Yazar "Akyol, Ömer" seçeneğine göre listele
Listeleniyor 1 - 18 / 18
Sayfa Başına Sonuç
Sıralama seçenekleri
Öğe 17-\beta-estradiol ve 7,12-dimethylbenz(a)anthracene ile muamele edilmiş MCF-10A hücre kültüründe major antioksidan enzimlerin durumu: Bir ön çalışma(Türk Hematoloji Onkoloji Dergisi, 2000) Akyol, Ömer; Gürel, Ahmet; Akın, HalukÖz: Son yıllarda karsinogenez sürecinde oksidatif stresin önemli bir role sahip olduğuna dair bir hayli delil bulunmuştur. MCF-10A hücrelerinin (insan meme epitel hücreleri) bir tümör promotor olan 17-?-estradiol (E2) ve meme için karsinojen bir ajan olan 7,12-dimetilbenz(a)anthracene (DMBA)'e maruz bırakılması, reaktif oksijen türlerinin üretimi üzerinden hücrelerin neoplastik transformasyonunu etkileyebilir. Bu çalışmada MCF-10A hücrelerinde serbest radikal süpürücü enzim aktiviteleri üzerine E2 ve DMBA'nın etkisi araştırıldı. Bu amaçla hücre kültür ortamına 4, 8 ve 12 haftalık sürelerle 0 ?M, 10 ?M, 25 ?M DMBA ve 0 M, 10-9 M ve 10-8 M E2 ilave edildi. Bu maruziyet periyodundan sonra hücreler triton X-100 ihtiva eden hipotonik solüsyonda parçalandı. Bu hücre ekstraktlarında süperoksit dismutaz (SOD), katalaz (CAT) ve glutatyon peroksidaz (GSH-Px) aktiviteleri belirlenerek birbiriyle karşılaştırıldı. 10 ?M DMBA ve 10-9 M E2 ile 12 hafta süreyle muamele edilen hücrelerde GSH-Px aktivitesinde kontrol grubuna göre önemli bir artış tespit edildi (kontrol grubunu, DMBA grubu için %0.1 aseton ve E2 grubu için %0.01 etanol ile muamele edilmiş hücreler oluşturdu). SOD ve CAT aktiviteleri DMBA ve E2'nin konsantrasyonlarına ve maruziyet zamanına göre irregüler bir değişim gösterdi.Öğe Activities of adenosine deaminase, xanthine oxidase and superoxide dismutase enzymes in sera and cerebrospinal fluids from patients with acute lymphocytic leukemia(Turkish Journal of Cancer, 1996) Büyükberber, Süleyman; Akyol, Ömer; Kavutçu, Mustafa; Durak, İlker; Aydoğdu, İsmetAbstract: In this study, adenosine deaminase, xanthine oxidase and total superoxide dismutase activities were measured in sera and cerebrospinal fluids from 19 patients with acute lymphocytic leukemia and from 10 control subjects. Superoxide Dismutase activities were higher in sera and cerebrospinal fluids of patients than those of control subjects. However, no difference was found between adenosine deaminase activities in sera and cerebrospinal fluids from general acute lymphocytic leukemia patients and control subjects. Significant differences were observed between enzyme activities in sera from B-cell acute lymphocytic leukemia and T-ceIl acute lymphocytic leukemia patients but we found no differences between enzyme activities in cerebrospinal fluids from B-cell acute lymphocytic leukemia and T-cell acute lymphocytic leukemia patients. In the intra and intercorrelation analysis carried out between enzyme activities in sera and cerebrospinal fluids, significant differences were established in control and patient groups. In general, adenosine deaminase, xanthine oxidase and superoxide dismutase activities were found to be higher in sera of the T-cell acute lymphocytic leukemia group when compared to those of control and B-cell acute lyphocytic leukemia groups. Furthermore, superoxide dismutase activity was higher in the sera of cALLA(+) B-cell acute lymphocytic group than those of cALLA(-) B-cell acute lymphocytic leukemia group. These results suggest that xanthine oxidase and superoxide dismutase activities in the serum and cerebrospinal fluid might become a useful index in diagnosis of acute lymphocytic leukemia and xanthine oxidase, superoxide dismutase and adenosine deaminase activities in the serum might become additional markers in the differentiation of T-cell acute lymphocytic leukemia and B-cell acute lymphocytic leukemias. In addition, it has been found that serum adenosine deaminase and superoxide dismutase activities could be used in the subtyping of cALLA (+) and cALLA (-) B-cell acute lymphocytic leukemias.