Fen Bilimleri Enstitüsü Tez Koleksiyonu

Bu koleksiyon için kalıcı URI

Güncel Gönderiler

Listeleniyor 1 - 20 / 1431
  • Öğe
    Açık riemann yüzeylerinin boş olmayanherhangi altcümlelerinin konform eşdeğerliliğinin bir cebirsel karakterizasyonu
    (İnönü Üniversitesi, 1987) Şerbetçi, Ayhan
    Kompleks bölgenin veya yüzeyinin konform yapısının, onun üzerindeki analitik fonksiyonların halkalarının cebirsel yapısı yardımıyla belirlenebileceği bilinmektedir. Konform eşdeğerlik için kullanılan bu yöntem kompleks analiz yöntemlerinden daha kullanışlı olup, ilk defa L. Bers tarafından kompleks düzlemin iki alt bölgesinin konform eşdeğerliliğini göstermek için kullanılmıştır. Daha sonra W. Rudin, H. L. Royden ve M. Nakai aynı problemi açık Riemann yüzeylerine genişletmişlerdir. L. P. Su, Kompleks düzlemin herhangi alt cümleleri için aynı yöntemi kullanarak konform eşdeğerliliği gösterdi. Bu çalışmada ise, açık Riemann yüzeylerinin herhangi altcümlelerinin konform eşdeğerliliği problemi üzerinde durulmuştur. Bu çalışma üç bölümden oluşmaktadır. Bölüm I de metin içinde kullanılan terminoloji ve gösterimler tanıtılmış olup, diğer bölümlere temel oluşturacak cebirsel, topolojik ve kompleks analiz kavramları üzerinde durularak bir dizi özellikler verilmiştir. Bölüm II, iki kısımdan oluşmaktadır. Birinci kısımda, kompleks düzlemin boş olmayan herhangi alt cümleleri üzerinde tanımla fonksiyonların analitikliği için gerekli koşullar verilmiştir. İkinci kısımda ise X ve Y nin C nin herhangi iki altcümlesi olması durumunda, X ve Y üzerinde tanımlı tüm tek-değerli analitik fonksiyonların H(X) ve H(Y) halkaları arasında bir izomorfizm varsa, bu durumda X ve Y nin konform eşdeğer olduğu gösterilmiştir. Bölüm III de ise, R₁ ve R nin iki açık Riemann yüzeyi ve X, Y nin de sırası ile R1, R2 nın boş olmayan herhangi iki altcümlesi olması durumunda, H(X) ve H(Y) halkaları arasında bir izomorfizm varsa, X ve Y nin konform eşdeğer olduğu gösterilmiştir Böylece iki açık Riemann yüzeyinin boş olmayan alt cümlelerinin bir cebirsel karakterizasyonu elde edilmiş olur.
  • Öğe
    Kapalı regle yüzeylerin invaryantları üzerine
    (İnönü Üniversitesi, 1980) Sivridağ, Ali İhsan
    Bu çalışma dört bölüm halinde düzenlenmiştir. Birinci bölüm uzay hareketlerine ayrılmış olup, burada genel anlamda hareketler, bir parametreli uzay hareketleri, diferensiyel geometrinin eğriler teorisi, diferensiyel formlar ve şeritler teorisinden kısaca bahsedilmiştir. İkinci bölümde regle yüzeylerin hareket geometrisinde önemli rol oynayan invaryantlarına ait özelikler sıralanmıştır. Üçüncü bölümde kapalı ve küresel bir eğri boyunca tanımlanan harekete bağlı olarak, bu eğrinin küresel gösterge eğrileri boyunca meydana gelen harekette, esas eğriye ait bazı doğrultuların küresel göstergeler boyunca oluşturdukları regle yüzeylerin açılım irvaryantları ve bunlar arasındaki bağıntılar araştırılmıştır. Bu çalışmanın orijinal sayılabilecek kısmı ise dördüncü bölümdedir. Bu bölümde, bir regle yüzeyin açılım invaryantiarını, regle yüzey üzerinde dayanak eğrisi boyunca alınan bir şeridin şerit elemanları cinsinden hesaplamak suretiyle, açılabilirlikle ilgili bazı karakterizasyonlar ifade edilmiştir.
