Sinemada dönüşen aile kavramı üzerinden kolekif belleğin kurucusu olarak kadın ve erkek: “Çınar ağacı” filmi örneği

Yükleniyor...
Küçük Resim

Tarih

2018

Dergi Başlığı

Dergi ISSN

Cilt Başlığı

Yayıncı

İnönü Üniversitesi İletişim Fakültesi

Erişim Hakkı

info:eu-repo/semantics/openAccess

Özet

Toplum içerisinde yer alan grupların bakış açılarına ve yaşam pratiklerine oturan kolektif hafızanın oluşumunda ortak aile geçmişi büyük bir önem taşımaktadır. Bireylerin hatırlama edimi sırasında toplumsal çerçeveleri kullandığı göz önünde bulundurulduğunda kuşaklararası ilişkilerin, kurulan kültürel belleğin aktarımında önemli bir rolü olduğu görülmektedir. Geçmişin yeniden inşa edildiği aile ile aileyi oluşturan kadın ve erkeğin rolleri; kolektif belleğin taşıyıcısı olarak içinde bulunduğu toplumun hakim söylemi, kodları ve formları aracılığıyla dönüştükleri gibi, kolektif hafızayı da dönüştürebilmektedirler. Bir toplumun aile kimliğini belirgin çizgilerle ortaya koymak mümkün olmasa da kolektif hafızaya sahip olan aile kurumunun, değişen sosyo-politik ve kültürel yapı etrafında davranış bütünlerini ve ilişkilerini şartlara uyumlandırdığı göz önünde bulundurulduğunda Türk ailesini tanımlayan yapıların ortaya çıkması olası görünmektedir. Bu noktada toplumun en küçük birimi olarak ailenin, ekonomik, sosyal ve siyasal değişimlere uyum sağlayarak şekilsel olarak farklılaştığını, ancak patriarkal söylemler etrafında kurulan ideolojisinin aynı kaldığını öne sürmek mümkündür. Sinema, aileye ait temsiller aracılığıyla kolektif yaşamı eksen alan anlatı bütününde hafızayı yeniden üretir. Ailenin alanına giren anaç temsiller çerçevesinde dilin üretildiği sosyal ve politik koşullar ile onun biçimi; bireyin aidiyeti için hayati önem taşımaktadır ve bu yüzden dünya sinemasında örneklerine sıkça rastlayabileceğimiz gibi Türk sinemasında da aile, erken dönemlerden başlayarak öyküsel çatışmanın eksenine oturur. Bağımsız Türk sinemasında toplumsal olayları önceleyerek önemli eserler ortaya koyan Handan İpekçi'nin 2010 yapımı Çınar Ağacı filminde, ailenin en yaşlı üyesi olan emekli öğretmen Adviye Hanım’ın (Celile Toyon), ailenin en küçük üyesi olan torunu Barış (Deniz Deha Lostar) ile olan ilişkisi etrafında kolektif belleğin dönüşümü anlatılmaktadır. Film, kültürel belleğin aktarımında büyük ebeveynler ve torunlar arasındaki ilişkiyi merkeze alarak yan çatışmalarla birlikte aile belleğinin kurucu öğesi olarak kadını ve erkeği ele almakta; bununla birlikte toplumsal cinsiyetin aile etrafında nasıl şekillendiğini de ortaya koymaktadır. Literatüre, aile ve kolektif bellek temelinde katkı sağlamayı amaçlayan çalışmanın teorik zemini, kolektif bellek üzerine çalışan Connerton, Halbwachs, Assmann gibi düşünürlerin etrafında şekillenmiştir. Çalışmanın yöntemsel izleği eleştirel söylem analizidir. Kadın ve erkek üzerinden üç kuşak eksenine yerleştirdiği öyküsüyle toplumun minyatürü olarak değişen Türk ailesinin belleğini ortaya koyan Çınar Ağacı filmi, karakterlerin paylaştıkları ortak geçmiş ekseninde, kolektif belleğe ait metaforlar sunması açısından önemli bir yere sahiptir.

Açıklama

Anahtar Kelimeler

Aile, Kolektif bellek, Kadın, Erkek, Sinema

Kaynak

WoS Q Değeri

Scopus Q Değeri

Cilt

3

Sayı

1

Künye

Süar Oral, S. Çetin Erus, Z. (2018). Sinemada dönüşen aile kavramı üzerinden kolekif belleğin kurucusu olarak kadın ve erkek: “Çınar ağacı” filmi örneği. Cilt:3 Sayı:1, 213-233 ss.