Öğe Adenosine deaminase xanthine oxidase superoxide dismutase glutathioneperoxidase activities and malondialdehyde levels in the sera of patients withhead and neck carcinoma(Kulak Burun Boğaz İhtisas Dergisi, 2004) Kalcıoğlu, Mahmut Tayyar; Kızılay, Ahmet; Yılmaz, Ramazan; Uz, Efkan; Güleç, Mukaddes; Özturan, Orhan; Akyol, ÖmerKlinik ve epidemiyolojik bulgular kanser etyolojisinde serbest radikallerin üstlendi¤i muhtemel rolü destekleyici kan›tlar sunmaktad›r. Serbest radikal yokediciler ve inhibitörlerinin kanser sürecini erteledi¤i ya da engelledi¤i gösterilmifltir. Hastalar ve Yöntemler: Bafl-boyun kanserli 35 hastan›n serumlar›nda adenozin deaminaz, ksantin oksidaz, süperoksit dismutaz ve glutatyon peroksidaz aktiviteleri ve malondialdehit düzeyi ölçülerek sa¤l›kl› kontrol grubu ile karfl›laflt›r›ld›. Bulgular: Serum adenozin deaminaz aktivitesi, kanserli hastalarda kontrol grubu ile karfl›laflt›r›ld›¤›nda azalm›fl bulundu (p<0.001). Glutatyon peroksidaz ve ksantin oksidaz aktiviteleri ile malondialdehit düzeyi kontrol grubuna oranla hafif artm›fl bulunmakla birlikte arada anlaml› farkl›l›k yoktu. Serum süperoksit dismutaz aktivitesi ise kontrol grubuna oranla hafif azalm›fl bulundu. Sonuç: Bu sonuçlar, serum adenozin deaminaz aktivitesinin bafl-boyun kanserlerinin tan› ve takibinde yararl› olabilece¤ini göstermektedir. Bafl-boyun kanserli hastalarda adenozin deaminaz düzeyindeki art›fl›n nedenleri üzerinde genifl tabanl› çal›flmalara ihtiyaç vard›r.Öğe Akciğer kanseri ve pnömoni hastalarının bronşial yıkama sıvısı ile plazmalarında nitrik oksit (NO) ve malondialdehit (MDA) düzeyleri(2002) Akyol, Ömer; Yıldırım, Zeki; Köksal, Nurhan; Özyurt, Hüseyin; Gökbulut, İncilayÖz: Bu çalışmada akciğer kanseri (n=13) ve pnömoni (n=13) tanısı konmuş hastaların bronşial yıkama sıvıları ile plazmalarında; lipid per oksidasy onunun bir göstergesi olan malondialdehit (MDA) ve önemli bir mediator, serbest radikal olan nitrik oksit (NO) düzeyleri ölçüldü. Elde edilen sonuçlar kontrol grubunun (n=13) değerleri ile karşılaştırıldı. Akciğer kanseri olan hastaların lavaj sıvılarındaki NO miktarı 268.1 ± 46.0 umol/L, MDA miktarı 2.80 ± 0.55 umol/L, bu grubun plazmalarında ise NO miktarı 104.7 ± 34.43 umol/L, MDA miktarı 2.05 ±0.17 umol/L olarak bulundu. Pnömoni grubundaki hastaların lavaj sıvılarında NO miktarı 341.6 ± 48.0 umol/L, MDA miktarı 3.98 ± 1.09 umol/L olarak ölçüldü. Bu grubun plazmalarında ise NO miktarı 55.53 ± 9.70 umol/L, MDA miktarı ise 2.46 ± 0.24 fnınol/L bulundu. Kontrol grubundaki hastaların lavaj. sıvılarında NO miktarı 242.4 ± 224.9 umol/L, MDA miktarı 4.99 ± 1.26 umol/L, aynı grubun plazmalarında ise NO miktarı 61.3± 17.7 umol/L ve MDA miktarı 2.59 ± 0.62 umol/L bulundu. Akciğer kanserli ve pnömonili hastaların lavaj sıvısı ile plazmalarında yapılan ölçümler arasında anlamlı bir fark tespit edilemedi. Sonuçlar literatürün ışığında tartışıldı. Çalışılan parametrelerde istatistiksel olarak anlamlı fark bulunamaması, akciğer kanseri ve pnömoni hastalıkları ile bu parametreler arasında herhangi ciddi bir sebep-sonuç ilişkisi olmadığını düşündürmektedir. Nitrik oksit ve malondialdehit parametreleri arasında pozitif ve negatif korelasyonların olması bu hastalıklarla çalışılan parametreler arasında bir ilişkinin olabileceğine işaret olabilir.