  • Öğe
    Diferensiyel denklemlerde varlık ve teknik teoremleri
    (İnönü Üniversitesi, 1979) Akça, Haydar
    Adi diferansiyel denklemlerde her n yinci mertebeden lineer diferansiyel denklem ve en yüksek n yinci mertebeden türevi diğerleri cinsinden ayrılabilen lineer olmayan diferansiyel denklem y'= f(x,y) formuna indirgenebilir. Verilen diferansiyel denklem n yinci mertebeden lineer diferansiyel denklem ise A(x), n yinci mertebeden bir karesel matris ve B(x) de n satırlı kolon vektörü olmak üzere (1) formu A(x)y+B(x) biçiminde yazılabilir. Denklemin mertebesine göre verilen ve denklemin çözümlerinin sağlanması gereken başlangıç koşulları da kısaca biçiminde yazılabilir. Başlangıç değer problemleri ele alınarak önce amaca yönelik bazı kavram ve tanımlar üzerinde durulmuş ve genel olarak (5) başlangıç değer problemine ilişkin çözümlerin Varlık ve Teklik Teoremleri, a) f(x,y) fonksiyonunun bir bölgede Lipschitz koşulunu sağlaması, b) f(x,y) fonksiyonunun parçalı türevinin bir bölgede sürekli olması durumlarına göre iki temel yapıdan hareketle incelenmiş ve irdelenmiştir.
  • Öğe
    Mössbauer olayı yardımı ile bazı Fe bileşiklerinin incelenmesi
    (İnönü Üniversitesi, 1979) Şimşek, Mehmet
    Co (Pd) kaynağı kullanarak bazı demir bileşikleri ile oda sıcaklığında Mössbauer spektrumları elde ettik. Bu spektrumlarının ilk beşinde izomeri kayması ve kuadrupol etkileşmeleri gözlendi. Bu deneylerde soğurucu olarak kullanılan demir bileşiklerinin Debye-Waller Faktörleri ve ışınım alanlarının yoğunlukları az da olsa açıya bağımlıdır. Özellikle ikinci deneyde Goldanskii-Karyaqin etkisi belirgin olarak ortaya çıktı. Altıncı deneyde elde edilen spektrumda izomeri kaymasından başka hiçbir ince yanı etkileşmeşi gözlenmedi. Yedinci deneyde elde edilen spektrumun yarı çizgi genişliği, demir metalinin doğal çizgi genişliğinin on katından büyüktür. Böylece Relaksasyon olayı açıkça görülmektedir. Sekizinci deneyde magnetik etkileşmeler haricinde bütün etkileşmeler açıkça görülmektedir.
  • Öğe
    Cu2 O çoklu kristalinin fotoiletkenliği
    (İnönü Üniversitesi, 1980) Aksoy, İlhan
    Cu çoklu kristalinin iletkenlik özelliklerini. incelemek için yapılan bu çalışmada, bugüne dek yapılan araştırmalar incelendi. Verilen kuramsal bilgilerin ışığında genellikle Cu/Cu20 yapısı üzerinde duruldu. Bilindiği gibi, genel olarak yarıiletkenlerde soğutma işle- mi, iletkenliğinin arttırılmasında önemlidir. Bu çalışmada, ok-sitlenmeden sonra iki farklı ortamda soğutma yapıldı. Elektrodolarak Au ve Cd metalleri kullanıldı. Böylece 1) Sořutma işleminde su kullanılarak hazırlanan örnekler a) Cu/Cu₂07Au b) Cu/Cu 0/Cd 2) Soğutma işleminde, fosforik asit çözeltisi (C= 0.737 molar) kullanılarak hazırlanan örnekler a) Cu/Cu0/Au b) Cu/Cu0/Cd olmak üzere 4 örnek elde edildi. Bu örneklerin sıcaklığa bağ1ı olarak karanlık ve aydınlatma altındaki iletkenliği incelendi. Cu çoklu kristallerinde tuzakların boşalması 'deneysel olarak görüntülendi.
