulgular, mevcut durumu ortaya koymak ve geçmişle günümüz arasında kıyaslama yapabilmek amacıyla sistematik biçimde değerlendirilmiştir. Çalışma sonucunda, Batman yöresinde kına gecesi törenlerinde geçmişten günümüze meydana gelen değişim ve gelişmeler çok boyutlu olarak ele alınmıştır. Bu kapsamda yalnızca müziksel icralar değil; aynı zamanda müziğe eşlik eden geleneksel çalgıların zaman içindeki kullanımı, törenlerin gerçekleştirildiği mekânların dönüşümü, müzikal icralarda görev alan icracı profillerindeki değişim ile yörede öne çıkan ve kına gecelerinde sıkça seslendirilen müzikal eserlerin repertuvar içerisindeki yeri detaylı biçimde analiz edilmiştir. Elde edilen veriler ışığında, Batman yöresine özgü kına gecesi müzik kültürünün hem tarihsel hem de sosyo-kültürel bağlamda nasıl bir dönüşüm geçirdiği ortaya konmaya çalışılmıştır. Anahtar Sözcükler: Batman, Kına gecesi, Kına gecesi müziği.Öğe Maktellerde söz varlığı (Şâdî Meddâh, Maktel-i Hüseyn ve Lâmiî Çelebi, Maktel-i Âl-i Resûl)(İnönü Üniversitesi, 2025) Şensoy, Sema; Dönmez, Özlem DemirelYaşayan bir varlık olan dilin en önemli unsurlarından biri söz varlığıdır. Söz varlığı; bir dilin geçmişten günümüze beslendiği kaynaklara, sözcüklerin tarihî süreçte gösterdiği değişimlere veya aynılığa dair bize birçok veri sunmaktadır. Bu sebeple söz varlığı ile ilgili birçok araştırma yapılmış ve Türk dilinin söz varlığı ortaya konulmak istenmiştir. Ancak bu araştırmalar henüz yeterli düzeye ulaşmamıştır. Bu çalışmada, söz varlığı sahasına katkı sunmak amacıyla maktel türünde kaleme alınmış iki eser üzerinde ince-leme yapılmıştır. Maktel, katledilen yer anlamına gelmektedir. Hz. Hüseyin ve 72 arka-daşının 680 yılında Kerbela'da şehit edilmesi İslam dünyasını derinden etkilemiş, duyu-lan üzüntü ve ıstırabın etkisiyle bu konuyu anlatan birçok eser kaleme alınmıştır. Bun-lardan biri "Şâdî Meddâh'ın Maktel-i Hüseyn" adlı eseri ve bir diğeri ise "Lâmiî Çele-bi'nin Maktel-i Âl-i Resûl"dür. Çalışmada bu iki eserin söz varlığı tematik olarak detaylı bir şekilde incelenmiştir. Her iki eserde toplam 40132 beyit, eserlerde yer alan nesir parçaları ve başlıklar taranmıştır. ŞM'de 32528, LM'de 10725 olmak üzere toplamda 43253 kelime tespit edilmiş ve konularına göre tasniflenmiştir. Anahtar Sözcükler: Söz Varlığı, Maktel-i Hüseyn, Şâdî Meddâh, Lâmiî ÇelebiÖğe Müge İplikçi'nin romanlarının feminist edebiyat eleştirisiyle incelenmesi(İnönü Üniversitesi, 2025) Kandemir, Merve Deniz; Atlı, FerdaBu çalışmaya konu olan araştırmacı-yazar kimliğiyle tanınan ve eserleriyle erkek söylemin karşısına "kadın yazını"nı koyan çağdaş yazarlardan Müge İplikçi, kadın sorununu ve kadının sahip olduğu konumu anlatmaktadır. Romanlarında kadınların kendi kimliklerini bulma mücadelelerini, toplumsal cinsiyet rejimine başkaldırılarını, kader inancıyla sisteme ve alışılan düzene boyun eğmelerini anlatan İplikçi, kadının toplumsal konumundan ve rollerinden ziyade insan ilişkilerindeki yerine de romanlarının merkezinde yer vermektedir. Bu bağlamda İplikçi'nin romanları, feminist edebiyat eleştirisi yöntemiyle incelenmeye olanak sağlamaktadır. Bu tez çalışmasında, feminizm ve feminist edebiyat eleştirisi hakkında bilgi verilmiş ve feminist edebiyat eleştirisinin incelenecek romanlara yansımaları çeşitli kuramcıların ve feminist yazarların görüşlerinden esas alınarak yorumlanmıştır. Tezin merkezini, romanlardaki kadın karakterlerin ataerkil toplumlarda yaşadıkları toplumsal-kültürel baskı, biyolojik cinsiyet farklılıklarından dolayı aile, eğitim ve iş hayatında yaşadıkları negatif ayrımcılık, kadına yüklenen cinsiyetçi rol ve sorumluluklar ile kadınların hem ataerkil kültüre hem de ataerkil kültüre hizmet eden bireylere karşı vermiş oldukları var oluş mücadelesi oluşturmaktadır. 6 Aralık 2024 tarihinde Müge İplikçi ile romanlarındaki feminist edebiyat teorisine ait bulgular üzerine röportaj yapılmıştır. Bu röportaj ise tezde yer alan romanların feminist edebiyat eleştirisi doğrultusunda yapılan değerlendirmelerin niteliğini ortaya koymaktadır. Anahtar Kelimeler: Müge İplikçi, kadın, feminizm, feminist edebiyat eleştirisi, Türk edebiyatı, roman.