Öğe Alkol Tüketimi, Ilaç Kullanimi ve Bazi Hastaliklarda Eritrosit Katalaz Aktiviteleri(İnönü Üniversitesi Tıp Fakültesi Dergisi, 2002) Temel, Ismail; Özerol, Elif; Bay, Aysun; Çigli, Ahmet; Akyol, ÖmerKatalaz (CAT) hidrojen peroksidin parçalanmasinda katalitik rol oynarken, peroksidin hidrojen donörüne okside edilmesinde peroksidik bir rol oynar. Bu çalismada alkol tüketimi, ilaçlar ve hastaliklarin eritrosit katalaz aktivitesi üzerine etkisini arastirmak amaçlanmistir. Bu amaç için denekler 3 farkli gruba ayrildilar; 1- alkol alan ve almayan 2- ilaç alan ve almayan 3- lösemi, hepatit, diabetes mellitus ve kardiyak hastaliklari olanlar. Katalaz aktivitesi Aebi metodu ile ölçüldü. Hemoglobin düzeyleri Olympus AU-600 otoanalizörüyle tayin edildi. MCH, HCT, MCHC, MCV ve RBC gibi hematolojik degerler Coulter STKS cihaziyla çalisildi. Ilaç alan ve almayanlarin katalaz aktivitesinde bir farklilik gözlenmedi (3155 ? 1039 k/g Hb ve 3051 ? 956 k/g Hb, p>.0,05). Saglikli kisilerdeki ile lösemililerin, kalp hastalarinin, hepatitlilerin ve diabetes mellituslularin katalaz aktiviteleri arasinda fark bulunamadi. Alkol ile enzim aktivitesi belirgin bir sekilde artti. CAT aktiviteleri alkol almayanlarda 3059 ? 958 k/g Hb ve alkol alanlarda 3644 ? 984 k/g Hb olarak bulundu (p<0,03).Öğe Caffeic acid phenethyl ester ameliorated ototoxicity induced by cisplatin inrats(J Chemother, 2004) Kızılay, Ahmet; Kalcıoğlu, Mahmut Tayyar; Özerol, Elif; Iraz, Mustafa; Güleç, Mukaddes; Akyol, Ömer; Özturan, OrhanCaffeic acid phenethyl ester (CAPE), an active component of propolis, exhibits antioxidant properties. This experimental study was designed to determine the effect of CAPE on ototoxicity induced with cisplatin. Twenty-four adult Wistar albino rats were divided into four groups: cisplatin (n=6), saline (n=6), CAPE (n=6), and cisplatin plus CAPE (n=6). Rats were tested before and 5 days after cisplatin treatment with or without chemo protection. The Distortion Product Otoacoustic Emissions (DPOAEs) were elicited from the control and experimental animals utilizing the standard commercial Otoacoustic Emission (OAEs) apparatus. The animals in all groups were sacrificed under general anesthesia on the fifth day following last OAE measurements. For biochemical investigations, the blood samples were drawn from inferior vena cava On day 0, the initial baseline DPOAEs measurement results presented similar values while comparing the groups in drug free phase (p>0.05). On day 5, intrasubject measurement parameters of DPgrams and I/O functions of cisplatin group were significantly deteriorated (p<0.05). The second measurements of the other groups revealed no significant differences between their DPgrams and I/O functions in all frequencies (p>0.05). Among the biochemical parameters, plasma xanthine oxidase (XO) activity was found to be more elevated in the cisplatin group than the saline group (p<0.05). CAPE led to more decreased XO activity than cisplatin (p<0.05). The results of this study show that prophylactic administration of CAPE for cisplatin ototoxicity ameliorated hearing deterioration in rats.Öğe Changes of the Expressions of Orphan and gonADAMTS in Chondrosarcoma Cells(2015) Işık, Bünyamin; Erdemli, H. Kemal; Cömertoğlu, İsmail; Sümeyya, Akyol; Fırat, Rıdvan; Kaya, Mehmet; Akyol, Ömer; Demircan, KadirAbstract: A disintegrin and metalloproteinase with thrombospondin motifs (ADAMTS) enzimlerinden bazılarının kanserde invazyon ve metastazı kolaylaştıracağı öngörülmektedir. ADAMTS20, gon-ADAMTS olarak ve ADAMTS10 ile -17, orfan ADAMTS olarak adlandırılır. Bunlardan ADAMTS20 hücre dışı matrikste versikan ve agrekanı parçalayan enzim olarak bilinir. Bu çalışmada OUMS-27 hücrelerinde insülinin ADAMTS10, -17 ve -20 üzerine etkilerinin araştırılması amaçlandı. OUMS-27 hücreleri 10 ?g/ml insülin içeren Dulbeccos Modified Eagle Medium (DMEM) ortamında kültüre edildiler. Medyum 