  • Öğe
    2,3,5 Trifeniltetrazolyum klorür sentezi
    (İnönü Üniversitesi, 1982) Tezcan, Habibe
    2,3,5-Trifeniltetrazolyum klorür ve diğer sübstitüe trifeniltetrazolyum tuzları, kısaca, TETRAZOLYUM TUZLARI, adıyla bilinirler. Şimdiye kadar, 2,3,5-trifeniltetrazolyum tuzları ve diğer sübstitüe türevleri birkaç yoldan elde edilmiş ve özellikle kullanım alanları üzerine ilginç denemeler yapılmıştır. Tezin, giriş, bölümünde açıklandığı gibi, tip, ziraat, veteriner ve biyoloji alanlarında çok önemli kullanım alanları deneylerle saptanmıştır. Tezin amacı, bu değerli maddeyi, laboratuvar koşullarında ve her laboratuvarda kolayca bulunabilecek nitelikteki maddelerden hareket ederek, daha iyi verimle elde etmektir. İleriki bölümlerde, bu maddenin uygulanma alanları ile ilgili bugüne kadar yapılan çalışmalar sunulacak ve kendi deneylerimizle elde ediliş açıklanacaktır.
  • Öğe
    Bakır kristalinde Kikuchi çizgileri ve sönme bandları
    (İnönü Üniversitesi, 1980) Çalışkan, Nezihe
    Bu çalışmada bakır kristalinde gözlenen Kikuchi çizgileri ve sönme bandları üzerinde durulmuştur.
  • Öğe
    Çinko-kurşun-çinkur-artıklarında atomik absorpsiyon spektrofotometresiyle germanyum tayini
    (İnönü Üniversitesi, 1982) Tezcan, Ramazan
    Bir filizin veya artığın önemi, içindeki elementlere bağlıdır. Bazı filizler yüzyıllardan beri bilinmelerine karşın, kimya ve metallurji sanayisinde önemsenmemişler, bažıları ise sürekli aranır olmuşlardır. Önemsenmeyen mineraller, zamanla, çok önemli mineraller haline geçmişlerdir. inceleme konumuz olan Çinkur tesislerinin maden ocakları, eski çağlarda islenmiş ve kurşun filizleri dışındakiler artık olarak bırakılmıştır. Bronz devrinde islendiği sanılan artıklar, bugün mineral olarak Cinkur fabrikasında kullanılmaktadır. Benzer şekilde, kalori değeri düşük olduğu için işletilmeyen veya kapatılan kömür yatakları, içerisindeki elementlerin yeniden tayini ile önem kazanmaktadır. Örneğin, düşük kalorili Milas-Muğla linyit yatakları ekonomik olmaması nedeniyle kapatılmış, bir yabancı devletin ısrarla bu kömürleri istemesi sonucu, incelendiğinde uranyum bakımından zengin olduğu anlaşılmıştır. Yukarıdaki örneklerden görüldüğü gibi, bir maddenin analizi, duyarlı bir şekilde yapılmalı ve bunlardan gerekli sonuçlar çıkarılmalıdır.
  • Öğe
    Şlempeden potasyum karbonat üretimi
    (İnönü Üniversitesi, 1981) Kaya, Satılmış
    Bu çalışma, Malatya'da Şeker Fabrikası'nın bünyesinde kurulu bulunan İspirto Fabrikası'nın artık maddesi şlempeden, potasyum karbonat üretmek amacıyla yapıldı. Uygulanacak yöntemin seçilmesinde ekonomik olmasına önem verildi. Soğuk şlempeye NaC104 eklenerek KC104 çöktürüldü. Ayrılan katı KC104 sıcak su ile çözüldü ve Dowex 50-X8 reçinesi üzerinden geçirilerek Potasyum reçine üzerinde tutuldu. Daha sonra reçine, Na2C03 ile elue edilerek potasyum karbonat (K2C03) elde edildi. Çöktürme ve iyon değişiminin birlikte uygulandığı yöntemde, % 70 lik potasyum karbonat üretimi için toplam verimin % 35 kadar olduğu görüldü.
  • Öğe
    Fe=O3 ve çeşitli Fe cevherlerinin mossbauer tekniği ile incelenmesi
    (İnönü Üniversitesi, 1979) Şimşek, Selma
    Bu çalışmada çeşitli yerlerden alınmış demir cevherleri ve Fe₂03 bileşiği, oda sıcaklığında, çalışmada belirtilen de57 ney düzeneği ile, Pd içine yerleştirilmiş Co kaynağı kullanılarak Mössbauer tekniği ile incelenmiştir. Yapılan deneylerde Fe03 bileşiği ve bütün cevherler için etkin bir magnetik alan, küçük bir izomeri kayması, Fe203 bileşiği için küçük, demir cevherleri için ise ihmal edilebilecek kadar bir kuadrunol varılması gözlenip optik okuma ile değerlendirilmişlerdir. Ayrıca spektrum sonuçlarından incelediğimiz tüm demir cevherlerinin magnetit(Fe304) oldukları sonucuna varılmıştır.
