Conservative treatment of recurrent temporomandibular joint dislocation with autologous blood injection
Yükleniyor...
Dosyalar
Tarih
2016
Yazarlar
Dergi Başlığı
Dergi ISSN
Cilt Başlığı
Yayıncı
Turgut Özal Tıp Merkezi Dergisi
Erişim Hakkı
info:eu-repo/semantics/openAccess
Özet
Abstract
Aim: Temporomandibular joint (TMJ) dislocation is very distressing condition and is
common in society. TMJ may be treated by conservative methods but the cases with
persistent may require surgical.Autologous blood injection(ABI) to TMJ is a nonsurgical
method provides more effective outcomes compared to other methods and has been
long studied in the literature. ABI is based on the injection of the blood drawn from the
antecubital fossa into the superior joint space. The inflammatory changes develop in the
joint and maturation of blood after the administration of ABI limit the mandibular
movements.Eminectomy seems to provide a permanent solution for the surgical
treatment of TMJ, it is a risky method since the mandibular area is neighbored by critical
anatomical structures.Therefore conservative methods should be tried before initiating
advanced surgical techniques.
Materials and Methods: This study included patients had a long history of 3 or more
episodes of dislocation during daily activities (e.g. eating, drinking, laughing, and
yawning), rejected undergoing surgery, and had no history treatment due to this
complaint. Of these, 23 patients with TMJ dislocation underwent ABI to TMJ.
Results: At 1-year follow-up, no complication was observed in any patient and the
complaints resolved in all but 2 patients.
Conclusion: We consider that autologous blood injection to TMJ is a useful to be used in
the treatment of recurrent TMJ with no need for surgical treatment.
Keywords: Autologous blood injection; Temporomandibular Joint; Chronic Dislocation.
Öz Amac: Temporomandibular Eklem (TME) dislokasyonu toplumda giderek sık görülen ve hasta için son derece rahatsız edici bir durumdur. Tedavisinde konservatif uygulamalar etkili olmakla birlikte inatçı durumlarda ileri cerrahi işlemler gerekebilmektedir . Fakat bu hastalar için kabul edilmesi zor bir karardır. Tedavisinde diğer konservatif uygulamalara göre çok daha etkili olan, otolog kan enjeksiyonu uygulaması ile ilgili çalışmalar çok eskiye dayanmasına rağmen, hakkında az sayıda çalışma bulunmaktadır. Otolog kan enjeksiyonu hastanın antecubital fossasından alınan kanın eklem boşluğuna enjeksiyonu temeline dayanan bir uygulamadır. Uygulama sonrası eklem bölgesinde meydana gelen enflamatuar değişikliklerle kanın maturasyonu, eklem hareketliğini kısıtlamaktadır. Böylelikle hasta günlük faaliyetleri sırasında sıklıkla karşılaştığı bu rahatsız edici durumdan kurtulabilmektedir. Cerrahi tedavide eminektomi uygulaması kalıcı bir çözüm gibi görülse de bölgenin birçok önemli anatomik oluşumlara komşuluğu beraberinde riskleri getirmektedir. Bu nedenle TME’yi ilgilendiren hastalıklarda ileri bir cerrahi uygulamadan önce, tüm konservatif yollar düşünülmelidir. Gerec ve Yöntem: Bu çalışmamızda günlük rutin faaliyetleri sırasında (yeme-içme, gülme, esneme vb..) eklemi üç veya daha fazla disloke olduğu anemnezini veren ve bu şikayeti uzun bir süredir mevcut olan, cerrahi tedaviyi kabul etmeyen ve daha önce bu şikayeti nedeniyle herhangi bir tedavi görmemiş hastalar dahil edildi. Çalışmamızda rekürrent TME dislokasyonu bulunan 23 hastanın eklem bölgelerine otolog kan enjeksiyonu yapılmıştır. Bulgular: 1 yıllık takiplerinde herhangi bir komplikasyonla karşılaşılmamıştır. 2 hasta dışında tüm hastalarda şikayetler geçmiştir. Sonuç: Otolog kan enjeksiyonunun, rekürrent TME dislokasyonun'da cerrahi tedaviye geçilmeden, konservatif bir tedavi yöntemi olarak uygulanabileceğini düşünüyoruz. Anahtar Kelimeler: Otolog Kan Enjeksiyonu; Temporomandibular Eklem; Kronik Dislokasyon.
Öz Amac: Temporomandibular Eklem (TME) dislokasyonu toplumda giderek sık görülen ve hasta için son derece rahatsız edici bir durumdur. Tedavisinde konservatif uygulamalar etkili olmakla birlikte inatçı durumlarda ileri cerrahi işlemler gerekebilmektedir . Fakat bu hastalar için kabul edilmesi zor bir karardır. Tedavisinde diğer konservatif uygulamalara göre çok daha etkili olan, otolog kan enjeksiyonu uygulaması ile ilgili çalışmalar çok eskiye dayanmasına rağmen, hakkında az sayıda çalışma bulunmaktadır. Otolog kan enjeksiyonu hastanın antecubital fossasından alınan kanın eklem boşluğuna enjeksiyonu temeline dayanan bir uygulamadır. Uygulama sonrası eklem bölgesinde meydana gelen enflamatuar değişikliklerle kanın maturasyonu, eklem hareketliğini kısıtlamaktadır. Böylelikle hasta günlük faaliyetleri sırasında sıklıkla karşılaştığı bu rahatsız edici durumdan kurtulabilmektedir. Cerrahi tedavide eminektomi uygulaması kalıcı bir çözüm gibi görülse de bölgenin birçok önemli anatomik oluşumlara komşuluğu beraberinde riskleri getirmektedir. Bu nedenle TME’yi ilgilendiren hastalıklarda ileri bir cerrahi uygulamadan önce, tüm konservatif yollar düşünülmelidir. Gerec ve Yöntem: Bu çalışmamızda günlük rutin faaliyetleri sırasında (yeme-içme, gülme, esneme vb..) eklemi üç veya daha fazla disloke olduğu anemnezini veren ve bu şikayeti uzun bir süredir mevcut olan, cerrahi tedaviyi kabul etmeyen ve daha önce bu şikayeti nedeniyle herhangi bir tedavi görmemiş hastalar dahil edildi. Çalışmamızda rekürrent TME dislokasyonu bulunan 23 hastanın eklem bölgelerine otolog kan enjeksiyonu yapılmıştır. Bulgular: 1 yıllık takiplerinde herhangi bir komplikasyonla karşılaşılmamıştır. 2 hasta dışında tüm hastalarda şikayetler geçmiştir. Sonuç: Otolog kan enjeksiyonunun, rekürrent TME dislokasyonun'da cerrahi tedaviye geçilmeden, konservatif bir tedavi yöntemi olarak uygulanabileceğini düşünüyoruz. Anahtar Kelimeler: Otolog Kan Enjeksiyonu; Temporomandibular Eklem; Kronik Dislokasyon.
Açıklama
Anahtar Kelimeler
Autologous blood injection, Temporomandibular Joint, Chronic Dislocation
Kaynak
Turgut Özal Tıp Merkezi Dergisi
WoS Q Değeri
Scopus Q Değeri
Cilt
23
Sayı
3
Künye
Koparal M. Conservative treatment of recurrent temporomandibular joint dislocation with autologous blood injection. J Turgut Ozal Med Cent 2016;23(3):270-5