11. güne kadar iki günde bir değiştirildi. Hücreler 1, 3, 7 ve 11. günlerde toplandı ve her birinde aynı gün RNA izolasyonları gerçekleştirildi. ADAMTS10, -17 ve -20nin RNA ekspresyon düzeyleri uygun primerler kullanılarak qRT-PCR ile hesaplandı. Kontrol grubuyla karşılaştırıldığında, ADAMTS10 mRNA ekspresyonu insülin indüksiyonundan sonra 7 gün içinde gittikçe azalmıştır. Kontrol ile 7. gün grubu arasında (p=0.021) ve 1. gün ve 7. gün grubu (p=0.028) arasında anlamlı farklılıklar vardı. Kontrol grubuyla karşılaştırıldığında ADAMTS17 mRNA ekspresyonu insülin indüksiyonundan hemen sonra 1. günde yükselmiş ve yüksek seviyelerini insülin uygulaması boyunca korumuştur. En belirgin ve istatistiksel olarak anlamlı mRNA konsantrasyon artışı insülin indüksiyonundan 7 gün sonra görülmüştür. Çalışma sonuçlarımız ADAMTS10, -17, ve -20nin kanserin yayılmasında rolü olabileceğini göstermiştir. Her ne kadar ADAMTS10 ve -17nin işlevleri bilinmese de, bunların kondrosarkom hücrelerinde ekspresyon düzeylerinin değiştiği bulunmuştur. ADAMTS proteinleri ile kanser progresyonu arasındaki olası ilişki nedeniyle kondrosarkom hücrelerini tanımlayacak daha fazla çalışmaya ihtiyaç vardır.Öğe Concentrations of trace elements in larynx and skin tissues with epidermoid cancer(Trace Elem Electroly, 2004) Kızılay, Ahmet; Kalcıoğlu, Mahmut Tayyar; Özyurt, H.; Vural, H.; Söğüt, S.; Çokkeser, Yaşar; Akyol, ÖmerÖğe Deneysel karaciğer iskemi-reperfüzyon oluşturulan sıçanlarda E vitamini ve kafeik asit fenetil ester'in (CAPE) metabolik enzimlere etkileri(Ege Tıp Dergisi, 2002) Uz, Efkan; Yılmaz, H. Ramazan; Iraz, Mustafa; Fadıllıoğlu, Ersin; Özyurt, Hüseyin; Söğüt, Sadık; Akyol, ÖmerÖz: Bu çalışmada, deneysel olarak iskemi-reperfüzyon (l/R) oluşturulan sıçan karaciğerlerinde karbohidrat metabolizmasının önemli enzimleri olan heksokinaz (HK), glukoz-6-fosfat dehidrogenaz (G6PD), 6-fosfoglukonat dehidrogenaz (6PGD), laktat dehidrogenaz (LDH) ve malat dehidrogenaz (MDH) enzimleri çalışılmış ve bu enzimlerin aktivitelerine E vitamini ve kafeik asit fenetil ester (CAPE)'in etkileri araştırılmıştır. Wistar Albino erkek sıçanlar 10'arlı 4 gruba ayrılmıştır, iskemireperfüzyon gruplarına izotonik, E vitamini ve CAPE intrapehtoneal olarak uygulanmıştır. Izotonik+l/R grubunda sham grubuna göre HK, G6PD ve 6PGD aktiviteleri anlamlı olarak artarken, LDH ve MDH aktiviteleri ise anlamlı olarak azalmıştır. E vitamini uygulanan sıçanların HK ve 6PGD aktivitelerinde izotonik+l/R grubuna göre anlamlı artış varken, LDH ve MDH aktivitelerinde ise anlamlı azalma saptanmıştır. CAPE uygulanan sıçanlar izotonik+l/R grubu ile karşılaştırıldığında HK, G6PD ve 6PGD aktivitelerinde anlamlı artış ve LDH aktivitesinde anlamlı azalma gözlenmiştir. CAPE ile sham grupları arasında anlamlı bir fark saptanmamıştır CAPE uygulanan sıçanlar E vitamini grubu ile karşılaştırıldığında HK, G6PD, 6PGD ve MDH aktivitelerinin değerlerinde anlamlı artış oluşmuştur. Sonuç olarak CAPE'nin, E vitaminine göre hasarlı dokuda glikoliz ve pentoz fosfat yolunun bütünlüğünü daha iyi koruduğu ve hasarı azalttığı, sitrik asit siklusunu da daha aktif tutarak enerji üretimini desteklediği söylenebilir. Bu etkisini direkt olarak bu metabolik enzimlerin indüksiyonunu artırarak/azaltarak değil de, daha önceki çalışmalarımızda da gösterildiği gibi doku hasarını azaltarak indirekt yoldan yaptığını düşünmekteyiz.