  • Öğe
    Radyoaktif kimyasal maddelerin tıpta tedavi amacıyla kullanılması
    (İnönü Üniversitesi, 1996) Pehlivan, Ferda
    Bu çalışmada Radioaktfiliğin ve raidoelementlerin keşfi, radyoaktivite tipleri, kimyasal özellikler, radyasyonun biyolojik etkileri, radiofarmasötikler konuları üzerinde durulmuştur.
  • Öğe
    Düzlemsel güneş enerjisi toplayıcılarına eloktromagnetik teori yaklaşımı
    (İnönü Üniversitesi, 1979) Alcan, Erkan
    Bu çalışmada önce iki kat dielektrik tabakalı bir güneş enerjisi toplayıcısı incelenmiş, yansıyan ve soğurulan 1şık dalgalarının genlikleri tanımlanmış, fakat bu tanımların karmaşıklığı yüzünden pratik değerlendirmeler tek dielektrik tabakalı bir model üzerinde yapılmıştır. Böyle bir sistemde en geçerli karar unsurunun, metalde oluşan Ohm'ik ısı miktarı olduğu düşünülmüştür. Bu unsurun sistem parametrelerine bağımlılığı incelenerek pratik parametre değerleri, çeşitli örnek dielektrikler için elde edilmiştir.
  • Öğe
    Türkiye'de yetişen onobrychis miller (Fabaceae) türlerinin revizyonu
    (İnönü Üniversitesi, 1995) Aktoklu, Ekrem
    Bu çalışma, Türkiye'nin Onobrychis Miller (Fabaceae) türlerinin revizyonunu içermektedir. Araştırmanın başlangıcında, geniş kaynak araştırması yapılmış ve konuyla ilgili tüm kaynaklar biraraya getirilmiştir. Çalışmada bu kaynaklardan yararlanılarak, cinsin dünya yayılışı ve mevcut tür sayısı belirlenmiştir. Araştrıma materyali, üniversite herbaryumlarında bulunan ve arazi çalışmalarıyla toplanan örneklerden oluşmaktadır. İncelenen toplam örnek sayısı yaklaşık 4000 kadardır. Bu örneklerin önemli bir kısmı tarafımızdan toplanmiştır. Diğer örneklerin bir kısmı bulundukları herbaryumlarda çalışılmış, önemli bir kısmı ise ödünç veya hediye şeklinde alınmıştır. Ödünç veya hediye olarak alınan ve arazide toplanan örnekler biraraya getirile- rek, türiçi ve türlerarası varyasyonlar ve en iyi karakterler tesbit edilmiştir. Tesbit edilen bu karakterlerden yaklaşık 70 karakterli bir tablo oluşturulmuştur. Türlerin, tür ayırım anahtarı ve ayrıntılı betimleri hazırlanırken bu tablodan büyük ölçüde yararlanılmıştır. Eldeki mevcut tür örneklerinden önemli ve ender olanlarının diseksiyonları yapılmış ve şekilleri çizilmiştir. Ayrıca, türlerin Türkiye'deki yayılışı haritalarla gösterilmiştir. Araştırmaya başladığımızda Türkiye'de 53 Onobrychis türü biliniyordu. Araştırmamızda, bu türlerden O. bornmuelleri Freyn, O. huetiana Boiss.'in sinonimi yapılmıştır; O. armena Boiss. & Huet türünün, O. oxyodonta Boiss.'in varyetesi olarak statüsü değiştirilmiştir [O. oxyodonta Boiss. var. armena (Boiss. & Huet) Aktoklu]; O. marashensis Duman & Vural türünün 3 varyetesi (var. marashensis, var. alpina, var. longicaulis), yapılan ayrıntılı incelemeler sonucu birleştirilmiş ve tek türe indirgenmiştir. Bu çalışmada, 2 yeni varyete tanımlanmıştır (O. fallax Freyn & Sint. var. longifolia Aktoklu ve O. atropatana Boiss. var. grandiflora Aktoklu). Ayrıca, O. meschetica Boiss. Türkiye'de ilk kez tarafimızdan saptanmıştır. Dünya'da mevcut türlerin yayılışı gözönüne alındığında, endemizm oranının yüksek olduğu, yoğunlaşmanın ve çeşitlenmenin en çok bulunduğu yerler olarak İran, Anadolu ve Kafkasya tesbit edilmiştir. Bu bölgelerin, özellikle cinsin önemli gelişme merkezleri olduğu yapılan araştırma sonunda ortaya konmuştur. Türkiye'de ise, türler genellikle Anadolu Çaprazı'nın doğusunda kalan kısımlarda daha yoğunlaşmakta ve çeşitlenmektedir. Ayrıca, endemik türlerin çoğu da yine bu bölgede bulunmaktadır. Tüm bu çalışmalar sonunda, Onobrychis'in Türkiye'de 52 türünün (60 takson) bulunduğu tesbit edilmiş ve cinsin revizyonu tamamlanmıştır. Türkiye Florası'ndaki oldukça yetersiz olan tür ayırım anahtarı daha kararlı karakterlere dayandırılarak yeniden hazırlanmıştır. Örneğini temin edemediğimiz 8 tür hariç diğer tüm türlerin betimleri, eldeki bol örneğe dayandırılarak genişletilmiştir.