Öğe Detorsiyon öncesi uygulanan caffeic acid phenethyl ester'in testiküler reperfüzyon hasarına etkisi(2000) Koltuksuz, Uğur; Uz, Efkan; Karaman, Abdurrahman; Özyurt, Hüseyin; Aydinç, Mustafa; Akyol, ÖmerÖz: AMAÇ: İskemi sonrası reperfüzyon hasarı birçok organda olduğu gibi testiste de kabul edilen bir fenomendir. Spesifik bir propolis bileşeni olan Caffeic acid phenethyl ester (CAPE) antioksidan özellikleri olan kimyasal bir bileşimdir. CAPE'in testiste detorsiyon sonrası reperfüzyon hasarını önleyici etkisinin olup olmadığını araştırmak için bir deneysel çalışma planladık. YÖNTEM: Kırk adet erkek erişkin Wistar Albino rat sham, torsiyon, serum fizyolojik-detorsiyon ve CAPE-detorsiyon olmak üzere her biri 10 rattan oluşan dört gruba ayırıldı. Torsiyon grubunda ratlar sol testise saat yönünde 720o torsiyon uygulandıktan iki saat sonra sakrifıye edildi. Serum fizyolojik-detorsiyon grubunda ratlara detorsiyondan 30 dakika önce 1 mi serum fizyolojik verildi ve detorsiyon uygulandıktan 4 saat sonra sakrifiye edildiler. CAPE-detorsiyon grubunda ise serum fizyolojik yerine yine detorsiyondan 30 dakika önce CAPE (10 pmol/kg) uygulandı. Sakrifiye edilen hayvanların her iki teslisleri malondialdehid (MDA) seviyesi ve ksantin oksidaz (XO) aktivitesinin belirlenmesi için alındı. BULGULAR: İpsilateral testiste torsiyon grubu ortalama MDA seviyesi ve XO aktivitesi sham grubuna göre anlamlı şekilde yükselmişti (P<0.001 ve P<0.01). Serum fizyolojik-detorsiyon grubu ortalama MDA seviyesi ve XO aktivitesi torsiyon grubuna göre anlamlı şekilde yüksek bulunurken (P<0.01 ve P<0.05), CAPE-detorsiyon grubunda ise anlamlı değişiklik gözlenmedi. Kontrlateral testiste bu iki parametre açısından gruplar arasında anlamlı fark yoktu. SONUÇ: Detorsiyon öncesi uygulanan CAPE'nin reperfüzyon sonrası ortaya çıkan ve hücre zarında lipid peroksidasvonu yaparak hücresel hasara sebep olan reaktif oksijen türlerini yok ederek reperfüzyon hasarına engel olmaktadır.Öğe Erythrocyte catalase activities in alcohol consumption, medications and some diseases(2002) Temel, İsmail; Özerol, Elif; Bay, Aysun; Çığlı, Ahmet; Akyol, ÖmerAbstract: Katalaz (CAT) hidrojen peroksidin parçalanmasında katalitik rol oynarken, peroksidin hidrojen donörüne okside edilmesinde peroksidik bir rol oynar. Bu çalışmada alkol tüketimi, ilaçlar ve hastalıkların eritrosit katalaz aktivitesi üzerine etkisini araştırmak amaçlanmıştır. Bu amaç için denekler 3 farklı gruba ayrıldılar; 1- alkol alan ve almayan 2-ilaç alan ve almayan 3- lösemi, hepatit, diabetes mellitus ve kardiyak hastalıkları olanlar. Katalaz aktivitesi Aebi metodu ile ölçüldü. Hemoglobin düzeyleri Olympus AU-600 otoanalizörüyle tayin edildi. MCH, HCT, MCHC, MCV ve RBC gibi hematolojik değerler Coulter STKS cihazıyla çalışıldı. İlaç alan ve almayanların katalaz aktivitesinde bir farklılık gözlenmedi (3155 ± 1039 k/g Hb ve 3051 ± 956 k/g Hb, p>.0,05). Sağlıklı kişilerdeki ile lösemililerin, kalp hastalarının, hepatitlilerin ve diabetes mellitusluların katalaz aktiviteleri arasında fark bulunamadı. Alkol ile enzim aktivitesi belirgin bir şekilde arttı. CAT aktiviteleri alkol almayanlarda 3059 ± 958 k/g Hb ve alkol alanlarda 3644 ± 984 k/g Hb olarak bulundu (p<0,03).Öğe The protective effect of erdosteine against ototoxicity induced by cisplatinin rats(Eur Arch Otorhinolaryngol, 2005) Kalcıoğlu, Mahmut Tayyar; Kızılay, Ahmet; Güleç, Mukaddes; Karataş, Erkan; Iraz, Mustafa; Akyol, Ömer; Eğri, Mücahit; Özturan, OrhanThe elimination of cisplatin ototoxicity is an ongoing concern. This experimental study was undertaken to investigate the effect of oral erdosteine in ameliorating cisplatin-induced ototoxicity. Twenty-eight adult female Wistar albino rats were randomly divided into four equal groups. Group A received an oral carrier vehicle of the drug erdosteine with 0.2 ml of 0.9% saline. Group B was administered only erdosteine (per oral 10 mg/kg twice a day) for 6 days. Group C was injected with cisplatin intraperitoneally (i.p.) on day 0 (16 mg/kg body weight), once only. Group D was given erdosteine (per oral 10 mg/kg/day) 1 day before and for 5 days consecutively after cisplatin injection (16 mg/kg, i.p.). Distortion product otoacoustic emissions (DPOAEs) were elicited in different frequency regions, ranging from 1,001 to 6,299 Hz as DPgram and input/output (I/O) functions from the control and experimental animals. All experimental animals were killed under general anesthesia on day 5, following the last otoacoustic emission measurements. Prior to death, blood samples were drawn for measurement of superoxide dismutase, xanthine oxidase (XO), malondialdehyde and nitric oxide. Initial DPgram and I/O function baseline measurements were similar in all groups prior to any drug administration (P>0.05). On day 5, intra-subject measurement parameters of DPgrams and I/O functions in the cisplatin group showed significant deterioration (P <0.05). The other groups revealed no differences between their pre- and post-test drug administration DPgrams and I/O functions at any test frequency (P>0.05). Comparison of the amplitudes of DPgrams and I/O functions between the cisplatin and control groups showed significant changes (P <0.05). Biochemical studies noted an increased XO activity following cisplatin administration (P <0.007). The other biochemical results did not show significant differences between the study and control groups. This study demonstrates that, in rats, erdosteine is protective for cochlear function against the disruptive effects of cisplatin as measured by DPOAEs.Öğe Serum nitric oxide levels in patients with head and neck squamous cell carcinoma(2007) Kızılay, Ahmet; Kalcıoğlu, M. Tayyar; Özuğurlu, Fikret; Özyurt, Hüseyin; Aladağ, İbrahim; Özturan, Orhan; Akyol, ÖmerAmaç: Baş-boyunda skuamöz hücreli kanser saptanan hastalarda serum nitrik oksit (NO) düzeyi belirlendi ve bunun TNM evresi, tümör yerleşimi ve derecelendirmesi ile ilişkisi araştırıldı. Hastalar ve Yöntemler: Baş-boyunda skuamöz hücreli kanser tanısı konan 36 hastadan (ort. yaş 63; dağılım 37-80) tedavi öncesinde ve kontrol olarak 20 sağlıklı erişkinden (ort. yaş 56; dağılım 30-72) serum örnekleri alındı. Tümör evrelemesi AJCC (American Joint Committee of Cancer) 2002 ölçütlerine göre yapıldı. On üç hastada evre l-ll, 23 hastada evre III- IV tümör vardı. Tüm hastalarda tümör diferensiyasyonu iyi veya orta derecedeydi (derece 1-2). Serum NO düzeylerinin analizi, serumda total nitritin saptanması esasına dayanan spektrofotometrik yöntemle yapıldı ve hasta ve kontrol gruplarının NO düzeyleri karşılaştırıldı.Bulgular: Kanserli grupta ve kontrol grubunda ortalama serum NO düzeyi sırasıyla 20.08±1.40 $mu$mol/l ve 13.57±0.99 $mu$mol/l bulundu (p=0.001). Kanserli grupta NO düzeyi yaş, cinsiyet, tümör evresi, yerleşimi ve histolojik derecesi ile ilişkili bulunmadı. Sonuç: Bu veriler baş-boyundaki skuamöz hücreli kanserlerde serum NO düzeyinin arttığını göstermektedir. Bu aktivite artışı tümör büyümesinde rol oynayabilir.Öğe Sisplatinin böbrek metabolizması üzerine etkileri: Gingko biloba ekstraktının koruyuculuğu(2004) Yılmaz, H. Ramazan; Işık, Bünyamin; Güleç, Mukaddes; Sögüt, Sadık; Akyol, ÖmerÖz: Bu çalışmada, etkili bir antitümör ajan olan sisplatinin sıçanlarda böbrek metabolizmasının bozulmasına neden olup olmadığı ve Ginkgo biloba ekstraktı (GBE) ile bu bozukluğun önlenip önlenemeyeceğinin araştırılması amaçlandı. Deney grupları; kontrol grubu, Sisplatin grubu ve Sisplatin+Ginkgo biloba ekstraktı (Sisplatin+GBE) grubu şeklinde düzenlendi. Sisplatin ve Sisplatin+GBE grubundaki sıçanlara çalışmanın 4. gününde bir defa 7 mg/kg sisplatin intraperitoneal (i.p.) olarak verildi. Sisplatin+GBE grubunda, sisplatin verilmeden üç gün önce ve 7 gün sonra, GBE 100 mg/kg dozunda disposibl enjektör ucuna takılan kanül