  • Öğe
    Çeşitli yeni adsorban maddeler üzerinde bazı organik maddelerin adsorpsıyon özelliklerinin incelenmesi
    (İnönü Üniversitesi, 1999) Öğünç, S. Tibet
    Bu tezde bilinen önemli endüstriyel kirliliklerden olan anilin, fenol ve p-klorfenol'ün atık sulardan uzaklaştırılması amacıyla mevcut adsorban maddelere alternatif olarak yeni bazı organik-anorganik adsorbanlar sentezlenmiş ve bunların adı geçen maddeleri adsorplama yetenekleri araştırılmıştır. Çalışmada organik maddelerin adsorpsiyonuna adsorban maddenin cinsi, organik maddenin derişimi, adsorpsiyon süresi, sıcaklık ve pH'gibi parametrelerin etkisi incelenmiştir. Adsorpsiyon çalışmalarında organik maddenin derişimi UV-Spektrofotometre ile belirlenmiştir. Adsorban madde olarak sentezlenen maddeler organik asitlerle modifiye edilmiş ve edilmemiş titanetoksitlerdir. Adsorpsiyon sistemleri için, adsorpsiyon deney verileri yardımıyla çizilen adsorpsiyon izotermlerinin Freundlich ve Langmuir denklemlerine uyumları incelenerek sisteme ait adsorpsiyonun tek tabakalı ya da çok tabakalı olup olmadığı, adsorpsiyon denge sabitleri, adsorpsiyon şiddeti ve adsorpsiyon yetenekleri belirlenmiştir. Ayrıca incelenen sistemin adsorpsiyon verileri yardımıyla AG ads, AH ads ve AS ads gibi termodinamik büyüklükler hesaplanmış olup sistemin adsorpsiyonu adyabatik- koşullarda da incelenerek adsorpsiyon ısıları belirlenmiştir. Çalışma sonunda modifiye edilmiş adsorbanların modifiye edilmemişe göre adsorplama yeteneklerinin çok daha fazla olduğu saptanmıştır. Ayrıca adsorbat olarak kullanılan p-klorfenolün tüm adsorban maddeler üzerindeki adsorpsiyonu, diğer organik maddelerden çok daha fazladır.