yardımıyla doğrudan mideye verildi. Kontrol grubundaki sıçanlara salin solusyonu verildi. Sisplatin uygulamasından 7 gün sonra böbrek dokuları alınarak supernatanda hekzokinaz (HK), glukoz-6-fosfat dehidrogenaz (G6PD), laktat dehidrogenaz (LDH) ve malat dehidrogenaz (MDH) enzim aktiviteleri ölçüldü. Kontrol grubu ile sisplatin grubu karşılaştırıldığında HK, G6PD, LDH ve MDH aktivitelerinde anlamlı bir artma gözlendi. Sisplatin+GBE grubunda kontrol ve sisplatin gruplarına göre G6PD aktivitelerinde anlamlı bir artma gözlendi. Sisplatin+GBE grubunda sisplatin grubuna göre LDH aktivitesinde anlamlı bir azalma gözlendi. Kontrol grubu ile Sisplatin+GBE grubu karşılaştırıldığında HK aktivitesinde anlamlı bir artma bulundu. Sisplatinin böbrek hücrelerinin metabolizmasını değiştirerek hasarı hızlandırabileceği, GBE'nın ise bu hasara karşı koruyucu etki gösterebileceği sonucuna varıldı.Öğe Sıçanlarda sisplatinle oluşturulan nefrotoksisitede metabolik enzim aktivitelerine kafeik asit fenetil ester'in etkisi(Van Tıp Dergisi, 2004) Yılmaz, H. Ramazan; Söğüt, Sadık; Özyurt, Hüseyin; Iraz, Mustafa; Yıldırım, Zeki; Akyol, ÖmerÖz: Amaç: Daha önceden yaptığımız çalışmada sisplatin nefrotoksitesi üzerine kafeik asit fenetil ester'in (CAPE) koruyucu etkisi olduğu gösterilmiştir. Bu çalışmada, daha önceki çalışmamızda kullanılan sıçanların böbrek dokuları yeniden analiz adildi ve sisplatinin böbrek dokusunda hekzokinaz (HK), glukoz-6-fosfat dehidrogenaz (G6PD), laktat dehidrogenaz (LD1I) ve m a la t dehidrogenaz (MDH) enzim aktiviteleri üzerine etkisi ve buna CAPE'nin koruyucu etkisi araştırıldı. Metod: 22 adet sıçan üç gruba ayrıldı. Grup-I (n=6): sadece intraperitoneal izotonik NaCl; Grup-II (n=9): tek dozda 7 mg/kg sisplatin ve Grup-III (n=7): sisplatin uygulamasından 2 gün önce başlamak üzere CAPE lOfimol/kg 1x1 intraperitoneal yolla 7 gün verildi. Yedinci gün anestezi altında dekapite edilerek öldürülen sıçanların böbrek dokuları alındı. Böbrek dokusunda hekzokinaz (HK), glukoz-6-fosfat dehidrogenaz (G6PD), laktat dehidrogenaz (LDH) ve malat dehidrogenaz (MDH) aktiviteleri spektrofotometrik olarak ölçüldü. Bulgular: Sisplatin böbrek dokusunda HK ve G6PD aktivitelerinde kontrol grubuna göre anlamlı bir artmaya neden oldu (p<0.0001). CAPE grubunda HK artışı daha fazlaydı. CAPE, G6PD aktivitesindeki artmayı istatistiksel olarak anlamlı olmayan düzeyde azalttı (p>0.05). CAPE verilen sıçanlarda kontrol ve sisplatin grubuna göre LDH aktivitesinde anlamlı bir artma bulundu (Sırasıyla, p<0.0008, p<0.015). Sisplatin tek başına LDH aktivitesini etkilemedi (p>0.05). Üç grupta da MDH aktivitesi değişmedi (p>0.05). Sonuç: Sisplatinle hasarlanmış böbrek dokusunda, HK ve G6PD enzimi gibi karbonhidrat metabolizmasında rolü olan enzimlerin aktivitelerinin artabileceği gösterilmiştir.Öğe Uzun süre sodyum valproat tedavisi alan epileptik çocuklarda plazma ve eritrosit nitrik oksit düzeyleri(2003) Özerol, Elif; Özerol, İbrahim; Aslan, Mehmet; Güleç, Mukaddes; Yakıncı, Cengiz; Akyol, ÖmerÖz: Valproat (VPA), çocuklarda epilepsi tedavisinde yaygın olarak kullanılmaktadır. Nitrik oksit (NO), pek çok hücresel cevabı etkileyen önemli bir hücre içi fizyolojik mesajcıdır. Genellikle eritrosit membranının NO'e son derece geçirgen olduğuna inanılmaktadır. Literatürde VPA'nın antiepileptik etkisini NO üzerinden gösterebileceği iddia edilmektedir. Bu çalışmada, uzun süre VPA tedavisi alan çocuklarda plazma ve eritrosit NO konsantrasyonlarının sağlıklı kontrol bireyleri ile karşılaştırılması yanında plazma ve eritrosit NO düzeyleri ile VPA dozajı ve plazma konsantrasyonları arasında olası muhtemel ilişkiyi tayin etmek amaçlanmıştır. NO düzeyleri epilepsili 41 hasta ile 32 sağlıklı kontrolde ölçüldü. Total nitrit, endojen nitrik oksit üretiminin bir indeksi olarak Griess reaksiyonuyla ölçüldü ve sonuçların her biri diğeriyle karşılaştırıldı. VPA tedavisi altındaki epileptik çocuklarda hem eritrosit hem de plazma nitrik oksit düzeyleri kontrollerle karşılaştırıldığında herhangi bir farklılık olmadığı gözlendi. Her ne kadar VPA'nın antiepileptik etkisini NO üzerinden gösterebileceği iddia edilse de, bizim çalışmamız epilepsi ve VPA He uzun süre tedavinin plazma ve eritrosit NO konsantrasyonlarını etkilemediğini göstermiştir.