  • Öğe
    Aşağı Fırat Havzası spalax populasyonları üzerine akarolojik bir inceleme
    (İnönü Üniversitesi, 1993) Gülkaç, Mehmet Doğan
    Bu çalışma Aşağı Fırat Havzası Spalax populasyonları üzerindeki akar ve kenelerin araştırılması amacıyla planlanmıştır. Bu çalışmada, Fırat nehrinin batısından ve doğusundan toplam 46 adet Spalax ehrenbergi örneği toplanmıştır. Fırat nehrinin doğusundan alınan örnekler S.e. kirgisarum, batısından alınan örnekler S.e. intermedius olarak teşhis edilmiştir. Fırçalar Birleşe aygıtı aracılığı ile toplanan akarlar önce %70’lik alkol içine alınmış ve daha sonra uygun metodlarla preparatları yapılmıştır. Sonuçta, Hirstionyssus (Laelapidae: Mesostigmata) genusundan H. georgicus Bregetova 1956 türüne dahil H.g. georgicus Bregetova 1956, H.g. cavitatus subsp. nova ve H.g. calcaratus subsp. nova alttürleri ve Haemaphysalis (Ixodidae: Metastigmata) genusundan H. (Haemaphysalis) otophila Schulze 1918 türü teşhis edilmiştir. Bu tür ve alttürlerden H. georgicus cavitatus Bregetova 1956 ve H.(H.) otophila Schulze 1918 sadece S.e. intermedius üzerinde bulunmuştur. H. georgicus georgicus Bregetova 1956 ve H. georgicus calcaratus subsp. nova ise hem S.e. intermedius hem de S.e. kirgisarum üzerinde tespit edilmiştir. H. georgicus Bregetova 1956 alttürlerinden H. georgicus georgicus Bregetova 1956 alttürü Bregetova (1956) tarafından ilk kez tür olarak tanımlanmıştır. Fakat bu çalışma sonucunda H. georgicus Bregetova 1956’nın yeni alttürleri teşhis edildiğinden bu tür H. georgicus georgicus Bregetova 1956 adıyla alttür olarak isimlendirilmiştir. İlk kez tanımlanan H. georgicus cavitatus subsp. nova ve H. georgicus calcaratus subsp. nova alttürleri bazı morfolojik karakterler bakımından H. georgicus georgicus Bregetova 1956’dan farklıdır. H. georgicus cavitatus subsp. nova özellikle hem erkek hem de dişilerinde vücut üzerinde coxa IV’ün arkasında latero-ventral pozisyonlu bir çukurluk taşıması ve erkek holoventral plağının şekli nedeniyle yeni alttür olarak teşhis edilmiştir. H. georgicus calcaratus subsp. nova ise özellikle dişilerde coxa II üzerinde ventral yüzde bir mahmuz taşımaları ve erkek holoventral plağının şekli nedeniyle diğer alttürlerden farklıdır. H. (H.) otophila Schulze 1918 ve H. georgicus georgicus Bregetova 1956 tür ve alttürleri daha önce S. leucodon üzerinde kaydedilmesine rağmen bu çalışma sonucunda ilk kez S. ehrenbergi üzerinde bulunmuştur. Ayrıca, H. georgicus georgicus Bregetova 1956 Türkiye için yeni kayıttır.
  • Öğe
    Reel değerli fonksiyonların A- Sürekliliği hakkında
    (İnönü Üniversitesi, 1983) Solak, İhsan
    Üç bölümden oluşan bu çalışmanın amacı; A, (C,1)’den farklı bir regüler metod olmak üzere, � fonksiyonu bir � noktasında A-sürekli, yani� olduğunda �’nin lineerliği için gerekli şartları araştırmaktır. Bu bakımdan çalışmanın birinci bölümünde konu ile ilgili temel tanım ve teoremler verilmiştir. İkinci bölümde, A bir regüler metod olmak üzere, � fonksiyonunun bir � noktasındaki A-sürekliliği, A-süreklilik ve adi anlamda süreklilik arasındaki ilgi, � fonksiyonunun bir � noktasındaki (C,1)-sürekliliğinin onun lineerliğini gerektirdiği, fakat (C,1)’den farklı herhangi bir regüler A metodu için bu şartın yetmediğine dair teoremlere yer verilmiştir. Çalışmamızın esasını teşkil eden üçüncü bölümde, A bir regüler metod ve � bir fonksiyon olmak üzere, A’nın sahip olduğu � özellikleri arasındaki ilgiyi, bu ilgi dolayısıyla A-limitlenebilen her periyodik � dizisi için � fonksiyon değerleri dizisinin de A-limitlenebildiğini, � fonksiyonu bir � noktasında A-sürekli olduğunda � fonksiyonunun lineer olması için gerekli şartları, bu noktadan hareketle regüler metodların kuvvetlilik kavramı ile � fonksiyonunun sürekliliği arasındaki ilgiyi araştırdık. Ve nihayet � fonksiyonu için çıkarılmış bazı sonuçları � fonksiyonlarına genişlettik.
  • Öğe
    H KO-Gruplar üzerinde demetler ve bazı karakterizasyonlar
    (İnönü Üniversitesi, 1983) Öcal, Ahmet Ali
    Bu çalışmada, Cebirsel Topolojinin çok önemli iki konusu; Homotopi Teorisi–H Ko-grupları ve Demet Teorisi birlikte ele alınarak, H ko-grupları vasıtasıyla yeni bir cebirsel yapılı demet inşa edilmiş ve önemli cebirsel topolojik karakterizasyonlar verilmiştir. Bölüm I ve Bölüm II de çalışmanın kolay anlaşılmasını sağlamak gayesi ile Homotopi Teorisi, H ko-grupları ve Demet Teorisine ait bilgiler verilmiştir. Bölüm I de Homotopinin umumi tarifinden hareketle, konuyu H ko-gruplarına getirerek, H ko-grupları teşkil ve tetkik edilmiştir. Bölüm II de Demet Teorisine bir giriş yapılmış, Demetin tarifi ile birlikte önemli bazı tarif ve teoremler verilmiştir. Nihayet, bu bölümün sonunda, Demetlerin topolojik yapılarının yanında bir cebirsel yapıyı da haiz olabilecekleri görülmüştür. Çalışmamızın üçüncü Bölümünde, cebirsel yapılı demetlere bir misal teşkil edecek şekilde, yeni bir demet teşkil edilmiştir. Şöyle ki; taban cümle olarak bir Q topolojik uzayını alıp, farklı her qᵢ, i ∈ I noktası için (Q, qᵢ) noktalı topolojik uzayları teşkil edilmiş ve (Q, qᵢ) ile (Q, qⱼ), i, j ∈ I, noktalı topolojik uzayları aynı homotopi tipinde alındığında birisi H ko-grubu ise, diğeri de H ko-grubu olduğundan (Q, qᵢ) H ko-gruplarının herbirine, (X, x₀) herhangi bir noktalı topolojik uzay olmak üzere, farklı [ (Q, qᵢ); X ] grupları tekabül etmektedir. Herbir (Q, qᵢ) H ko-grupları için Q üzerinde H(Q) = ⋃₍q∈Q₎ [ (Q, q); X ] cümlesi teşkil edilmiş ve φ : H(Q) → Q tabii tasvir, yani her σ = [ f ] ∈ [ (Q, q); X ] = H(q) ⊂ H(Q) için φ(σ) = φ([ f ]) = q olmak üzere H(Q) üzerinde bir tabii topoloji inşa edilmiş ve bu topolojiye nazaran φ’nin lokal topolojik olduğu, H(Q)’nun saplarındaki grup operasyonunun bu topolojiye nazaran sürekliliği gösterilmiştir. Daha sonra, bu tip demetler ve altındaki topolojik uzaylar arasında bazı topolojik karakterizasyonlar verilmiştir.
  • Öğe
    Sodyum uranatların ion ve izotop değişiminin sodyum-22 izotopu ile incelenmesi
    (İnönü Üniversitesi, 1974) Dağsöz, Binay
    Uranil nitrat ile sodyum hidroksitin potansiyometrik titrasyon eğrisinin infleksiyon noktalarındaki pH larda (5,6; 8,5; 11,2) farklı bileşimde sodyum uranatların çöktüğü bilinmektedir. Bu uranatlarla alkali ve toprak alkali metallerin iyonları arasındaki ion ve izotop değişimi reaksiyonları izleyici izotop olarak sodyum-22 kullanılarak gama spektrometresinde incelenmiştir. Bu üç pH de çöken sodyum uranatlar ile alkali metal iyonları arasındaki ion ve izotop değişimi kapasitelerinin pH’nın artması ile azalan yönde değiştiği gösterilmiştir. Çöktürme koşullarının değişmesi ile, sıcaklıkla, çökelti­nin eskimesi ile ion ve izotop değişimi kapasitelerinin değişmesi incelenmiştir. Fick’in difüzyon denklemi kullanılarak olayın difüzyon ile açıklanması araştırılmış ve S² (spesifik yüzey) × t (zaman) = sabit eşitliğinin deneysel olarak gerçekleşmesi sağlanmıştır. Aynı ve farklı pH’larda çöken ürünlerin spesifik yüzeyleri B.E.T. adsorpsiyon denklemi kullanılarak hesaplanmış ayrıca boya madde adsorpsiyonunun ion ve izotop değişimini azaltan yönde etkilediği görülmüştür. Reaksiyonların dengeye erişme kinetiği incelenmiş ve deneysel eğrilerin gerçekleştiği bir üstel ifade verilmiştir.