Öğe Yaş ve sigara içiminin eritrosit katalaz aktivitesi ve bazı hematolojik parametreler üzerine etkisi(2002) Özerol, Elif; Gözükara, Engin M.; Karabulut, Bay Aysun; Akyol, Ömer; Temel, İsmailKatalaz (CAT, EC 1. 11.1.6), hidrojen peroksitin suya dönüşümünü katalizleyen antioksidan bir enzimdir. Dokulardaki katalaz aktivitesi büyük oranda değişiklik gösterir. Enzim _insan eritrositleri katalaz bakımından zengindir. Bu çalışmada, bazı şikayetlerle farklı kliniklere başvuran 475 sağlıklı bireyden ıııııııenzim aktivitesine etkisini-için sağlıklı bireyler sigara içenler (n=88) ve sigara içmeyenler (n=activities between the groups were not statistically significant, CAT activities were increased by age. There is no effect of smoking on CAT activity in erytrocytes. Theseen, smokers have higher CAT activity than nonsmokers, but it was not statistically 386) olmak üzere iki gruba ayrıldıu88gruplarındaki katalaz aktivitelerini belirlemek için, ---81 arasında olanlar (n=00eritrosit CAT aktiviteleri sırasıyla, 2981 ± 962 k/grHb, 3039 ± 923 k/grHb ve 3086±797, 3266 ±13 k/grHb __olarak anlamlı bk fark gözlenmedi. Sigara içiminin eritrosit katalaz aktivitesine etkisi olmadığı görüldü. Sigara içenlerde katalaz aktivitesi 3173 ± 910 k/gHb iken, sigara iç_nlerde 3065 ± 979 k/gHb 00fakat bu istatistiki olarak anlamlı değildi.Öğe Yaş ve Sigara İçiminin Eritrosit Katalaz Aktivitesi ve Bazı Hematolojik Parametreler Üzerine Etkisi(İnönü Üniversitesi Tıp Fakültesi Dergisi, 2002) Karabulut, Aysun Bay; Özerol, Elif; Temel, İsmail; Gözükara, Engin M.; Akyol, ÖmerKatalaz (CAT, EC 1. 11.1.6), hidrojen peroksitin suya dönüşümünü katalizleyen antioksidan bir enzimdir. Dokulardaki katalaz aktivitesi büyük oranda değişiklik gösterir. Enzim aktivitesi karaciğer ve böbrek dokularında yüksek düzeyde iken, bağ dokusunda düşüktür. Normalde insan eritrositleri katalaz bakımından zengindir. Bu çalışmada, bazı şikayetlerle farklı kliniklere başvuran 475 sağlıklı bireyden alınan eritrositlerdeki katalaz aktiviteleri belirlendi. Ayrıca sigara içiminin eritrositlerdeki enzim aktivitesine etkisini araştırmak için sağlıklı bireyler sigara içenler (n=88) ve sigara içmeyenler (n=386) olmak üzere iki gruba ayrıldı. CAT enzim aktivitesi Aebi metoduna göre belirlendi. CAT aktivitelerinin yanında;kan sayım cihazı ile RBC, MCV, MCHC ve HCT parametreleri ölçüldü. Farklı yaş gruplarındaki katalaz aktivitelerini belirlemek için, bireyler dört gruba ayrıldı: 1. grup: yaşı 0-20 arasında olanlar (n=28), 2. grup: yaşı 21-40 arasında olanlar (n=192), 3. grup: yaşı 41-60 arasında olanlar (n=172), 4. grup: yaşı 60-81 arasında olanlar (n=83) Bu grupların eritrosit CAT aktiviteleri sırasıyla, 2981 ± 962 k/grHb, 3039 ± 923 k/grHb ve 3086±797, 3266 ± 13 k/grHb olarak hesaplandı. Yaş arttıkca katalaz aktivitesinde bir dereceye kadar artış gözlenirken, gruplar arasında istatistiki olarak anlamlı bir fark gözlenmedi. Sigara içiminin eritrosit katalaz aktivitesine etkisi olmadığı görüldü. Sigara içenlerde katalaz aktivitesi 3173 ± 910 k/gHb iken, sigara içmeyenlerde 3065 ± 979 k/gHb bulundu. Görüldüğü gibi katalaz aktivitesi sigara içenlerde içmeyenlere göre biraz yüksektir fakat bu istatistiki olarak anlamlı değildir.