  • Öğe
    H-Gruplar üzerinde demetler ve bazı Karakterizasyonlar
    (İnönü Üniversitesi, 1982) Yıldız, Cemil
    Bu çalışmada, Cebirsel Topolojinin çok önemli iki konusu; Homotopi Teorisi–H grupları ve Demet Teorisi birlikte ele alınarak, H grupları vasıtasıyla yeni bir cebirsel yapılı demet inşa edilmiş ve önemli cebirsel topolojik karakterizasyonlar verilmiştir. I. Bölüm ve II. Bölümde çalışmanın kolay anlaşılmasını sağlamak gayesi ile Homotopi teorisi, H grupları ve Demet teorisine ait bilgiler verilmiştir. I. Bölümde Homotopinin tarifinden hareketle, konuyu H gruplarına getirerek, H grupları teşkil ve tetkik edilmiştir. II. Bölümde Demet teorisine bir giriş yapılmış, demetin tarifi ile birlikte önemli bazı tarif ve teoremler verilmiştir. Nihayet, bu bölümün sonunda demetlerin, topolojik yapılarının yanında bir cebirsel yapıyı da haiz olabilecekleri görülmüştür. Çalışmamızın üçüncü bölümünde, cebirsel yapılı demetlere bir misal teşkil edecek şekilde, yeni bir demet teşkil edilmiştir. Şöyle ki; taban cümle olarak bir P topolojik uzayını göz önüne alıp, farklı her � (i ∈ I) noktası için � noktalı topolojik uzayları teşkil edilmiş ve � ile �, i ≠ j, noktalı topolojik uzayları aynı homotopi tipinde alındığında birisi H grubu ise diğeri de H grubu olduğundan � H gruplarının her birine, � herhangi bir noktalı topolojik uzay olmak üzere, � farklı grupları tekabül etmektedir. Herbir � H grupları için P üzerinde � cümlesi teşkil edilmiş ve � tabii tasvir, yani her � için � olmak üzere H(P) üzerinde bir tabii topoloji inşa edilmiş ve bu topolojiye nazaran �’nin lokal topolojik olduğu, H(P)’nin saplarında ki grup operasyonunun bu topolojiye nazaran sürekliliği gösterilmiştir. Daha sonra, bu tip demetler ve altındaki topolojik uzaylar arasında bazı cebirsel topolojik karakterizasyonlar verilmiştir.
  • Öğe
    H-Gruplar üzerinde demetler ve bazı Karakterizasyonlar
    (İnönü Üniversitesi, 1982) Yıldız, Cemil
    Bu çalışmada, Cebirsel Topolojinin çok önemli iki konusu; Homotopi Teorisi–H grupları ve Demet Teorisi birlikte ele alınarak, H grupları vasıtasıyla yeni bir cebirsel yapılı demet inşa edilmiş ve önemli cebirsel topolojik karakterizasyonlar verilmiştir. I. Bölüm ve II. Bölümde çalışmanın kolay anlaşılmasını sağlamak gayesi ile Homotopi teorisi, H grupları ve Demet teorisine ait bilgiler verilmiştir. I. Bölümde Homotopinin tarifinden hareketle, konuyu H gruplarına getirerek, H grupları teşkil ve tetkik edilmiştir. II. Bölümde Demet teorisine bir giriş yapılmış, demetin tarifi ile birlikte önemli bazı tarif ve teoremler verilmiştir. Nihayet, bu bölümün sonunda demetlerin, topolojik yapılarının yanında bir cebirsel yapıyı da haiz olabilecekleri görülmüştür. Çalışmamızın üçüncü bölümünde, cebirsel yapılı demetlere bir misal teşkil edecek şekilde, yeni bir demet teşkil edilmiştir. Şöyle ki; taban cümle olarak bir P topolojik uzayını göz önüne alıp, farklı her � (i ∈ I) noktası için � noktalı topolojik uzayları teşkil edilmiş ve � ile �, i ≠ j, noktalı topolojik uzayları aynı homotopi tipinde alındığında birisi H grubu ise diğeri de H grubu olduğundan � H gruplarının her birine, � herhangi bir noktalı topolojik uzay olmak üzere, � farklı grupları tekabül etmektedir. Herbir � H grupları için P üzerinde � cümlesi teşkil edilmiş ve � tabii tasvir, yani her � için � olmak üzere H(P) üzerinde bir tabii topoloji inşa edilmiş ve bu topolojiye nazaran �’nin lokal topolojik olduğu, H(P)’nin saplarında ki grup operasyonunun bu topolojiye nazaran sürekliliği gösterilmiştir. Daha sonra, bu tip demetler ve altındaki topolojik uzaylar arasında bazı cebirsel topolojik karakterizasyonlar verilmiştir.